Sevgili Ahmet’in mesajını ve yazısını herkesin görmesini isterim.
Nasıl bir alçaklıkla, nasıl büyük bir dolandırıcılıkla karşı karşıya olduğumuzun çıplak örneklerinden birisi…
Herkese selamlar,
Uzun yıllardır Beyoğlu'nda işletmecilik yapıyorum. Bu süre içinde hiçbir işletmem adli bir olayın konusu olmadı. Geçtiğimiz haftalarda ben ve işletmelerim sosyal medyada hedef gösterildik. Bunun ardından bir cumartesi akşamı Narkotik Şube ekipleri işletmemi aradı; çalışanlarım ve müşterilerim de arandı. Aramada hiçbir suç unsuru bulunmadı. Buna rağmen gözaltına alındım ve "uyuşturucuya yer sağlamak" suçlamasıyla tutuklandım. Üstelik ifadem sırasında bu suçlamaya ilişkin tek bir soru dahi sorulmadı.
Fon dolandırıcılığı soruşturmasında 84 kişi tutuklandığı söyleniyor ama sayı 85; fon dolandırıcılığa ilişkin sorular soran TİP Milletvekili Ahmet Şık'ın arkadaşı olmam sebebiyle ben de tutukluyum.
Fon dolandırıcılığı iddialarında "lekelenmeme hakkı" gözetiliyormuş, masum bir insanın onurunun ve saygınlığının lekelenmemesi gerektiği kuşkusuz. O zaman ben de sorayım: hiçbir suç unsuru ile ilişkilendirilemeyen benim lekelenmeme hakkım yok mu? Ben neden suçlu olarak gördüğüm insanların arasındayım? Ya ağzımızı açmayacağız yada uyuşturucu tacirlerinin arasına mı atılacağız?
Yaşadıklarımı ve cevabını aradığım soruları Medyascope için yazdım:
. retweeted
Guy Ritchie’nin “Snatch”inden En az 3 tane soundtrack aparmışlar.
“Diamond”
“the Mad Flute” en belirgin olanları.
Yani esinlenmeyi anlarım bi yere kadar ama bu kadar bütçeli ve prime işlere nasıl bitirme ödevi özeni bile göstermiyorsunuz ve netflix nasıl bu a ok oluyor inanamıyorum artık
İnsan sadece Haysiyeti için yaşamaz, bazen Ölür de!
Sarı Saruhan'un dar ağacına yeni söz ekledi.
#organizeişler
. retweeted
Türk sinemasındaki Guy Ritchie öykünmesi son bulmalı. Olmuyor oğlum işte! Başka bir şey deneyin. Kendi dilinizi bulun. Acayip bir saplantı oldu memleket sinema insanlarına. Başka bir kültürün, başka bir mizahı o. Orada olunca oluyor, burada olmuyor. Orada olsaydı beğenirdik, burada olunca beğenmiyoruz.
. retweeted
Aşağıdaki videonun paylaşılmasından sonra partinin X hesabına erişim engeli getirildi.
Oturtulduğu koltukta derebeylik kurmaya çalışan adaletin mezar kazıcısı Akın Gürlek, içinde yaşadığı karanlığı tehdit eden her türlü ışığı söndürmek gayretinde.
Ama hakikatin her zaman ortaya çıkmak gibi bir kötü huyu vardır.
Sildirmeye çalıştığın pasif tapu kayıtları ne oldu? @abakingurlek
. retweeted
Malumunuz, iktidarın siyasi muhaliflerinin olur olmaz gerekçeler ve uydurmalarla hapse atıldığı bir ülkedeyiz. “Tutuksuz yargılama esastır” ilkesini savunmaktan vazgeçmedik, vazgeçmeyiz elbette. Yine de bu prensibin neden her seferinde alengirli işlere bulaşan, suç delilleri de sabit olan iktidar mahfillerine uygulanmadığının bir yanıtı verilmeli.
“Nereden edinildiği de açıklanmayan toplam 163 milyon TL’yi eşiyle tek bir hisseye yatırıp kısa sürede 2 milyar 200 milyon TL’nin üzerinde para kazandığı ortaya çıkan fon soyguncularından eski bakan ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya neden hala tutuklanmadı” diye sormak elzemdir mesela.
Bu önemli hatırlatmadan sonra diğer konumuza geçelim.
Süzer Holding’i bilirsiniz; bilmiyorsanız İstanbul’da yaşayan herkes gibi "Gökkafes" olarak anılan Süzer Plaza’yı bilirsiniz. Belirtmeden geçmeyelim, Türkiye’deki Ritz-Carlton otel zincirinin sahibi de Süzer Holding. Holdingin yönetim kurulu üyesi ve veliaht Ali Baran Süzer, 2025 yılının sonlarında İstanbul’da, Akın Gürlek’in başsavcı olduğu sırada düzenlenen uyuşturucu soruşturması kapsamında bir grup şüpheliye birlikte gözaltına alındı. İlk etapta adliyeye sevk edilen 3 kişiden birisi tutuklanırken veliaht Süzer ve diğer şüpheli adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı diye belirtip devam edelim.
