Galatasaray bugüne kadar böyle bir yanlışa düşmedi, umarım bu skandal bir editörün şahsi tutumu olsun ki aksini düşünmek bile iğrenç bir durum olur.
KAMUOYU DUYURUSU
07.11.2026 tarihinde oynanan Galatasaray–Amedspor karşılaşmasının ardından Galatasaray Spor Kulübü’ne ait resmi bir sosyal medya hesabından yapılan ve kamuoyunda “sarı torba” olarak bilinen simgeyi içeren paylaşımın, gelen tepkiler üzerine kaldırıldığı öğrenilmiştir.
Söz konusu paylaşımın sportif rekabetle bağdaştırılması mümkün olmamakla birlikte, ima içeren söz konusu iğrenç İçeriğin kaldırılmış olması, doğan hukuki ve kurumsal sorumluluğu ortadan kaldırmamaktadır.
Bu kapsamda; Galatasaray Spor Kulübü yönetiminin paylaşıma ilişkin kamuoyunu bilgilendirmesini ve gerekli özrü dilemesini, Cumhuriyet Başsavcılığının resen soruşturma başlatmasını, Türkiye Futbol Federasyonunun ise disiplin sürecini gecikmeksizin işletmesini beklemekteyiz.
Derneğimiz, gereken hukuki başvuruyu yapacak olup, süreci hukuki açıdan takip edecektir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Amedsporlu Hukukçular Derneği
Araçlardan, işyerlerinden, evlerden ve bizzat vatandaşlardan çevreye atılan zararlı veya zararsız atıklar atılıyor.
Zararsız olanı da ortamda zararlı hale geliyor. Örneğin yediğimiz meyvenin artıkları da çevrede dönüşüp, zararlı hale gelir.
Azmin elinden hiçbir şey kurtulamaz.
Mayında iki bacağını kaybetti, hayata küsmek yerine kendi bahçesini kurdu
Erbil’in Balakayeti bölgesinde yaşayan İsmail Reşekeli, 1986 yılında mayın patlaması sonucu iki bacağını kaybetti.
Ancak yaşama tutunmaktan vazgeçmedi.
İsmail Reşekeli’nin hikâyesi, hayata tutunmanın ve üretmenin önünde hiçbir engelin duramayacağını gösteriyor.
rudaw.net/turkish/feature/23…
▶️Kürtçe yalnızca evde ve sokakta konuşulan bir dil olarak sınırlandırılamaz.
▶️Kürtçe eğitim dili olmalı; matematik, tıp, biyoloji, fizik ve kimya Kürtçe okutulabilmeli.
▶️Kürtçe, adliyelerde, hastanelerde ve resmî kurumlarda kullanılabilmeli; bu hak yasal güvenceye kavuşmalı.
🎙Cafer Solgun: “Kürtçe hayatın her alanında yaşamalı”
@CaferSolgun
📌Gazeteci-yazar Cafer Solgun, Kürtlerin varlığının kabul edilmesine rağmen Kürtçenin eğitimden sağlığa, siyasetten kamu hizmetlerine kadar hayatın her alanında kullanılmasının hâlâ sınırlandırıldığını belirterek anadilde eğitim ve dil özgürlüğü çağrısı yaptı.
Öne çıkan açıklamaları:
▶️Kürtlerin ve Kürtçenin varlığı artık açıkça inkâr edilmese de Kürtçenin hayatın her alanında kullanılmasına yönelik engelleyici anlayış devam ediyor.
▶️Kürtçe yalnızca evde ve sokakta konuşulan bir dil olarak sınırlandırılamaz.
▶️Kürtçe eğitim dili olmalı; matematik, tıp, biyoloji, fizik ve kimya Kürtçe okutulabilmeli.
▶️Kürtçe, adliyelerde, hastanelerde ve resmî kurumlarda kullanılabilmeli; bu hak yasal güvenceye kavuşturulmalı.
▶️Kürtçenin eğitim, yazı, siyaset ve kamusal yaşamın bütün alanlarında özgürce var olması gerekiyor.
.
