Erdal Serce (@erdalserce) profile picture
Türkiye
Joined January 2011
Photo by Erdal Serce (@erdalserce)Photo by Erdal Serce (@erdalserce)Photo by Erdal Serce (@erdalserce)Photo by Erdal Serce (@erdalserce)Photo by Erdal Serce (@erdalserce)Photo by Erdal Serce (@erdalserce)Photo by Erdal Serce (@erdalserce)Photo by Erdal Serce (@erdalserce)Photo by Erdal Serce (@erdalserce)Photo by Erdal Serce (@erdalserce)
Hiç bir ırktan değilim, TÜRK KAVMİNDENİM ARAPÇAYI ARABİSTANDA, TÜRKÇEYİ TÜRKİYEDE ÖĞRENDİM. Yazdıklarım kendi şahsi düşüncelerimdir. Hiç bir şeyi değiştirme gibi bir niyetim yok. YAZDIKLARIMI ve EZBERLERİNİZİ KARŞILAŞTIRARAK HAKLIYI/HAKSIZI, DOĞRUYU/YANLIŞI görebilir/bulabilirsiniz. Mesala, KEVSER SURESİ KEVSER: ÇOKLUK. Saladaki NEHR: LİYAKAT EBTER: TECRİT OLUNAN
Replying to @erdalserce
Arab ırkından(kavminden) isen haklısındır.
7
5
2
69
78,834
Erdal Serce retweeted
"Kur'an'ı anlamanın önündeki en büyük engel, kelimeleri, İslam sonrası oluşan coğrafî, etnik ve kültürel kalıplarla okumaktır. Oysa Kur'an, kendi kelimelerini kök ailesi, morfolojik kalıp ve ayetler arası ilişkiler üzerinden inşa eder. ARB ve ACM köklerini bu yöntemle yeniden okuduğunda, Kur'an'ın dil, aidiyet ve yaratılış hakkında bambaşka, kendi içinde son derece tutarlı bir sistem kurduğunu ortaya koymaktadır. 1. ARB kökü, Kur'an'da üç ayrı kategoride ve birbirinden keskin çizgilerle ayrılan anlamlar kazanır. A. 'ırba (Vakıa 56:37) – Ayetteki "fe cealnahünne" ifadesindeki "hünne" zamiri açıkça kadınları işaret eder. Buradaki 'ırba, ne "tatlı dilli" ne de "eşine düşkün" anlamına gelir. Kur'an'ın kendi kullanımında ARB, etnik bir kimlik bildiren en temel isimdir. B. EL-A'RAB (Tevbe 97-99, Ahzab 20) – Bu kalıp, ARAB'ın "Arap birey" anlamından farklı olarak, toplumsal bir bütünü, Arap kavmini ifade eder. Tevbe 97'deki "el-A'rabü eşeddü küfran" ifadesi, bu topluluğun genel karakterini çizer. Ahzab 20'deki "yeveddû lev ennehüm badûne fi'l-A'rab" ise, EL-A'RAB'ın bir mekân/topluluk olduğunu, BADUN'un ise ayrıca "bedevîler (çölde yaşayanlar)" olduğunu netleştirir. Bu iki kelime asla eşanlamlı değildir; birisi aidiyeti, diğeri yaşam biçimini gösterir. C. ARABÎ ve ARABÎYYEN – Eğer kelime bir ismi veya hükmü niteliyorsa (hükmen arabiyyen), "Araplığa ait hüküm" anlamı gelir. Ancak aynı kalıp, Kur'an veya lisan ile bağlandığında (Kur'anen arabiyyen, bi-lisanin arabiyyin) artık bir aidiyet değil, konuşulan dil anlamına gelir: "Arapça". Kur'an, kendi diline işte bu netlikle "Arapça" der. 2. ACM Kökü: A'CEM (isim) – Acemî / Acem kimliğine ait birey; A'CEMÎYYEN (dil niteleyicisi) – Acemce / Acem dili; EL-A'CEMÎN (çoğul) – Acemler / Acem topluluğu. Bu ayrım, Fussilet 44'te açıkça sergilenir. Ayetteki "e-a'cemiyyün ve arabiyyün" ifadesi, geleneksel okumalarda olduğu gibi "Acemî mi yoksa Arap mı?" şeklinde kişi karşılaştırması değildir. Vav (و) harfi ile birbirine bağlanan bu iki kelime, iki ayrı dili (Acemce ve Arapça) nitelemektedir. Ayetin doğru okuması şudur: "Eğer onu Acemce bir Kur'an kılsaydık, 'Ayetleri Acemce ve Arapça açıklanmış olmalı değil miydi?' derlerdi." Yani Kur'an, Arapça indirilmiştir; ancak muhataplarının itirazı, Acemce bir metnin Arapça açıklanması gerektiği yönündedir. Nahl 103 ise bu teoriyi kesinleştirir. Muhatapların suçladığı kişinin lisanı Acemce'dir (a'cemiyyün), fakat indirilen Kur'an Arapça'dır (arabiyyün). 3. ETRAB (Vakıa 37) – Toprak Kökenliler. Bu kelime, TURAB (toprak) ile aynı kökü paylaşır. Kur'an'da TURAB, insanın yaratılış maddesidir. ETRAB'ı sadece "yaşıtlar" diye okumak, bu derin bağlantıyı görmezden gelmektir. Kur'an, burada cennetteki kadınların melek gibi nurani değil, tıpkı dünyadaki insan gibi topraktan yaratılmış beşerî varlıklar olduğunu ima eder. Bu, cennetteki hayatın da bizim doğamıza uygun olduğunun ontolojik bir kanıtıdır. KEVAİB (Nebe 33) – KE'B kökü, "kabarmış, yükselmiş" anlamı taşır. Ayetteki kullanımı, kadınsı bedensel bir özelliği nitelediğini gösterir. Bu okuma, kelimeyi geleneksel tefsirlerdeki dar ve çoğu zaman edebî mecazlardan kurtararır. 4. Bu okuma sistemi, Kur'an'ın dil ve kimlik anlayışını üç temel eksene oturtur: 5. Aidiyet (Araplık/Acemlik): A'RAB, A'CEM – Bunlar toplulukları ifade eder. 6. Dil (Arapça/Acemce): ARABÎYYEN, A'CEMÎYYE – Bunlar iletişim araçlarıdır. 7. Yaratılış (Topraktan Olma): ETRAB, TURAB – Bu, insanın özünü ifade eder. Geleneksel sözlükler ve mealler, bu üç ekseni sürekli birbirine karıştırmış, A'RAB'ı bedevî, A'CEM'i Arap olmayan herkes, ETRAB'ı ise sadece yaşıt olarak çevirerek Kur'an'ın inşa ettiği bu zengin anlam evrenini yoksullaştırmıştır. Kur'an, indiği dönemin Arapçasını kullanmakla birlikte, bu kelimelere kendi özgül ve sistematik anlamlarını yükler. Bu sistemi görmemek, sadece çeviri hatası değil; Kur'an'ın mesajını daraltmaktır. 'ırba denildiğinde Arap kadın, ETRABA denildiğinde ise topraktan yaratılmış olduğu anlaşılmalıdır.
