F. Sibel Gürcihan retweeted
ROK yine yalan söylüyor o balonu Erdoğan patlatmadı Yeni Parti,Fatma Betül Sayan'ın 2,2 milyar tl fon vurgununu açıklayıncaya dek AKP cephesi sustu bugün Silivri'de yolsuzluktan yatan Eski Bakan Newyork'da BM zirvesindeydi!
"Oda" değil onun adı, hücre..
📌 Fatma Betül Kaya cezaevinde tek kişilik odada kalıyor
➡️ Fon soruşturması kapsamında tutuklanan eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya'nın Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde tek kişilik odaya yerleştirildiği belirtildi. Gazeteci Saygı Öztürk, kararın Kaya'nın güvenliği dikkate alınarak verildiğini yazdı.
ekonomim.com/gundem/fatma-be…
Metnin edebî dili güçlü, sosyolojik otobanda yol tutuș güzel lakin bu Fatma, o Fatma değil kandırmayın tabanınızı. Çakal bu Fatma, paragöz,oyunu kurallarına göre oynamayı öğrenmiş, arkası güçlü, gözü kara, haram-helal gibi etik değerleri yok, fırıldak. Ortaya çıkan tepki yönetilemedi, Fatma kurban edilmek zorunda kalındı, ona gözyaşı döküyor. Ömrü çile çekerek geçmiş mütedeyyin bacımın zırlaması değil o zırlama.
FATMA’nın DÜŞÜŞÜ📍
Bildiniz o Fatma’yı! 90’lı yılların çekiştirilen Fatma’sı!
Okul kapılarında polisle kavga eden joplanan Fatma!
Kendi isteği ile evlenemeyen, kuaför bilmeyen parfüm kullanmayan o Fatma! Tepeden tırnağa utangaç, yanakları kırmızı, kaşları alınmamış, yüzüne estetik ve makyaj yapmayan o Mehmet emminin kızı Fatma! Yalan söylemeyi bilmeyen, devlet ve memleket sevdalısı Fatma! Aşkını bile kırmızı yanağındaki buseye gömen Fatma! Aile içinde okumak için önce abisiyle ve babasıyla kavga eden Fatma! Babaannesi ve teyzesinin kınadığı Fatma! “Ne yapacaksın da okuyacaksın, evlen ve çoluk çocuğa karış” denilen Fatma! Önce içine doğduğu dünyayla kavgaya tutuştu sonra mahallesi ile! İmam hatip okuyordu ancak onun için ne hatiplik ne de imamlık gibi bir ünvan yoktu! Erkek mesleğinin okutulduğu okulda kadındı! Başörtülü ve sessiz Fatma! Üstüne geldiler Fatma’nın! Katsayı ile onu da doğradılar! Polis olamazsın dediler bu şekilde! Doğurduğun mehmetçiğin kışlasında olamazsın dediler! Ailesinde gördüğü o şedid yapıyı bu defa kamusal alandan hatta doğurup vatana büyüttüğü Mehmet’ten itiraz yiyordu! Büyük bir kavgaydı bu! Kadınların kavgasıydı ancak yine erkekler çözebilirdi! Fatma’nın gözyaşlarına kattılar erkeğin siyasi hırslarını! Önce karakoldan evlendirdiler sonra şekil vermeye başladılar! Her şeyin yolu iktidardan geçiyor dediler Fatma’ya! Fatma’yı alıp en öne geçirdiler! Başörtüsünü bayrak yaptılar ve kendisini de kuaföre yolladılar! Üstüne başına çeki düzen ver dediler! Bir güzel değiştirdiler Fatma’nın görüntüsünü! Yüksek topuklu ayakkabı, cımbızlanmış kaşlar, likralı pantolon ve uzun bir ceket verdiler sırtına! Diplomalar ayarladılar! Tüm engelleri aşırdılar! Fatma bu erkek egemen dünyaya ses çıkaramadı! Babası da abisi de öyle istiyordu! Önce mahallenin