Doğaçlama İçin Elkitabı yazarı. İstanbulimpro üyesi oyuncu. Müzik yapar,çalar söyler. https://xitter.cf/t.co/194jusIBzw da yazar.

kuralsız alanın prensipleri
Joined August 2009
Bu floodda 20 yıldır verdiğimiz doğaçlama atölyelerinin katılımcılara etkilerini anlatacağım. Anlatacaklarım onların bize ifade ettiklerinin yanında gözlemlerimizi de içerecek. #doğaçlama #doğaçlamatiyatro #impro #doğaçlamaatölyesi @istanbulimpro
5
10
2
36
Koray Tarhan retweeted
Bu erişim engeli kararı açık bir faşizm uygulamasıdır. Sadece gerçekleri ifade ettiği ve halkın haklarını savunduğu için bir siyasi partinin genel merkez hesabının erişime engellenmesi yalnızca bir sosyal medya ablukası değil bir bütün olarak demokratik siyasete fiili bir saldırıdır. O yasakladığınız cümlelerin hepsini sokakta da TBMM kürsüsünde de söylemeye hatta gözlerinizin içine bakarak söylemeye devam edeceğiz. Ne yapacaksınız? Asacak mısınız, vuracak mısınız, dövecek misiniz, hapse mi atacaksınız! Bak açıkça söylüyorum; elinizden geleni ardınıza koymayın. Biz devrimciyiz, nefes aldığımız sürece halka karşı bir suç işleyen varsa yakalarız, kulağından tutar halkın önüne koyarız. Bu abuk sabuk kararı kabul etmiyoruz, bu kararların altına imza atan herkesin yargılanacağı günlerin sözünü veriyoruz.
Partimizin Genel Merkez ve İstanbul İl Başkanlığı X hesaplarına erişim engeli kararı verildiğini sosyal medya aracılığıyla öğrendik. Söz konusu kararlar ise henüz uygulamaya konmamıştır. Yaptığımız incelemede, fon vurgununu ifşa ettiğimiz açıklama ve yayınlarımız için bu baskı ve sansüre maruz kaldığımız anlaşılmaktadır. Bir siyasi partinin sözünün engellenmeye çalışılması açıkça özgürlüklere ve hukuka aykırıdır, siyasi partilere dönük saldırı niteliğindedir. Saray rejimi, derinleşen yönetim krizini ve toplumun farklı kesimlerinden yükselen itirazları baskı, sansür ve yasaklarla bastırmaya çalışıyor. Kendisine yönelen her eleştirel sesi susturmayı, halkın örgütlü mücadelesini görünmez kılmayı ve toplumsal muhalefetin sesini kısmayı bir yönetme pratiği hâline getiriyor. Partimizin sosyal medya hesabına yönelik bu müdahale, yalnızca bir iletişim kanalının engellenmesi değil; halkın haber alma hakkına, düşünce ve ifade özgürlüğüne ve demokratik siyasete yönelik bir saldırıdır. Erişimi de engelleseler; sansürle, baskıyla da gelseler halkımızın emek, özgürlük, eşitlik ve adalet mücadelesini susturamayacaklar. Bu karanlık, ne olursa olsun bitecek! Baskılarınız sökmeyecek, halkın mücadelesi kazanacak. Biz kazanacağız!
60
1,651
24
7,027
74,921
İstanbul’da sel haberlerine yasak gelmedi mi henüz?
52
Koray Tarhan retweeted
Ekrem İmamoğlu'nun susturulan sesini duyabileceğiniz sınırlı kaynaklardan biri Furkan Karabay. Davayı canlı paylaşıyor. Siz de paylaşın.
Cumhurbaşkanı adayı ve seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil 53’ü tutuklu 435 kişinin yargılandığı İBB davasının ikinci duruşmasına 34’üncü günde devam ediliyor. İlk duruşmada savunma yapması engellenen Ekrem İmamoğlu ve avukatlarına cumartesi gününe kadar savunma süresi tanındı. Duruşmayı çok sayıda izleyici, gazeteciler, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel ve milletvekilleri takip ediyor. Ekrem İmamoğlu, sanık kürsüsüne geldi, kimlik tespitinin ardından savunmasına başladı. İmamoğlu'na mesleği soruldu, “İstanbul Büyükşehir Belediye başkanıyım" dedi.
