Hande Okçuoğlu (@OkcuogluHande) header
Hande Okçuoğlu (@OkcuogluHande) profile picture

Psikolog, MSc, okcuogluh@gmail.com

istanbul
Joined August 2011
Photo by Hande Okçuoğlu (@OkcuogluHande)Photo by Hande Okçuoğlu (@OkcuogluHande)Photo by Hande Okçuoğlu (@OkcuogluHande)Photo by Hande Okçuoğlu (@OkcuogluHande)Photo by Hande Okçuoğlu (@OkcuogluHande)Photo by Hande Okçuoğlu (@OkcuogluHande)Photo by Hande Okçuoğlu (@OkcuogluHande)Photo by Hande Okçuoğlu (@OkcuogluHande)Photo by Hande Okçuoğlu (@OkcuogluHande)
Hande Okçuoğlu retweeted
Freud, olgunlaşmanın temelinde yas süreci olduğunu söyler. Çünkü büyümek; her şeyi kontrol edemeyeceğinizi, anne-babanızın birer Tanrı değil sıradan, kusurlu ve ölümlü insanlar olduğunu, dünyada mutlak bir adaletin bulunmadığını kabullenerek çocukluk imajlarını tek tek gömmektir. Olgunlaşmak, bitmeyen bir kayıp ve yas halidir.
23
748
45
5,407
130,270
Hande Okçuoğlu retweeted
Öncelikle, maşallah böyle cevap vermeyen o psikiyatristlere:) 'Söylediğine değil yaptığına bak, seni sevmiyorsa bırak' kahveli dedikodulu arkadaş tavsiyesi olabilir ama psikoterapide yeri olmadığı kesin. Psikoterapide üzerine düşünülecek mesele 'onu bırakmalı mıyım'dan ziyade, 'benden esirgenen, bana verilmeyen bir şeyi ondan almaya çalışmamın nedeni nedir acaba' sorusudur. Insanlar gerçeği bilmediği, anlayamadığı için değil, bir fantezinin kaybına katlanamadığı için vazgeçemez çoğu zaman. O yüzden görüşme odasında terapistin zihnindeki doğrular, yanlışlar, ona ait mantıklı görünen kararlar değil, üzerine birlikte düşünecek sorular yankılanmalıdır.
Hiçbir psikiyatristten böyle etkili bir cevap alamazsınız.
5
27
2
335
16,988
Ayrılık sonrası geride kalmış ilişkiyi ve sevgiliyi kötülemek unutmaya yardımcı olmaz. Olsa olsa insana kararını onaylatır. Her olumsuz yorumla insan içindeki olumlu yanları tutmaya dahi çalışabilir. Unutayım derken kıyamayabilir. Unutmak, bırakmaktır. Çabasızlık, unutturandır.
17
1
206
22,370
Hande Okçuoğlu retweeted
Saygılarımızla Sayın İonna Kuçuradi
61
977
164
7,148
244,350
Hande Okçuoğlu retweeted
🤖 Made with AI
21
670
48
3,488
57,878
Hande Okçuoğlu retweeted
Ne kadar güzel özetlemişsin mevzuyu “Bana psikolog olmaktan başka çare bırakmayan anne ve babama teşekkür ederim “diyerek . mekanın cennet olsun @BaverM
6
72
3,650
Hande Okçuoğlu retweeted
Deniz Göktaş kürsüde nasıl bir insan olduğunu bir kez daha herkese ispat ediyor. “Adliyede tutuklanmak için beklerken ters kelepçe yaptıkları yetmiyormuş gibi 3 kez sorulmasına ve reddetmeme rağmen adeta zorla Kemal Kılıçdaroğlu’yla görüştürüldüm. Sonra da tv’den beyanlarımın yalanlandığını oturup gülerek izledim” “Yurda girdiğim ilk andan son ana kadar her polis niye döndün ki, sendeki fırsatlar bizde olsa dönmezdik dedikçe ülkem için üzüldüm.” “Her videomu kendim tekrar tekrar yayınlamama rağmen delil karartma şüphesiyle tutuklandım” “Arada serbest bırakıldım ama hücrede masterchef izlerken kendi kendime üç kez tekrar tutuklandım. İlk mahkeme hakkında tahliye kararı vermemiş olsa daha az suçum olurdu diye düşünüyorum.” #DenizGöktaşSerbestBırakılsın
