Oktay saral’ın görevden alınacağını tahmin ediyordum. Aliyev, sayın cumhurbaşkanımızla konuşurken ona şunu söylemiştir. Ben sana azerbeycanda tek laf ettirmiyorum da sen neden bana bu hakaretler edilirken müdahale etmiyorsun?…
Gereği yapıldı.
Ayrıca Türkiye’deki başörtüsü gerçeği farklı Azerbeycandaki farklı. Türkiye’de başörtüsü sorunu büyük oranda çözüldü. Cumhuriyet kadınların sosyal hayata katılmasını hedefliyordu. Kadınlar başörtüleriyle toplumsal hayata katılıyorlarsa, boşanırken medeni hukuk tarafında oluyorlarsa, çok eşliliğe karşı oluyorlarsa, kocalarından dayak yediklerinde laik Türk mahkemelerine başvuruyorlarsa, kızlarının okumasını istiyorlarsa, bu da cumhuriyetin zaten istediği şeydir. Sonuçta toplumsal hayata katılan kadınlar mutlaka gelişecekler,özgürleşecekler ve sadece kendileri istedikleri için başörtüsü takarlarsa takacaklar,takmayacaklarsa da başörtüsünü özgürce çıkaracaklar. Ama Azerbaycan Türkiyenin geçtiği yollardan geçmedi başka bir yol haritası izledi. Türkiye devlet görevlilerinin, danışmanların,vekillerin Azerbaycan’ı bu konuda eleştirmeye hakları yok. Azerbaycan istihbaratının elindeki bilgiler sizin elinizde değil ki?
2022’de yapılan bir çalışmada 2 milyon aile incelenmiş ve baba- bebek,DNA uyumsuzluğu %2 çıkmış. Genel dünya ortalaması %3’e dayanıyor. Yani 100 çocuktan 3’ü başka erkeğin çocuğu. Maalesef milyonlarca erkek, babaları olduklarını düşündükleri çocuklara tüm servetlerini ve hayatlarını harcıyorlar. Tam bir guguk kuşu stratejisi. Ama kurban erkek. Kendi eşi tarafından büyük bir aldatmaya uğruyor.
Aslında çözüm basit. Yeni doğan bebeklere nasıl ebeveynlere sormadan topuk kanı testi yapılıyorsa, DNA testi de zaruri olarak yapılmalı.
Bu acımasız ve faşist bir bakış açısı gibi görünebilir ama, kendinizi başkasının çocuğunu kendi çocuğu sanarak büyüten kandırılmış bir erkek yerine koyarsanız, karşılaşılan duygusal acının büyüklüğünü hissedebilirsiniz. Elbette bir bebeğin babaya ihtiyacı var ama bir babanın da kendi çocuğunu büyütmeye hakkı var. Neden hayatını başkasının çocuğunu büyütmek için harcasın. En başta öğrensin, isterse devam eder, bu elbette takdir edilecek bir fedakarlık olur.
Tipik cinsel kimlik sorunu. Cinsiyet disforisi. Çocuğun bedeni erkek, beyni dişi. Baba muhtemelen bu davranışları anlayabilecek ve kabullenebilecek bir kişilik değil. Çocuk hem ailesinden hem toplumdan kopmuş. Kendisini anlatabilecek sanal dünyada kendisini bulmaya çalışmış. Eşcinsel çocuk olmaz diyenler, Lut masallarıyla insan cinselliğini çözdüğünü sananlarla bu ciddi toplumsal sorunlar çözülemez. Bu çocuklara farklılıklarının insan cinselliğinin spektrumunda normal olduğu anlatılmalı ve aşağılanma korkusuyla asla büyümemeliler. Böyle çocukların çoğu kendisine zarar verme eğiliminde olur. Ama baba polis olunca, silahlarla bir arada büyümek de önemli; muhtemelen ailedeki milliyetçi,muhafazakar ve hatta belki ırkçı damar onu şiddet eğilimine yöneltmiş. Çocuk kendi farklılığını ailesine asla anlatamayacağına,anlatsa da ailesinin onu kabul etmeyeceğine ve babası tarafından aşağılanacağına inanıyormuş. Toplum tarafından kabul edilmeme korkusu,normal sayılan insanlara karşı nefrete dönüşmüş.
Kahramanmaraş’ta 10 kişiyi katleden piçin görüntülü sohbette etek giyip poz verdiği görüntüler ortaya çıktı. xitter.cf/impervzi/status/204490…
Elleri öpülür
Tunceli Başsavcısı olarak atanan Ebru Cansu, göreve geldiği ilk gün, ''Ben bir başsavcıdan önce bir kız çocuğu annesiyim, Gülistan’a ne olduğunu bulacağım'' demişti.