4
827
5,541
216,520
Koray Tarhan retweeted
Deniz Göktaş'ın savunmasının tamamı; " 3 Temmuz'dan bugüne 88 gün geçti. Gösterimdeki cümle başına 22 gündür yüksek güvenlik cezaevinde bulunuyorum. Komedyen olarak sözlerimin böyle etki etmesi beni gururlandırıyor. Bu davayı bilmeyen birine 2027 yılında bir insanın hapse kapatılacak sözleri sorulsa cinsel taciz vs gibi bir sebep sanabilir. Müzisyenlikten daha farklı işliyor bizde sistem. Onlar kayıtlarını daha önceden yapar, biz canlı olarak gösteri yaparız ve kaydını sonra yayınlarız. Daha önce yüzlerce kez yaptığım gösteride olduğu gibi yaptık. Ters köşeye dayanır stand-up gösterisi. Ben davaya konu olan dört cümleyi yüzbinden fazla seyirciye oynadım ve yüzbinlerce kişi bunda bir şikayet sebebi görmedi. Türkiye'nin dört bir yanında şehrin en bilinen salonlarında oynadım. Gelen tek şikayet bilet bulunamasıydı. Bu gösteriyi ilk olarak Ekim 2022'de oynamıştım. Bu gösteriyi yayınlamadan önce Selam Selam isminde bir gösterim daha vardı, 6 milyona yakın izlendi. Bu gösterinin de ilgi görmesini bekliyordum, üç günde milyonlarca izlendi. Ben o sırada Hollanda'daydım, arkadaşlarım sokakta, toplu taşımada benim gösterimi izlediğini söylüyordu. Ama gündemi artık troller belirliyor. Takip ettiğim trollerden Şamil Tayyar ismini kullanan hesap bana cahil, zıpır dedi ama beklediği reaksiyonu alamadı. Bu sırada gösteriyi 2 milyon kişi izlemişti. ‘Ekrem İmamoğlu kısmını yayınlayıp siz buna sahip çıkıyorsunuz ama bakın neler diyor’ diyorlardı. 'Arkadaşlar dinle ilgili olan kısmından gidelim' diyorlardı birbirlerine. CİMER'e şikayet kampanyası başlattılar. Bu gösterinin yayınlanmasından rahatsız oldular. Cumhurbaşkanını eleştirdiğim kısımlara erişim engeli geldi, yurtdışına kaçtığım iddia edildi. İltica planımın bir parçası olduğunu söylediler. Ben gösteriyi 24 Haziran'da yayınladım. Yaklaşık yarım milyon değerinde bedelli askerlik parası ödedim, iltica edecek bir insan yarım milyon bedelli askerlik parası ödemez herhalde. Bütün yakın arkadaşlarım burada bir gelecek görmedikleri için göçtüler, ben bu sebeple turnem bittikten sonra yanlarına gidip onları geri dönmeleri için ikna etmeye çalışırım. Kaçtı haberlerini onların yanında okumak çok trajik oldu. Trollerin linç ve CİMER kampanyasından sonra hakkımda soruşturma başlatıldı. Avukatıma telefon edip döneyim mi dedim, o da yakalama yok ama geri dön dedi. Ben de döndüm. Pasaportta ekranda bir emniyet logosu belirdi. Polis yanlış pasaport okuttunuz herhalde dedi. Hakkımda yakalama kararı olduğunu söyledim. Polisler bile dönmemem gerektiğini teklif ettiler. Bu kadar bıkmış olmalarına üzüldüm. Telefonumu bile almadılar, sonra amir kelepçelenmem gerektiğini söyledi. Ben de kendim döndüğümü söyledim ve kelepçeye karşı çıktım. Polis vazgeçti ama ben istediğim için vazgeçmediğini söyledi. Sonra bekletildiğim yerde tekrar kelepçe takmamı istediler. Kendi ayağıyla gelmiş birine ters kelepçe takıldı. Kamerayla çekerlerken hep başım dikti. Hatta kamera arkadayken bile dönüp güldüm, en son uzaktan çekilmiş bir görüntüyü servis ettiler. Sonra Vatan'ın pis uyuşturucu kokan nezaretinde tutuldum. Polisler orada da neden döndüğümü soruyordu. Bir süre sonra beni adli tıbba götürdüler. Sebebini anlayamadım ama kan, idrar numunesi alındı. Uyuşturucu testi yaptılar, ne içtiysem hala çıkmadı