dücane cündioğlu retweeted
TIP VE FELSEFE (12 DERS)
Tarih: 24 Ekim-8 Kasım 2026
Saat: 16.00-19.00
Kayıtlar başladı.
Başvuru için: felsefedersleri.com
15 yıllık hayalimdi. Nasip olursa ikisini de bu yıl sona ermeden gerçekleştirmeye çalışacağım:
1. Tıp ve Felsefe
2. Matematik ve Felsefe
İlk dersimiz 24. Ekim cumartesi günü.
dücane cündioğlu retweeted
HİZMET SÖYLEMİNE DAİR BİR ÇÖZÜMLEME
(Mahrem Yapılanma ve Takiyye - Cizvitler ve Kara Papa)
Bu akşam, saat: 21.00'de, canlı, herkese açık!
Ülkemizde cemaatler ve tarikatlar üzerine yapılan değerlendirmelerin çok azı akademik, büyük çoğunluğu ise siyasal niteliktedir.
Bir çözümleme, sözgelimi TİCANİLER, DİNCİ ÖRGÜTLER veya FETÖ başlığı üzerinden ortaya konulduğunda doğal olarak bir suçlama ve karalama biçimi kazanır, en azından öyle algılanır. Siyaset veya Hukuk bu yolu izleyebilir, çünkü sonuç odaklıdır. Dahası kamusal yarar ilkesini gözetmek zorundadır. Oysa çözümleme bir suçlama ve karalama diline gerek görmez, bunun yerine bir eleştiri dili geliştirmeyi dener.
Hiçbir çözümleme, hiçbir eleştiri tarafsız olamaz. Burası kesin. Ancak çözümleme ve eleştiriyi suçlama ve karalamadan ayıran yanı, kendisinin tartışılamaz bir hakikat tekelinden hareket etmemesidir. Bu nedenle naif bir "fildişi kule sendromu" olarak suçlanmaktan kaçınamaz.
Eleştiri, karşı tarafa "Bakınız farklı da düşünülebilir, başka olasılıklar da gözönüne alınabilir!" veya "Siz böyle iddia ediyorsunuz ama kazın ayağı hiç de öyle değil!" yollu değerlendirmelerde ısrar eder. Eleştiri en temelinde bir hakikat arayışı varsayımını esas aldığından karşı tarafın masum görünen savlarını yapıbozuma uğratmaktan kaçınamaz. Muhataptan hatalarını ve zaaflarını itiraf etmesi beklenmez, yalnızca yeni yorum seçenekleri üzerinde düşünmesi yeterli görülür.
Bu söyleşide, "hizmet" gibi masumiyet görünümlü bir savın "mahremiyet", "takiyye" teknikleriyle ve ilkeleri değil koşulları önceleyen mahrem imamlar elinde nasıl bir istismar düzeneğine dönüştüğünü çözümlemeye çalışacağım. Cemaatin hocaefendisinin mahrem yapılanmanın da hocaefendisi olduğu veya silahlı kuvvetlerden sorumlu olan imamlığa bir tefsir hocasının atandığı bir yapılanmada acaba atılan hangi adım göründüğü gibi masum olabilir?
youtube.com/live/lpovJbidx2o… @YouTube
dücane cündioğlu retweeted
"KÜÇÜK DÜNYAM" ve PETER PAN SENDROMU
Bu akşam, saat: 21.00'de, canlı, herkese açık!
F. Gülen'in -Latif Erdoğan'ın kendisiyle yaptığı söyleşilerden oluşan- KÜÇÜK DÜNYAM adlı özyaşamöyküsü ilk kez 1992'de yayımlanmış, sonra bu dizi kimi düzeltmelerle 1995'te kitaplaştırılmıştı.
