Pinned Tweet
Yoğun istek üzerine Mihriban Aliyevanın doğum ailesi olan Paşayevleri de yaptım. Paşayevlere bağlı başka aileler de var.
Siz Aliyevleri sadece Haydar ve İlham Aliyevler mi zannediyorsunuz? Azerbaycanın her bir sektörü bu ailenin farklı üyelerinin elinde. Kamu yararına: claude.ai/artifact/XND3jyPwi…
İroniye bakın ki, aile soyağacını Hz. Muhammed'e dayıyor ve erkek çocuklarına hala seyidlik sembolü olan "Mir" ile başlayan isimler veriyorlar ama Mircelal Paşayev gençliğinde "Ahundun İştahı" diye dine karşı bir kitap yazmış, burada 4 hikaye toplanmış ve "Mübariz Allahsızlar Kitabxanası" (Savaşçı Allahsızlar Kütüphanesi) tarafından basılmıştır.
Milletvekili Rasim Musabeyov, 525. gazeteye konuşmuş:
"AKP hükumeti İsraili ideolojik düşman olarak gösteriyor, ve bizi de yola çekmek için çalışıyor. Biz sırf birileri istedi diye İsraille ülkemize getirisi olan ilişkileri bozmak niyetinde değiliz.
Hiçbir Türk devleti, İsrail ile ilişkiler konusunda Türkiye’nin duruşunu paylaşmıyor. Bunların hiçbiri İsrail’deki büyükelçiliklerini kapatmıyor. Azerbaycan, Türkiye’ye kendi tutumunu; yani ilişkilerimizi zayıflatmak istemediğimizi iletti. Ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin temeli o kadar sağlam ki, isteseler bile bu temeli yıkmayı başaramazlar. Eğer bu yolda ilerlemeye devam ederlerse, Türk hükümetinin kazanacağından çok kaybedeceğine inanıyorum."
Rasim Musabeyov iktidar partisi üyesi değil. 1991-1993 yıllarında Elçibeyin Dış İşler müşaviriydi, yani dönemin Hikmet Hacıyevi. Babasının dayısı Gazanfer Musabeyov (akraba evliliği) Azerbaycana Sovyet rejimini getiren kişilerden.
Yarın okullar tekrar açılıyor. Çoğu aile hükumet yumuşayacak, çocuklar okula alınacak diye umutlu. Ben bu umudu paylaşmıyorum. Hükumet başörtülü kızları okullara almamaya devam ederse okul önünde oturmalı protestolar devam edecektir.
Bizim Yol gazetesinin kurucusu Bahəddin Həzi, Türkiye'nin Azerbaycan'dan değil, kendi laik ilkelerinden uzaklaştığını yazıyor. Daha üç gün önce aynı yazar "küçük kızlarımızın hatırı için birbirimize bir adım atalım" diyordu. Belli ki, emir değişmiş. Yeni yazının ana maddeleri şöyle:
1. Türkiye'de Azerbaycan'a karşı "özel olarak organize edilmiş" bir kampanya var; arkasında Erdoğan'ın başdanışmanı, AKP'li vekiller ve iktidara yakın medya duruyor.
2. Azerbaycan'ı eleştiren Türkler "cehaletin gözlerini örttüğü", "beyni çoktan yıkanmış" fanatikler.
3. AKP, Türkiye'yi bir Orta Doğu ülkesine çevirmek, "Arap toplumlarına benzetmek" ve "Batı Asya bataklığına" sürüklemek istiyor.
4. Gülen'i 2016'da yenen AKP, aslında "Nurculuğa yenildi".
5. Bir kardeş kardeşinin, hatta bir oğul babasının özel hayatına rızası olmadan karışamaz, yaşam tarzını dikte edemez.
6. Başörtüsüne dini-siyasi, hatta jeopolitik anlam yükleyen, kadın kıyafeti üzerinden diplomatik bağlam yaratanlara bilim ve laiklik anlatılamaz.
bizimyol.info/aze/articles/2…
And TVP World doesn't have different language services, it is just English. It is Vot Tak newsroom that has Georgian and Armenian services and they are different things. One wonders why Azerbaijan worsened relationship with Poland over a non-existent language service...
Azerbaijan’s confrontation with Türkiye should serve as another lesson for the democratic world.
Azerbaijan’s increasing use of coercive diplomacy & confrontational rhetoric in diplomacy need more coordinated response from democratic countries rather than division.
For years (at least since 2012), their step back & weak responses have taught Baku that tough language / threats in diplomacy produce more gains than negotiations.
