Reşit Kibar, Artvin’de Anayasanın her yurttaşa yüklediği çevreyi koruma görevini onuruyla yerine getirdiği için hayatını kaybetti.
Bu görev, bir kamu kurumu olan İstanbul Barosunun da başlıca görevlerindendir. Uğruna hayatını verdiği, bizlere bıraktığı bu mirası hukuku etkili kılarak yaşatacağız.
İstanbul Barosu olarak yargılamanın her aşamasını izliyoruz. Reşit Kibar için adalet sağlanana kadar çalışmaya devam edeceğiz.
REŞİT KİBAR İÇİN ADALET, HERKES İÇİN ADALET!
Dava sürecinde yanımızda olan, dayanışmasını büyüten, sesimize ses katan ve Reşit Kibar’ın adalet mücadelesini sahiplenen ilk öncelikle tüm avukatlarımıza ve İstanbul barosu başkanı İbrahim Kaboğlu’na yürekten teşekkür ediyoruz.
“Her zaman, her yerde, herkes için hukuk” diyerek çıktığımız, hukuku etkili kılma yolunda hiç kimseyi yalnız bırakmamak için çalıştık.
Katledilen gazeteci ve doğa savunucusu Hakan Tosun davasında adaletin yerine getirilmesi için yargılama sürecinin sonuna kadar takipçisi olacağız.
Olağan dışı Silivri yargılamaları sürüyor
İBB davası üzerine düzenli gözlem raporları dışında İstanbul Barosu yönetimi olarak her fırsatta doğrudan izlemeye devam ediyoruz.
İBB Başkanı İmamoğlu'nun geciktirilen duruşmasında bile savunma hakkının özüne dokunuldu; çünkü savunma sırasında kullandığı sözler nedeniyle aleyhine yeni bir soruşturma açıldı.
İmamoğlu savunmasını başta Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, çok sayıda siyasetçi izledi.
İstanbul Barosu olarak, siyasal nitelik taşıyan yargılama sürecinin adil yargılama yükümlülüğü gerekleri doğrultusunda yürütülmesine katkı sağlamak amacıyla çabalarımızı sürdüreceğiz.
İSTANBUL BAROSU VE SİLİVRİ BELEDİYESİNDEN KADINLARIN ADALETE ERİŞİMİ İÇİN İŞ BİRLİĞİ
Kadınların hukuki danışmanlık ve adli yardım hizmetlerine erişimini kolaylaştırmaya yönelik protokol süreci tamamlandı.
Katkıları için Silivri Belediye Başkan Vekili Yalçın Ekici’ye; emekleri için Başkan Yardımcımız Av. Rukiye Leyla Süren ve Yönetim Kurulu Üyemiz Av. Metin İriz’e teşekkür ederiz.
Türkiye Cumhuriyeti, Anayasamızın 2. maddesi uyarınca hukuk devleti ve sosyal devlet olduğu gibi, 2. maddesinden 169. maddesine kadar ekolojik bakış açısıyla yorumlandığında bir çevre devletidir.
Yasama, yargı ve yürütme organları çevre devleti olmanın gereklerine saygı çerçevesinde ülkemizin doğal, kültürel ve tarihi varlıklarını kamu yararı olarak korumalıdır.
Gelecek kuşaklar açısından da yaşamsal olan çevre hakkını ve çevresel adaleti savunmak, Anayasa'nın yurttaşlara yüklediği bir görevdir.
İstanbul Barosu, Anayasal görevini yerine getiren Reşit Kibar davasında adaletin yerine getirilmesi için çalışmaya devam edecek.
*REŞİT KİBAR İÇİN ADALET TALEBİMİZ SÜRÜYOR!*
Artvin Cankurtaran’da ormanlarını ve yaşam alanlarını savunurken öldürülen Reşit Kibar’ın davasına ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdik.
Yargılamada maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yönelik taleplerin reddedilmesi, olayın tüm sorumlularıyla birlikte aydınlatılmasını engelleyen eksiklikler ve baroların davaya katılma taleplerinin kabul edilmemesi karşısında hukuki sürecin takipçisiyiz.
Reşit Kibar’ın öldürülmesine ilişkin tüm sorumlulukların açığa çıkarılması, delillerin eksiksiz incelenmesi ve etkili bir yargılama yürütülmesi için adalet talebimizi yineliyoruz.
Reşit Kibar için adalet, herkes için adalet!