sonucu. Adliye koridorunda beklerken ailem ve avukatlarım Kılıçdaroğlu'nun geldiğini, görüşmek istediğini söylediler. Hepsinde de sert bir şekilde reddettim. En sonunda polis zoruyla görüştürdüler. Kılıçdaroğlu bile ‘niye döndün, imkanım olsa ben de giderim’ dedi. Cezaevindeyken Deniz SEGBİS'in var dediler. Suçlama vahimdi. Daltonlar suç örgütünü övmekten tutuklandım. Ertesi gün tahliye edildiğim diğer suçlardan da tutuklandım. Masterchef izlerken tekrar tutuklandım yani. Üstümde bütün suçlardan tahliye olmuş bir insanın rahatlığı ve tekrar tutuklanmış bir insanın tedirginliği var. ‘Utangaç bir diktatör’ sözü suçlamama gerekçe gösterildi. Diktatör ifadesi siyasi bir ifadedir. Cumhurbaşkanı aynı zamanda AKP genel başkanı. Hiciv sanatına alışık olmalıdır. Mezarlıkta gülme olayı ise gazeteci Musa'ya verdiği röportaj sırasındadır. Buradaki suçlamayı anlamadım. Görece sempatik bir videosudur Cumhurbaşkanının. Terapi ise rencide edici bulunmuş, oysa herkesin gitmesi gerekebilir, psikoloji okumuş biri olarak terapiye gitmek rencide edici bir şey değildir. Sahneye çıkan biri yasaklanmamalı. Bu tüm vatandaşlar için endişe vericidir. Siyasiler bu eleştirilere göğüs germelidir. İddianamede Anayasa Mahkemesi'nin ifade özgürlüğüyle ilgili kararlarından bahsedilmiş, buna göre benim sözlerim suç değil. Ben çocukken Levent Kırca ve Ferhan Şensoy izlerdim. Onlar beni izlese yumuşak bulurdu sözlerimi. Tutuklu yargılama gibi bir şey mümkün değildi. Levent Kırca televizyonda yapıp herkesin evine giriyordu. O yıllarda ifade özgürlüğünü koruyan yasalar değişmedi, ama şu an bir komedyen hapis yatıyor. Değişen şaka kaldıramayan, kırılgan siyasetçiler. Bugün Ferhan Şensoy'u yasaklayan kişiler hatırlanmıyor ama Ferhan Şensoy’un oyunları ve sözleri hatırlanıyor. Politik mizahı yargının koruması gerekiyor çünkü komedyenler zaten yalnız insanlar. Ama diğer tarafın trolleri var. Politik mizah yasak değilse diktatör şakasında bir suç yok. Erdoğan'ın en yakın ekibine seçtiği kişi sıradan vatandaşların hakkına girdiği için affını istedi. Özeleştiri vermiyor ama kendisi üst taraftan affını istiyor. Bu sadece diktatör eğilimli insanların yönettiği ülkede olur. Diktatör olsam diktatör diyemezsiniz diyen birinin utangaç komedyen şakasından şikayetçi olması eleştirilecektir. Bunların hepsi politik mizahın bir parçasıdır. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlamasıyla ilgili suçlamaya üç cümlem gerekçe gösterildi. 100 bin beğeni ve milyonlarca izlenmenin karşısında 185 CİMER şikayeti bulunuyor. İlk şikayet Cumhurbaşkanı ile ilgili, dini değerlerle ilgili olan 184'ü ise 27 Haziran'da yapılmış. Şikayetlerin çoğu operasyonel hesapların yaptığı paylaşımlardaki video kesitlerine dayanarak yapılmış. Video ile de sınırlı kalmamışlar. Kadir Mısıroğlu adına açılan bir sayfadan birçok şikayet gelmiş. Sayfanın yöneticisi paylaşmış, 'emniyeti etiketleyip durmayın CİMER'e şikayet edin' demiş. Bunu da eklemişler şikayete. Bunların hiçbiri organik şikayet değil. Şikayet eden 185 kişi manipülasyondan etkilendi ama ben de şaşırdım çünkü öyle bir hava yaratıldı ki daha fazla şikayet bekliyordum. Sadece 185 kişiyi ikna edebilmişler. Türkiye'de tansiyon yaratan çok fazla kişi var gösteride ama 185 kişi bulabilmişler. Teletabilerden bile daha fazla kişi şikayetçi olmuştu. Bunların hiçbiri sanat eseri övmüş veya eleştiri yapmış insanlar değil, sadece yasak çağrısı yapmış kişiler. Halkı temsil ettiklerini düşünmüyorum. Beni hedef gösteren gazetelerden en ünlüsü karma eğitim kaldırılsın diye kampanya yaptı. Şikayetlerin hepsine baktım, üzücüydü. 