Sultan Eylem Keleş retweeted
Zafer direnen İmbat madencisinin!
Gece yarısı itibariyle geçmiş haklarımız dahil olmak üzere tüm alacaklarımız hesaplarımıza yatırılmıştır. Duyuruyoruz; bundan sonra İmbat'ta Bağımsız Maden İş var!
Bu direnişimizi 1 Ekim günü İmbat'ta kaybettiğimiz 5 kardeşimize;
Ramazan İnce'ye,
Kerim Ören'e
Halit Ersay'a
İsa Olcay'a
Ömer Karakaya'ya armağan ediyoruz. Biliyoruz ki burada olsalardı en önde direnenler onlar olacaktı.
Sultan Eylem Keleş retweeted
Zaferimiz katledilen 5 işçi kardeşimizin kabrine bıraktığımız birer karanfildir!
İmbat Maden işçilerinin alacakları hesaplarına yattı!
Güç değilseniz hiçsiniz!
Yaşasın Bağımsız Maden İş!
Sultan Eylem Keleş retweeted
Bazen yol kesmek, yolu açmaktır.
Selam olsun yiğit İmbat Maden İşçilerine!
Sultan Eylem Keleş retweeted
İmbat madencilikte madencilerin ödenmeyen ücretleri, eksik bırakılan hakları, çalışma koşulları için maden önünde başlatacağımız direnişimiz maden yolunda Devlet kantar noktasında jandarma tarafından kesildi. Eylemimiz burada başlamıştır.
Buradan bir kez daha uyarıyoruz. Madencileri oyalamayı bırakın. Kanunların ve yasaların etrafından dolanmayı sonlandırın işverenlik sorumluluğunuzu yerine getirin. Madencilerin haklarını teslim edin.
Direne direne kazanacağız.
@tkikurumsal @TCEnerji
Birkaç yıl önce kaybettiğimiz bu imamın bir torunu şu an “NATO zirvesini protesto edebilir” gerekçesiyle Silivri’de tutsak. Devrimci Gençlik Dernekleri üyesi Berkay Ustabaş.
Sultan Eylem Keleş retweeted
NAİM'İN ADINI YAŞATAN BELEDİYE BULGARİSTAN GÖÇMENLERİNİN EVİNİ BAŞINA YIKIYOR
Bu kez size bir gazeteci olarak değil, adalet arayan bir yurttaş olarak yazıyorum. Çünkü AKP’ye geçen Cemil Tugay'ın yönettiği İzmir Büyükşehir Belediyesi, evimizi apar topar yıkmaya çalışıyor. Annemle babam, 86 ve 89 yaşlarındaki nenemle dedem, ellerinde büyüdüğüm komşularım en ağır işlerde çalışarak yaptıkları evleri boşaltıyor.
Ben 1989’daki zorunlu göçle Bulgaristan'dan Türkiye’ye sığınmış ve İzmir Buca’da 30 yılı aşkın süredir aynı mahallede yaşayan bir ailenin ferdiyim. Evimizin bulunduğu arsa yol bahanesiyle 2019’da kamulaştırıldı. Avukatlar "kazanılamayacak dava" deyince mecburen kamulaştırmanın iptali yerine bedele itiraz davası açtık. Çünkü onca yıllık emeğimizin karşılığını almayı ve olabildiğince uzun süre mahallemizde yaşamayı istiyorduk. Zaten Kamulaştırma Kanunu da "Gerçek bedel ödenir" diyor.
2024’te bedel davası sonuçlandı ve hak sahiplerine 25 bin TL ila 320 bin TL paralar depo edildi. En son, evlerimize 21 Ağustos 2026 tarihli tahliye muhtırası getirildi. 85 yaş üstü yatağa bağlı yaşlılarımızın da bulunduğu evlerimiz için 15 günlük "tahliye" baskısı kuruldu. Eylül ayı boyunca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilileri dahil her yere ulaştık. Fakat kayıtsız kalındı. Meğer Cemil Tugay’ın "bağımsız" son görev günleriymiş!