Keeping communication open became an overriding priority. Too often, it allowed Azerbaijan to benefit from coercion; it has repeatedly rewarded this behaviour (“attack diplomacy” strategy determined by 🇦🇿 President, 2004).
Azerbaijani authorities have also learned how to use its international recognition (always too overestimated) in certain issues such as peace with Armenia or energy security or connectivity. When partners treated their cooperation as indispensable, even the hints that it might withdraw that creates pressure for concessions.
Read Baku’s official chronicle these days and you’ll find a long list of quarrel with all - Europe, the Islamic world, Russia, Türkiye, Armenia, Georgia and, rarely these days, but the US as well.
I sometimes wonder whether this chaotic modus operandi has a domestic political logic: When the authorities target believers, they can win applause from some secularists. When they target people labelled pro-Russian, some nationalists applaud. When they turn against those sympathetic to Türkiye, etatists now become supporters. Each group has its own fears but what they all do together serves to fuelling arbitrary power that will harm them one after another.
It is tragicomic that 100s of people are now suffering in Baku prisons accused of being pro-European, pro-American, pro-Russian, pro-Iranian; many other citizens are now being threatened with arrest for being pro-Türkiye.
Baku does not need everyone to support every crackdown. It benefits when each crackdown finds its apologists. Same logic works in abroad, confrontation put Strasbourg Court and PACE under severe pressure while that system seeks cooperation with member states or other institutions of Council of Europe or EU.
Recent confrontations better illustrate this strategy:
1) Yesterday, Azerbaijani SOCAR announced intention to purchase gas from Gazprom. The reasons behind this decision may soon become clearer, particularly in light of Azerbaijan’s opposition to the opening of the Türkiye–Armenia border.
2) In September 2026, Azerbaijan postponed the Peace Bridge initiative following 🇦🇲 & 🇦🇿 CSO criticism of foreign diplomats’ visits to Karabakh. Following this, Azerbaijan also created a new working group to study Caucasian Albanian heritage in Armenia within its domestically unpopular “Western Azerbaijan” initiative creating more pressure on Armenia.
3) Another more telling example is Azerbaijan’s August 2026 diplomatic protest against Poland over TVP World’s (Poland's public service broadcaster) critical coverage of Azerbaijan’s human rights situation.
Baku summoned the Polish ambassador, warned of damage to bilateral relations. Shortly beforehand, Azerbaijan’s state-controlled media mounted an aggressive campaign against the Polish MFA’s decision to establish an Azerbaijani-language service within TVP which resulted in the postponement of its launch until 2027 (seems cancelled).
As a result, on 6 Oct, AzGov “media” Minval wrote an article titled “Correcting mistakes: is Polish public television changing its attitude toward Azerbaijan?”.
The piece reads: “… 3 October this year, the very same TVP World news portal published a friendly article about Baku…
TVP World decided to drop Azerbaijani-language broadcasting from its programming for the South Caucasus, reserving that pleasure for Armenian and Georgian audiences alone.
A skilful ability to learn from mistakes—both their own and those of others—has always been a hallmark of the Poles.”
If humiliation had a face, wouldn’t this be it?
+
Cavid #FreeUlviyya retweeted
Replying to @cavidaga
Yeni Müsavat gazetesi, Türkiye'nin Azerbaycan'ı fon skandalını unutturmak için hedef aldığını iddia ediyor. Tek bir yazarın değil, bir "analiz grubu"nun imzasını taşıyan (şaşırdık mı?) yazının ana maddeleri:
1. Eylülde BIST 100 %16,65 düştü, 2008'den beri en kötü ay. SPK 131 fonun tasfiyesine karar verdi; Reuters'a göre yaklaşık 455 bin yatırımcı ve 20 milyar doları aşan varlık etkilendi.
2. AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi soruşturmada ifade verdi.
3. Tam bu sırada Oktay Saral ve bazı AKP'li vekiller Azerbaycan'daki okul kıyafeti kararını "başörtüsü yasağı" olarak gündeme taşıdı.
4. Yazıya göre "kardeş ülkede dine baskı" söylemi, karmaşık fon mekanizmalarını açıklamaktan çok daha kolay kitle seferber ediyor.
5. Başörtü itirafı: Kararda "hicab" kelimesi geçmese de başörtülü öğrencilerin derse alınmaması "gerçek ve hassas bir mesele" haline gelmiş, öğrencilerin eğitim hakkı arka plana itilmiş.