Savunma hakkı ve savunma mesleği evrenseldir. Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk düzeni, “Avrupa hukuk düzeni” içinde yer almaktadır.
Baromuz ve Bolonya Barosu arasındaki değişim protokolü, yalnızca her iki ülke genç avukatlarının deneyimlerini paylaşması ile sınırlı kalmayacak, Avrupa ortak hukuk düzeninin gelişmesine de katkı sağlayacak.
İSTANBUL BAROSU İLE BOLOGNA BAROSU ARASINDA İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ
Bologna Barosu Başkanı Av. Prof. Flavio Peccenini tarafından Bologna’da imzalanan iş birliği protokolü, Bologna Barosu Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanı Av. Antonio Fraticelli tarafından Baro Başkanımız Av. Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu’na takdim edildi.
Berlin ve Brüksel barolarıyla imzalanan protokollerin ardından Bologna Barosu ile de dayanışma ağlarının kurumsallaşması yönünde yeni bir adım atıldı.
Bu iş birliğiyle ortak eğitimler ve mesleki programlar geliştirilmesi, bilgi ve deneyim paylaşımının artırılması, genç avukatların ve stajyer avukatların farklı hukuk sistemlerini tanımalarının desteklenmesi hedefleniyor.
Uluslararası iş birlikleri, yalnızca barolar arasındaki kurumsal ilişkileri değil, meslektaşlarımızın eğitim ve deneyim olanaklarını da geliştirmektedir. Aynı zamanda savunmanın bağımsızlığının ve adil yargılanma hakkının korunmasına yönelik ortak dayanışmayı güçlendirmektedir.
İstanbul Barosu olarak, hukukun üstünlüğü ve bağımsız savunma için dayanışma ağlarını kurumsallaştırmayı sürdürüyoruz.
DEĞİŞİM SÜRÜYOR, BİRLİKTE DEVAM EDİYORUZ!
Birlikte düşündük, ürettik, mücadele ettik. Şimdi geleceği birlikte şekillendirmek için buluşuyoruz!
Fikir, dayanışma ve ortak iradeyle çıktığımız bu yolda, Genel Kurul öncesinde heyecanımızı, umutlarımızı ve geleceğe dair hedeflerimizi paylaşmak üzere bir araya geliyoruz.
Adaylarımızı tanıtacağımız, sohbet edip seçim heyecanımızı paylaşacağımız kokteylimizde buluşalım!
📍 Yer: Kadıköy Evlendirme Dairesi
🗓️ Tarih: 16 Ekim Cuma
🕖 Saat: 19.00
@ibrahimkaboglu
ALT Afişin üst kısmında büyük kırmızı harflerle "KOKTEYLDE BULUŞUYORUZ." yazıyor; "Buluşuyoruz" sözcüğünün sağ tarafında nota ve konuşma balonu simgeleri yer alıyor. Afişin orta bölümünde yırtık kağıt efektiyle ayrılmış, açık alanda çekilmiş kalabalık bir grubun toplu fotoğrafı bulunuyor.
Görselin alt yarısındaki koyu yeşil alanda sırasıyla şu metinler yer alıyor:
Siyah bant üzerinde beyaz renkle: "DEĞİŞİM SÜRÜYOR, BİRLİKTE DEVAM EDİYORUZ!"
Beyaz ve büyük puntolarla: "16 Ekim, Cuma | 19.00"
Beyaz renkle: "Kadıköy Evlendirme Dairesi Zübeyde Ana Nikah Salonu"
Sol alt köşede: "Av. Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU - İstanbul Barosu Başkan Adayı"
Sağ alt köşede kutu içinde: "DEĞİŞİM İÇİN AVUKATLAR - GELECEĞİ BİRLİKTE KURUYORUZ" logosu.
Sevgili Tarık Akan’ı doğum gününde, eğitimleri için büyük çabalar harcadığı öğrencilerin şarkılarıyla andık.
20 yıl önceye dayanan tanışıklığımız boyunca insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ilerletmek için birlikte kurumsal çabalarımız olduğu kadar, yol arkadaşları olarak ülkemizin geleceğine dair endişelerimizi de anlattık birbirimize.
Aramızdan ayrılışının ardından geçen 10 yıl içerisinde, ne durumda olursak olalım, başta gençlerin demokrasiye inancı sayesinde umutlarımız hala diri.
Rahat uyu, sevgili dostum, uğrunda büyük emekler verdiğin ve bedeller ödediğin Cumhuriyet her zaman var olacak.