Bu Süzer Plaza çok hareketli yer. CHP’nin İstanbul kayyımı Gürsel Tekin, defaatle bu Süzer Plaza’daki “Nobu” isimli restoranda görülüyor. Hem de kimlerle hem de kayyım olmasından önce... Ama daha önemlisi var: Son günlerin olaylı kurumu SPK de Süzer Plaza’da bulunuyor. Denilen o ki soruşturmalar vesilesiyle SPK ile yakından ilgili bakan da Süzer Plaza’daki en lüks dairelerden birinde kiracıymış. Hayli yüksek bir meblağ olan kirası ödeniyor mu? Ödeniyorsa memur maaşıyla nasıl oluyor bilmiyoruz. Bir de kiracısı olduğu lüks dairenin tadilat ve dayanıp döşenmesi kısmının da Süzerler tarafından karşılandığı söyleniyor. SPK’nin, Süzer Plaza’ya taşınmasına önayak olduğu kamuoyunda yaygın olarak kabul gören AKP’li iş insanı Davut Yasin Bilen var bir de… Bu dairenin sahibinin de o olduğu iddia ediliyor. Davut Yasin Bilen ile devam edelim. Bilen, Süzer Plaza’da yaşıyor (kaynak yaşatılıyor diye aktardı) ve iddiaya göre bir takım alengirli işlerin çözülmesinde ilgili taraflara yardımcı oluyor.
83 yaşında olmasına rağmen her gün işinin başında olan baba Mustafa Süzer’in büyük bir hayali var. İstinye sırtlarında kendisine ait olan çok büyük bir araziye içinde alışveriş merkezlerinin de bulunduğu “Marmara” isminde bir konut projesini hayata geçirmek istiyor Mustafa Süzer. Ama bildiğiniz gibi bir yandan da Süzer Plaza’nın kendisi zaten kaçak. Usulsüz birçok işlemle oraya dikildi ve yıkılamadı. Bedrettin Dalan’ın belediye başkanlığı döneminde ruhsat izni verilen inşaatın durdurulup yapılanların yıkımı için sonraki belediye başkanları Nurettin Sözen ve Recep Tayyip Erdoğan çok uğraştı. Ama dönemin ANAP iktidarında yıkımın engellenmesi için Şişli ve Beyoğlu ilçelerinin sınırları değiştirildi. ANAP’lı Şişli Belediyesi'nden gerekli izin ve onaylar alınarak projenin önü açıldı.
(Meraklısı, Gökkafes diye anılan Süzer Plazanın hikayesini şu linkten okuyabilir: mimdap.org/gozlem/ystanbulun…)
Her ne kadar her şey kitabına uydurulmuş gibi görünse de bu konu Demokles’in kılıcı gibi Süzerler üzerinde sallanıyor. Türkiye’de geçerli rejimin bir tek kişinin dudakları arasındayken ve yargı da o dudaklardan dökülecek söze çok kıymet verdiğinden kimsenin ve hiçbir şeyin garantisi yok. Bir de oğul Süzer gözaltında iken Süzer Plaza’da Davut Yasin Bilen’in ev sahipliğinde milyonlarca doların çok sık konuşulduğu hayli hareketli günler yaşanmış. Bu hareketli günlerde Süzerlere ait Bebek’teki villalardan da konu açılmış ama nihayetinde ortalık sakinleştikten sonra Akın Gürlek Ritz Carlton’daki dairelerden birinde kiracı olmuş. Tapu kaydının Davut Yasin Bilen adına olduğu öne sürülen daire, yeni taşınacaklar için tadilat yapıldıktan sonra içi de dayanıp döşendikten sonra teslim edilmiş. Dairenin 30 milyon TL tutan tadilat ve döşenmesi işlemleri de Süzerlere ait şirket tarafından gerçekleştirilmiş iddiaya göre. Dairenin kirasıysa 750 bin TL… Ritz Carltonda kiracı olan Gürleklerin üst kat komşusu uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan Baran Süzer, yan daire komşusu ise yine uyuşturucu soruşturması şüphelisi olan Ali Ulusoy. SPK’nin de içinde bulunması nedeniyle Elif Gülşah Gürlek, İstanbul’un trafik sorunuyla boğuşmadan evle işi arasındaki mesafeyi asansörle katediyor. Hatta yemeklerini de plazanın içindeki lüks restoranda yiyor.
