
Editor in Chief @beyazperde
İzmit / İstanbul
Joined May 2009
- Tweets13.8K
- Following709
- Followers1.2K
- Likes9K
İlk doğumumda Afganistan’da doğdum ve bir yaşımı göremeden menenjitten öldüm.
Dünya üzerinde herhangi bir ülkede herhangi bir kişi olarak doğup verdiğiniz kararlarla hayatınızı şekillendirdiğiniz bir site. Bir yandan çok eğlenceli, bir yandan da hüzünlü. Ben Endonezya kırsalında doğup zar zor okuyarak şehre göç eden ve 97 yaşına kadar yaşayıp 2 çocuğu, 4 torunu olan bir kadın olarak vefat ettim.
1in8b.life/tr/
Evet Netflix’in bu akşamki 10. Yıl kutlamasına da gidemedim. Bütün yıl çalış, yılın en havalı eventine hasta olup gideme 🤦♀️ Neyse manifest yapıyorum şu an. Kızlar da çok güzel god bless maşallah 🧿
Sinema basını ikiye bölündü bu hafta, kimileri Fethiye’de kimileri Urfa’da festivalde. Ben evdeyim. Zira henüz Antalya dönüşü hastalığını atlatamadım 🤦♀️
Türkiye hariç tabi. Bu kural ne zaman değişecek? Bir filmin altı ay vizyonda kaldığı nerede görülmüş?
There's a TV in every home and he's on it. PRIMETIME from director Lance Oppenheim starring Robert Pattinson is now available to buy or rent on the @AppleTV app.
Avrupa ile saat farkımız ikiye çıktığı için, 11.30’da sandığımız toplantının başlamasını bekliyorum 🤦♀️
Dünden beri oyuncuların röportajlarına göz atıyorum, kimse bu kaşe indirim işine yanaşmıyor, olay bu değil deyip topu muğlak noktalara atıyorlar. Evet tek başına bu değil ama bu bir başlangıç. Aşağıdaki floodda da diğerleri var 👇
Sırf yurt dışına satılıyor diye çekilen içi boş işler, günün sonunda o izleyiciyi de kaçıracak. Seyirciyi hafife almanın sonu bu; yabancı fanlar bile isyanda.
Sadece Türkiye'deki festivallerin değil; Berlin, Cannes ve Venedik gibi majörlerin de krizi bu demek. Cannes yine belli bir ölçüde hatırlanıyor zira uluslararası oscar yarışında son yılların adaylık istatistiklerine bakıldığında, sona kalan filmlerin genelde %40'ı ile %60'ı Cannes çıkışlı. Sarı Zarflar özelinde söylemiyorum ama büyük ödüller alan filmlerin kısa sürede hafızadan silinmesi tesadüf değil. Bunun hem izleyici tarafında, hem de sektörel yapıda iki net sebebi var.
Birincisi tüketim alışkanlıkları: Hızlı tüketim ve içerik bombardımanı çağındayız. Festival filmlerinin seyirciden talep ettiği o uzun dikkat aralığına ve sindirme süresine kimsenin sabrı yok. Sosyal medyadaki festival hype'ı bittiği an, filmin popülerliği de bitiyor.
İkincisi filmlerin artık o eski büyük ödül kriterlerine uymuyor olması. Eskiden büyük ödül kriterleri sanatsal ağırlık ile kalıcı hikaye anlatımını dengeliyordu. Bugün jüriler daha çok anlık politik refleksleri, fazlasıyla niş meseleleri veya radikal denemeleri ödüllendiriyor. Hal böyle olunca filmler, festival yolculuğunu bitirip gerçek dünyayla temas ettiğinde o eski kalıcılığı sağlayamıyor.
Sabahtan beri o tarafta neler oluyor diye youtube dizileri izliyorum. Maalesef kısa dijital diziler tarafında da hiçbir yaratıcılık yok. Bir tarafta bütçesiz kendi kendilerine bir şeyler yapmak isteyen gençler var ama tabi ortaya çıkan işler çok amatör, diğer tarafta profesyonel ekiplerle çekilen bazı işler var ama ana akımdaki dizilerden bir farkı yok. Hiç değilse buralarda yeni yüzlere, yeni kalemlere fırsat verin. Yok ama o pastayı da siz yiyin. Gerçi ortada yenilebilecek bir pasta var mı emin değilim.
Antalya Altın Portakal Film Festivali ödül törenini sinema basını / yazarı olarak festivalden dün döndüğümüz için, evden hayretler içinde takip ettim. Bazı ödüller gerçekten çok garip. Çoğumuzun favori filminin esamesi okunmadı. Kısmet ve tebrikler.
Hande Kara retweeted
63. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde ödüller bu akşam sahiplerini bulacak. Ulusal Yarışma bölümündeki filmler için oluşturduğumuz 'eleştirmenlerin yıldız tablosu' hazır.
Zirvede 2.8 ortalamayla 'Cinlerin Düğünü' yer alırken, onu 2.7 ile 'Artakalan' ve 'Taş ve Tüy' filmleri takip ediyor.
@banubozdemir @murattolga @handekr @flashland @dalitatar @mehmeterdugan @kitapdunyasi @mretbaran
#AntalyaFF
Hande Kara retweeted
Hande Kara yazdı; 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali İzlenimleri @handekr beyazperde.com/haberler/film…
Antalya Film Festivali’nde ulusal yarışma filmlerinin ilk gününde Biket İlhan imzalı “Tatlı Maya” ile Ragıp Türk imzalı “Taş ve Tüy”ü izledik. Açıkçası bence ikisinin de yarışmada bir iddiası yok. Tatlı Maya maalesef dizi estetiğinde ve çiğliğinde çekilmiş, çok demode bir film. Taş ve Tüy ise çok daha içimizde yaşanan bir konuyu perdeye yansıtırken, kısa süresine rağmen tekrara düşmekten kurtulamıyor. Bu iki filmin tezatlığı birinin yapaylığı, diğerinin ise fazla gerçeklikten kaynaklanan düzlüğü. İki film arasındaki en bariz fark ise oyunculuklarda. Tatlı Maya yetkin bir oyuncu kadrosuyla donatılmış olmasına rağmen yapaylığı ile sınıfta kalırken, Taş ve Tüy’ün doğal oyunculukları öne çıkıyor. Özellikle Melda Tuzluca’yı beğendim. Yalnız her zamanki gibi ses problemi, diyalogları İngilizce altyazıdan takip etme zorunluluğu doğurdu. Bu sorun çözülemiyor.
Cast direktörleri ne iş yapıyor tam olarak? Anne Yarısı dizisinin castını resmen senarist yapmış gibi. İlk yarım saatte Kızılcık Şerbeti’inden iki oyuncu (Fatih Günhan ve Murat Balcı) ve oğlu Ömer Nadir Civelek vardı. Devamına hacet yok.