6. Yazı, "planlı kampanya" iddiasını kanıtlanmış bir gerçek değil, "siyasi bir izlenim" olarak sunuyor ve Erdoğan'ın 18 Ekim tebriğini gerginliği azaltma fırsatı olarak görüyor.
musavat.com/news/hicab-qadag…
Haber Global Aygün Attarı yasağı savunmak için davet etmişdir :) Kendisi bir Türk vatandaşı olarak AGİT grubuyla birlikte 2020'de Azerbaycan'daki seçimleri gözlemlemeye gelmiş, "neden hep kötü şeylerden konuşuyoruz ya :(" diyerek seçim mükemmel geçti demeye getirmişdi. AGİT bunu kovunca da ben oynamıyorumculuk yapmışdı...
Az önce @HaberGlobal de Prof.Dr.Aygün Attar, Azerbaycan'daki başörtüsü yasağını savundu.
O seçimlerde ben de müşahit olduğum için medyada seçim güzelleyen bütün gözlemcileri bulup sormuşdum sen ne ayaksın diye. Avusturyalı bir liberal gözlemci "ne güzellemesi ya?" diye sordu. Meğerse bizim haber siteleri, TV-ler bunları kayda alıp üstüne sahte dublaj yapmışlar. Mesela, aslında dediği:
— Böyle seçim mi olur? Üsulsüzlük diz boyu.
Çeviri:
— Azerbaycan her seçim olduğu gibi bu seçimde de demokrasi şöleni yaşattı bizlere.
"Aliyev seçimi kaybederse" mi??? Abi biz İzlanda falan mıyız??? Yok Azerbaycan koalisyon hükumeti 😂😂😂
Hasan Oktay'ın, Azerbaycandaki "başörtüsü yasağı" ilgili dikkat çekici bir yorumu;
Özetle diyorki;
Azerbaycan seçimleriyle ilgili İsrail iki planlı bir oyun oynuyor.
1-Aliyev seçimi kaybederse, Türkiye devrim yaptı deyip, karşı devrim yaptırıp Aliyevi yeniden başa getirmek ve Türkiye ve Türk dünyası ile olan bağlarını koparmak,
2-Aliyev kazanırsa, yine Türkiye ve Türk dünyası ile olan bağlarını koparması için baskılarına devam etmek...
Allah, başta Azerbaycan olmak üzere Türk dünyası ile olan bağlarımızı koparmaya çalışanlara fırsat vermesin.
Qafqazinfo yine AKP-ye saldırmış. Analizden çok direkt husumet var. Ana noktalar:
1. Türkiye kendisini Hilafet’in mirasçısı olarak görüyor demiş və Türkiyeyi az kalsın İranla bir tutacak.
2."Kılık kıyafet kurallarımızı yalnızca İslamcı-mezhepçi odaklar eleştirdi" diyerek hedefi belli etmiş.
3. Azerbaycan, "ulusal aydınlanma"nın mirasçısı olarak konumlandırılıyor. Ahundov, Zardabi ve Molla Nasreddin gibi isimler, getirilen yasaklara dayanak gösteriliyor.
4. Kullanılan imgeler Türkiyedeki dindarları aşağılar nitelikte: "Sürüler halinde dolaşan sarıklı adamlar", bir "bataklık" ve "başkalarını kâfir olarak gören" öğrenciler...
Yazının sonunda Fatih semtinden bir video var böyle diyor: "Videoyu dikkatle izleyin. Sebep, İslamcı AKP tarafından bugün yetiştirilmekte olan gelecek neslin bu nitelikte olması ve onların, Azerbaycan'daki gelecek neslin de aynı biçimi almasını arzulamalarıdır. Ancak Azerbaycan, bunun gerçekleşmesine asla izin vermeyecektir."
qafqazinfo.az/news/detail/tu…
Azerbaycan'da hala oligarkların önemli güce sahip olduğunu düşünenler varsa yanılıyor. Azerbaycan artık 15 yıl önceki Azerbaycan değil. Aliyev oligarkları %90 ölçüde tasfiye etti.
Aliyev onların adamlarının yerine Batıda ve Türkiyede eğitim almış teknokratları göreve getirdi. Bu adamların genelde iktidar hırsı yok. Bu yüzden ülke 90lardaki gibi deli gibi rüşvet cenneti durumundan birazcık kurtuldu. Bu adamların iktidar hırsı olmadığı için klan politikaları da büyük ölçüde bitti. Aliyev istediği bakanı bir kalemde siler. Azərbaycanda ortaya Süleyman Soylu, Akın Gürlek vb. tarzı güçlü insanlar çıkamaz.