139
1,404
71
10,854
583,159
Hande Okçuoğlu retweeted
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar, Yarın, 28 Eylül Pazartesi, Çağlayan Adliyesi’nde saat 10:00’da duruşmam var. 88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş. Biraz da cezaevinden havadisler: Sınıf atlama heyecanı var Karatepe’de mahallemize 2 özel jeti olan komşu taşındı. Herkes bir gecede radikal seviyede artan refah seviyesine uygun davranmaya çalışıyor. Ben de buna uygun olarak bu tweette “zengin derdi” sayılacak bir konu seçtim: Cezaevi ve müzik. “Müziksiz yaşayamam” tipi bir insan hiç olmadım, hatta epey de yaşarım ama “müziksiz 88 gün yaşayamam” tipi bir insanmışım meğer. Rüyalarımdan birinde; tahliye olduğumu fark edince hemen Peyk açıyordum ama Peyk olmayan bir şey çalıyordu. Radyo ve Dream Türk var ama hep Peyk olmayan bir şey çalıyor. Şimdi övmeye çekiniyorum; TRT 2’yi övdüm, son 1 aydır yok. Radyo 3 sağolsun, Gojira çaldı 1 saat. Böyle mucizevi anlar dışında pek seçenek yok. Bu yüzden bu yaşa kadar ergen inadıyla taşıdığım Türkçe pop alerjimi aşmam gerekti. Bu hafta savunmama hazırlanırken 24 saat boyunca Dream Türk açıktı. Sadece yan komşum Haluk Levent, Mamak Türküsü ya da Haziran’da Ölmek Zor çaldığında TV’yi kapatıp avluya çıkıyorum. Kuyu tipinin tek iyi yanı akustiği olabilir. 24 saat Dream Türk izlerseniz 4 kere Ezhel’i görebiliyorsunuz, özledik. Onun dışında Türkçe pop. Girl Band, Boy Band ve Karışık Band salgını var, herkes dikkatli olsun. Kalabalık ortamlara girmeyin, aniden bir koreografinin parçası olabilirsiniz. Favorilerim:  Eypio & Sibel Can – Kıyamam  Mabel Matiz – Umrumdışı Hücremde Mabel Matiz’in “Ben büyüttüm boy boy” dansını yaparken infaz koruma memuruna yakalandım. Bir kere de derbi günü MasterChef izlerken yakalanmıştım, iki etti. Savunma öncesi gündemden uzaklaşmak için seçtiğim bu yumuşak konuyu burada yazdığım bir rap ile bitireyim. Sabah 9’da ekmek dağıtımı oluyor. Haftada birkaç gün de ekmekle birlikte poğaça veriliyor ve kruvasan neşesi yaşanıyor. O günler önce koridorda servis tezgâhının tekerleğinden çıkan sesler yankılanıyor. Sonra dağıtımı yapan memur bozacı gibi bir nağmeyle bağırıyor: “Ekmek ve poğaçaaaa” (Fuat Ergin tarzı bir flow’la) Ekmek ve poğaça
Vaktimiz bolca
Cicibebe olmasa
Halimiz n’olcak
Menü ful carbo
Ne peynir ne yarım kadeh Doluca
Haluk, Cem, Özkan, ben
D Blok dört yapraklı yonca Görüşmek üzere.