Asıl bedel tespiti davamız istinafta, icraya itirazımız ise Yargıtay’da sürüyor. CHP’den seçilen Cemil Tugay, 1 Ekim 2024’teki yüz yüze görüşmemizde istinaf mahkemesi kararının bekleneceği sözünü vermişti. O söz tutulmadı, tutulmuyor.
Birkaç hafta önce, 8 Ekim’de bir dava daha açtık. Çünkü öğrendik ki esas neden yol değilmiş. Mesele, bizim hisse tapulu arsamızı müteahhite götürmemizin önünü açmak, komşularımızla aramızda çatışma yaratıp tüm parseli boşaltmak ve buraya 15 katlı bir TİCK (Ticaret-Konut) yapmakmış! 14 Mayıs’ta onaylanan imar planı revizyonu, parselimizi "boş arazi" gibi düşünüp haritalandırmış. buca.bel.tr/uploads/announce…
Zaten 2011 ve 2015 tarihli görseller de yolun bizim evlerimize dokunmadan genişleyebileceğini gösteriyor. Tam karşımızdaki boş arsaya 2018’de (kamulaştırmadan birkaç ay önce) bina yapılmasına hangi nedenle göz yumulduğu ayrı bir tartışma.
Bugün arsamız, işleri bu olmayan belediye personellerinin dahi "Müteahhite gidemiyor musunuz?" dediği bir yere dönüştü. Hatta belediyede bir personel, sürecin adını "tertemiz kamulaştırma" koydu.
"BU EVLER 15 KASIM'A KADAR YIKILACAK"
23 Ekim ve 30 Ekim'de yine geldiler. Belediyenin avukatı, "hiç dava açmadığımızı" öne sürüp yıkım sürecini başlatacaklarını tehditkar biçimde tebliğ etti. Üslubuyla hayrete düşüren bu avukat, "5 Kasım’da suyunuz elektriğiniz kesilecek, 15 Kasım’a kadar da bu evler yıkılacak" diyor, "Kadifekale'ye polisle gidiyoruz ama siz bizdensiniz" diyor. Talimatı Cemil Tugay vermiş.
Bu arada evimizin karşısına yapılan spor merkezi "Naim Süleymanoğlu" adını taşıyor. Başkan Cemil Tugay, 15 Mayıs’taki açılışta o merkezde "Naim gibi şampiyonlar yetişeceğini" anlatıyordu.
Biliyorsunuz Naim, Bulgaristan’da Türk azınlığa uygulanan asimilasyon politikalarını tüm dünyaya duyuran isim. Yani ailelerimizin "1989 zorunlu göçmeni" olması öyle duygusal bir ifadeden ibaret değil. Bu göç, Avrupa Parlamentosu kararlarında ve Bulgaristan Parlamentosu'nun 2012 tarihli resmi özür/kınama bildirgesinde "etnik temizlik girişimi" olarak nitelendi.
Yaşamında en az bir kez yerlerinden edilmiş insanları tekrar zorla yerinden etmek, uluslararası hukuk normlarının ve insan haklarının açık ihlalidir.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yurttaş odaklı, hak odaklı, sosyal belediyecilik yapmayı hatırlaması lazım. Yargının "yürütmeyi durdurma kararı" vereceğine ise inancım tam. Bunun bugün acilen olmasını bekliyoruz.
Hukuk ve onur mücadelemizi sonuna kadar götüreceğiz.
Sultan Eylem Keleş retweeted
📍 Halil, MESEM’deki ilk gününde hayatını kaybetti
Filesiz şantiyede baretsiz halde çalıştırılan MESEM’li Halil İbrahim Yağız, 6. kattan düşerek hayatını kaybetti. Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri ise taziyeye geldi
🔍 Nisa Sude Demirel haberi
🔗 evrensel.net/haber/6007587/h…
Sultan Eylem Keleş retweeted
Bu sabah Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı olan Ağabeyim Abdülhamit Pehlivan tutuklandı.
17 aydır devam eden tutukluluğumda beni her ziyaretinde, ona bu yargı iklimini, hiç ilgisi olmayan, hatta hiç hukuka da aykırı olmayan bir konu nedeniyle kapısının çalınabileceğini anlatıyordum.