erkekleri alkışladı! Modern olmuştu ve bir sürü diploması olmuştu! Artık her şey olabiliyordu! Bir zamanlar dövülen Fatma artık el üstünde ve en önde yürüyordu! Fatma’nın arkasına dizilmişti herkes! Fatma önde herkes arkasındaydı! Fatma, tüm erkeklerin simgesi, sığınağı ve koruyucu meleği olmuştu! Arkasında olan bitenlere ses çıkaramadı! Abisi ve babası da yapıyordu her şeyi ve tüm erkekler gibi onlar da Fatma’nın arkasına gizleniyorlardı! Ne zaman bir saldırı olsa Fatma öne sürülür, Fatma’nın arkasından savunma yapılırdı! Dizilerde Fatma, sinemada Fatma! Şöhret ve gücün doruğundaydı ama yalnızdı! Kimse onun yerine geçmek istemiyordu! Koca koca erkekler, makam ve mevki sahibi kudretli adamlar bile Fatma’ya sırtını dayamıştı! Fatma artık hayatın anlamıydı! Fatma idi her konuda başaktör! Nimet paylaşımında öyle olmadı! Fatma bir gün oturtulduğu tahttan aşağı indirildi ve kocası dahil herkes onu kurban verdi! Fatma şimdi tek kişilik bir odada yalnız başına! Babası,kocası dahil tüm arkasına saklananlar yok yanında! Her suçu Fatma işlemişti! Kimsenin suçu yoktu! Çünkü ilk günden beri kavganın figürü, davanın posteri, gücün simgesi, mananın timsali Fatma olmuştu! Tüm erkekler onun arkasında cübbe sarık giyebilmişti! Tüm erkekler onun kavgasının arkasında güç sahibi olmuştu! Fatma ilk günlerine dönemedi bir daha ama ilk günlerdeki gibi yalnızdı! Herkesi servet ve güç sahibi yapmıştı ancak tüm suç onun omuzlarına yıkılmıştı! Her şey onun yüzündendi! Onun kavgasıydı tüm bunlara sebep! Şimdi kavganın simgesi ödemeliydi faturayı! Herkes gitti, yine iki polisin kollarına kelepçe ile verdiler Fatma’yı! Pahalı gözlükleri, pahalı elbiseleri ile bu kez de yalnız başına gitti! Ama dava değişmiş, konular değişmişti! Şimdi yine dört duvar arasında erkek egemen dünyanın bedelini ödeyecekti. Abisi dahi bedel ödemeye, kocası bile yanmaya tenezzül etmedi! Ne olsa polisi tanıyan, kelepçeyi bilen oydu! Alışkındı mahkeme koridorlarına! Yatabilirdi bu cezayı! Kimse cesaret edemiyordu ve Fatma’yı ikna ettiler! Tıpkı arkasına sığınıp Fatma’yı güce giden yola ikna ettikleri gibi! Fatma yine düştü! Kimse düşemedi! Yusuf zindanıydı adı Fatma zindanı oldu! Zaten bu zindan baştan beri onundu!
Götünden cevap uydurmadan õnce gözaltı yönetmeliğine bir baksaydın keşke.
Tutukluluğa sevk edilmiş kişinin bekletildiǧi yer aile kabul salonu değildir. Tutukluluğa sevk edilmiş kişi, hâlâ gŏzaltındadır ve şüpheli konumundadır. Gŏzaltındakilerle sadece avukatları görüşebilir. Özel durumlarda, ( Örrneğin kullandığı ilacın adını sormak gibi) sınırlı olmak koșuluyla ve kolluk görevlisinin eșliğinde bir aile bireyi kısa süreli temas edebilir. ( Bkz. Yakalama ve Gözaltı Yönetmeliği).
Videodaki şahsın girmeye çalıştìğı yer, hakim odaları ve mahkeme özel kalemlerinin bulunduğu koridordur, oraya canı isteyen kafasına göre dalamaz. Kapıda güvenlik görevlileri vardır.