Anayasamıza göre, savaş ortamında bile hak ve özgürlükler ancak durumun gerektirdiği ölçüde durdurulabilir.
HALK TV operasyonu, demokratik hukuk devletini ve demokratik toplumu yadsımaktır.
HALK TV'YE YÖNELİK MÜDAHALE, ANAYASAL GÜVENCELERİN İHLALİDİR!
14 Ekim 2026 sabahı, Halk TV'ye yönelik gerçekleştirilen şafak operasyonu, binasının ablukaya alınması, kanalın yayınının durdurulup kayyum atanması hukuk devleti normuna açıkça aykırıdır.
Anayasanın 13. maddesinin hak ve özgürlüklere ilişkin öngördüğü güvenceler hiçe sayılarak düzenlenen şafak operasyonu, hukukun üstünlüğünü ihlalin başlıca aracı olagelmiştir.
Bu müdahale ile Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti, 28. maddesinde düzenlenen basın özgürlüğü, 48. maddesindeki çalışma ve sözleşme özgürlüğü, 49. Maddesindeki çalışma hakkı ve 35. maddesindeki mülkiyet hakkı ihlal edilmektedir.
Bir medya kuruluşunun faaliyetlerinin durdurulması ve yönetimine el konulması, yalnızca ilgili kuruluşun haklarını değil, toplumun haber alma özgürlüğünü ve demokratik kamusal tartışma ortamını da etkiler. Basın özgürlüğü, yalnızca haberin yayımlanmasını değil, basın kuruluşlarının herhangi bir baskı altında kalmaksızın faaliyet gösterebilmesini de kapsar.
Bağımsız idari otoriteler hukuk devletinin yıkımına giden bu yolun ortağı olmamalıdır. TMSF Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının korunmasında denetim yükümlülüklerine sahip bir kurumdur ve mülkiyet gaspına alet olmamalıdır.
Anayasal bir kurum olan RTÜK devre dışı kalmış ve basin özgürlüğünün güvencelenmesinde işlevsizleştirilmiştir.
Zamanlama olarak, Ekrem İmamoğlu’nun savunma yapmasının beklendiği gün yaşanan bu gelişmeler, zamanlaması ve sonuçları bakımından ayrıca önem taşımaktadır. Savunmanın sesinin duyulmasının beklendiği bir günde basının polis ablukasına alınması, demokratik hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa’dan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz.
Hukukun üstünlüğünü savunmak ve insan haklarını korumakla yükümlü İstanbul Barosu, Halk TV’ye yönelik bu hukuk dışı operasyonu yakından izlemektedir. İlgili makamları hukuka aykırı ve konusu suç teşkil eden emirler vermekten kaçınmaya; Anayasa’nın 137. maddesi uyarınca, kamu görevlilerini anayasal sorumluluklarına uygun davranarak bu emirleri yerine getirmemeye çağırıyoruz.
Halk TV’ye yönelik hukuka aykırı müdahalelere derhal son verilmeli, yayın yeniden başaltılmalı ve TMSF’nin el koyma kararı geri çekilmelidir.
Her yerde, her zaman, herkes için hukuk.
Bugün 13 Ekim, Uluslararası Afet Riskini Azaltma Günü.
Afetler kader değil; bilim, liyakat ve kamu yararı esas alınmadığında ortaya çıkan ve hukukla önlenebilir toplumsal felaketlerdir.
6 Şubat depremlerinin de yeniden hatırlattığı üzere, deprem kuşağında yer alan bir coğrafyada yaşıyoruz. Merkezi ve yerel idarelerin deprem öncesi, esnası ve sonrasında önleme, denetleme ve yaptırım yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucunda depremler büyük acılara neden oluyor.
Buna karşın Türkiye’nin hâlâ bütüncül bir afet yönetimi yasası yoktur.
Büyük depremlerden 2 ay sonra, 6 Nisan 2023'te, katılımcı bir yöntemle hazırladığımız Türkiye Afet Yönetimi Yasa Önerisi'ni TBMM Başkanlığına verdik.
Fakat önümüzdeki afetlerde birçok canın kurtulması için gerekli altyapının oluşmasına büyük katkılar sunacak bu yasa önerisinin Meclisçe görüşülmesi yerine, seçimler Cumhurbaşkanınca 35 gün öne alındı. Kamu kaynakları depremin yol açtığı hasarların giderilmesine değil, seçimlere harcandı.
