dücane cündioğlu retweeted
TIP VE FELSEFE (12 DERS)
Tarih: 24 Ekim-8 Kasım 2026
Saat: 16.00-19.00
Kayıtlar başladı.
Başvuru için: felsefedersleri.com
15 yıllık hayalimdi. Nasip olursa ikisini de bu yıl sona ermeden gerçekleştirmeye çalışacağım:
1. Tıp ve Felsefe
2. Matematik ve Felsefe
İlk dersimiz 24. Ekim cumartesi günü.
KIRILMAK İSTEMİYORSAN KİMSEYE AYNA OLMA!
Bu akşam, saat: 21.00'de, canlı, herkese açık!
Niçin?
Çünkü incitirler seni.
İnsanın dikenli derinliklerinde gezinmeyi sürdüreceğiz.
youtube.com/live/QGGKcRR1Tu0… @YouTube
Erişim engeli gelmeden lütfen okuyun Sayın Cumhurbaşkanı - Yıldıray Oğur
karar.com/yazarlar/yildiray-… @KararHaber aracılığıyla
İÇİ DIŞI BİR OLMAK (DÜRÜSTLÜK) ve KABALIK üZERİNE
Bu akşam, saat: 21.00'de, canlı, herkese açık!
Dürüst olmak sahibine iki vasıf kazandırır: kabalık ve kolay incinme. (Kolay incinenler kolay incitirler.)
Nezaket ve nezaheti dürüstlüğün/dobralığın tam karşısına koyarak bu tutumu "dolayım"a indirgediğimi ve dolayımı da toplumsal ilişkilerin gereği bir tür ikiyüzlülük biçimi olarak olumladığımı bilenler bilir.
Anlaşıldığı kadarıyla kimileri bu yaklaşımımı tümüyle yanlış anlamış görünüyorlar, çünkü bir erdemin erdemsizliğe yol açabileceğini düşünemiyorlar. Öyle ya, dürüstlük bir erdemse niçin bir kabalığa dönüşsün?
İçi dışı bir olmak (olduğu gibi görünüp göründüğü gibi olmak) kimsenin kuşkusu olmasın ki irfan eksikliğinden kaynaklanır. Bir tür köylü dürüstlüğüdür. "Devlet şeffaf olsun!" türünden üzerinde düşünülmemiş bir klişe örneğidir. Zatın birliğine karşın sıfatların çokluğunu anlamamaktır. Karşıt olanla çelişik olanı ayıramamaktır.
Gelişmemiş ruhlar yalan söylemek ile her doğruyu söylememek arasındaki ince ayrımı göremezler. Dilleriyle zihinleri arasında mesafeyi ortadan kaldırmayı bir halt zannederler. Ne ki bu mesafenin yokluğu ruhlarında değil, yalnızca dillerindedir ve fakat ısrarla bu gerçek başkalarınca bilinmesin isterler.
Baskı altında büyümüş ruhlar ezik oldukları ölçüde ağızlarına geleni söylerler, mesafeden, dolayımdan rahatsızlık duyarlar. Nezaket ve edeb böylelerine kendilerini kötü hissettirir.
Sözde dürüstlük bir tahakküm aracına dönüştüğünde dobralık bir çırpıda siyasal rejim aparatı haline gelir. Öyle ki yalancılık, samimiyetsizlik, ikiyüzlülük daima muhaliflerin payına düşer. Mitinglerin dili dobracadır, diplomasinin dili ikiyüzlüce. Bilinmez ki BİR ben vardır, BİN de benden içeru.
Bu akşam "BİN de benden içeru" kısmını konuşacağız.
youtube.com/live/wlIWmVZW7dU… @YouTube
dücane cündioğlu retweeted
HİZMET SÖYLEMİNE DAİR BİR ÇÖZÜMLEME
(Mahrem Yapılanma ve Takiyye - Cizvitler ve Kara Papa)
Bu akşam, saat: 21.00'de, canlı, herkese açık!
Ülkemizde cemaatler ve tarikatlar üzerine yapılan değerlendirmelerin çok azı akademik, büyük çoğunluğu ise siyasal niteliktedir.