1,142
9,233
999
58,722
4,091,234
Hande Okçuoğlu retweeted
Kızılcık Şerbeti üzerine şöyle bir baktım, diziyi konu edinen bir yüksek lisans tezi, 5-6 da makale yazılmış. Genellikle muhafazakar-seküler çatışması, anne ve aile modellemeleri üzerinden ele alınmış. Bence asıl yazılması gereken zaman ise şimdi. Medya sansürleri, rating canavarı, ürün yerleştirmeleri, verilmeye çalışılan örtük ve aleni mesajlar, operasyonlar ve baskılarla şekillenen oyuncu ve senaryo değişiklikleriyle, her sezonda altı ay ileri alına alına parçalanmış bir zamanda manik karakterlerin seyirciyi serseme çevirdiği bir anestezi makinesi. Kızılcık Şerbeti artık bir nevi Türkiye'nin kolektif zihni gibi. - Apo'nun iki çocuğu, üç karısı öldü. Apo hayatına devam ediyor, zinhar neşesini çalamıyorlar... - Bir zamanların ilim ve irfan abidesi, yargı dağıtıcı, zamane Çalıkuşu'su, Cumhuriyet kadını Kıvılcım, astrologlardan aşk kehanetleri dinliyor, o zengin adamdan bu zengin adama aşka koşuyor. - Her gün bir kadın cinayeti duyduğumuz ülkede, ailesine karşı durduğu için camdan atılan Nursema, müzisyen kocasına, kanal müdürü ve işadamı flörtlerine yar olmadı, imam kocasıyla toprağa verildi. Tüm karakterler için bu tespitlere devam edebilirim... Ekranda izlediğimiz artık "aman canım, rating için yapılmış pembe dizi işte" diyebileceğimiz bir hikaye değil. Hem Türkiye gerçeğinin hem dizi evreninin travmalarıyla iç içe geçmiş psikotik bir opera. Günaydın 🌱
12
49
3
636
35,507
Hande Okçuoğlu retweeted
Eski takip ettiklerimi yeniden takip etmeye, hesap ayarlarımı yeniden düzenlemeye çalışıyorum, iş güç çoluk çocuk arasında biraz vakit alacaktır - mümkün olduğunca yeni hesabımı @pskkivilcimgen duyurmaya çalışmanızı rica ediyorum 🌱 Geçen sefer oğlumun 4. sınıf ders kitabının kapağını paylaşmıştım, bu sefer de içinden bir sayfa daha paylaşayım:
6
173
4
526
14,810
Hande Okçuoğlu retweeted
Böyle bir yetenek müthiş oyuncu ve şarkıcı dünyada olsa başka yerlerde olurdu ! Belki de içinde çok çok derinlerde bir yerde acılar ve haksızlıklar biriktirdi . Bu dünyadan bir #SerhatKılıç geçti 🙏🏻🤍
281
1,020
71
17,255
883,426
Hande Okçuoğlu retweeted
Size yazmak için bahane üretiyor gibi olacak ama son tweetten sonra 2 kere daha tutuklandım. Bazen hücrede zimmetli çakmağı kaybedince ya da kütüphaneden aldığım kitaba bir şey olunca dışarıdaki refleksimle çok geriliyorum ama sonra “napacaklar bir daha hapse atamazlar ya” diye kendimi rahatlatıyordum. Atabiliyorlarmış. Neyse, Moby Dick bitti. İddianame hazır. Duruşma tarihi 28 Eylül. Görüşmek üzere.
759
8,153
409
61,407
1,816,744
Hande Okçuoğlu retweeted
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar. Bir iyi haber, bir kötü haberim var. İyi haber: Tahliye oldum. Kötü haber: Tutuklandım. Ben de sizin okuduğunuz hızda öğrendim bu iki haberi. Bu sefer, Daltonlar hakkındaki şakadan, “suçu ve suçluyu övmek” suçundan tutuklandım. Cezaevinde sıradan bir 58. gündü. Bir elimde Cici Bebe, diğer elimde İhsan Oktay. Konstantiniye’nin dehlizlerinde dolaşıyordum. “SEGBİS’in var” dediler. Bayram değil, seyran değil; bu neyin SEGBİS’i düşüncesiyle koridora çıktık. Hücre-SEGBİS arasındaki bir dakikalık koridor yolculuğunda özgürmüşüm, bilmiyordum. Bilsem hafiften dans ederdim. Avukatlarıma haber verilmediğini, normalde salona gelmem gerektiğini ama acele bir durum olduğunu bildirdiler. Suçlamaya konu metni okudular. “Çocukları dövmemeliyiz.” demişim de “Neden çocukları dövmek gerektiğini düşünüyorsun?” diye sorulmuş gibi hissettim. Hayattan, Türkçemizden ve altı üstü komediden söz ettim. Tekrar tutuklanmama karar verdiler. Adli yılın açılışını burada kutlayacağım, başarılı bir sezon olsun. 90 dakikalık gösteriden iki ayda bir yeni suçlama çıkıyor. Reels yerine tam gösteri YouTube kanalımda, odaklanma problemi olan varsa da telefon detoksu öneririm. Bana iyi geldi. Ben iyiyim; moralim, sağlığım yerinde. Bu ay çocukkenki ağustoslar gibi hızlı geçti. Allah’tan okul yok Eylül’de. Bu mektubu yazarken cezaevinde 10 saniyeliğine elektrik gitti. Karanlıkta bütün mahkumlar hücrelerde ıslık çalıp bağırdılar. İlkokulda pikniğe giderken gezi otobüsü tünele girmiş gibi hissettim. Karatepe 2026, efsane tayfa. Unutulmayacaksın.
