Bence Türkiye'nin öğretmen yetiştirme sistemini yeniden düşünmesi ve 3+2 modelini ciddi biçimde tartışmaya açması gerekiyor.
Özetle, öğretmenlik yalnızca bir alanın bilgisini aktarmak değildir. Ancak bir öğretmenin, öğreteceği alanı da derinlemesine bilmesi gerekir. Önce güçlü bir alan eğitimi, ardından nitelikli bir öğretmenlik eğitimi...
adaylarını yetiştiriyor.Elbette bu sistemin uygulanabilmesi için alanlara göre yeterliliklerin belirlenmesi, öğretmenlik kontenjanlarının ihtiyaç doğrultusunda planlanması ve güçlü bir uygulama/staj sürecinin oluşturulması gerekir.
Burada önemli bir noktanın altını çizmek istiyorum: Bu modelde eğitim fakülteleri ortadan kaldırılmıyor. Tam tersine eğitim fakülteleri, öğretmenlik mesleğinin uzmanlık merkezi hâline getiriliyor. Öğretmenlik eğitimi konusunda uzmanlaşmış akademisyenler, bütün branşların öğretmen
okullara önemli bir bilgi birikimi taşıyabilir.
6. Öğretmen yetiştirmede niteliğin artırılması: Öğretmen adayları önce kendi alanlarında üç yıllık bir eğitim alacak, ardından öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği bilgi ve becerileri iki yıl boyunca kazanacaktır.
bilim şenlikleri aracılığıyla toplumun bilimsel kültürüne de katkı sağlayabilir.
5. Ziraat ve mühendislik alanlarının eğitime katkısı: Ziraat fakültesi mezunları tarım, toprak, bitki ve çevre konularında; mühendislik mezunları ise teknoloji, enerji ve tasarım konularında
4. Disiplinler arası öğretmen yetiştirme: Örneğin, astronomi bölümünden mezun olan bir öğrenci iki yıllık öğretmenlik eğitiminin ardından fen bilimleri öğretmeni olabilir. Üstelik bu kişi yalnızca okulda ders anlatmakla kalmaz; teleskop gözlemleri, astronomi etkinlikleri ve
3. Üniversitelerde öğrenci çeşitliliği: Bugün bazı temel bilim bölümleri yeterli öğrenci bulmakta zorlanıyor. Öğretmenlik için de bu bölümlerin tercih edilebilir hâle gelmesi, fizik, kimya, biyoloji ve astronomi gibi alanlara olan ilgiyi artırabilir.
2. Öğretmen istihdamında esneklik: Örneğin, bir yıl fizik öğretmeni ihtiyacı artarken başka bir yıl biyoloji veya kimya öğretmeni ihtiyacı artabilir. Bu sistem sayesinde öğretmen yetiştirme ve istihdam politikaları daha esnek biçimde planlanabilir.
astronomi veya mühendislik gibi alanlarda güçlü bir akademik altyapıya sahip olur. (Şu an fen bilgisi mezunu olan ve doktora sonrası eğitim fak. de akademisyen olanların birçoğu ne fizik, ne kimya ne de biyoloji dersleri veremiyor.)
2 yıllık bir pedogoji ve alan eğitimi programıyla bu kişler çok rahatlıkla ortaokullarda fen bilgisi öğretmenliği yapabilirler.
Bu sistemin sağlayacağı avantajlar nelerdir?
1. Alan uzmanlığı: Öğretmenler, yalnızca öğretmenlik bilgisine değil, aynı zamanda fizik, kimya, biyoloji,
düşünme kültürüne sağlayacağı katkıyı hayal edebiliyor musunuz?Ya da ziraat fakültesinden mezun bir öğrenciyi düşünelim. Bu kişi, fen bilgisi öğretmenliği lisans programına kıyasla biyoloji, kimya ve fizik alanlarında çok daha kapsamlı bir eğitim almış olabilir.
fizik öğretmeni olarak ülkenin farklı bölgelerine dağılıyor. Bu öğretmenler yalnızca ders anlatmakla kalmıyor;okullarında teleskoplarla gözlem etkinlikleri düzenliyor, öğrencilerini ve çevre halkını uzayla buluşturuyor. Böyle bir uygulamanın toplumun bilimsel merakına ve bilimsel
liselerde öğretmenlik yapabilecek şekilde yetiştirilebilir. Bu model, Millî Eğitim Bakanlığı açısından da norm kadro planlamasında önemli esneklikler sağlayabilir.Bir düşünün: Her yıl 50 astronomi mezunu, iki yıllık pedagojik ve alan eğitiminin ardından fen bilgisi ve
pedagojik formasyon ve alan eğitimi programına kabul edilmelidir. Buradaki en önemli nokta, ikinci aşamaya öğrencilerin seçilerek alınmasıdır.Böylece toplam beş yıllık eğitimlerini tamamlayan mezunlar, gerekli yeterlilikleri kazanmaları koşuluyla hem ortaokullarda hem de
Öğrenciler öncelikle fizik, kimya, biyoloji, astronomi, mühendislik, ziraat gibi ilgili fakültelerde üç yıllık bir alan eğitimi almalıdır.Bu eğitimin ardından öğretmenlik mesleğine yönelmek isteyen öğrenciler, belirli ölçütlere göre seçilerek eğitim fakültelerinde iki yıllık
öğretmen yetiştirmede daha güçlü bir konuma getirilmelidir. Önerim, sınıf öğretmenliği dışındaki branşlarda mevcut lisans programlarının yerine 3+2 modelinin uygulanmasıdır.
Peki, nedir bu 3+2 modeli? Fen bilgisi öğretmenliği üzerinden açıklayayım.
Eğitim fakültelerinde sınıf öğretmenliği dışındaki branş öğretmenliği lisans programları kapatılmalı ve 3+2 modeline geçilmelidir.
Öncelikle yanlış anlaşılmasın: Eğitim fakülteleri kapatılmalıdır demiyorum. Tam tersine, eğitim fakültelerinin işlevi yeniden tanımlanmalı ve