İki gün önce bu başlıktan hareketle "hizmet hareketi" olarak sunulan paralel yapılanmanın FETÖ'ye dönüşümünün ardında Gülen'in küçük dünyasının büyük dünyalara dönüşmesi gerçeğinin yer aldığını önsürmüştüm. Benim düşünceme göre, küçük dünyalar büyük dünyalara dönüştüğünde, küçük olanın masumiyetinin büyük olanın melanetine dönüşmesi kaçınılmazdır. Bu kaçınılmazlık, sözümona "hizmetçi"lerin soru çalmak, darbe yapmaya tevessül etmek de dahil her türlü ahlak-dışı, yasa-dışı yollara başvurmalarının en temel nedenidir. (Zamanı kısıtlı kimseler Osho belgeselini izleyebilirler. İbret almak isteyenler için oldukça ibretamizdir.)
Bu değerlendirmemin mantığı bilerek gözardı edilmek suretiyle büyüme olgusu, Peter Pan sendromu klişesiyle (büyüme korkusuyla, sorumluk almaktan kaçınma eğilimiyle) açıklanmaya çalışıldı. Böylelikle kavramlaştırdığım "büyük dünyam" (sonradan görmelik) imgesi, göz göre göre "büyüme korkusu" olarak çarptırıldı. (Maalesef seviye bu!)
20 yaşlarında (muhtemelen 1960'ların başlarında) yazmış olduğu vasiyeti elimizde olan Gülen'le, açıkça bizi kıskanıyor dediği T.C. Cumhurbaşkanı'nın -kendi yetiştirmeleri tarafından- derdest edilmesine fetva veren Gülen asla aynı Gülen değildir.
Kısacası "büyüklenme" (kibir, hübris, sonradan görmelik) eleştirisinin "büyüklük korkusu" suçlamasıyla bertaraf edilmek istenmesini, insan doğasına özgü kölelik bilincinin belirtisi (psikolojik direnç) olarak değerlendiriyorum. Böyleleri önce yadsır ve bastırma düzeneğini kullanır, sonra yalnızca gerçeğin bir kısmını kabullenmek zorunda kalır, en sonunda suçluluk ve pişmanlık duygularıyla gerçekle yüzleşmeye hazır hale gelir ya da gelmez. (Bu üçlü aşamalar dizisi travma-sonrası karşılaşılan tepkilerin bir özetinden ibarettir.)
İşte bu akşam bu söyleşimizde -olanaklı olduğu ölçüde- insan soyunun dikenli derinliklerine inmeye çalışacağız.
youtube.com/live/31FFuA80RSU… @YouTube
dücane cündioğlu retweeted
ŞİİR KEHANET FELSEFE
Bu akşam, saat: 22.00'de, canlı.
- Felsefe nedir?
- Bilgelik sevgisi, bilgelik arzusu (adsal tanım)
- Bilgelik nedir?
- Olmuş olanı, olmakta olanı, olacak olanı bilmektir (özsel tanım).
- Bir insan bu üç şeyi bilebilir mi?
- Hayır, bu üçünü ancak bir tanrı bilebilir.
- Bu durumda bilgelik arzusu, olanaksız olanı arzulamak anlamına gelmez mi?
- Evet, çünkü bilge olan yalnızca tanrıdır.
- O halde bundan, filozof olarak tanınan kişilerin bu üç şeyi bilmeye çalışmakla aslında olanaksız olanı elde etmeye (tanrı olmaya) çalıştıkları sonucu çıkmaz mı?
- Elbette. Ancak şunu da unutmamalı ki bilgelik saltık ve görece olmak üzere ikiye ayırılabilir. Saltık anlamıyla hiçbir insan bilge olamaz, bu doğru. Fakat insanda tanrısal olarak adlandırabileceğimiz kimi yetenekler olduğu eğer doğruysa, tanrının bilgeliğinden pekala pay alınabilir, hiç kuşkusuz bu da doğru.
- Hangi tanrının? Zeus'un mu, Dionysos'un mu, Prometheus'un mu, Yahve ya da Elohim'in mi, Allah'ın mı, hangisinin?
- Bilgelik sevgisi olarak "felsefe" Yunanca bir sözcük olduğundan sorunun yanıtı baştan belli olmalı: Elbette kehanet tanrısı Apollon'un.
- Peki hangi yolla bu bilgeliğe erişecekler, bari bu yolu da söyle!
- Elbette kehanet yoluyla.
- Ne yani, şimdi sen bilgeliği arzulayan filozofların kahinliğe öykündüklerini mi iddia ediyorsun?