Bir çözümleme, sözgelimi TİCANİLER, DİNCİ ÖRGÜTLER veya FETÖ başlığı üzerinden ortaya konulduğunda doğal olarak bir suçlama ve karalama biçimi kazanır, en azından öyle algılanır. Siyaset veya Hukuk bu yolu izleyebilir, çünkü sonuç odaklıdır. Dahası kamusal yarar ilkesini gözetmek zorundadır. Oysa çözümleme bir suçlama ve karalama diline gerek görmez, bunun yerine bir eleştiri dili geliştirmeyi dener.
Hiçbir çözümleme, hiçbir eleştiri tarafsız olamaz. Burası kesin. Ancak çözümleme ve eleştiriyi suçlama ve karalamadan ayıran yanı, kendisinin tartışılamaz bir hakikat tekelinden hareket etmemesidir. Bu nedenle naif bir "fildişi kule sendromu" olarak suçlanmaktan kaçınamaz.
Eleştiri, karşı tarafa "Bakınız farklı da düşünülebilir, başka olasılıklar da gözönüne alınabilir!" veya "Siz böyle iddia ediyorsunuz ama kazın ayağı hiç de öyle değil!" yollu değerlendirmelerde ısrar eder. Eleştiri en temelinde bir hakikat arayışı varsayımını esas aldığından karşı tarafın masum görünen savlarını yapıbozuma uğratmaktan kaçınamaz. Muhataptan hatalarını ve zaaflarını itiraf etmesi beklenmez, yalnızca yeni yorum seçenekleri üzerinde düşünmesi yeterli görülür.
Bu söyleşide, "hizmet" gibi masumiyet görünümlü bir savın "mahremiyet", "takiyye" teknikleriyle ve ilkeleri değil koşulları önceleyen mahrem imamlar elinde nasıl bir istismar düzeneğine dönüştüğünü çözümlemeye çalışacağım. Cemaatin hocaefendisinin mahrem yapılanmanın da hocaefendisi olduğu veya silahlı kuvvetlerden sorumlu olan imamlığa bir tefsir hocasının atandığı bir yapılanmada acaba atılan hangi adım göründüğü gibi masum olabilir?
youtube.com/live/lpovJbidx2o… @YouTube
dücane cündioğlu retweeted
"KÜÇÜK DÜNYAM" ve PETER PAN SENDROMU
Bu akşam, saat: 21.00'de, canlı, herkese açık!
F. Gülen'in -Latif Erdoğan'ın kendisiyle yaptığı söyleşilerden oluşan- KÜÇÜK DÜNYAM adlı özyaşamöyküsü ilk kez 1992'de yayımlanmış, sonra bu dizi kimi düzeltmelerle 1995'te kitaplaştırılmıştı.
İki gün önce bu başlıktan hareketle "hizmet hareketi" olarak sunulan paralel yapılanmanın FETÖ'ye dönüşümünün ardında Gülen'in küçük dünyasının büyük dünyalara dönüşmesi gerçeğinin yer aldığını önsürmüştüm. Benim düşünceme göre, küçük dünyalar büyük dünyalara dönüştüğünde, küçük olanın masumiyetinin büyük olanın melanetine dönüşmesi kaçınılmazdır. Bu kaçınılmazlık, sözümona "hizmetçi"lerin soru çalmak, darbe yapmaya tevessül etmek de dahil her türlü ahlak-dışı, yasa-dışı yollara başvurmalarının en temel nedenidir. (Zamanı kısıtlı kimseler Osho belgeselini izleyebilirler. İbret almak isteyenler için oldukça ibretamizdir.)
Bu değerlendirmemin mantığı bilerek gözardı edilmek suretiyle büyüme olgusu, Peter Pan sendromu klişesiyle (büyüme korkusuyla, sorumluk almaktan kaçınma eğilimiyle) açıklanmaya çalışıldı. Böylelikle kavramlaştırdığım "büyük dünyam" (sonradan görmelik) imgesi, göz göre göre "büyüme korkusu" olarak çarptırıldı. (Maalesef seviye bu!)