1,018
11,712
873
65,986
2,904,902
Hande Okçuoğlu retweeted
Şebnem Ferah da #FileninSultanları için salonda.
2
18
1
550
22,038
Hande Okçuoğlu retweeted
Deniz Göktaş 40 gündür tutuklu. Deniz Göktaş serbest bırakılsın.
239
1,759
39
12,248
145,836
Hande Okçuoğlu retweeted
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar. Size bu satırları hemen yan hücremden gelen “Aşkın mapushanee, içindee ben mahkum” dizeleri eşliğinde yazıyorum. Bir düzeltmeyle başlayayım; tanımadığım ve görüşmediğim bir avukat “Deniz bizi unutmayın dedi ” gibi bir bilgi yaymış. Ne böyle bir duygum var ne de öyle bir talebim oldu. Aksine sürekli beni paylaştığını öğrendiğim arkadaşlarıma şu mesajı yolladım: “Abartma be king, yaz böyle geçmez.” Hazır hayatımın ilk tekzibini yapıp kendimi bir şey sanmışken hız kesmeden ikinciyi de yapayım. Biraz gecikmeli olacak ama tutuklandığımı öğrenince söylediğim “neşemizi çalamazlar” mesajını tırnak içinde olduğunu vurgulayarak söylemiştim. Nöşömözü çolomozlor gibi. Ama adliyeden Twitter’a ulaşana kadar yolda ironik tırnaklar kaybolmuş. Bana bu haberler geç geldiği için özetle şöyle diyebilirim; romantik, arabesk ya da talepkar bir cümle duyarsanız bilin ki doğru değildir. Çünkü ruh halim — olumlu anlamda — üçünden de uzak. Evet, Çorlu’da birinci ayımı doldurdum. Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiğim şehir Tekirdağ oldu. Beş Şehir’i tamamladım. Gelirseniz gezdiremem ama şehrimizin en çok ziyaret edilen noktası olan cezaevine çoğu Tekirdağlıdan daha hakimim. En iyi köfteciyi herkes bilir. Moralim yerinde, sağlığım iyi. Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı. Tabii ki cezaevi romantize edilebilecek bir yer değil. Bunu herkes bilir. Monopoly’de bile kodese girince sinir krizi geçiren arkadaşlarım oldu. Yine de adettendir, benden de duyun; cezaevine girmeyin mecbur kalmadıkça. Aile, arkadaşlar, iletişim ve seyahat özgürlüğü, gözetlenmediğim bir oda, güneş, sahne, sokakta yürümek gibi mahrumiyetlerin yanında önemini burada anladığım şeyler de oluyor. Klavye ve bıyık makası benim için önemliymiş. Klavyeye hazırlıklıydım ama bıyık makası sürpriz oldu. Berber prosedürünü öğrenene kadar bıyıklar ağzımı kapattı. Kantin listesinde olmamasına rağmen şansımı deneyip “Bıyık makası?” diye dilekçe yazdım; cevap verilmeyen tek dilekçem oldu. Bir filmde dev makası olan bir adam gördüm. Çok özendim. Hayatımda ilk kez canım makas çekti. Neyse ki bıyığım Türkiye’de övgü alabileceği en kritik kişiden övgü aldı; ziyarete gelen Erkan Baş’tan. Özetle cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor. Sonraki gün yapacak işinizin ya da verilmiş sözünüzün olmaması da cabası. Kaldığım cezaevi “Kuyu Tipi” olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkumlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem. Ben belki kısa süreli olacağını umduğum için dışarıda da bazen yaptığım goblin moduna geçerek şimdilik uyum sağladım. Ama öğlen 7 metrelik duvarları olan avluda yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor. Yolu bir şekilde bu kuyuya