Her ne kadar kardeşinin masumiyetine inanıyor olsa da yaşamının yarısını devlet memuru olarak geçirdiğinden içten içe devletin bunları yapacağını kabullenemiyordu. Kamucu anlayışa adından bile daha çok sahip çıktığı için gönlü rahattı.
Nihayetinde hiç ilgisi olmadığı konularla alakalı kapısı çalındı. Sorular soruldu. Her soruya kanunla, yönetmelikle cevap verdi. Hoş, kapısını çalanlar da o cevapları biliyordu. Zaten meseleleri ne sorulardı ne de cevaplarıydı.
Tutukladılar.
Ağabeyim, kanser hastası anne ve babamın bakımıyla ilgileniyordu. İki küçük çocuğuna baktığı gibi 17 aydır benim kızımın ihtiyaçlarına da koşuyordu. Onu tutukladınız.
Kimsemiz kalmadı.
“Bu, namustur
Künyemize kazınmış,
Bu da sabır,
Ağulardan süzülmüş.”
Av. Mehmet Pehlivan
Silivri Cezaevi
Sultan Eylem Keleş retweeted
Naapalım Yasemin hanımın yangını bir nebze söndürmek için mesela? Sokaktan rastgele Kürt çocuklar toplayıp islahevine mi koyalım? Sadece çocuk katiller için idam yasası mı çıkaralım ya da Nazilerin genetikle ilgili araştırmalarını mı sürdürelim? Mafyayla tehdit edilip sesimizi mi çıkarmayalım yoksa Yasemin hanımın hesaplarımızın kapısına x işareti koyup kana susmamış takipçilerini lince çağırmasına mi izin verelim? Ya da suçu günahı olmayan insanların sırf kendisini eleştirdiği için işini kaybetmesine hatta tutuklanmasına mı sevinelim? Nasıl bir insanlık bekleniyor burada bizden tam olarak?
İnanamıyorum. Çocukluğumdan beri bildiğim tanıdığım bu ülke nasıl bu hale geldi? İnsanlıktan çıkmış yaratıklar, bir annenin acısını bile anlamamaya ve saldırmaya çalışıyorlar. Demek ki toplumun bir kesiminde büyük bir hastalık var. İnsanlıktan çıkma hastalığı. Yasemin hanımın yürek yangınını bir nebze söndürmeye çalışacaklarına, mezara saldırıyorlar, Ahmet’in anısına saldırıyorlar, ailesine saldırıyorlar. Hatta katilleri koruyan bir kesim bile var. Bunu hiç tahmin etmezdim. Sanki o halk gitti, başka bir halk geldi. Canavarlar zamanı.
Sultan Eylem Keleş retweeted
🔴 Jülide Kural, Kadir İnanır'ın mirasını ilk kez T24'e açıkladı:
💬 Asıl mesele, yaşamı boyunca kendi emeğiyle var olmuş bağımsız bir kadını, bir erkeğin servetine konmuş edilgen ve niteliksiz bir kişilik olarak göstermeye çalışmaktır!
💬 Bu, yalnızca şahsıma yönelik bir itibarsızlaştırma girişimi değil, kadınların emeğini ve özgür iradesini yok sayan zihniyetin de açık bir yansımasıdır.
t24.com.tr/kultur-sanat/juli…
➡️ apps.apple.com/tr/app/t24/id…
➡️ play.google.com/store/apps/d…
Sultan Eylem Keleş retweeted
arkadaşlar, yayınevimizin hesabı kapatılmadan önce 6000 küsur takipçisi vardı. şimdi 273. güldünya'yı takip eder misiniz, hiç olmazsa bunu rt'ler misiniz?
@kitapguldunya
ki ben mahalle değil apartman çocuğuyum. Bir evde sarma sarılacaksa o sarma 3-5 komşuyla ortak sarılırdı. Arabası olmayan biri acil durumda ya da işi olduğunda arabası olan komşudan arabasını ödünç alırdı. toplum olmak budur, diğerkamlık budur.
yoksulluktan insanlar arasındaki ilişkinin geldiği yere bak. eskiden birinin nişanı, düğünü vs oldu mu kahve makinesi, kahve bardağı, tepsi, sandalye hatta büyük mobilya bile ödünç verilirdi. eğer düğün sahibinin uzaktan gelen misafiri çoksa komşu evini açardı.