185 kişiden biri Selçuklu devletini salataya benzettiğimi söylemiş. Başka biri Instagram takipçilerimin artıp azalmasını dış güçlere bağlamış. Başka birileri idam edilmemi veya sınır dışı edilmemi istemiş. Bir başkanı idam olan bir ülkede idam edilmemi istemiş. Nefret inovasyonu yapmış. Videoyu izleyen milyonlarca insan halk değil mi? Hiçkimse bu cümlelerden alınmamalı demiyorum kendi tercihleri. Aşağılayıcı bir ifade olmasa da kulağı tırmalayabilir, o zaman da yapılacak şey izlememektir. 'Oruç tutan canlı bomba’ şakası yarım bir şekilde alınmış iddianameye. Oysa oruç tutan otobüs şoförlerinden de bahsettim. Oruç tutan insanların sinirleri malum. Bir imadan bahsetmiyorum, açlıktan gelen sinirden bahsediyorum. Hiçbir polisten, infaz koruma memurundan, hastanede karşılaştığım insanlardan kötü bir şey duymadım, herkes yurt dışından neden döndüğümü soruyordu. 'Dördüncü kitap’ şakasıyla ilgili neye sinirlendiklerini anlamadım. Kutsal kitaba saygısızlık yaparak şehir şehir gezerek insanları güldürmem hayatın olağan akışına aykırıdır. Sanatsal bir üretimdir bu, dini bir üretim değildir. Saygısızlık ve aşağılama değildir. 'Dalgıçlar' şakasıyla ilgili söylemek istediğimin tam zıttıyla suçlanıyorum. Savcıya bununla ilgili ne savunma yapacağını anlamadığımı söyledim. O da izlememiş. Haşema giyilmesiyle ilgili suçlandığımı söyledi. Bunlardan suçlanmak üzücü. Komedyen yargılaması Türkiye'ye özgü değil, New York'ta da 1936'te komedyen yargılaması olmuş. Ama sonra ondan özür dilenmiş. Dalgıç şakasını izleyen herkes anlamış ama iddianameyi hazırlayanlar anlamamış. Hadi buraya kadar niyetimden şüphelisiniz, şakanın devamında başörtü yasağının sembol isimlerinden Deniz Baykal'ı anıyorum. Bu durum fazlaca altı çizili. Sosyal medyada bu şakadan dolayı bir dalgıç bana dava açacağını söylemişti. Bilmiyorum açtı mı ama sanırım şakayı anlamış. Stand-up gösterilerini güçlü buluyorum çünkü gülmeyi kontrol edemezsiniz. 90 dakikalık gösteri boyunca tabularımı, çelişkilerimi anlatıyoruma ama sadece dört cümleyi konuşuyoruz. Bu şakayı ilk olarak Ekim 2023'te yapmıştım, bir seyirci gelip 'Haşema demeyeceğinizi biliyordum' demişti. Bu anlama çıkarmak zoraki ve utanç verici. Bu suçlama canımı en çok sıkan. İddianameye bu cümlenin eklenmiş olması benim için büyük bir şans. Çünkü ben seküler kesime dair bir eleştiri getiriyorum. Suçlama kendi içinde eriyor aslında. Her konuya dair şakalarım var ve sıradan insanlarla ilgili değil şakalarım çünkü onlar benim seyircim. İddianamede 'şüpheli savcılık sorgusunda dalgıç derken haşemalıları kastetiğini ikrar etmiştir' yazılmış. Bu doğru değil, yanlış yazılmadıysa artniyetli bir durum. Nasıl böyle yazılabildi, şok içindeyim. Erdoğan'ın isminin geçmediği bir politik mizahın bir anlamı yoktur. Otoriteden lafını esirgemeyen Nasrettin Hoca hayatta olsa Erdoğan'dan başka bir şaka yapmazdı. Çıkıp reklam yapamasın diye sert konuştum. Avukatlarım bile benle görüştürülmüyorken neden Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm bilmiyorum. Kaçma ve delil karartma suçlamasıyla