Onur Tolga Sehitoglu retweeted
İstanbul Dereleri'nin iki yanındaki 100 mt yapılaşma yasağının 1988'de kaldırılarak imara açılması, 1990 ve 1994'te alınan kararlarla iptal edilir. Ta ki 2013'e kadar. Bu tarihte 100 mt lik yapılaşma yasağı 10 mt ye düşürülür.
Hülya Dinç'in doktora tezi: drive.google.com/file/d/1bte…
Şimdi bir belediye başkanı düşünelim. Sel riskine karşı dere islah çalışmaları yapıyor, şehrin 20 yıl sonraki susuzluk riskini planlıyor. Bu şehirde 10 yıl bu tür sıkıntı olmuyor. Bu belediye başkanının bir daha seçilme şansı var mı? Yok. Çünkü görünen bir icraat yok.
Fatma Betül Sayan olayı ortaya konuyor ki sahte diploma olayı çok ciddi. Acilen bütün üniversiteler son 10 yılda mezuniyet ve ÖSYM giriş+yatay geçiş verilerini karşılaştırmalı. Bir bilgiişlem uzmanının en fazla bir haftasını alır...
Eskiden bakanlara o 53 milyon TL yi nereden buldun diye sorar onu mevzu yapardık. Şimdi yatırdığı 53M dan 800milyon kazanan bakan var. Bu öyle böyle skandal değil....
Matematik gerçek hayatta ne işimize yarayacak diyerek öğrenmeyenler için: borsadan hortumlanan 20myr$ ile 100m2 lüks daire yapsan 200bin konut ediyor. Yani koca bir şehir....
Onur Tolga Sehitoglu retweeted
Kamuoyuna,
CMK'nun 108. maddesi uyarınca, otuz günde bir, müvekkilimiz Deniz Göktaş'ın tutukluluk incelemesi yapılmaktadır. Son tutukluluk incelemesi 24.08.2026 tarihinde gerçekleştirilmiş ve müvekkilimizin tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. Söz konusu karara karşı yaptığımız itiraz, bugün saat 17.03 itibariyle İstanbul Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edilmiş ve müvekkilimizin tutuklu bulunduğu her iki suçtan da ( Cumhurbaşkanına Hakaret ve Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik) tahliyesine karar verilmiştir. Üzülerek ifade edelim ki, daha bu karara ilişkin olarak cezaevine tahliye müzekkeresi yazılmadan, müvekkilimiz “Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisinde Daltonlar çetesini övdüğü iddiasıyla “Suçu ve Suçluyu Övme” suçunu işlediği gerekçesiyle tutuklama talebiyle İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği’ne ( ilk tutuklama kararı da bu hakimlik tarafımdan verilmiştir) sevk edilmiş, bu işlemler hakkında tarafımıza haber verilmeden Baro'dan bir avukat tayin edilmiş ve sonuç olarak müvekkilimiz tahliye edilmeden yeniden tutuklanmıştır. Savcılığın ikinci ayını tamamlayan soruşturmada, bu yeni suçlamayı tahliye kararından dakikalar sonra ve mesai saatleri dışında devreye sokması, 1970’li yıllarda ve 12 Eylül döneminde vücut bulan “Kişiyi ne olursa olsun cezaevinde tutma” anlayışının dirildiği kuşkusunu yaratmaktadır. Hiç kuşkusuz tüm itiraz haklarımızı sonuna kadar kullanacağız ve adaletin tecelli etmesi maksadıyla hukukun sınırları içinde azami mücadeleyi yapmaya devam edeceğiz.
Deniz Göktaş Vekilleri
AİHM’in Osman Kavala kararının önemli bir kısmını okudum, hukukçu arkadaşlarımızla üzerine bir ön değerlendirme de yaptık. Ne yazık ki bu karara sebep olan durum, memleket için bir utanç vesikasıdır.
Bu kararın anlamı Osman Kavala ile ilgili yargılama adı verilen tüm sürecin hükümsüz olduğudur. Bu karar ortadayken tüm Gezi tutsakları için verilen kararların da hükümsüz olduğu açıktır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Anayasa Mahkemesinin artık etkili bir hukuki mekanizma olmadığını, Silivri’de esir tutulan Hatay Milletvekilimiz Can Atalay ve Tayfun Kahraman örnekleri başta olmak üzere tüm Gezi tutsaklarını kapsayan diğer hukuki garabetleri de kanıt göstererek tane tane ortaya koyuyor.
Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. AİHM kararlarının da Anayasa gereği uygulanması gerekir.
Ama tüm bu açık hükümlere rağmen AYM kararlarını uygulamayan ve bu memleketi bu utanç vesikası karar ile karşı karşıya bırakanlar var.
Osman Kavala derhal serbest bırakılmalı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile Anayasa Mahkemesi kararları anayasal hükümler doğrultusunda derhal eksiksiz biçimde uygulanmalıdır.
Osmanlı'dan kurtuluş anlaşılır diye milli mücadele diyeceğiz de o zaman da Osmanlı'yla mücadele anlaşılmaz mı? Biz en iyisi Milli Yeniden Yapılanma diyelim. Ya da sana Allah senin belanı versin diyelim...
NATO için ODTÜ yurtları boşaltılıyormuş. Bir topluluğa potansiyel suçlu muamelesi yapıp onları keyfi şekilde haber vermeden barınaksız bırakmak ne insanlıkla bağdaşır ne anayasayla (hala önemseyen kaldıysa)!
Onur Tolga Sehitoglu retweeted
Bugün mezunu olduğum, kayyumun ve paraşütçülerinin usulsüzlüklerini ortaya çıkardığım @UniBogazici'de öğretim üyeliğinden "geliştirdiğim yazılımı paraşütçüye kullandırmayı reddettiğim için savunma hakkı verilmeden" çıkarıldım. +++
YÖK’ün Prof. Dr. Tuna Tuğcu hakkında verdiği hukuksuz ihraç kararını tanımıyoruz.
Akademik özgürlüğü, üniversite özerkliğini ve savunma hakkını hedef alan bu karar geri çekilmeli, Prof. Dr. Tuna Tuğcu görevine iade edilmelidir.
(1/2)
Gün geçmiyor ki YÖK bizi yeni bir icatla şaşırtmasın:
resmigazete.gov.tr/eskiler/2…
Doktora giriş için merkezi bir sınav daha yapılacakmış. Her disiplinde merkezi sınav nasıl yapılacak? Konulu olmayacaksa ALES ne? Öğrenci ne zaman ALES sonucunu alacak da bu sınava girecek?
Sürekli birileri kararlar alıyor, 3 yıllık üniversite, gümrük muafiyetinin kaldırılması, en son da BDDK'nın kredi kartı kararı... Bırakın tartışmayı, kimse sebep söylemek, ikna etmeye çalışmak için çaba sarfetmiyor. Kimsenin hesap verme korkusu yok. Keyfiyetle yönetiliyoruz.
Yüksek öğrenimin 3 yıla çıkmasının aileleri rahatlatacağı yanılgısı: 1. Çoğunlukla şehir dışındaki öğrencilerin masrafı okulda geçirdiği süreyle orantılıdır. Bu değişmeyecek. 2. Çoğu öğrenci yoğunlaşmış programa dayanamayık ders bırakacak ve 4 yılda mezun olacak +
Onur Tolga Sehitoglu retweeted
YÖK Başkanı Sn. @erolozvar, üniversitelerde lisans eğitiminin üç yıla indirilmesi kararını nasıl aldınız? Bu değişikliği önermeden önce üniversite bileşenlerinin görüşünü sordunuz mu? Hangi kurum ve uzmanlarla görüşerek, tartışarak ve danışarak ve de hangi süreçleri işleterek böyle bir öneride bulunuyorsunuz? YÖK'ün son beş yılda hazırladığı strateji belgelerinin hiç birinde böyle bir önerinin bulunmamasını nasıl açıklıyorsunuz?
Konuyla ilgili soru önergemi Meclis’e sundum. Bu kadar önemli bir değişikliğin oldubittiye getirilmesine izin vermeyeceğiz.
Üniversitelerde 14-15 hafta ders yapılır. 2 hafta final değerlendirme kayıt derken bir dönem 18 hafta sürer. Dönem arasıyla birlikte 40 hafta kadar eğitim faaliyeti olur. Öğrenciye staj ve tatil için 12 hafta kalır. 12 haftalık 3 döneme çıkınca ne olacak? +
YÖK'ün uygulama ve bütün üniversitelere dayatmaya çalıştığı sistem en çok öğrencileri mağdur edecek eğitimin kalitesini aşağı çekecek bir sistemdir. Araştırmaya ne olacağını hiç konuşmaya gerek yok. +














