a.k dünyasında herşey üstel olarak ilerledi. şu yeteneksizlik ile dünyaca ünlü futbolcu olabiliyordun. başarı mal mülk elde etmek için hatta dölünü bir yumurtayla buluşturmak için bile dedenden 10 kat fazla efor harcaman lazım.
İki yıl önce bugün , yeryüzünün en şerefli adamlarından biri , siyonistlerle yüz yüze kahramanca savaşarak şehit oldu. Şehit Yahya Sinvar Ebu İbrahim...
Şii Fars olunca --> rafizi
Şii Türk olunca --> orda ki kardeşlerimiz bu tvitleri okuyor
Lan çık adam gibi ben dümdüz turkcuyum de, ne diye İslami kendine kılıf ediyon rezil herif
İran animasyon birlikleri İsrail'e uyguladıkları silahların aynısını bana uyguluyorlar. Hiperbarik Fettahcanlı Animasyon füzeleri .. ''Kan kusturacağız''
''200 yıldır İran'la savaşmadık'' da doğru değil. Suriye'de İran'ın g.tünü kestik. Ermeni haçlısıyla bir olup Azerbaycan Türklerine saldırdığında da İran'ın g.tünü kestik.
İsrail'e gelince onları İran'ın komuta kademesinden temizlemeniz lazım önce, ya da en iyi bildiğiniz iş olan animasyona devam.
İran'ın İsrail ile yaklaşık olarak mücadelesinin özeti de bu zaten. Güya İsrail karşıtı ama tüm mesaisi sünnilere saldırmaktan ibaret.
Türkiye İsrail ile neredeyse savaşacak, her gün daha fazla ısınıyor bu konu. Hatta siyasi ve diplomatik aksiyonlar dahi savaş mevzilenmesini anımsatıyor. Bu hesaplar o gün Türkiye'yi hırpalamak için ellerinden geleni yapacaklar.
Azerbaycan Türklerine gelince, oradaki halka düşman olmanız bunların işine yarıyor. Zira Azerbaycan Türkleri çoğu zaman burada yükselen nefretten haberdar oluyorlar. Türkçe taymda da takılıyorlar. Zaten yorumlarda da görüyorum.
Bu yüzden İranoid hesaplar sürekli bir şekilde Azerbaycan Türklerine dair nefret pompalıyorlar. Oradaki müslümanların başörtüsü yasağına direndikleri aşikar.
Halka yönelik her türlü saldırganlık oradaki müslümanların elini zayıflatıyor. Burası ile Azerbaycan halkının birbirinden uzaklaşmaları tabandaki o müslümanca direnci güçlendirmez. Bilakis zayıflatır.
Azerbaycan hükümeti ise gittikçe İsrail kontrolüne giriyor. Bunun hem Azerbaycan'ın ikbali, hem de Türkiye'nin ikbali için nasıl büyük bir tehlike olduğu açık.
İrancıların kopardıkları yaygaranın hiçbir yapıcı yönü olmaması, ve hatta yapıcı olan her şeye nefret kusmaları da bundan zaten. İsrail'in değirmenine su taşımak dert ettikleri bir şey değil, maksat sünniler kaybetsin.
Şu İrancıları anlayamayanın ferasetten cidden hiçbir nasibi yoktur.
Lilt retweeted
7 EKİM ÜZERİNE TEZLER
Henüz çok erken olsa da bir 7 Ekim muhasebesi yapmak gerektiği için, üç yıl boyunca süregelen sürece dair aklımda yer alanları kısa kısa yazdım. Naçizane.
7 Ekim’de işgal edilmiş Filistin topraklarına paramotorlarla sızan HAMAS mücahitleri, Ortadoğu’daki sınırları değiştirmedi, İsrail’den toprak da kopartamadı ancak dünya tarihinin seyrini değiştirecek bir sürecin tetikleyicisi oldular.
7 Ekim’in birçok sonucu var. Öncül öncül saymadan önce, söz konusu tarihte meydana gelen olayın ve devamında gelişen sürecin insanlık tarihinin önemli dönüm noktalarından birisi olduğunu düşünüyorum.