.
.
#kürtçe #kürtçeeğitim
Kürdlerin Türkiye'yi bölme potansiyeli her zaman var(dı), ancak Kürdler bunu istemedi ve özerk Kürdistan'da özgürce yaşamak istedi ama Türkiye (Osmanlı'da İttihatçılar) 1908'den itibaren Kürdleri statüsüz bırakmak için çalıştı ve Kemalistler yarı yarıya başarılı oldu.
GÖRÜŞ - Kürtlerin Türkiye'yi bölme gücü yoktur; büyük çoğunluğunun böyle bir derdi de yoktur
▶️Devlet bunu başından beri bilirken "Kürt sorunu" neden üretildi ve büyütüldü?
▶️Onca büyük kaybın ve acının gerçek sorumlusu kimdi?
▪️Dr. Nurettin Aydın yazdı🔽
rudaw.net/turkish/categories…
İngilizler, Kemalistler ve Siyonistler ile anlaşmış, sahadaki bazıları ise bundan habersiz.
Yahudi devleti kararı 1917, Kemalist Türkiye kararı fiilen Lozan 1923 ama Mustafa Kemal'in İngilizler ile irtibatı da 1917'ye denk düşüyor.
Halep'te, Avrupa'da kaplıca, İstanbul'da (1918).
ZAMAN TÜNELİNDE DONUP KALAN KÜRTLÜK
27 Kasım 1919 tarihinde Birleşik Krallık Bağdat Sivil Komiseri'nden Dışişleri Bakanlığı'na yazılan raporda "Kürt Lawrence" diye anılan Binbaşı Noel'in Kürdistan kurma önerisine itirazlar dile getiriliyor. Nedenleri şöyle anlatılıyor:
"1. (...) Bununla birlikte bu nokta Kürdistan'da Türk otoritesinin var olmadığını farzetmektedir, oysa gerçekte bu otorite mevcuttur ve Avrupa devletlerinin İzmir, Adana ve diğer yerlerdeki etkinliklerine bağlı olarak bu otorite gün be gün güçlenmektedir.
2. (...) Türk otoritesinin Kürdistan'da mevcut olup olmaması Mezopotamya sınırında barışın ve güvenliğin devamlılığı meselesini hayati olarak etkilemez.
3. Binbaşı Noel'in üç önerisine ise, ilgili bölge hakkında deneyim sahibi olup yönetimimde bulunan bütün siyasi görevliler gibi ben de tümüyle karşıyım.
(...)
5. Noel'in ikinci önerisine hiçbir önem atfetmiyorum. Kürdistan hiç bir zaman birleşememiştir ve Süleymaniye ve Erbil halkları aslında birbirleriyle veya Kürdistan'ın diğer kesimleriyle hiç bir ortak özelliğe sahip değillerdir. Eğer Kürdistan'ın tümü tek bir mana altında birleştirilirse Süleymaniye ve Erbil gibi nispeten verimli bölgeleri böylesi birleşik bir krallıktan ayırmaya karşı çıkmak için çeşitli sebepler ortaya çıkabilir, ancak böylesi bir gelişme muhtemel görülmemektedir.
6. Erbil halkı dil ve ırk açısından ağırlıkla Türktürler ve Mezopotamya'dan ayrılmak için ne sözlü ne de ameli olarak hiçbir eğilim gösterememişlerdir.
(...)
8. Süleymaniye de oldukça benzerdir. Şeyh Mahmud'un ayaklanması münferit bir istisna olmak üzere Türkler 70 yıldır bölgeyi etkin olarak kontrol altında tutmaktadır.
9. Şeyh Mahmud isyanı bağımsız bir yönetici olarak tanınma peşindeki bir şahsın ayaklanmasıydı. 200 bin kişilik nüfustan -o da maliyemizden çaldığı parayı dağıtmak suretiyle- sadece 500 lakayt destekçi toplayabildi. Yakalanmasıyla rahatsızlık sona erdi.