- Bu çıkarım bana değil, sana ait. Ne ki karanlık Herakleitos'un bir sözünü anımsamak belki bir nebze işimizi kolaylaştırır: "Tek bilge olan tanrı, Zeus olarak adlandırılmayı hem istemez, hem ister."
- Kafam iyice karıştı, bu sözü nasıl anlamak gerektiğinden emin olamadım.
- Doğrusu ben de pek emin değilim. En iyisi, bu akşam bu konu üzerinde biraz etraflıca düşünelim.
- Bak işte bu çözüme bir diyeceğim olmaz. Nerede buluşalım?
- "Gölgesinde mevsimler boyu oturduğumuz o ağacın altını" anımsıyor musun, işte orada.
NOT: Yalnızca üyelere özel.
youtube.com/live/iA13SFTMGDg… @YouTube
dücane cündioğlu retweeted
OLMUŞ OLAN, OLMAKTA OLAN, OLACAK OLAN
-Felsefenin kökeni olarak kehanet-
Çarşamba akşam saat: 22.00'de, canlı.
3 aylık hasretten sonra ilk söyleşi.
Not: yalnızca üyelere özel.
youtube.com/live/z47PuGytxbY… @YouTube
dücane cündioğlu retweeted
Yüreğim,
Suud krallarına karşı
İsrail soykırımına karşı
ABD emperyalizmine karşı
savaşan onurlu Yemen halkının yanında.
Mazlum halkların yanında olmak hakkın yanında olmak demektir çünkü.
Ey talib, herkes susarken kimin yanındasın, en azından tarafını belli et.
dücane cündioğlu retweeted
Teşekkürler saygıdeğer @medreyata
Ethem Büyükışık @EthemBuyukisik anlattı.
Dorukhan’ın cinayeti devletin içine çöreklenmiş ekibi nasıl ortaya çıkarıyor…
Adli Tıp’ta oynanan oyunlar…
İzleyin.
Dorukhan Büyükışık Cinayeti Devletin İçine Çöken 'Çeteyi' Ortaya Çıkarıyor! Ethem Büyükışık-Erdem Atay
youtube.com/live/Cgjs8ISGdkw…
dücane cündioğlu retweeted
Utanç duygusu adalet erdeminin en başat ilkesidir. Utanmaz olan adil olamaz.
Zamanında Cezayir’e karşı Fransa’nın yanında durmak nasıl bir rezillik idiyse, şimdi de Gazze’ye karşı İsrail’in, İran’a karşı ABD’nin, Yemen’e karşı Suudilerin yanında durmak da o kadar rezilliğin daniskasıdır
Tarih Trump, Netanyahu, Selman gibi zibidilerin yanında saf tutanları asla affetmeyecektir.
Ey talib, bu öyle bir sınav ki yanında durduklarının senin insan olma, insan kalma konusundaki potansiyelini göstereceğinden emin olabilirsin.
İnsanını hayvanına ezdirme!
dücane cündioğlu retweeted
• abdal anlamak, aptal anlaşılmak ister, oysa ilkinin anlaşılmaya, ikincisinin anlamaya ihtiyacı vardır.
• abdal “hali değişen” demektir, aptal“değişmeyen”; o nedenle ilki evrilir, ikincisi devrilir.
• abdal anlar ve susar, aptal anlamaz ve konuşmaya devam eder.
dücane cündioğlu retweeted
Münir Tanyer ve Taylan Tanyer kamu görevlileri ile birlikte delilleri yok ettiği için yargılanıyor. t24.com.tr/gundem/dorukhan-b…
dücane cündioğlu retweeted
Fuat Bey, sizi önce kibarca üslub ve edebe davet ediyorum, umarım işe yarar.