20 yaşlarında (muhtemelen 1960'ların başlarında) yazmış olduğu vasiyeti elimizde olan Gülen'le, açıkça bizi kıskanıyor dediği T.C. Cumhurbaşkanı'nın -kendi yetiştirmeleri tarafından- derdest edilmesine fetva veren Gülen asla aynı Gülen değildir.
Kısacası "büyüklenme" (kibir, hübris, sonradan görmelik) eleştirisinin "büyüklük korkusu" suçlamasıyla bertaraf edilmek istenmesini, insan doğasına özgü kölelik bilincinin belirtisi (psikolojik direnç) olarak değerlendiriyorum. Böyleleri önce yadsır ve bastırma düzeneğini kullanır, sonra yalnızca gerçeğin bir kısmını kabullenmek zorunda kalır, en sonunda suçluluk ve pişmanlık duygularıyla gerçekle yüzleşmeye hazır hale gelir ya da gelmez. (Bu üçlü aşamalar dizisi travma-sonrası karşılaşılan tepkilerin bir özetinden ibarettir.)
İşte bu akşam bu söyleşimizde -olanaklı olduğu ölçüde- insan soyunun dikenli derinliklerine inmeye çalışacağız.
youtube.com/live/31FFuA80RSU… @YouTube
TIP VE FELSEFE (12 DERS)
Tarih: 24 Ekim-8 Kasım 2026
Saat: 16.00-19.00
Kayıtlar başladı.
Başvuru için: felsefedersleri.com
15 yıllık hayalimdi. Nasip olursa ikisini de bu yıl sona ermeden gerçekleştirmeye çalışacağım:
1. Tıp ve Felsefe
2. Matematik ve Felsefe
İlk dersimiz 24. Ekim cumartesi günü.
"KÜÇÜK DÜNYAM" ve PETER PAN SENDROMU
Bu akşam, saat: 21.00'de, canlı, herkese açık!
F. Gülen'in -Latif Erdoğan'ın kendisiyle yaptığı söyleşilerden oluşan- KÜÇÜK DÜNYAM adlı özyaşamöyküsü ilk kez 1992'de yayımlanmış, sonra bu dizi kimi düzeltmelerle 1995'te kitaplaştırılmıştı.
İki gün önce bu başlıktan hareketle "hizmet hareketi" olarak sunulan paralel yapılanmanın FETÖ'ye dönüşümünün ardında Gülen'in küçük dünyasının büyük dünyalara dönüşmesi gerçeğinin yer aldığını önsürmüştüm. Benim düşünceme göre, küçük dünyalar büyük dünyalara dönüştüğünde, küçük olanın masumiyetinin büyük olanın melanetine dönüşmesi kaçınılmazdır. Bu kaçınılmazlık, sözümona "hizmetçi"lerin soru çalmak, darbe yapmaya tevessül etmek de dahil her türlü ahlak-dışı, yasa-dışı yollara başvurmalarının en temel nedenidir. (Zamanı kısıtlı kimseler Osho belgeselini izleyebilirler. İbret almak isteyenler için oldukça ibretamizdir.)
Bu değerlendirmemin mantığı bilerek gözardı edilmek suretiyle büyüme olgusu, Peter Pan sendromu klişesiyle (büyüme korkusuyla, sorumluk almaktan kaçınma eğilimiyle) açıklanmaya çalışıldı. Böylelikle kavramlaştırdığım "büyük dünyam" (sonradan görmelik) imgesi, göz göre göre "büyüme korkusu" olarak çarptırıldı. (Maalesef seviye bu!)
20 yaşlarında (muhtemelen 1960'ların başlarında) yazmış olduğu vasiyeti elimizde olan Gülen'le, açıkça bizi kıskanıyor dediği T.C. Cumhurbaşkanı'nın -kendi yetiştirmeleri tarafından- derdest edilmesine fetva veren Gülen asla aynı Gülen değildir.