Yakınınızın dosyasına bakan hakimle görüșme konusunda ısrar etmek ve uyarıları dikkate almamak mahkeme úzerinde baskı kurmaya çalìşmaktır ki şahıs tam da bunu yapmaya çalıșıyor.Bu durumda hakim sizi gerekirse gözaltına aldırır.
Kapı kulluğu yapmak bile temel hukuk bilgisi gerektirir. Paranızı çalanları savunmadan önce bir şeyler öğrenin.
This quoted post is unavailable.
Yanlış yorum. Sıradan bir doktor öyle büyük işlere giremez. Siyasi bağlantı karısından geliyor.
Sıradan bir borsa vurgunu değil hocam. Ekonomi üzerinde yaptığı etki dikkate alındığında ekonomik teröre, milli güvenliğe kadar gider. Ayrıca bu kadar büyük meblağlara özgü insider trading, üç beş yılla geçiştirilemez.
This quoted post is unavailable.
Kimsenin hakkını yiyecek deǧiliz, Tayyip Bey de başbakanlığının ilk yıllarında muhabirlere karşı nazik ve duyarlı bir adamdı. Sonradan öfkeli bir hâl aldı. Bir Kars ziyaretinde, Akşam gazetesi muhabiri Gökay Çato ile bir gün õnceden uçak bulup gitmiștik. Erdoğan ilk ziyaretini akşamın geç bir vakti -20 derecede Belediye'ye yaptı. Bizi o soğukta beklerken görünce " Bu soğukta ne yapìyorsunuz, nerede kalıyorsunuz? Sizi bırakmam, benimle geliyorsunuz" dedi. Korumalarına "Oteli arayın, çocuklara da iki oda açsınlar" dedi. "Efendim, biz otel bulduk, kalacak yerimiz var" dedikse de dinlemedi. Araya dõnemin Kars Belediye Bașkanı Naif Alaybeyoğlu girip " Efendim, gazeteci arkadaşlar bana emanet, hiç merak etmeyin " demişti.
Gerçekten doğuştan nazik bir adamdı. Bir keresinde ayak üstü açıklama yaparken üst üste yığılmış gazetecilerden dolayı kayıt cihazımı uzatmakta zorlandığımı görünce uzanıp kendisi almış, açıklama bitene kadar da elinde tutmuştu. "Zahmet etmeyin Sayın Başbakan ben tutarım" dediysem de "Rica ederim, olur mu?" diye vermemişti.
Gerçekten doğuştan nazik bir adamdı. Bir keresinde ayak üstü açıklama yaparken üst üste yığılmış gazetecilerden dolayı kayıt cihazımı uzatmakta zorlandığımı görünce uzanıp kendisi almış, açıklama bitene kadar da elinde tutmuştu. "Zahmet etmeyin Sayın Başbakan ben tutarım" dediysem de "Rica ederim, olur mu?" diye vermemişti.
Fatih Altaylı, Başbakan Bülent Ecevit'in kendisini telefon başında 7 dakika beklediği anıyı anlattı:
🔹 “Bülent Bey'in bir huyu vardı, cep telefonları yeni çıkmıştı.”
🔹 “Birini arayacağı zaman asla sekreterine aratmaz, numarayı kendisi çevirirdi.”
🔹 “Bir gün denizde jet skiye biniyorum, eşim Hande sahilden bana el sallıyor.”
🔹 “Ne olduğunu anlamadım, kıyıya geldim, elinde telefon vardı.”
🔹 “Bana 'Bülent Bey seni arıyor.' dedi.”
🔹 “Bülent Bey o dönem başbakandı.”
🔹 “Hande'ye 'Fatih denizdeyse çağırırsınız, beş dakika konuşmak istiyorum.' demiş.”
🔹 “Ben kıyıya gelene kadar tam 7 dakika telefonun başında beklemiş.”
🔹 “Sonra da derdini anlattı.”
🔹 “Şimdi böyle bir adam...”
Bana camianızın kazara bile olsa haksız veya başarısız olduğu bir șey söyle Kemal
This quoted post is unavailable.