İnsanların, hele hele gençlerin -isterlerse dünyanın en şeytani örgütüne üye olsunlar- yanılma, aldanma ve tutumlarını değiştirme hakları vardır. Herkes sizler gibi hakikati kucağında veya beşiğinde bulanlardan olmayabilir. Sizler doğuştan hakka vasıl olduğunuz için, biz zavallılar gibi yanılma, hata etme, yoldan çıkma, günah işleme vb. kusurlardan azade masum-ı ekber misillu örnek kullar arasında olabilirsiniz. Ne ki
bu size kimi gazetecilerden alışık olduğumuz “kalemle kelle alma” yeteneğini insafsızlığa vardırma hakkı kazandırmaz. Siz kategorik olarak haklı olduğunuzu düşünüyor olmalısınız, hele kaleminiz elindeyken. (ROK VE CK de öyle düşünüyorlardı.)
İsmail Sezgin birkaç senedir yakından izlemeye çalıştığım bir cemaatçi genç entelektüel. Düşünce çizgisinin nasıl evrildiğinin tanıklık ettim. Bir süredir Lider/Şeyh/Efendi hazretleri iyi ama çevresi kötü formülüyle kendini (izzet-i nefsini) ayakta tutmaya çalışıyor. (Ahmet Dönmez bu aşamayı geçenlerden, bu nedenle farklı düşünüyorlar.)
Fakat bazı konularda sırf kuşkularını dile getirdiği için cemaatin politbürosu tarafından sürekli çarmıha geriliyor. Burada beni ilgilendiren vardı sonuçlar değil, beynine kıymık saplanmış her namuslu zeka gibi kendini ve çevresini sorgulamaktan vazgeçmemiş olması. Bu nedenle kendisine büyük bir saygı duyuyorum. Memleket evladının çelişkileri, kusurları, salınımları konusunda tesamuh göstermenin erdem olduğuna inanıyorum. Belki de bu zaafları fazlasıyla deneyimlemiş biri olarak duygusal davranıyorum. Hepsi memleket evladı, hangi sapkınlık (!) çukuruna düşmüş olurlarsa olsunlar hepsi bizim evladımız.
Tanrının sizin gibi hakikati kucağında bulmuş kullarının böylesi iç karartıcı salımlar karşısında midelerinin bulandığını tahmin edebiliyorum. Ne yapalım kişisel tarihimiz memleketin tarihine koşut oluşuyor.
Entelektüel pusulamı kaybetmiş olduğumu ima ediyorsunuz. Bence bu tür lafları bırakın, ağzınıza bile yakışmıyor. Garantili hedeflere “yalap şalap” (!) laf çakma alışkanlığından olsa gerek ciddi muhakeme zaafları sergilemişsiniz. Benden bu zaaflarınızı düzeltmemi beklemeyiniz, çünkü sizi kızdırmam, utandırırım.
Ne de olsa siz de memleket evladısınız. Bu yüzden kategorik olarak tesamuhu hak ediyorsunuz.
Namuslu entelektüel mi?
Dücane Cündioğlu entelektüel pusulasını kaybetti herhalde.
Üstünkörü, yalap şap bilgiyle bir firari FETÖ’cüye “namuslu entelektüel”etiketini yapıştırdı.
Öyle kolay değil o işler.
İsmail Sezgin 15 Temmuz darbesini 10 yıl sonra idrak etmiş ve “Fikrimi değiştiren ne oldu?” diye bir video yapmış.
Peki, 10 yıl sonra fikrini değiştiren şey ne olmuş?
Benim “Cemaatçi askerlere son uyarı; tavuk tarda sayılır” başlıklı yazımı nasıl olduysa ve 10 yıl sonra ilk kez görmüş, bir de Osman Özsoy adlı profesör sıfatlı FETÖ’cünün kendi tv’lerinde yaptığı konuşmada darbeden bir ay önce “Ben bugünlerde profesör olmak yerne albay olsaydım daha çok işe yarardım” demiş olmasını keşfetmiş.
Bu yüzden darbeyi kabul ediyor ama “Darbeyi cemaat içinde yüzde 1’lik bir niceliğe sahip Adil Öksüz, Ekrem Dumanlı, Mustafa Özcan cuntası yaptı. Fethullah Hocaefendi’nin bu işte dahli yoktu” diyor.
Böylesine utanmazlar ve reziller hala.
Sureti haktan görünüp hem Fetullah’ı hem de Cemaat dediği FETÖ tabanını temize çıkarmaya çalışıyor.