6
13
66
4,494
Erdal Serce retweeted
Kur'an insanı yalnızca yaşayan bir varlık olarak değil, bilme yetisi verilmiş bir bilinç varlığı olarak ele alır. Bu açıdan bakıldığında insanı anlamanın anahtarı, "BİLMEK" ve "BİLEBİLMEK" arasındaki farkı kavramaktır. İnsan, yaratılışı gereği öğrenebilir, anlayabilir ve ayırt edebilir. Yani her insan, doğası itibarıyla bilebilen ve ayırt edebilen bir varlıktır. Bu yönüyle tüm insanlık, potansiyel olarak bir "bilebilenler" alanına dahildir. Ancak bu potansiyel, herkes tarafından aynı şekilde kullanılmaz. İşte burada ikinci bir ayrım ortaya çıkar: BİLENLER. BİLENLER, sahip oldukları bilme yetisini fiilen kullanan, düşünen, idrak eden ve hakikati ayırt edebilen kimselerdir. Onlar sadece bilgiye sahip olan değil; bilgiyi anlamlandıran, onu bir farkındalığa dönüştüren insanlardır. Buna karşılık BİLEBİLENLER, bu kapasiteye sahip olmakla birlikte, henüz onu kullanmamış ya da kullanmayan insanları da kapsar. Bu yüzden her BİLEN, aynı zamanda BİLEBİLENDİR; fakat her BİLEBİLEN, henüz BİLEN değildir. Kur'anın "Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" sorusu, işte bu ayrımı ortaya koyar. Bu soru, insanın değerinin sahip olduğu potansiyelde değil, bu potansiyeli kullanmasında yattığını gösterir. Çünkü bilme yetisi herkese verilmiştir; fakat bu yetiyi kullanmak, yönelmek ve idrake ulaşmak insanın tercihine bağlıdır. Bu noktada "Rab" kavramı devreye girer. Rab, yalnızca yaratan değil; aynı zamanda öğreten, geliştiren ve bilme sürecini açan olandır. "İnsana bilmediğini öğretti" ifadesi, Rabliğin özünü ortaya koyar. Buna göre Rab, insandaki bilme yetisini açan, onu besleyen ve olgunlaştıran bir terbiyecidir. Ancak bu öğretim, zorlayıcı değil; yönlendiricidir. Yani Rab öğretir, fakat herkes öğrenmez. Bu yüzden "bilenlerin ve ayırt edebilenlerin Rabbi" ifadesi, sadece bir sahiplik değil; bir süreç anlatır. Bu ifade, bilme yetisini açan, geliştiren ve onu idrake dönüştüren ilahi terbiyeyi ifade eder. İnsan bu sürece yöneldiğinde bilenlerden olur; yüz çevirdiğinde ise sahip olduğu potansiyele rağmen bilmeyenler arasında kalır. Sonuç olarak insan, BİLMEKLE değil; BİLEBİLMEKLE tanımlanır. Ancak onun değeri, bu yetiyi kullanarak bilmeye ve ayırt etmeye ulaşmasıyla ortaya çıkar. Bu nedenle insanlık, özünde ikiye ayrılır: BİLEBİLENLER ve BİLENLER. Ve bu ayrım, insanın varoluşunun merkezinde yer alır. İnsan, BİLEBİLME yetisiyle yaratılır; BİLEN olmak ise onun tercihidir.