Çünkü HTS kayıtları ve diğer deliller iddianame ekine konulur. ịddianame çıkmadığı için onları soruşturma dosyasında gõremezsin. Kaç kez yargılanmış adamsın, element uydurmayalım @baristerkoglu
Gazeteci Barış Terkoğlu: "İfadelerde kritik sorular kamuoyuna sızma riski yüksek olduğu için bilerek sorulmuyor. Bizim gazeteci olarak okuduğumuz soruşturma dosyalarında hiçbir HTS (iletişim) kaydı veya buluşma detayı yer almıyor."
"Mustafa Aksu'nun tutuklama kararında hakim 'şüpheliye ilişkin beyanlar ve HTS kayıtları var' yazmış. Ancak savcılık sorgusuna bakıyorsunuz, şahsa kimlerin ne ifade verdiği veya HTS kayıtları hiç sorulmamış!"
"Emir Sarıgül'ün ifadesinde bir cümle var: 'Bana sormuş olduğunuz, ben Mehmet Ağar'ın Türkiye'ye hediyesiyim sözünü kullanmadım.' Ama tutanağa bakıyorsunuz, savcının böyle bir sorusu yok! Savcı soruyu sormuş ama tutanağa geçirmemiş. Sorular ve cevaplar tutanaklardan gizleniyor." @ilgazsenem @baristerkoglu
Şimdi bu sakızı çiğnemeye başlamanın toplumun geleceğine hiç bir faydası yok. AkP'lisi, CHP'lisi kamuoyunun ortak başarısı var ortada. İlk kez ortak bir ses yükseldi, bunun değerini bilelim, toplumu kamplaştırmaktan vazgeçelim. AKP tabanının 1 Mart 2003 tezkeresinden beri ilk kez böyle bir tepki vermesi değerlidir. Sizler de İmamoğlu'nu körü körüne savunmayan, adaylığına karşı çıkan ve yanlışlarını sahiplenmeyen bizim gibi yüzbinlerce kişilik CHP tabanını yok saymayın, ötekileştirmeyin. Bu ülkeden hırsızlığı
Ve siyasi istismarı yurttașlık bilinciyle hep birlikte yok edeceǧiz.
Burada "peygamber" kim oluyor Sinan, biraz açar mısın?
Önceki gün bengitürk tv’de Fatma Betül Sayan Kaya tutuklanabilir demiştik. Biz kızım Fatıma’da yanlış yapsa cezasını veririm diyen bir peygamberin ümmetiyiz. #DurusumuzBelli
Şu arkadaşa artık bakanlıkta múşavirlik verin lütfen. Furkan'dan daha iyi yapacağına da kefilim.
AKIN GÜRLEK KILIÇLARINI DUVARDAN İNDİRDİ: ARTIK KARTEL KONUŞACAĞIZ
Adalet Bakanı Akın Gürlek, uzun süren sessizliğinin ardından kılıçlarını çekti. İlk kez KARTEL kelimesini kullandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde borsa manipülasyonlarına ilişkin SPK'yı uyarmış, ancak SPK'da yaprak kımıldamamıştı. Özgür Özel ise Gürlek'i hedef almıştı. Ancak yine de sürecin faturası Gürlek'e kesilmek istendi.
Gürlek şimdi borsa bürokrasisi, manipülatörler ve medyadan oluşan üç ayaklı bir suç yapılanmasına işaret ediyor. Sayın Bakan, rüşvet çarkıyla denetim mekanizmalarının etkisiz hale getirildiğini, üst düzey finans bürokrasisine uzanan kartelleşmeyi açıkladı.
İBB'den uyuşturucu baronlarına, casusluktan faili meçhul cinayetlere... Uğur Mumcu suikastı, Kaşif Kozinoğlu cinayeti... Akın Gürlek, kimsenin dokunamayacağı dosyaları raflardan indirdi.
Ardından kiralık medya eliyle kara propaganda, yurt dışından saldırılar ve siyasi yalnızlaştırma geldi. Gürlek'i yalnızlaştırırlarsa operasyonların biteceğini düşündüler.