Külahıma anlat sen onu.
On yıldır aklın neredeydi?
Hem benim yazımı hem de Osman Özsoy adlı o firari şerefsizin konuşmasını duymayan okumayan kalmadı.
Hepiniz oradaydınız.
Darbeyi ihbar eden Binbaşı OK tüm ayarlarınızı bozdu, erkene aldınız ve çuvalladınız. Çalıntı sorularla TSK’ya giren geri zekalılar güruhunun beceriksizliği bir anlamda ülkemizin şansı oldu.
Dücane Cündioğlu nasıl bir anlam yükledi bu konuşmaya anlamak güç. Yahu Ahmet Dönmez diye bunun bir arkadaşı var, yıllardı “Cemaat darbeyi yaptı ve Fetullah Gülen yönettti” diyor zaten YouTube yayınlarında.
Dahası FETÖ APARATININ arkasında ABD’nin olduğunu belirterek “Darbeyi FETÖ yapmadı, o küresel irade yaptı” diyen Süleyman Soylu’nun konuşmasını çarpıtıp cımbızlayarak Soylu’nun fotoğrafınının üzerine “Soylu: Darbeyi FETÖ YAPMADI” yazısını koyuyor “namuslu” entelektüel.
Namuslu entelektüel olsa pişman olur, adam gibi özür diler, gelir teslim olarak kıvırmadan “Darbeyi cemaat yaptı, Fetullah Gülen yönetti, biz de piyonları olduk” der.
Yok öyle bedavadan payeler filan.
Ha evet, bugünkü FETÖ Yönetimi yasaklayamasa da baskı yapar çünkü FETÖ’yü onun yüzde 1’lik cunta dediği ekip yönetiyor çünkü.
dücane cündioğlu retweeted
Değerli dostlarım; sevgili Dorukhan’ımızı katleden ve suç delillerini karartan Tanyer Yapı A.Ş. patronları Münir Tanyer ve Taylan Tanyer’in suç ortakları 13.08.2026 Perşembe günü saat 09:30’da İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi duruşma salonunda hesap vermeye devam edecek. Saygılarımla
dücane cündioğlu retweeted
KISA BİR YAZ DERSİ
Söylenceleri (kıssaları, mitleri, efsaneleri) onaylayanlar yalnızca ozanlar değildi; ozanlardan çok önce devletler ve yasa koyucular da onları yararlı bir çare olarak onaylamışlardı, çünkü ussal canlının duygulanımsal doğasına ilişkin bir kavrayışları vardı, çünkü insan öğrenmeye heveslidir ve masal düşkünlüğü bu niteliğin bir öncülüdür. Öyleyse çocukları anlatılara kulak vermeye, giderek daha çok onlara katılmaya iten şey bu masal düşkünlüğüdür. Bunun nedeni, söylencenin onlar için yeni bir dil, kendilerine şeyleri oldukları gibi değil, başka türden şeyleri anlatan bir dil olmasıdır. Yeni olan hoştur, daha önce bilinmeyen de öyle. İnsanları öğrenmeye hevesli kılan da tam olarak budur. Buna şaşılası ve olağanüstü olanı da eklersen hazzı artırmış olursun. Haz ise öğrenmeye kışkırtan bir büyü gibi iş görür. Başlangıçta çocuklar için böyle bir yeme başvurmak zorundayız. Ne ki çocuk yaşça ilerledikçe, yani zihni güçlenip artık kandırılmaya gerek duymaz duruma geldiğinde onu olguların bilgisine yöneltmeliyiz.
Okuma yazma bilmeyen ve eğitimsiz her insan bir bakıma çocuktur ve çocuk gibi öyküleri sever; yarı eğitimli insan için de durum böyledir, çünkü onun usa vurma yetisi tam gelişmemiştir, üstelik çocukluğunun düşünsel alışkanlıkları onda sürüp gitmektedir.