4
1
25
1,004
Erdal Serce retweeted
Arapçada ين (in) eki, Kur'anın dilinde yalnızca akıllı varlıklar, özellikle insan toplulukları için kullanılan bir çoğul ekidir. Mü'minin, müslimin, kafirin, zalimin, mucrimin gibi örneklerin tamamı insan gruplarını ifade eder; bu ek hiçbir zaman cansız varlıklar, hayvanlar veya kozmik düzenler için kullanılmaz. Bu çerçevede (العلمين) kelimesi de aynı ekten dolayı insanlara yönelik bir topluluk ifadesidir ve "bilenler" anlamını taşımaktadır. Bu, kelimenin köküyle de uyumludur: ع ل م kökü bilmek, anlamak, ayırt etmek demektir. Dolayısıyla العلمين, "bilenler topluluğu" veya "bilgi ehli insanlar" olarak okunmaya elverişlidir. Kur'anın Hz. Muhammed'e: {وَأَعْرِضْ عَنِ الْجَاهِلِينَ} "Cahillerden yüz çevir." dediği dikkate alınırsa, resulün yöneldiği kitlenin bilgisizler değil, bilenler olduğu anlaşılır. Böylece Muhammed'in gönderiliş gayesi de bu bağlamda "bilenlere rahmet" olarak şekillenir. Çünkü rahmet, hakikati anlayabilen, kavrayabilen bir topluluğa yönelir. Bu noktada dikkat çekici olan, -ين ekinin kainatla ilgili hiçbir kelimede kullanılmamış olmasıdır. İşte bu sebeple, Kur'anın kullandığı genel dilsel yapı, Yaratıcının "bilenlerin Rabbi" olduğu fikrini destekler niteliktedir. Nitekim رَبّ kelimesinin kökü olan رَبَبَ / رَبْبٌ (rebib) de "yetiştirmek, geliştirmek, eğitmek, olgunlaştırmak" anlamlarını içerir. Yani Rabbi tanımlayan şey, kör bir sahiplik değil; bilgiyi, idraki ve olgunluğu açığa çıkaran terbiye edici bir işlevdir. Bu yönüyle bakıldığında: العلمين→ bilenler topluluğ, رحمة للعلمين → bilenlere rahmet, ربّ العالمين → (bilginin, idrakın, olgunlaşmanın Rabbi) *Bilenlerin Rabbi* okuması, hem Arapça morfolojiyle hem de Kur'an'ın genel hitap tarzıyla uyumlu bir bütünlük teşkil eder
1
4
1
34
1,593
Erdal Serce retweeted
Efendi yaratıcı değildir; Rabb ise her şeyin yaratıcısıdır!
Replying to @erdalserce
Efendi değilmiydi Rab. Ki Yusuf kıssasinda da geçer.
1
8
405
Efendi yaratıcı değildir; Rabb ise her şeyin yaratıcısıdır!
Replying to @erdalserce
Efendi değilmiydi Rab. Ki Yusuf kıssasinda da geçer.
1
8
405
Erdal Serce retweeted
15 sene S.Arabistan'da yaşadım Anadilim Arapça, babadilim Türkçe Kur'anı harekesiz okur anlarım Emevi/Abbasi tedrisatına itbar etmem Okuduğu mealleri Kur'an Matta, Markos, Luka ve Yuhanna'yı İncil sananları gördükçe yazasım geliyor Bu arada aşağıdaki E.Yüksel mealleri yanlıştır😊
This Post is from an account that no longer exists. Learn more
3
3
1
14
1,428
Erdal Serce retweeted
Basit bir soru O'ndan başka ilah olmayan, RAB'Mİ, ALLAH'MI?
5
2
1
5
Erdal Serce retweeted
Bilememekten diyebilsene Serkan Oysa cevabı çok basit bir soru Tekrar soruyorum MÜSLÜMANLIK nedir? MÜMİNLİK nedir?
unavailable
2
1
3
280
Erdal Serce retweeted
Bu soruyu okuyan herkes üzerine alınabilir👇 Ayette geçen kelime İLAH değil RAB! Sana basit bir soru, ayette neden İLAH değil de RAB geçiyor.
Replying to @erdalserce
Peki bu ayette geçen و harfleri ne içindir? Ayrıca ikinci cümle neden ف ile başlamıştır?
3
3
8
835
Erdal Serce retweeted
Çok basit bir soru. Önce birçok kişi yaratılıyor, sonra bunlar tasvir ediliyor. Daha sonra meleklere, Adem’e secde etmeleri söyleniyor. Yani Adem’e secdeden önce bir insan topluluğu var. Acaba farklı kan grupları da bu topluluktan gelmiş olabilir mi? 😉😊
This Post is from an account that no longer exists. Learn more
7
2
1
23
4,022
Erdal Serce retweeted
Basit bir soru Ondan başka ilah olmayan RAB Mİ, ALLAH MI?
Basit bir soru O'ndan başka ilah olmayan, RAB'Mİ, ALLAH'MI?