düşen güvercin* ve dev çekirgeler duvarları aşamadıkları için benimle beraber kalıyorlar, haklarında CİMER şikayeti olmamasına rağmen. Yalnız hissettirmiyorlar. Gönderdiğiniz kitap kargoları ve şimdiden plastik komodinimin iki çekmecesini dolduran mektuplar hayatımdaki en kalabalık zamanımı yaşamamı sağladı hücrede. Hepsini okudum mektupların, kalışım uzarsa cevap da yazacağım. Yakın arkadaşlarımdan “Niye cevap yazmıyorsun şerefsiz, bu sefer turnede olmadığını hepimiz biliyoruz” tarzı mektuplar gelmeye başladı. WhatsApp’tan kurtuldum, bu sitemden kurtulamadım. Kitap hediyeleri ve mektuplarla memurlara ek mesai çıkardık. Size de, şikayet etmeden hızla yardımcı olan memurlara da teşekkürler. Düzenli ziyarete gelen avukatlar da nefes oluyor. Cezaevinin yıldızları onlar. Ton balığını cezaevi kantinine ekleten avukatla tanıştım, çok heyecanlandım. Burada Oğuzhan Uğur’dan daha popüler. Dışarıya dair haberleri de onlardan alıyorum. Okul arkadaşlarım başta olmak üzere dışarıda destek olan, dayanışma gösteren herkese de çok teşekkürler. Sabah 8 sayımlarında memurlar gelene kadar uyanık kalabilmek için “Bugün kim tutuklandı” temalı programlar izlemeye alışmışken, bir sabah ODTÜ Mezuniyet pankartlarıyla uyandım. Gözlerim doldu ilk kez. İyi ki varsınız. Athena Gökhan’ın törende benle ilgili yaşadığı kafa karşılığına çok güldüm. Sansürcü Punkçı da Türkiye’ye kısmetmiş. Anarchy in THE UK AcunMedya in Turkey Böyle diyorum ama NATO ve Dünya Kupası bittiğinden beri Masterchef izliyorum. Açar açmaz orada da bir Karadenizli kazandı. Bütün ülkeyi kısık ateşte karadenize ettiler. (Deniz içerde şimdi ne şaka malzemesi biriktirmişsindir? Aynen kardeşim ful böyle notlar alıyorum, özür.) Burçin ve Tolğa favorim. İlk hafta ülkeme dair moral tazelemek için Aktroll kanalları izledim; NATO Zirvesi Özel. Programlarda önce bana sövüp ahlak dersi veriyorlardı, sonra Donald Trump övüyorlardı, Türkiye için büyük şansmış varlığına duacılar. Ben de dersimi aldım. “Değerleri aşağılayan komedyen” den, “Değerli dostum”a terfi etmek için eksiklerim: - Epstein ile kanka olmak - Gazze’yi Netanyahu ile birlikte tatil köyü yapma vaadi Bir kelime şakası ve bir didaktik çıkış yaptığıma göre aylık güncellememi sonlandırabilirim. Hala kararlıyım, Moby Dick’i bitireceğim. Geçen öyle yazdım ama elime geçmedi henüz. Diğer kitaplar geldi, Moby Dick hala kontrolde. Cezaevi okuma komisyonu da bitiremiyor, bela bir kitap. Aslında cezaevi kütüphanesi çok iyi, Chomsky bile var. Belki o da Epstein kontenjanından girmiştir. (*) 2 haftadır benimle yaşayan güvercin Leo ile tanıştığımız günün öyküsünü yazdım, Uğur Gürsoy Uykusuz Ağustos sayısında çizdi. Benim yerime de okuyun, buraya Uykusuz sokamıyormuşuz. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
1,175
12,795
1,525
62,109
5,445,550
Hande Okçuoğlu retweeted