tutuklandım. Mahkeme hakimi, “stand-up gösterin bile 1 buçuk saat sürdü” diyerek Göktaş'tan savunmasını toparlamasını istedi. Göktaş da 88 gündür cezaevinde olduğunu belirterek, “Daltonları övmek suçlamasıyla tekrar tutuklandım ve bu yüzden fazladan bir aydır cezaevindeyim. Kaçma şüphem yok, yurt dışından kendim döndüm. Hayatımdan 3 ay çalındı. Hayatımda en özgür ve kalabalık hissettiğim 3 aydı. Yüzlerce mektup geldi. Söylediğim hiçbir sözde suç içeren bir söz yok. Beraatımı ve tahliyemi talep ediyorum. (Punto24 Dava Takip paylaşımlarını Thread ile birleştirerek hazırladım Teşekkürler @P24DavaTakip )
45
829
113
3,173
266,088
Koray Tarhan retweeted
TÜSİAD, Müsiad, TİSK’e, Holding merkezlerine, sarı sendika merkezlerine ve siyasi iktidara sesleniyorum. Açık, harbi, adil dövüşün.. İşçiyi, halkı susturamaz, gerçeği başka türlü gösteremezsiniz! Bakın ülkenin büyük çoğunluğu yoksul ve bu onurlarına dokunuyor! Korku yok bizde
6
282
8
1,732
137,991
Koray Tarhan retweeted
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar, Yarın, 28 Eylül Pazartesi, Çağlayan Adliyesi’nde saat 10:00’da duruşmam var. 88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş. Biraz da cezaevinden havadisler: Sınıf atlama heyecanı var Karatepe’de mahallemize 2 özel jeti olan komşu taşındı. Herkes bir gecede radikal seviyede artan refah seviyesine uygun davranmaya çalışıyor. Ben de buna uygun olarak bu tweette “zengin derdi” sayılacak bir konu seçtim: Cezaevi ve müzik. “Müziksiz yaşayamam” tipi bir insan hiç olmadım, hatta epey de yaşarım ama “müziksiz 88 gün yaşayamam” tipi bir insanmışım meğer. Rüyalarımdan birinde; tahliye olduğumu fark edince hemen Peyk açıyordum ama Peyk olmayan bir şey çalıyordu. Radyo ve Dream Türk var ama hep Peyk olmayan bir şey çalıyor. Şimdi övmeye çekiniyorum; TRT 2’yi övdüm, son 1 aydır yok. Radyo 3 sağolsun, Gojira çaldı 1 saat. Böyle mucizevi anlar dışında pek seçenek yok. Bu yüzden bu yaşa kadar ergen inadıyla taşıdığım Türkçe pop alerjimi aşmam gerekti. Bu hafta savunmama hazırlanırken 24 saat boyunca Dream Türk açıktı. Sadece yan komşum Haluk Levent, Mamak Türküsü ya da Haziran’da Ölmek Zor çaldığında TV’yi kapatıp avluya çıkıyorum. Kuyu tipinin tek iyi yanı akustiği olabilir. 24 saat Dream Türk izlerseniz 4 kere Ezhel’i görebiliyorsunuz, özledik. Onun dışında Türkçe pop. Girl Band, Boy Band ve Karışık Band salgını var, herkes dikkatli olsun. Kalabalık ortamlara girmeyin, aniden bir koreografinin parçası olabilirsiniz. Favorilerim:  Eypio & Sibel Can – Kıyamam  Mabel Matiz – Umrumdışı Hücremde Mabel Matiz’in “Ben büyüttüm boy boy” dansını yaparken infaz koruma memuruna yakalandım. Bir kere de derbi günü MasterChef izlerken yakalanmıştım, iki etti. Savunma öncesi gündemden uzaklaşmak için seçtiğim bu yumuşak konuyu burada yazdığım bir rap ile bitireyim. Sabah 9’da ekmek dağıtımı oluyor. Haftada birkaç gün de ekmekle birlikte poğaça veriliyor ve kruvasan neşesi yaşanıyor. O günler önce koridorda servis tezgâhının tekerleğinden çıkan sesler yankılanıyor. Sonra dağıtımı yapan memur bozacı gibi bir nağmeyle bağırıyor: “Ekmek ve poğaçaaaa” (Fuat Ergin tarzı bir flow’la) Ekmek ve poğaça
Vaktimiz bolca
Cicibebe olmasa
Halimiz n’olcak
Menü ful carbo
Ne peynir ne yarım kadeh Doluca
Haluk, Cem, Özkan, ben
D Blok dört yapraklı yonca Görüşmek üzere.