Kısacası "büyüklenme" (kibir, hübris, sonradan görmelik) eleştirisinin "büyüklük korkusu" suçlamasıyla bertaraf edilmek istenmesini, insan doğasına özgü kölelik bilincinin belirtisi (psikolojik direnç) olarak değerlendiriyorum. Böyleleri önce yadsır ve bastırma düzeneğini kullanır, sonra yalnızca gerçeğin bir kısmını kabullenmek zorunda kalır, en sonunda suçluluk ve pişmanlık duygularıyla gerçekle yüzleşmeye hazır hale gelir ya da gelmez. (Bu üçlü aşamalar dizisi travma-sonrası karşılaşılan tepkilerin bir özetinden ibarettir.)
İşte bu akşam bu söyleşimizde -olanaklı olduğu ölçüde- insan soyunun dikenli derinliklerine inmeye çalışacağız.
youtube.com/live/31FFuA80RSU… @YouTube
dücane cündioğlu retweeted
ŞİİR KEHANET FELSEFE
Bu akşam, saat: 22.00'de, canlı.
- Felsefe nedir?
- Bilgelik sevgisi, bilgelik arzusu (adsal tanım)
- Bilgelik nedir?
- Olmuş olanı, olmakta olanı, olacak olanı bilmektir (özsel tanım).
- Bir insan bu üç şeyi bilebilir mi?
- Hayır, bu üçünü ancak bir tanrı bilebilir.
- Bu durumda bilgelik arzusu, olanaksız olanı arzulamak anlamına gelmez mi?
- Evet, çünkü bilge olan yalnızca tanrıdır.
- O halde bundan, filozof olarak tanınan kişilerin bu üç şeyi bilmeye çalışmakla aslında olanaksız olanı elde etmeye (tanrı olmaya) çalıştıkları sonucu çıkmaz mı?
- Elbette. Ancak şunu da unutmamalı ki bilgelik saltık ve görece olmak üzere ikiye ayırılabilir. Saltık anlamıyla hiçbir insan bilge olamaz, bu doğru. Fakat insanda tanrısal olarak adlandırabileceğimiz kimi yetenekler olduğu eğer doğruysa, tanrının bilgeliğinden pekala pay alınabilir, hiç kuşkusuz bu da doğru.
- Hangi tanrının? Zeus'un mu, Dionysos'un mu, Prometheus'un mu, Yahve ya da Elohim'in mi, Allah'ın mı, hangisinin?
- Bilgelik sevgisi olarak "felsefe" Yunanca bir sözcük olduğundan sorunun yanıtı baştan belli olmalı: Elbette kehanet tanrısı Apollon'un.
- Peki hangi yolla bu bilgeliğe erişecekler, bari bu yolu da söyle!
- Elbette kehanet yoluyla.
- Ne yani, şimdi sen bilgeliği arzulayan filozofların kahinliğe öykündüklerini mi iddia ediyorsun?
- Bu çıkarım bana değil, sana ait. Ne ki karanlık Herakleitos'un bir sözünü anımsamak belki bir nebze işimizi kolaylaştırır: "Tek bilge olan tanrı, Zeus olarak adlandırılmayı hem istemez, hem ister."
- Kafam iyice karıştı, bu sözü nasıl anlamak gerektiğinden emin olamadım.
- Doğrusu ben de pek emin değilim. En iyisi, bu akşam bu konu üzerinde biraz etraflıca düşünelim.
- Bak işte bu çözüme bir diyeceğim olmaz. Nerede buluşalım?
- "Gölgesinde mevsimler boyu oturduğumuz o ağacın altını" anımsıyor musun, işte orada.
NOT: Yalnızca üyelere özel.
youtube.com/live/iA13SFTMGDg… @YouTube
HİZMET SÖYLEMİNE DAİR BİR ÇÖZÜMLEME
(Mahrem Yapılanma ve Takiyye - Cizvitler ve Kara Papa)
Bu akşam, saat: 21.00'de, canlı, herkese açık!
Ülkemizde cemaatler ve tarikatlar üzerine yapılan değerlendirmelerin çok azı akademik, büyük çoğunluğu ise siyasal niteliktedir.