9
2
1
8
1,826
Erdal Serce retweeted
Allah kul arasında ki bağlantı kendiliğinden kopmaz Ancak sen şeytan ile bilinçli temas kurarsan, Allah ile bağlantın kopar. Sen YA RAB dedikçe, ALLAH İLE BAĞLANTIN DEVAM EDER!
Replying to @sgrmth @erdalserce
Allah-Kul arası bağlantı bazen kopar. Nihayetinde peygambere vahyin kesildiği, peygamberin umutsuzluğa düştüğü bir dönem olduğu da belli. İnsan, peygber gibi vahiy almıyor olabilir ama Rabbinin ilhamına kulak veriyorsa, bu "hakkın elimden tutmasını bekliyorum" demektir..
1
3
6
Erdal Serce retweeted
Tevbe-5'te geçen şu iki ifadeye dikkat et! "el-Müşrikin" UYARILAN PUTPEREST ARAP KAVMİNE HİTAPTIR "el-salvat" ise SALAT'TAN farklıdır RAB ile BAĞLI TI KURMAK demek olan SALAT'TIR el-salvat ve "ikame" beraber geçtiğinde bildiğin NAMAZ demektir ve uyarılan kavimin yükümlülüğüdür
Replying to @erdalserce
Yukarıdaki hazırladığın listeye göre Tevbe 5 te geçen salatı ikame ne oluyor. Savaşta ele geçirilenler zorla müslüman mı yapılacak. Salat Rable bağlantı kurma ise.
1
3
1
5
1,904
Erdal Serce retweeted
RABBİM diyebilirsin, İLAH'IM diyebilirsin ama, ALLAH'IM diyemezsin RAB ve İLAH sıfattır ama ALLAH özel/has isimdir de ondan. HADİ BAKİM etiketleyin ALİMLERİNİZİ ve İLAHİYATÇILARINİZI İsterseniz uyduruk MESİH ve MEHDİLERİNİZİ DE etiketleyebilirsiniz😊
This Post is from an account that no longer exists. Learn more
4
2
6
972
Erdal Serce retweeted
Ayet, "ALLAH la ilah ille huve" diyor! Neden, "RAB la ilah illa huve" demiyor veya denmiyor?
1
3
233
Erdal Serce retweeted
Allah-ul A^LA diyemezsin ama, RAB-ul A^LA diyebilirsin
Başka ALLAH'LAR olmadığı için, ALLAH, YÜCELER YÜCESİDİR diyemezsiniz ama, RAB İÇİN diyebilirsiniz.
1
1
6
431
Arşivden
FARK VAR. RAB SIFAT, ALLAH İSİMDİR (O'NA HAS) ALLAH ismi sadece O'nun. Oysa ondan BAŞKA RABLER VARDIR AYET, RABBİNİZ ALLAH DER. RABBİN İSMİ ALLAH. RAB ise, O'nun SIFATIDIR RABBİM DİYEBİLİRSİN AMA ALLAHIM DİYEMAZSİN Ör. ÖĞRETMENİN ADI AHMET ÖĞRETMENİM DENİR ama AHMET'İM DENMEZ
1
5
352
Erdal Serce retweeted
İlk düzeltmeyi ben yapayım😊 Dualarında RABBİM demek zorundasın!
Allah'ım yolunda yanlışsam beni düzelt eğer doğruysam ayaklarımı sabit kıl ve bana güç verip ilmimi artır Amen🙏 #dua
5
1
1
11
1,939
Erdal Serce retweeted
Rabbinin adını anan SAL etmiştir (Ya- RAB/ALLAH demek yeterlidir) İKAME eden SALV etmiştir (El yüz yıka, baş ayak mesh et ve RÜKU/SECDE/KUNUT)
Bana şekil göster ,bende biliyorum Kuran'da 83 ayet namazdan bahseder ...
3
3
3
6