1,145
9,248
998
58,656
4,063,206
🎭 Profesyonel doğaçlama tiyatro topluluğu İstanbulimpro tarafından düzenlenen "İstanbul Uluslararası Doğaçlama Tiyatro Festivali"nin altıncısı 7-10 Ekim'de tiyatroseverlerle buluşacak v.aa.com.tr/4063068
3
7
491
Koray Tarhan retweeted
“F tiplerinde mahpusların gün boyu kullanabildikleri havalandırma avluları bulunurken, kuyu tipi hapishanelerde hücrelere ait bir havalandırma alanı yoktur” 1/2
2
75
468
59,794
Saçmalık. Bildiğin saçmalık.
59
Koray Tarhan retweeted
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar. Size bu satırları hemen yan hücremden gelen “Aşkın mapushanee, içindee ben mahkum” dizeleri eşliğinde yazıyorum. Bir düzeltmeyle başlayayım; tanımadığım ve görüşmediğim bir avukat “Deniz bizi unutmayın dedi ” gibi bir bilgi yaymış. Ne böyle bir duygum var ne de öyle bir talebim oldu. Aksine sürekli beni paylaştığını öğrendiğim arkadaşlarıma şu mesajı yolladım: “Abartma be king, yaz böyle geçmez.” Hazır hayatımın ilk tekzibini yapıp kendimi bir şey sanmışken hız kesmeden ikinciyi de yapayım. Biraz gecikmeli olacak ama tutuklandığımı öğrenince söylediğim “neşemizi çalamazlar” mesajını tırnak içinde olduğunu vurgulayarak söylemiştim. Nöşömözü çolomozlor gibi. Ama adliyeden Twitter’a ulaşana kadar yolda ironik tırnaklar kaybolmuş. Bana bu haberler geç geldiği için özetle şöyle diyebilirim; romantik, arabesk ya da talepkar bir cümle duyarsanız bilin ki doğru değildir. Çünkü ruh halim — olumlu anlamda — üçünden de uzak. Evet, Çorlu’da birinci ayımı doldurdum. Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiğim şehir Tekirdağ oldu. Beş Şehir’i tamamladım. Gelirseniz gezdiremem ama şehrimizin en çok ziyaret edilen noktası olan cezaevine çoğu Tekirdağlıdan daha hakimim. En iyi köfteciyi herkes bilir. Moralim yerinde, sağlığım iyi. Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı. Tabii ki cezaevi romantize edilebilecek bir yer değil. Bunu herkes bilir. Monopoly’de bile kodese girince sinir krizi geçiren arkadaşlarım oldu. Yine de adettendir, benden de duyun; cezaevine girmeyin mecbur kalmadıkça. Aile, arkadaşlar, iletişim ve seyahat özgürlüğü, gözetlenmediğim bir oda, güneş, sahne, sokakta yürümek gibi mahrumiyetlerin yanında önemini burada anladığım şeyler de oluyor. Klavye ve bıyık makası benim için önemliymiş. Klavyeye hazırlıklıydım ama bıyık makası sürpriz oldu. Berber prosedürünü öğrenene kadar bıyıklar ağzımı kapattı. Kantin listesinde olmamasına rağmen şansımı deneyip “Bıyık makası?” diye dilekçe yazdım; cevap verilmeyen tek dilekçem oldu. Bir filmde dev makası olan bir adam gördüm. Çok özendim. Hayatımda ilk kez canım makas çekti. Neyse ki bıyığım Türkiye’de övgü alabileceği en kritik kişiden övgü aldı; ziyarete gelen Erkan Baş’tan. Özetle cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor. Sonraki gün yapacak işinizin ya da verilmiş sözünüzün olmaması da cabası. Kaldığım cezaevi “Kuyu Tipi” olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkumlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem. Ben belki kısa süreli olacağını umduğum için dışarıda da bazen yaptığım goblin moduna geçerek şimdilik uyum