Kendisinden kahve makinesini rica eden komşusunun isteğini reddeden kadın:
• Yan komşum kahve makinamı ödünç istedi, ben de vermedim.
• Vermediğim için beni engellemiş.
• Vermedim çünkü elektronik aletlerimi alabilmek için çok uğraşıyorum.
• Belki bir yıl para biriktiriyorum; kredi kartı ya da taksitle alışveriş yapmıyorum.
• Bunlar için uğraşıyorum, bir bütçe ayırıyorum ve kimseye vermiyorum.
• Siz olsaydınız ne yapardınız, veriyor musunuz ya da?
• Çünkü yan komşum bana selam bile vermedi.
• Onu zor durumda bıraktığımı, benden komşu olmayacağını söyledi.
• Ya bu benim kararım; ben vermiyorum da almıyorum da, siz ne yapıyorsunuz?
Sultan Eylem Keleş retweeted
Sırtını iktidara yaslayan Özdemir Erdoğan'ın "güzel Türkçesiyle" yaptığı küstahlığa, işçi sınıfının zerafetini ve haklılığını taşıyan müthiş bir cevap. Doksana takmış.
"Bizim gibi Zeytinburnu çocukları tekstil atölyelerinde yerleri süpürerek belki de yapabildiğimiz müzik ancak bu kadardı. Onun için özür diliyorum sizden"
💢Bir ödül töreninde Özdemir Erdoğan ve Eypio arasında geçen atışma :
• Özdemir Erdoğan : Günümüzde artık buraya geldi , bu Rap , Hip Hop falan. Ben bunları şöyle niteliyorum az müzik çok laf.
• Eypio : Ama doğru söylüyorlar , o dönemin müziğini yakalamak çok zor. Bizim gibi Zeytinburnu çocukları tekstil atölyelerinde yerleri süpürerek belki de yapabildiğimiz müzik ancak bu kadardı. Onun için özür diliyorum sizden.
Sultan Eylem Keleş retweeted
Bağış kutularına attığınız giysileriniz Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Afrika'daki bulunan ikinci el toptancılarına satılıp buradan da geri dönüşüme gittiği için bu pek olası değil. Giysi bağışı, giysinizin başka biri tarafından giyilmesi değil, bu ticaretin bir parçası olması bağışı.
Ciddi bir soru ❔
Sokaklardaki giyim bağış kutularına kıyafetlerimizi bırakıyoruz diyelim ki aylar sonra bağışladığımız kıyafetlerden biri bir suç olayında bulundu ve üzerindeki DNA izlerinden polis bize ulaştı hiçbir şeyden haberimiz yokken kendimizi bir anda şüpheli olarak bulabilir miyiz 😁
Sizce böyle bir durumda suçsuzluğumuzu kanıtlamak zorunda kalır mıyız 😏 insan düşünmüyor değil
Sultan Eylem Keleş retweeted
Paris'te barikat kuranla, Arnavutluk'ta bakanlığa girenle, Filistin'de tünelden çıkıp merkava tankına bomba koyanla, Yemen'de parmak arası terlik ve RPG ile gemi zapt edenle beraber atmıyorsa insanın kalbi gerektiği gibi çalışmıyordur.
Sultan Eylem Keleş retweeted
Faut voir Paris là. T’es dans une foule qui scande “on a guillotiné un roi, on peut recommencer”, tu tournes à gauche, y a des groupes en train de barricader une rue & de faire reculer la police, tu tournes à droite, y a un cortège avec 20 drapeaux 🇵🇸 qui arrive à toute vitesse.
Sultan Eylem Keleş retweeted
Paris Komünü'nün barikatları geri döndü!
Lyon'da protestocular, eylemi bütün gece sürdürebilmek için Paris Komünü'nü andıracak şekilde tuğladan barikatlar örmeye başladı.

