Odyssey yalnızca Odysseus'un eve dönüşünü anlatan bir destan değil, kutsal düzenin bozulması ve yeniden kurulması üzerine bir anlatıdır. Antik Yunan dünyasında tanrılar yalnızca tapınılan varlıklar değil, aynı zamanda hukukun, yeminin ve misafirlik hakkının (xenia) koruyucularıdır. Bu yüzden Truva'nın düşüşü yalnızca askerî bir zafer değildir; Athena'nın himayesi altında olduğu düşünülen kutsal düzenin Truva Atı hilesiyle aşılması, ilahî güvenin de yara alması anlamına gelir. Destan boyunca Poseidon'un öfkesi, Helios'un kutsal sığırlarının kesilmesi, Polyphemos'un kör edilmesi ve taliplerin misafirlik hukukunu çiğnemesi, ortak bir ilkeyi tekrar eder: İnsan, tanrısal sınırları ihlal ettiğinde bunun bedelini mutlaka öder. Yunanların hybris dediği ölçüsüz kibir, kaçınılmaz olarak nemesisi, yani ilahî karşılığı doğurur. Bu düşünce yalnızca Yunan mitolojisine özgü değildir. Tevrat'ta Âdem ile Havva'nın yasak meyveyi yemesi, Kabil'in Habil'i öldürmesi, Nuh Tufanı, Sodom ve Gomora'nın yıkılışı ve Babil Kulesi anlatıları, insanın ilahî sınırları aşmasının toplumsal ve kozmik düzeni bozduğunu gösterir. İncil'de İsa'nın "Kılıç çeken kılıçla yok olur" sözü, "İnsan ne ekerse onu biçer" ilkesi ve mabedin tüccarlardan temizlenmesi, adaletin yalnızca dünyevî değil kutsal bir düzen meselesi olduğunu vurgular. Kur'an'da ise Firavun'un kibri, Nemrud'un meydan okuyuşu, Âd ve Semûd kavimlerinin helâki, Karun'un servetiyle böbürlenmesi ve İsrailoğullarının ahitlerini bozması aynı ortak temayı tekrar eder: Güç, ilahî ölçünün yerine geçtiğinde medeniyet çözülmeye başlar. Bu yüzden Odyssey'i yalnızca bir kahramanlık destanı olarak okumak eksik kalır. Destan, tanrıların insanlardan körü körüne itaat istemesinden çok, toplumu ayakta tutan kutsal ahdin bozulmasının nelere yol açacağını anlatır. Tarihte Mısır'ın Ma'at anlayışı, Perslerin Ahura Mazda adına adalet iddiası, Roma'nın Pax Deorum inancı, Orta Çağ Avrupa'sındaki yemin kültürü ve İslam medeniyetindeki "ahde vefa" anlayışı da aynı fikrin farklı tezahürleridir. Medeniyetler yalnızca ordularla veya kanunlarla değil; insanların üzerinde uzlaştığı, ihlal edildiğinde hesap verileceğine inanılan kutsal ilkelerle ayakta kalır. Odyssey de bu yüzden, eve dönüş hikâyesinden çok, ilahî düzen çöktüğünde insan düzeninin de uzun süre yaşayamayacağını anlatan evrensel bir destandır.
12
109
12
773
83,714
Hande Okçuoğlu retweeted
Deniz'ler bir kuyuya sığmaz! 🕊️ ODTÜ'den Deniz Göktaş'a saygı duruşu💓#DenizGöktaşSerbestBırakılsın
8
120
7
947
8,849
Hande Okçuoğlu retweeted
Defalarca yuva olmak isteyen çıktı ama gelip almadı korkudan ayakta uyuyor barınakta ona yuva olmak istermisiniz İnstagram @morpatidernegi
58
1,220
32
2,330
79,683
Hande Okçuoğlu retweeted
Nasıl bir dönemden geçtiğimizi ve Ekrem İmamoğlu'na nasıl bir düşman hukuku uygulandığını şöyle anlatayım: Türkiye'de darbe dönemlerindeki mahkemelerde dahi "senin şu kadar süren var, o sürede kendini savun" gibi bir uygulama olmadı. Abdullah Öcalan bile kendini süre sınırı olmadan savundu.
Ekrem İmamoğlu: "Savunma yaptırmayalım, Ekrem'i kimse duymasın... Bana savunma yap diyorlar, 4000 sayfaya 8 saat süre veriyorlar. Öyle bir süre ki üstüme attıkları suç başına kendimi savunabilmem için neredeyse sadece 3 dakika veriliyor."
67
377
4
2,275
68,933