Bir çözümleme, sözgelimi TİCANİLER, DİNCİ ÖRGÜTLER veya FETÖ başlığı üzerinden ortaya konulduğunda doğal olarak bir suçlama ve karalama biçimi kazanır, en azından öyle algılanır. Siyaset veya Hukuk bu yolu izleyebilir, çünkü sonuç odaklıdır. Dahası kamusal yarar ilkesini gözetmek zorundadır. Oysa çözümleme bir suçlama ve karalama diline gerek görmez, bunun yerine bir eleştiri dili geliştirmeyi dener.
Hiçbir çözümleme, hiçbir eleştiri tarafsız olamaz. Burası kesin. Ancak çözümleme ve eleştiriyi suçlama ve karalamadan ayıran yanı, kendisinin tartışılamaz bir hakikat tekelinden hareket etmemesidir. Bu nedenle naif bir "fildişi kule sendromu" olarak suçlanmaktan kaçınamaz.
Eleştiri, karşı tarafa "Bakınız farklı da düşünülebilir, başka olasılıklar da gözönüne alınabilir!" veya "Siz böyle iddia ediyorsunuz ama kazın ayağı hiç de öyle değil!" yollu değerlendirmelerde ısrar eder. Eleştiri en temelinde bir hakikat arayışı varsayımını esas aldığından karşı tarafın masum görünen savlarını yapıbozuma uğratmaktan kaçınamaz. Muhataptan hatalarını ve zaaflarını itiraf etmesi beklenmez, yalnızca yeni yorum seçenekleri üzerinde düşünmesi yeterli görülür.
Bu söyleşide, "hizmet" gibi masumiyet görünümlü bir savın "mahremiyet", "takiyye" teknikleriyle ve ilkeleri değil koşulları önceleyen mahrem imamlar elinde nasıl bir istismar düzeneğine dönüştüğünü çözümlemeye çalışacağım. Cemaatin hocaefendisinin mahrem yapılanmanın da hocaefendisi olduğu veya silahlı kuvvetlerden sorumlu olan imamlığa bir tefsir hocasının atandığı bir yapılanmada acaba atılan hangi adım göründüğü gibi masum olabilir?
youtube.com/live/lpovJbidx2o… @YouTube
dücane cündioğlu retweeted
OLMUŞ OLAN, OLMAKTA OLAN, OLACAK OLAN
-Felsefenin kökeni olarak kehanet-
Çarşamba akşam saat: 22.00'de, canlı.
3 aylık hasretten sonra ilk söyleşi.
Not: yalnızca üyelere özel.
youtube.com/live/z47PuGytxbY… @YouTube
ŞİİR KEHANET FELSEFE
Bu akşam, saat: 22.00'de, canlı.
- Felsefe nedir?
- Bilgelik sevgisi, bilgelik arzusu (adsal tanım)
- Bilgelik nedir?
- Olmuş olanı, olmakta olanı, olacak olanı bilmektir (özsel tanım).
- Bir insan bu üç şeyi bilebilir mi?
- Hayır, bu üçünü ancak bir tanrı bilebilir.
- Bu durumda bilgelik arzusu, olanaksız olanı arzulamak anlamına gelmez mi?
- Evet, çünkü bilge olan yalnızca tanrıdır.
- O halde bundan, filozof olarak tanınan kişilerin bu üç şeyi bilmeye çalışmakla aslında olanaksız olanı elde etmeye (tanrı olmaya) çalıştıkları sonucu çıkmaz mı?
- Elbette. Ancak şunu da unutmamalı ki bilgelik saltık ve görece olmak üzere ikiye ayırılabilir. Saltık anlamıyla hiçbir insan bilge olamaz, bu doğru. Fakat insanda tanrısal olarak adlandırabileceğimiz kimi yetenekler olduğu eğer doğruysa, tanrının bilgeliğinden pekala pay alınabilir, hiç kuşkusuz bu da doğru.
- Hangi tanrının? Zeus'un mu, Dionysos'un mu, Prometheus'un mu, Yahve ya da Elohim'in mi, Allah'ın mı, hangisinin?