Gülistan Doku cinayetine ilişkin özel bir ekip kuran Başsavcı Ebru Cansu'nun talimatıyla dün gece 7 ilde düğmeye basıldı ve 13 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.
#GülistanDoku #GülistanDokuİçinAdalet
14 yaşında bir çocuk katil olmuşsa büyük olasılıkla ebeveynleri çok yetersiz ve kötüdür. Aile ortamı da sevgisiz ve huzursuzdur.
İktidar hemen derhal, sosyal medya’dan Tv dizilerine kadar silah göstermeyi yasaklayan kanun çıkarmalı. Sadece sigaranın falan değil, silahın da görüntülerde engellemesi gerekiyor. Şiddet içeren tv dizileri ki şu anda bildiğim hemen hemen hepsi, çete,çukur, vadi, aşiret gibi, psikopat davranışlarıyla çocuklarımızı zehirliyorlar. Bu tv dizileri derhal yayından kaldırılmalı. 13-14 yaşındaki ergen çocuk duygu ve hormonlarıyla karar verir. Beyni gelişmemiştir.
Evrim’de insanın bu gezegendeki varoluş sorusunu dinlere bırakmıyor. Kesin olarak bu gezegende evrilen bir maymun olduğumuzu, DNA karşılaştırmalarıyla ortaya koyuyor. Paleontoloji anlatıyor, Biyoloji gösteriyor, genetik yazıyor;
İnsan bu gezegende evrilmiş kuyruksuz bir maymun türüdür.
bu konu gerçekten güzel çünkü fiziğin geldiği nokta artık tanrı var mı yok mu tartışmasını felsefeye bile bırakmıyor. doğrudan denklemlerle cevaplıyor.
şöyle anlatayım.
stephen hawking ve james hartle 1983te no-boundary proposal diye bir model ortaya koydu. evrenin bir başlangıç sınırı olmadığını, zamanın kendisinin büyük patlamada uzayın bir boyutuna dönüştüğünü gösterdi. yani büyük patlamadan önce ne vardı sorusu anlamsız. çünkü önce diye bir şey yok. zaman kavramı orada başlıyor.
alexander vilenkin 1982de tünelleme modeli ile evrenin kuantum tünelleme yoluyla tam anlamıyla hiçlikten ortaya çıkabileceğini matematiksel olarak gösterdi. sıfır enerjili evren hipotezi de bunu destekliyor. evrendeki tüm kütle enerjisini toplasan, negatif gravitasyonel enerji ile pozitif madde enerjisi birbirini götürüyor. toplam enerji sıfır. yani evren aslında bedava. hiçbir dış müdahale gerektirmiyor.
lawrence krauss bunu çok güzel özetledi. a universe from nothing kitabında diyor ki kuantum alanları boş uzayda bile dalgalanır. bu dalgalanmalar sanal parçacık çiftleri üretir. bu mekanizma laboratuvarda casimir etkisi ile doğrulanmış, ispatlanmış bir şey. spekülatif değil.
şimdi biri çıkıp ama ilk hareketi kim başlattı diye soruyor. kimse başlatmadı. kuantum mekaniğinde sebepsiz olaylar var. radyoaktif bozunma mesela. bir atomun ne zaman bozunacağını hiçbir şey belirlemez. gerçek rastgelelik. bu da laboratuvarda trilyonlarca kez doğrulanmış.
yani elimizde ne var? hiçlikten evren çıkabileceğini gösteren matematik. toplam enerjinin sıfır olduğunu gösteren gözlem. boş uzaydan parçacık üretimini doğrulayan deney. sebepsiz olayların var olduğunu kanıtlayan fizik.
ve karşı tarafta ne var? ama biri yaratmış olmalı diyen bir his.
his ile denklem yan yana geldiğinde his kaybeder. her zaman kaybetmiştir. dünya düz değildi. güneş etrafımızda dönmüyordu. yıldırımı zeus atmıyordu. hastalığı cin çarpmıyordu. ve evren de kimse tarafından yaratılmak zorunda değildi.
fizik, tanrıyı işsiz bıraktı. geriye sadece bunu kabullenmek kaldı.
bu konu gerçekten güzel çünkü fiziğin geldiği nokta artık tanrı var mı yok mu tartışmasını felsefeye bile bırakmıyor. doğrudan denklemlerle cevaplıyor.