Oysa bu hesap yanlış bir analiz; zirâ Gürlek'in yanında Türk Devleti'nin ve Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan'ın iradesinin olduğu açık.
Bu açıklama Gürlek'in kılıçlarını çıkardığını ve savaşmaktan kaçmadığını göstermiş oldu. Yine de aynı anda çok cephenin açık olduğunu ve yargısal süreçler yavaş ilerlediği için aslanın yaralı kaldığını da akıldan çıkarmamak gerekir.
Bu mücadelenin başarısı içinse iç cephede tahkimat elzem.
Velhasıl kelam, artık KARTEL konuşacağız.
youtube.com/watch?v=9yAPJND2…
Fatma'nın yerinde olsam, bu kepazelik patladıktan sonra bana "Merak etme, sana bir şey olmayacak. Seni koruyacağız" dedikleri an elimde kalanı soğuk cüzdana aktarıp kendimi Yunanistan'a atardım. Hazır yurtdışı yasaǧı da yok. "Seni koruyacağız" denildiǧi an, sadakatıinizin bedelini ödeme vakti gelmiş demektir. Hiç mi mafya filmi izlemedin Fatma'cık? Güvence hele de en tepeden geliyorsa vınlayacaksın.
Meselâ bu işleri en iyi bilen virtiözlerden biri olan Sedat Peker üstat hatırlayın ne yapmıştı? "Burada Makedonya'dan daha güvencede olacaksın" denilerek gönderildiǧi Fas'ta, uçaktan iner inmez ilk yaptığı iş, pasaportunu yırtıp çöpe atmak, sonra da yürüyerek Rabat sokaklarında kaybolmak olmuṣtu. Tecrübe ve zekâ güzel şeyler..
F. Sibel Gürcihan retweeted
SİPERDEKİ VESÂET: KÜRESEL İLAÇ KARTELLERİNE TESLİM OLAN "MİLLÎYETÇİ" SİYASETİN İFLASI
Millî egemenlik kavramının yalnızca sınır hatlarında,askerî doktrinlerde ya da süslü retoriklerde tecelli ettiğini sanan sığ bir siyasal aklın, küresel sistemin en stratejik kuşatma hatlarını ıskalaması kaçınılmazdır. Bugün "milliyetçilik" iddiasıyla ortaya çıkan fakat millî bünyenin biyolojik, gıdasal ve tıbbî bağımsızlığını küresel kartellerin inisiyatifine terk eden siyasî hafızasızlık,tarihsel bir ihyânın değil, açık bir iflasın resmidir.
Büyük Atatürk’ün Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında sergilediği tavizsiz anti-emperyalist duruş, yalnızca sahadaki işgalci ordulara değil; manda zihniyetine, küresel sermaye odaklarına ve Batı merkezli etki ajanlıklarına karşı da amansızdı.
Halide Edip ve İlk TBMM Hükümeti’nin Sıhhiye Vekili (Sağlık Bakanı) olan eşi Dr. Adnan Adıvar örneğinde tezahür eden tarihsel ayrışma ve tasfiye, tam da bu radikal hatta dayanmaktadır.
Bu isimlerin Türkiye’den gitmek zorunda kalmalarının (kovulmalarının) arkasındaki temel dinamik; Cumhuriyet’in ilanından itibaren sağlık, ilaç ve aşı politikalarında tam bağımsız millî bir çizgi mi izleneceği, yoksa Anglo-Sakson tıp cemiyetlerinin, fonlarının ve uluslararası merkezlerin vesayetine mi boyun eğileceği kavgasıdır.
Atatürk, henüz Hıfzıssıhha’nın harcını kararken yerli aşı ve tıbbî üretimi bir "Devlet Güvenlik Doktrini" olarak kodlamış; sağlığı Batı’nın denetimine açmak isteyen manda yanlısı zihniyeti Devletin karar mekanizmalarından söküp atmıştır.
Bu tarihsel derinlikten yoksun bir genel başkanın, bugün "millî" olduğunu iddia ederken küresel biyopolitiğin ve yabancı ilaç lobilerinin figüranlarını kadrosuna katması, basit bir gafile düşme değil, tarihsel hafızasızlığın tescilli belgesidir.