- Bilgelik sevgisi olarak "felsefe" Yunanca bir sözcük olduğundan sorunun yanıtı baştan belli olmalı: Elbette kehanet tanrısı Apollon'un.
- Peki hangi yolla bu bilgeliğe erişecekler, bari bu yolu da söyle!
- Elbette kehanet yoluyla.
- Ne yani, şimdi sen bilgeliği arzulayan filozofların kahinliğe öykündüklerini mi iddia ediyorsun?
- Bu çıkarım bana değil, sana ait. Ne ki karanlık Herakleitos'un bir sözünü anımsamak belki bir nebze işimizi kolaylaştırır: "Tek bilge olan tanrı, Zeus olarak adlandırılmayı hem istemez, hem ister."
- Kafam iyice karıştı, bu sözü nasıl anlamak gerektiğinden emin olamadım.
- Doğrusu ben de pek emin değilim. En iyisi, bu akşam bu konu üzerinde biraz etraflıca düşünelim.
- Bak işte bu çözüme bir diyeceğim olmaz. Nerede buluşalım?
- "Gölgesinde mevsimler boyu oturduğumuz o ağacın altını" anımsıyor musun, işte orada.
NOT: Yalnızca üyelere özel.
youtube.com/live/iA13SFTMGDg… @YouTube
dücane cündioğlu retweeted
Yüreğim,
Suud krallarına karşı
İsrail soykırımına karşı
ABD emperyalizmine karşı
savaşan onurlu Yemen halkının yanında.
Mazlum halkların yanında olmak hakkın yanında olmak demektir çünkü.
Ey talib, herkes susarken kimin yanındasın, en azından tarafını belli et.
Yüreğim,
Suud krallarına karşı
İsrail soykırımına karşı
ABD emperyalizmine karşı
savaşan onurlu Yemen halkının yanında.
Mazlum halkların yanında olmak hakkın yanında olmak demektir çünkü.
Ey talib, herkes susarken kimin yanındasın, en azından tarafını belli et.
OLMUŞ OLAN, OLMAKTA OLAN, OLACAK OLAN
-Felsefenin kökeni olarak kehanet-
Çarşamba akşam saat: 22.00'de, canlı.
3 aylık hasretten sonra ilk söyleşi.
Not: yalnızca üyelere özel.
youtube.com/live/z47PuGytxbY… @YouTube
Bu ülkede felsefenin kök salmasına katkıda bulunmuş olan Ioanna Kuçuradi hanımefendi vefat etmiş. Değerli bir felsefeciydi.
Nurlar içinde yatsın!
NOT: 2005’te ABD merkezli “Laik Hümanizm Konseyi” tarafından kendisine verilen “Gezegensel Hümanist Filozof Ödülü”ne aslında hiç ihtiyacı yoktu, ama nedense reddedemedi.
dücane cündioğlu retweeted
Teşekkürler saygıdeğer @medreyata
Ethem Büyükışık @EthemBuyukisik anlattı.
Dorukhan’ın cinayeti devletin içine çöreklenmiş ekibi nasıl ortaya çıkarıyor…
Adli Tıp’ta oynanan oyunlar…
İzleyin.
Dorukhan Büyükışık Cinayeti Devletin İçine Çöken 'Çeteyi' Ortaya Çıkarıyor! Ethem Büyükışık-Erdem Atay
youtube.com/live/Cgjs8ISGdkw…
dücane cündioğlu retweeted
Utanç duygusu adalet erdeminin en başat ilkesidir. Utanmaz olan adil olamaz.
Zamanında Cezayir’e karşı Fransa’nın yanında durmak nasıl bir rezillik idiyse, şimdi de Gazze’ye karşı İsrail’in, İran’a karşı ABD’nin, Yemen’e karşı Suudilerin yanında durmak da o kadar rezilliğin daniskasıdır
Tarih Trump, Netanyahu, Selman gibi zibidilerin yanında saf tutanları asla affetmeyecektir.
Ey talib, bu öyle bir sınav ki yanında durduklarının senin insan olma, insan kalma konusundaki potansiyelini göstereceğinden emin olabilirsin.
İnsanını hayvanına ezdirme!