Olağanüstü olan yalnızca hoşa gitmekle kalmayıp korku da saldığından, her iki söylence (mitos) türünü hem çocuklar için, hem yetişkinler için kullanabiliriz. Çocuklarda, onları özendirmek için hoşa giden mitosları, caydırmak için korku salan mitosları kullanırız; sözgelimi Lamia (umacı/cadı) bir mitostur, Gorgo, Ephialtes (dev) ve Mormolyke de (umacı/cadı) öyle.
Kentlerde yaşayanların çoğu, ozanların “Herakles'in veya Theseus'un İşleri” gibi efsanevi kahramanlık öykülerini anlattığını duyduklarında veya tanrılarca bağışlanan onurları işittiklerinde, hatta mitolojide benzer bir mutlu yazgıyı çağrıştıran resimleri, ilkel imgeleri veya yontu yapıtlarını gördüklerinde, hoşa giden kıssalarla öykünmeye kışkırtılırlar. Buna karşılık ister betimlemeler yoluyla, ister görünmeyen nesnelerin örneksel tasvirleri yoluyla tanrısal cezaları, dehşetleri ve tehditleri öğrendiklerinde veya sıradan insanların böyle deneyimlerle karşılaşmış olduklarına inandıklarında bile kötü yollardan caydırılırlar, çünkü hiç değilse bir kadınlar kalabalığıyla veyaa herhangi bir karışık güruhla uğraşırken, bir filozof onları usla etkileyemez, saygıya, dine bağlılığa ve inanca çağıramaz. Asla! Dinsel korkuya da gerek vardır ve bu, söylenceler ve şaşılası şeyler olmadan uyandırılamaz, çünkü yıldırım, aigis, üç dişli mızrak, meşaleler, yılanlar, thyrsos-kargıları (tanrıların silahları) birer masaldır, üstelik bütün “eski teologia” da böyledir. Ama devletlerin kurucuları bunları, saf akıllıları korkutacak birer öcü olarak onaylamışlardır.
Masalların doğası bu olduğuna ve gerçek olguların tarihinde olduğu gibi toplumsal ve yurttaşsal yaşam düzeninde de kendine bir yer edindiklerine göre, eskiler çocuk eğitimi dizgelerine sıkı sıkıya bağlandılar ve onu erginlik yaşına dek uyguladılar. Şiir aracılığıyla yaşamın her döneminde doyurucu biçimde eğitebileceklerine inanıyorlardı. Ne ki şimdi [mö. 1. yüzyıl] uzun bir zamandan sonra, tarih yazımı ve bugünkü felsefe öne çıkmıştır. Gelgelelim felsefe azınlık içindir, oysa şiir halkın geneli için daha yararlıdır ve salonları doldurabilir. Bu özellikle Homeros’un şiiri için doğrudur. [Unutulmamalı ki] ilk tarihçiler ve fizikçiler de birer mitos yazarıydı.
(Strabon, “Geografika”, (ö. ms. 24)
dücane cündioğlu retweeted
Namuslu entelektüel mi?
Dücane Cündioğlu entelektüel pusulasını kaybetti herhalde.
Üstünkörü, yalap şap bilgiyle bir firari FETÖ’cüye “namuslu entelektüel”etiketini yapıştırdı.
Öyle kolay değil o işler.
İsmail Sezgin 15 Temmuz darbesini 10 yıl sonra idrak etmiş ve “Fikrimi değiştiren ne oldu?” diye bir video yapmış.
Peki, 10 yıl sonra fikrini değiştiren şey ne olmuş?
Benim “Cemaatçi askerlere son uyarı; tavuk tarda sayılır” başlıklı yazımı nasıl olduysa ve 10 yıl sonra ilk kez görmüş, bir de Osman Özsoy adlı profesör sıfatlı FETÖ’cünün kendi tv’lerinde yaptığı konuşmada darbeden bir ay önce “Ben bugünlerde profesör olmak yerne albay olsaydım daha çok işe yarardım” demiş olmasını keşfetmiş.
Bu yüzden darbeyi kabul ediyor ama “Darbeyi cemaat içinde yüzde 1’lik bir niceliğe sahip Adil Öksüz, Ekrem Dumanlı, Mustafa Özcan cuntası yaptı. Fethullah Hocaefendi’nin bu işte dahli yoktu” diyor.