Çok iddialı bir söylem de olsa 7 Ekim; tarafları, sonuçları, henüz üç yıl gibi kısa sürede getirdiği değişimler bakımından bir milattır, tarihin kilometretaşı olma niteliği taşıyan bir noktadadır.
Birincisi, İsrail’in yenilmezliğinin bir vasıf değil bir itikat olduğu anlaşıldı.
Milyarca dolarlık sismik ve askeri ağların, duvarların, sınır karakollarının devre dışı kalması, teknolojik üstünlükle zihinsel üstünlüğün aynı şey olmadığını gösterdi. İsrail gerçekte yenilmez değildi, yalnızca yıllar içerisindeki süreçte, medya ve geçici bölgesel dengeler bizi buna ikna etmişti. İsrail’in bütün bu kapasitesinin yanında, bir kağıttan kaplan olduğu da açıkça ortaya çıktı.
Bu netice Gazze'yle sınırlı kalmadı. Kızıldeniz'de rotalar değişti, bölgesel ve küresel ekonomi-politik yeniden yazıldı, Lübnan ve Yemen hatları aynı denklemin parçası haline geldi.
İkincisi, sessizce ilerleyen bir normalleşme süreci yarıda kesildi.
Eylül 2020'de Beyaz Saray'ın bahçesinde imzalanan anlaşmaya bir peygamberin adı verilmişti. Ticaret hacmini, istihbarat paylaşımını ve silah tedarikini düzenleyen anlaşmalar, üç dinin ortak (!) atasının ismiyle kutsandı… İbrahim. Törenin havası da buna uygundu… Uzun bir masa, sıralanmış kalemler, kameralar için ayarlanmış el sıkışmalar…
7 Ekimle beraber, İsrail ve Körfez bölgesindekiler başta olmak üzere Arap ülkelerini normalleştirmeyi amaçlayan İbrahim Anlaşmaları ve getireceği yeni düzen projeksiyonu ciddi yara aldı.
İbrahim Anlaşmalarının kurduğu denklem şuydu… ‘’Bölgenin refahı’’ ile ‘’işgalin bekası’’ aynı elmanın iki yarısı sayılacaktı. Süreç tamamlansaydı işgal bir hukuki mesele olmaktan çıkıp bölgenin kalıcı mimarisine dönüşebilirdi. Filistin davası bir arşiv dosyasına indirilebilirdi. Ancak masa devrildi. Bir avuç Filistinli mücahit masayı ve etrafındaki imzacıların planının berhava etti.
Üçüncüsü, Batı kamuoyunda bir kırılma yaşandı.
İsrail'in uluslararası itibarı bugüne kadar görmediği bir zarar gördü. Avrupa’nın başkentleri başta olmak üzere Batı dünyasının başkentlerinde geniş çaplı protestolar, yürüyüşler, mitingler gerçekleştirildi. New York’taki belediye seçimlerinde Siyonizm karşıtı aday olan Zohran Mamdani, Yahudi lobisinin tüm kara propagandasına rağmen, Filistin diasporasıyla beraber yol yürüyerek seçimi kazandı. Akdeniz’i aşarak Gazze’ye uluslararası yardım götürme kavgasında olan Sumud Filosundaki nüfusta da çoğunluk Batı ülkelerinin vatandaşlarındaydı.
Dördüncüsü, Müslüman dünyanın kendi içinde bir turnusol işledi.
Kuzu postuna bürünmüş olanlar için saklanacak gölge kalmadı. Reel-politikçiler için kaçınılmaz bir karikatürleşme süreci başladı. İslami alanda şöhretin ve uhreviliğin imtihanını tatmamış olan kürsü sahipleri için zorlu bir süreçti şüphesiz. İktidarla, belediye konferanslarından gelecek ücretlerle arasını açmak istemeyen ‘’muhafazakar şöhretliler’’, Gazze’de katledilenlerle arayı açtılar. İsrail’i ticareti, tüccarlardan; İsrailli normalleşmeyi Dışişlerindeki diplomatlardan daha çok savunan ruhban sınıfının ne denli bir çürüme içinde olduğu, bütün Müslüman kamuoyunun malumu oldu.
Devamı…🔻 🔻 🔻



