şöyle anlatayım.
stephen hawking ve james hartle 1983te no-boundary proposal diye bir model ortaya koydu. evrenin bir başlangıç sınırı olmadığını, zamanın kendisinin büyük patlamada uzayın bir boyutuna dönüştüğünü gösterdi. yani büyük patlamadan önce ne vardı sorusu anlamsız. çünkü önce diye bir şey yok. zaman kavramı orada başlıyor.
alexander vilenkin 1982de tünelleme modeli ile evrenin kuantum tünelleme yoluyla tam anlamıyla hiçlikten ortaya çıkabileceğini matematiksel olarak gösterdi. sıfır enerjili evren hipotezi de bunu destekliyor. evrendeki tüm kütle enerjisini toplasan, negatif gravitasyonel enerji ile pozitif madde enerjisi birbirini götürüyor. toplam enerji sıfır. yani evren aslında bedava. hiçbir dış müdahale gerektirmiyor.
lawrence krauss bunu çok güzel özetledi. a universe from nothing kitabında diyor ki kuantum alanları boş uzayda bile dalgalanır. bu dalgalanmalar sanal parçacık çiftleri üretir. bu mekanizma laboratuvarda casimir etkisi ile doğrulanmış, ispatlanmış bir şey. spekülatif değil.
şimdi biri çıkıp ama ilk hareketi kim başlattı diye soruyor. kimse başlatmadı. kuantum mekaniğinde sebepsiz olaylar var. radyoaktif bozunma mesela. bir atomun ne zaman bozunacağını hiçbir şey belirlemez. gerçek rastgelelik. bu da laboratuvarda trilyonlarca kez doğrulanmış.
yani elimizde ne var? hiçlikten evren çıkabileceğini gösteren matematik. toplam enerjinin sıfır olduğunu gösteren gözlem. boş uzaydan parçacık üretimini doğrulayan deney. sebepsiz olayların var olduğunu kanıtlayan fizik.
ve karşı tarafta ne var? ama biri yaratmış olmalı diyen bir his.
his ile denklem yan yana geldiğinde his kaybeder. her zaman kaybetmiştir. dünya düz değildi. güneş etrafımızda dönmüyordu. yıldırımı zeus atmıyordu. hastalığı cin çarpmıyordu. ve evren de kimse tarafından yaratılmak zorunda değildi.
fizik, tanrıyı işsiz bıraktı. geriye sadece bunu kabullenmek kaldı.
Benim Trump’ın tehditlerinden anladığım şu; İranın alt yapısını geri dönülmez şekilde vuracaklar. Sadece bu. Trump retorik olarak satıcı. Biri nin yapıp, show kelimeleri seçip konuşuyor. Emlakçı.
Ne oldu? Avrasya, Brics? Çin, Rusya…
Yav dut yemiş bülbüle döndüler. Fos çıktı senin bel bağladığın ülkeler. İranla müttefik değiller miydi?
TRUMP DUR! DÜNYAYI YAKAMAZSIN!
Dünya devletleri karşı karşıya bulunduğu büyük tehlikeden, İran’a baskı uygulayarak değil, Trump’a derhal baskı uygulayarak kurtulabilir.
ABD Başkanı Trump, “İran medeniyetini yok ederim” tehdidiyle yalnız İran’ı değil, bütün dünyayı tehdit ediyor.
“Medeniyeti yok etme” çapında bir tehdit, Türkiye dahil bütün bölge ülkelerine yıkım getirir.
İran medeniyeti yok edilirse, Körfez ülkelerinin başına ne gelir, İran’ın komşuları bu yıkımdan hangi payı alır, enerji kaynakları ayakta kalır mı, dünya ticareti ve ekonomisi ne olur?
Dahası, bu eylem karşılıksız kalmayacağı için, Trump’ın çılgınlığı bütün dünyada şiddet içeren çatışmalara yol açar. ABD içindeki kavgalar da silahlı boyutlara kadar uzanır.
Trump’ın bütün insanlığa felaket getirecek bu çılgın emrini uygulayacak bir ABD askeri var mıdır?
Uyarıyoruz: Trump’ın tehdidi ABD ve Türkiye dahil, bütün dünyaya tehdittir. Bu gerçek karşısında istisnasız bütün dünya devletlerinin, bir dakika geçmeden Trump’a şiddetli olarak dur deme sorumluluğu ve görevi vardır.
Türkiye hükümeti derhal elindeki bütün olanakları kullanmalı ve Trump’a dur demelidir.
Zaman beklenecek zaman değildir. Her saniye bir gecikmedir. Her devlet ve herkes harekete geçmelidir.
Trump dur, dünyayı yakamazsın!
ABD’yi de yakarsın, kendini de yakarsın!


