Şimdi Akın Gürlek’e sorularımıza geçelim:
1-) Davut Yasin Bilen’in veya yakınlarından birinin Süzer Plaza’da dairesi var mıdır?
2-) Akın Gürlek ve eşi Elif Gülşah Gürlek bu dairede kiracı mıdır?
3-) Dairenin aylık 750 bin TL kira bedeli ödenmekte midir? Kim tarafından? Dekontlrı var mıdır?
4-) Dairenin 30 milyon TL tutan tadilat ve dayanıp döşenmesi maliyeti kim tarafından karşılanmıştır?
5-) Tapuda evin sahibi olarak görünen Davut Yasin Bilen‘le ne tür bir ilişkiniz vardır?
6-) Aynı zamanda SPK’nin yönetiminde olan Elif Gülşah Gürlek’in plazada bulunan “Nobu” isimli restorandaki yediği yemeklerin aylık 250 bin TL’nin faturası kendisi mi Bakan bey mi yoksa Süzer holding mi ödemektedir?
Evet arkadaşlar hesabım erişime egellendi. Ertuğrul Özkök ve Fatih Altaylı hesabımı kapattırmış. buraya geçelim içinden geçicem ikisinin de 😛😝 >>> @Aquerancia
Deniz Göktaş’ın yaptığı şey savunma değil, baştan beri planlanmış bir baskın gibi. Silahı kelime, cephesi kürsü. Sözün devrimci şiddeti bu işte. Böyle bıçakla deşer gibi yarayı. Kan dökmez ama iktidarın kurduğu korku duvarında gedik açar. Etkisi bir eylem kadar sert, bir final kadar kesin.
Aslan parçası.
. retweeted
Dini aşağılamadan 7 ay 15 gün, CB’ye hakaretten 11 ay 20 gün ceza ve tahliye kararı verildi.
. retweeted
Deniz Göktaş’a seveceğiz, koruyacağız sırtımızı dayayacağız arkadaşlar. Adam kelle koltukta seni sırtında taşımaya and etmiş. Deniz Göktaş sosyalizmdir ve umut sosyalizmde.
Deniz Göktaş’ın savunmasını herkesin okumasını istiyorum.
Özellikle umutsuzluğa düşenlere sesleniyorum: böyle cesur ve zeki gençlerimiz varken bu ülkenin teslim alınması mümkün değil.
. retweeted
Deniz Göktaş hakim karşısında:
“Ters kelepçe yetmiyormuş gibi beni zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürdüler. İnsan insana bunu yapmamalı”*
. retweeted
Deniz Göktaş: Nagehan Alçı’nın eleştirilerini gördüm. Kendisinde mental retardasyon sorunu olduğu için fazla üstüne gitmek istemiyorum.
(Mental retardasyon: Bireyin genel zihinsel işlevlerinin ve öğrenme, problem çözme ve çevreye uyum sağlama gibi becerilerinin kendi yaş ortalamasının anlamlı derecede altında olması durumudur)
Deniz Göktaş: CİMER’e yapılan bir şikayet şöyle, “İdam cezası olan bir ülkede idam edilmesini talep ediyorum, teşekkürler.” Benim bu kişiyi kin ve düşmanlığa tahrik ettiğim iddia ediliyor. Bu kişide öyle bir kin var ki tüm Ortadoğu’ya yeter. Benim tahrik etmeme gerek yok. Adam idam inovasyonu öneriyor. Elde idamlık bir komedyen var ve bunu idam cezası uygulayan ama elinde idamlık komedyen olmayan ülkeye ihraç etmeyi teklif ediyor. CİMER de altına “Talebiniz alınmıştır” diye yazmış. Umarım kabul edilmez. İdam edilecek komedyen benim diye duygusal mı yaklaşıyorum, bilmiyorum.
. retweeted
Mahkeme başkanı: “Stand up gösterin bile 1 saat sürüyor. 1,5 saattir konuşuyorsun bitir artık.”
. retweeted
“CB için terapiye gitmesi yönpnde ifadelerim de hakaret olarak niteleniyor. Ben psikoloji mezunuyum ve terapiyi hakaret olarak görmem ve kullanmam.”
. retweeted
“Diktatör sözcüğü hakaret değildir. Bir başka komedyen cumhurbaşkanı için diktatör yerine demokrattır dese benden daha çok güldürür.”
. retweeted
“Adliyeye getiridiğimde zorla Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürdüler. 3 kez reddetmeme rağmen ellerim kelepçeli halde iken yanıma getirildi. Halbuki kendisinin benimöüzerşnde reklam yapmaması için görüşmek istemiyordum. Ama getirdiler tanıma ve bana, “neden döndün ki ülkeye” dedi. Ben de kendisine “CHP’yi salın” dedim.
