sağladım. Ama öğlen 7 metrelik duvarları olan avluda yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor. Yolu bir şekilde bu kuyuya düşen güvercin* ve dev çekirgeler duvarları aşamadıkları için benimle beraber kalıyorlar, haklarında CİMER şikayeti olmamasına rağmen. Yalnız hissettirmiyorlar. Gönderdiğiniz kitap kargoları ve şimdiden plastik komodinimin iki çekmecesini dolduran mektuplar hayatımdaki en kalabalık zamanımı yaşamamı sağladı hücrede. Hepsini okudum mektupların, kalışım uzarsa cevap da yazacağım. Yakın arkadaşlarımdan “Niye cevap yazmıyorsun şerefsiz, bu sefer turnede olmadığını hepimiz biliyoruz” tarzı mektuplar gelmeye başladı. WhatsApp’tan kurtuldum, bu sitemden kurtulamadım. Kitap hediyeleri ve mektuplarla memurlara ek mesai çıkardık. Size de, şikayet etmeden hızla yardımcı olan memurlara da teşekkürler. Düzenli ziyarete gelen avukatlar da nefes oluyor. Cezaevinin yıldızları onlar. Ton balığını cezaevi kantinine ekleten avukatla tanıştım, çok heyecanlandım. Burada Oğuzhan Uğur’dan daha popüler. Dışarıya dair haberleri de onlardan alıyorum. Okul arkadaşlarım başta olmak üzere dışarıda destek olan, dayanışma gösteren herkese de çok teşekkürler. Sabah 8 sayımlarında memurlar gelene kadar uyanık kalabilmek için “Bugün kim tutuklandı” temalı programlar izlemeye alışmışken, bir sabah ODTÜ Mezuniyet pankartlarıyla uyandım. Gözlerim doldu ilk kez. İyi ki varsınız. Athena Gökhan’ın törende benle ilgili yaşadığı kafa karşılığına çok güldüm. Sansürcü Punkçı da Türkiye’ye kısmetmiş. Anarchy in THE UK AcunMedya in Turkey Böyle diyorum ama NATO ve Dünya Kupası bittiğinden beri Masterchef izliyorum. Açar açmaz orada da bir Karadenizli kazandı. Bütün ülkeyi kısık ateşte karadenize ettiler. (Deniz içerde şimdi ne şaka malzemesi biriktirmişsindir? Aynen kardeşim ful böyle notlar alıyorum, özür.) Burçin ve Tolğa favorim. İlk hafta ülkeme dair moral tazelemek için Aktroll kanalları izledim; NATO Zirvesi Özel. Programlarda önce bana sövüp ahlak dersi veriyorlardı, sonra Donald Trump övüyorlardı, Türkiye için büyük şansmış varlığına duacılar. Ben de dersimi aldım. “Değerleri aşağılayan komedyen” den, “Değerli dostum”a terfi etmek için eksiklerim: - Epstein ile kanka olmak - Gazze’yi Netanyahu ile birlikte tatil köyü yapma vaadi Bir kelime şakası ve bir didaktik çıkış yaptığıma göre aylık güncellememi sonlandırabilirim. Hala kararlıyım, Moby Dick’i bitireceğim. Geçen öyle yazdım ama elime geçmedi henüz. Diğer kitaplar geldi, Moby Dick hala kontrolde. Cezaevi okuma komisyonu da bitiremiyor, bela bir kitap. Aslında cezaevi kütüphanesi çok iyi, Chomsky bile var. Belki o da Epstein kontenjanından girmiştir. (*) 2 haftadır benimle yaşayan güvercin Leo ile tanıştığımız günün öyküsünü yazdım, Uğur Gürsoy Uykusuz Ağustos sayısında çizdi. Benim yerime de okuyun, buraya Uykusuz sokamıyormuşuz. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
1,179
12,817
1,525
62,137
5,435,381
Koray Tarhan retweeted