Türkiye Cumhuriyeti, kısır siyasal tartışmalar yerine, gelecekteki afetlere karşı hazırlıklarında büyük katkılar sunacak bir kod yasaya ihtiyaç duymaktadır.
Hukukun üstünlüğünü savunma ve insan haklarını koruma görevimizin gereği olarak, olası riskleri en aza indirmek için etkili bir afet hukukunu uygulamaya koyma yolunda çalışmaya devam edeceğiz.
Yasa önerisinin tamamı için: drive.google.com/file/d/1xPW…
5 Ekim’de avukatı odağına alan bir haftaya başladık.
Pazartesi günü CMK avukatlarının formasyonuyla ve ruhsat töreniyle genç meslektaşlarımızı baromuza kazandırmakla başlayan etkinliklerimiz, aynı günün akşamında Kandıra Cezaevinden 3,5 saat kelepçeli olarak Silivri’deki duruşmasına getirilen Av. Mehmet Pehlivan’a yapılan kötü muameleyi kınamak ve meslektaşımızın yanında olmak için Silivri’deki duruşma takibi ve açıklamalarımızla sürdü.
Ruhsat töreniyle devam eden haftanın ortasında, 32 bin CMK avukatını ilgilendiren CMK ücret tarifesine ilişkin açtığımız davanın takibi için Danıştay nezdinde görüşmelerde bulunduk.
Haftanın son iş günü ise bekçilerin saldırısına uğrayan meslektaşımız Av. Mürsel Ünder’in duruşmasında savunma dayanışmasını büyüttük. Haftanın CMK programını tamamladık.
Adli yardım programımızı kadın avukatların perspektifi ile şekillendirmek amacıyla Kadın Hakları Merkezimizin düzenlediği panel ile başladığımız cumartesi gününü, İstanbul Barosunun çınarı Av. Alp Selek’e karşı son görevimizi ifa ederek sürdürdük.
CMK formasyonuyla başladığımız haftayı, yürüttüğümüz 2. CMK programının kapanışı ile noktaladık.
Hukuku etkili kılmak ve savunma mesleğinin saygınlığını korumak için kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz.
Anayasal haklarını kullandıkları ve haksızlıklara mücadele ettikleri için yargı sopasıyla cezalandırılmak istenen sıra arkadaşlarımızın bugün duruşması vardı.
Avukatlığı yalnızca bir meslek değil, "hak savunuculuğu" olarak gören; her türlü ihlalde sahada mücadele veren İstanbul Baromuza, Baro Başkanımız Sayın Av. Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu’na ve yönetim kurulu üyelerine dayanışmaları için teşekkür ederiz.
19 Mart’ta Beyazıt’ta akp’nin saldırılarına karşı bir araya gelmiş, ardından Saraçhane’ye yürümüştük. 570 gündür süren bu davadan bugün beraat ettik.
Bugünün çürümüş yargısına hukuk dersi veren İstanbul Barosuna ayrıca teşekkürler, dayanışmayla ✌️
@istbarosu@ibrahimkaboglu
19 martta üniversiteleri direniş alanına çeviren gençlerin mücadelesine gözdağı vermek için açılan bir dava daha beraatle sonuçlandı. hukuksuzluk kendi salonlarında da tescillendi. süreç boyunca yanımızda duran istanbul barosuna teşekkür ederiz.
@istbarosu@ibrahimkaboglu
Geleceksizlik ve güvencesizlik kıskacına sıkıştırılan gençliğin iradesi yargı sopasıyla teslim alınamaz.
Yönetimi devraldığından beri hukuksuz uygulamalara karşı mücadele eden ve baroyu hak mücadelesinde etkili kılmaya çalışan sevgili @ibrahimkaboglu hocaya teşekkür ederiz.
19 Mart'ta demokrasinin kırıntısına bile göz diken saray rejimine karşı sokaklara çıkan gençlerin o zamandan bu yana yanımızda olan @istbarosu'na, @ibrahimkaboglu'na çok teşekkür ederiz.
Mücadeleyi hep birlikte büyütmeye devam!
19 Mart’ta geleceksizliğe ve gençliğe reva görülenlere karşı sokağa çıkanlara açılan davada bugün beraat ettik. O gün gözaltılara, tutuklamalara, baskılara karşı yanımızda olan İstanbul Barosu bugün de yanımızdaydı.
@ibrahimkaboglu hocamıza teşekkür ederiz.