Böylesine utanmazlar ve reziller hala.
Sureti haktan görünüp hem Fetullah’ı hem de Cemaat dediği FETÖ tabanını temize çıkarmaya çalışıyor.
Külahıma anlat sen onu.
On yıldır aklın neredeydi?
Hem benim yazımı hem de Osman Özsoy adlı o firari şerefsizin konuşmasını duymayan okumayan kalmadı.
Hepiniz oradaydınız.
Darbeyi ihbar eden Binbaşı OK tüm ayarlarınızı bozdu, erkene aldınız ve çuvalladınız. Çalıntı sorularla TSK’ya giren geri zekalılar güruhunun beceriksizliği bir anlamda ülkemizin şansı oldu.
Dücane Cündioğlu nasıl bir anlam yükledi bu konuşmaya anlamak güç. Yahu Ahmet Dönmez diye bunun bir arkadaşı var, yıllardı “Cemaat darbeyi yaptı ve Fetullah Gülen yönettti” diyor zaten YouTube yayınlarında.
Dahası FETÖ APARATININ arkasında ABD’nin olduğunu belirterek “Darbeyi FETÖ yapmadı, o küresel irade yaptı” diyen Süleyman Soylu’nun konuşmasını çarpıtıp cımbızlayarak Soylu’nun fotoğrafınının üzerine “Soylu: Darbeyi FETÖ YAPMADI” yazısını koyuyor “namuslu” entelektüel.
Namuslu entelektüel olsa pişman olur, adam gibi özür diler, gelir teslim olarak kıvırmadan “Darbeyi cemaat yaptı, Fetullah Gülen yönetti, biz de piyonları olduk” der.
Yok öyle bedavadan payeler filan.
Ha evet, bugünkü FETÖ Yönetimi yasaklayamasa da baskı yapar çünkü FETÖ’yü onun yüzde 1’lik cunta dediği ekip yönetiyor çünkü.
10 Yıl Sonra 15 Temmuz: Fikrimi Değiştiren Şey Ne oldu?
İsmail Sezgin
Bu namuslu entelektüelin bu videosunu mutlaka izleyin, cemaatin politbürosu bu videoyu yasaklatırsa doğrusu hiç şaşırmam.
15 Temmuzla ilgili en sahici değerlendirmelerden biri olarak görüyorum.
youtu.be/ApZyrv4czvM?si=6HqK… @YouTube aracılığıyla
dücane cündioğlu retweeted
AHBAP BURADA, ÇAVUŞ NEREDE?
Bu akşam, saat: 22.00'de, canlı, herkese açık.
Sanırım bir iki gündür "inandığımız dağlara kar değil, kâr yağmış da haberimiz olmamış" diyenlerimizin sayısı hiç de az değil. Tüm Türkiye, bir yardım derneğinin şaibeli yöneticilerinin iç ettiği milyarların hesabıyla çalkalanıyor.
Şaibe sözcüğünün anlamını çok az kişi bilir. Boşuna hukuk terimleri sözlüklerine bakmayınız, bu sözcük bir hukuk terimi değil, aksine kaynağı halk irfanında saklı bir içgörü anlatımı.
Şaibeli kişi, ne suçlu kişi, ne de suçlu olma olasılığı bulunan kişi demektir. (Şaibeli olmak sabıkalı olmak anlamına gelmez.)
Peki ne anlama gelir?
Şaibeli kişi "suçsuz olmama olasılığı bulunan kişi" demektir. Arada çok ince bir fark var. Bazı insanlar güvenilirdir, bazıları da güvenilmez. Şaibeli insanlar güvenilmez insanlar kategorisinde yer almaz, aksine böyleleri "güvenilir olmayabilir" kategorisinde yer alırlar. (Aradaki farkı hala anlamadıysanız, salın gitsin, kendinizi boşuna yormayın.)
Şaibe, insanları kantarla değil, kuyumcu terazisiyle tartmaya çalışanların başvurduğu bir ahlaki ölçüttü. Şimdi toplumumuzda hiçbir karşılığı kalmadı, çünkü birbirimize o denli yabancılaştık ki artık herkes şaibeli. En çok da şaibeli olanlar "ahbaplar", yani halk.