Deniz Göktaş'ın emniyetteki ifadesi ortaya çıktı: "Komedyenim, yüksek gelirliyim. Deniz Göktaş rumuzlu YouTube hesabı bana aittir. Burada yapılan paylaşımlar benim tarafımdan yapılmıştır. Soruşturmaya konu olan video, 1 Haziran 2026 tarihinde Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu'nda yapmış olduğum stand-up gösterisine aittir. Bu stand-up gösterisindeki konuşmaların metni daha öncesinde benim tarafımdan hazırlanmıştır. Tarafıma yöneltilen 'halkın belirli bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama' kastım kesinlikle yoktur. Bu gösteri benim yaklaşık 3 yıldır Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde yaptığım bir gösteridir. 100 binin üzerinde seyirci bu gösterimi izlemiştir ve hiçbirinden bu kısma dair incindiklerine ilişkin bir şikayet gelmemiştir. Gösterim boyunca birçok konuda konuşuyorum. Sadece dindarlar değil, her türlü politik görüş ya da popüler figür hakkında konuşmalarım vardır. Burada da kötü bir şey demiyorum. Favori kitabım diyorum. 'Çeviride sorun var' cümlemi de yıllardır duyduğum meal tartışmalarına atıf olarak söylüyorum. İnançlı bir insanı kırmak gibi bir amacım kesinlikle yoktur. Böyle bir yorumu günlük hayatta bir seyirciden duysam üzülürdüm. Cumhurbaşkanına hakaret suçunu işlediğimi reddediyorum. Herhangi bir şekilde Cumhurbaşkanını aşağılamak gibi bir niyetim yok. Diktatör kelimesi siyasi bir nitelemedir ve sık sık kamuoyuna açık şekilde tartışılan bir konudur. Demokrat, otokrat gibi bir kelimedir sadece. Gösteri boyunca bu tarz popüler figürlere, ideolojilere ve Türkiye'ye dair sosyolojik olaylara yaptığım gibi mizahi bir yaklaşımdır. Başka bir amacım yoktur. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum." serbestiyet.com/haberler/yur…
49
378
96
3,571
1,596,122
Koray Tarhan retweeted
en sevdiğim şakam, nedense pek paylaşılmadı.
2,012
10,240
1,276
98,271
10,197,268
Koray Tarhan retweeted
İkinci gösterim Ölü Deniz, bugün 20:00’da, youtube kanalımda yayında. Harbiye’de çektik, 90 dakika, olduğu gibi, size emanet. sevgiler. tam şurada olacak: youtu.be/ksaVzHyClto?is=sNKP…
2,561
8,895
3,423
64,853
22,073,421
Koray Tarhan retweeted
Öğretmenler açlık grevinin 8. gününde! İnsanlar gözümüzün önünde ölüme sürükleniyor. Bu zulme sessiz kalmayın!
67
2,339
36
9,279
188,911
Koray Tarhan retweeted
“Teslim olmayın. Teslim olmanın sınırı yok. Her şeyinizi alır yine affetmez. Bari dik durun ya”!
14
317
14
2,977
80,534
Tunceli Sulh Ceza Mahkemesi, 4’ü yayınevimize ait toplam 7 kitap hakkında toplatma kararı verdi. Bu, düşünce özgürlüğüne toplu infazdır! Ancak... Devrimci mücadelede bir nirengi noktası olan yayıncılık faaliyetini felç edemezler yasaklamalarla. Mücadelemizi sürdüreceğiz!
31
4
78
4,662
Koray Tarhan retweeted
🔴İlkay Akkaya: Gerekirse ot toplar yumurta kırarım ama boyun eğmem 🔸Sanat hayatım boyunca bütün zorlukları gördüm 🔸Salon vermiyorlar, konserlerimi iptal ediyorlar 🔸Ama beni yıldıramazlar, gerekirse ot toplarım, yumurta kırarım. Buyursun denesinler
257
854
163
8,430
559,474
Koray Tarhan retweeted
Tekrar tekrar paylaşmak lazım…
124
10,030
182
49,413
1,189,211
O sırada başka bir okulda çocuklar öldürülüyor ve polisimiz öğretmen dövüyor.
Şanlıurfa Siverek’te okulda yaşanan silahlı saldırıyı protesto etmek için Ankara'da MEB'e yürümek isteyen öğretmenlerle polis arasında arbede yaşandı.
26