Türkiye’nin bağımsızlık tarihi,gıda ve sağlık alanındaki bu örtülü küresel işgallere karşı direnenlerin ve bedel ödeyenlerin mirasıyla doludur:
Osman Nuri Koçtürk’ün Mirası:
Türkiye’de beslenme rejimini,yok edilen tarım topraklarını ve Amerikan yardımlarının arkasındaki küresel gıda kartellerini ilk ifşa eden; "Tarım Dede" Osman Nuri Koçtürk’ün birikiminden bihaber olan bir siyaset anlayışı, gıda egemenliğini koruyamaz!
Naci Doğan’ın Şehâdeti:
29 Ağustos 1980’de suikast sonucu katledilen Bursa Eczacı Odası Başkanı Eczacı Naci Doğan’ın temsil ettiği yerli eczacılık ve millî ilaç mücadelesini unutanlar,Türk milletinin sağlığını uluslararası ilaç tekellerinin insafına teslim eder!
Bengi Başer ve Esin Şenol gibi figürlerin sistem içi geçişgenliği ve muhalefet vitrinlerinde konumlandırılması,münferit bir siyasî tercih değildir.Bunları Chatham House Partisi’nden (CHP) devralıp kendi kadrosuna kattıran akıl ile Bursa/Orhangazi’de Cargill’e sınırsız imtiyazlar vererek tarım topraklarımızı ve yerli tohumumuzu felç eden akıl aynı merkezden kumanda edilmektedir.
Küresel biyogenetik,hibrit tohum ve farmasötik kuşatmanın işleyişini kavramak için en azından Soner Yalçın’ın Kara Kutusu ile Saklı Seçilmişler eserlerini bile okumaktan imtina eden bir genel başkan; ne kendi partisindeki Ali Şehirlioğlu gibi isimlerin sessizliğini sorgulayabilir ne de Türk milletinin hak ve menfaatlerini koruyabilir.
Millî şuur,evvela millî sıhhatî ve genetik bütünlüğü savunmakla başlar. "Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur" düsturu, çok uluslu şirketlerin deneysel sıvılarına ve Pfizer gibi kartellerin dayatmalarına teslim edilmiş bir bünyeyi değil; kendi biyolojik egemenliğini sağlayan bir toplumu işaret eder.
Gerçek milliyetçilik; küresel kartellerin tıp vesayetine boyun eğmek değil, Atatürk’ün emriyle kurulan ve Cumhuriyet’in göz bebeği olan Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü’nü çağın gereksinimleriyle yeniden ayağa kaldırmak, millî aşı ve tıbbi teknoloji bağımsızlığını ihyâ etmektir.
Kendi burunlarının ucundaki bu stratejik tehditleri göremeyen, siyaseti vitrin düzenlemesinden ibaret sanan kadrolarla ne iktidar olunabilir ne de olunduğu takdirde Türk milletinin lehine tek bir adım atılabilir!
"Anne sütünden faydalı" diyenlerden biri de insanlık düşmanı ilaç tröstlerinin Türkiye'deki kraliçelerinden Bengi Başer idi @umitozdag. Sen ne yaptın? Türk Milleti'nin üzerinde deney yapan, Türk kanını mundar eden bu ulus düşmanını partine aldın. Bir de bununla övünüyorsun. Utan!
F. Sibel Gürcihan retweeted
Bakın Çevrede,
1 Tane Köpek YOK❗️
1 Tane Kedi YOK❗️
Ne Kadar Güvenli Dimi Sokaklar👏
Sokakta Köpek Olmaz✅
Sokakta Kedi Olmaz✅
Sokakta Kadın Olmaz✅
Sokakta Çocuk Olmaz ⏳
Bu Olayın Buraya Geleceği Belliydi,
Yıllar Önce Yazılan Senaryo
Şimdi Hayatımızda…
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğildir


