Peki çavuş nerede?
Çavuş devletin, devletluların ta kendisi. Adalet halktan değil devletten, insanlardan değil tanrıdan, duygulardan değil akıldan beklenir.
KIZILAY devletti, AHBAP ise halk. Varın gerisini siz hesab eyleyin!
youtube.com/live/TT0lLmCRAV0… @YouTube
dücane cündioğlu retweeted
TERS KELEPÇE
- Zorunlu bir güvenlik önlemi mi, keyfi bir aşağılama stratejisi mi?-
Bu akşam, saat: 22.00'de, canlı herkese açık.
Bu söyleşide bir güvenlik önlemi olarak ters kelepçenin tarihini ele alacağız.
• Güvenlik önlemi olarak niçin önden değil, arkadan kelepçe?
• Bu kelepçeleme biçimine niçin ihtiyaç duyuluyor
• Dünyada yasal ve hukuksal karşılığı nedir?
• ABD ve Avrupa hukuku aynı mı, farklı mı?
• Güvenlik memurları niçin bu yola başvuruyorlar?
• İnsan haklarına uygun mu?
• Hukukçulardan hiç itiraz eden olmamış mı?
• Zorunlu bir rutin uygulama mı?
• Yol açtığı ruhsal ve bedensel hasarlar neler?
Bu söyleşide bu sorulara yanıt arayacağız.
NOT 1: Ben bu satırları yazarken, Deniz Göktaş'ın tutuklandığını öğrendim. Artık bir şüpheli de değil, suçlu veya hükümlü de değil, yalnızca tutuklu bir maznun ve sanık. Yargılanıp hakkında karar karar verilene değin masumdur, çünkü beraat-ı zimmet asıldır, yani suçu kanıtlanana değin her sanık masumdur.
NOT 2: 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 216. maddesi "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" başlığı taşır. Benim yükümlülüğüm ise, halkımı sevgi ve dostluğa teşvik veya hz. insan'ı yüceltmekten ibaret. Kendi seçimlerimle insan olma ve insan kalma hakkımı kullanıyorum. "Sahipleneni az diye hakikate hürmet etmekten vaz mı geçeceğiz?"
youtube.com/live/JrrvcoQj94g… @YouTube
dücane cündioğlu retweeted
TÜRK SOLU ENTERNASYONALİZM İSLAM: Kerim Sadi
Bu akşam, saat: 22.00'de, canlı, herkese açık.
Ahmet Nevzat Cerrahlar, diğer adıyla Kerim Sadi (1900-1977) Türk Solu içinde evrensellik ile yerelliği, eşdeyişle Sosyalizm ile İslam'ın uzlaştırılabileceğini düşünen yorulmaz savaşçılardan.
Çalışmaları içinde belki de en önemlisi dört ciltlik ""Türkiye'de Sosyalizm (1848-1925)" adlı yapıtıdır (1965-1968). Daha sonra genişletilmek suretiyle "Türkiye'de Sosyalizmin Tarihine Katkı" (1975) adıyla tek cilt halinde yayımlanan bu yapıtın, yayımlanmamış 2. cildinin de eklenmesiyle Mete Tunçay tarafından gerçekleştirilmiş çok düzgün bir baskısı (1994) bulunmaktadır.
Sosyalizm ve İslam arasındaki yakınlığa doğrudan yer verdiği risaleleri şunlardır:
1. Muhammed ve Sosyalizm (1948)
2 . İslamiyet ve Sosyalizm Bağdaşabilir mi? (1962)
3. İslamiyet ve Osmanlı Sosyalistleri (1964)
4. Bir İslam Reformatörü Mehmet Akif (1964)
Bu söyleşide Kerim Sadi'yi ve düşüncelerini tanıtmaya çalışacağız.
youtube.com/live/EOiHnQgOtho… @YouTube
dücane cündioğlu retweeted
Replying to @ducane
Şımardıysan, artık başka bir düşmana ihtiyacın kalmamış demektir.
Dücane Cündioğlu