10. Noel'in 'Kürtlerin kendi başlarına bırakıldıkları taktirde kuvvetle İngiliz yanlısı olacaktır' şeklindeki görüşüne ben ve diğer görevliler katılmamaktayız.
(...)
15. Kürtleri politik bir bütün olarak addetmek bana göre imkansız. Kürtler o kadar dağınık ve coğrafik olarak dağlar tarafından öylesine izole edilmişler ki, kuvvetli bir yabancı yönetim haricinde birleşebilmeleri bana imkan dahilinde görünmemektedir."
Kaynak: Mesut Yeğen'in Ahmet Mesut takma adıyla 1992 yılında Doz Yayınları'ndan, 2019 yılında Dipnot Yayınları'ndan çıkan derlemesi. Noktalı yerler bendeki 1992 baskısından aynen aktarıldı.
EVET, devlet her aileye bir konut vermek zorunda, her vatandaşa iş seçeneği sunmak zorundadır.
Deprem konutlarını bile vatandaşa tehditle satan bir hükümet var.
Ben û Sen semti baştan sona yeşil alana, eski haline getirilmeli, Karacadağ eteklerinde vatandaşlara konut yapılmalı.
İndirilebilir Zazaca Kaynaklar için linke tıklayın
İndirilebilir Zazaca Kaynaklar için linke tıklayın ☺️ 👇
zazakulturmerkezi.com.tr/kul…
#zazaki #pdf #kitap
Bunun Türk'ü, Kürd'ü olmaz. Bunların can ve mal güvenliği hukukun teminatı altında olmalı ki bu var.
Ama bu eğilimlerin reklamı asla olmamalı, müsamaha da gösterilmemelidir.
Sap ile samanı bilerek karıştırıyorlar; hukukî güvence ayrı, toplumu ifsat niyeti ve pratiği ayrıdır.
["Kazak Türkçesi" tarzında ergen işi larplara girmemeniz gerektiğini, bunun Türk halkları nezdinde ters tepeceğini size defalarca söyledik ama siz herkesi Türkiye'deki Kürtler gibi bellediğiniz için "üzerinde tepinir dururuz", "kimse de bir şey demez" sanıyorsunuz,]
"Kazak Türkçesi" tarzında ergen işi larplara girmemeniz gerektiğini, bunun Türk halkları nezdinde ters tepeceğini size defalarca söyledik ama siz herkesi Türkiye'deki Kürtler gibi bellediğiniz için "üzerinde tepinir dururuz", "kimse de bir şey demez" sanıyorsunuz, bu Türkiye'deki Kürtlere "Sizin diliniz zaten Farsıkça'nın türevi ehe ehe ehehe" tarzı bir saçmalığa benzemez, karşınızda ciddi bir nüfuzu olan bir devlet, uluslaşmış bir halk var, bu konularda dikkatli ve özenli olun, insanların diline, kültürüne, kimlik algısına saygı gösterin, bu insanlar "Biz Türk değiliz, Türki halklardan değiliz." vs. demiyorlar ama tarihsel kimlik inşası sürecinde "Kazak" kimliğini fazlasıyla önemsiyorlar, benzeri bir yaklaşım Kırgız, Özbek, Uygur, Nogay, Tatar, Başkır, Çuvaş gibi diğer Türki halklarda da söz konusu.
"Pantürkistlerin “Türk dünyası” bir günde şöyle daraldı:
Çinliler Modu Şanyu'yu(Mete’yi) geri aldı, Moğollar Cengiz’i ve Timur’u.
Azerbaycanlılar ve Kazaklar ''bizi karıştırmayın'', ''bize de karışmayın'' dedi.
Atilla’nın Macar'ın yerlisi, Tomris’in İskitleri İranlı çıktı."
Pantürkistlerin “Türk dünyası” bir hafta içinde şöyle daraldı:
Çinliler Modu Şanyu'yu(Mete’yi) geri aldı, Moğollar Cengiz’i ve Timur’u.
Azerbaycanlılar ve Kazaklar ''bizi karıştırmayın'', ''bize de karışmayın'' dedi.
Atilla’nın Macar'ın yerlisi çıktı, Tomris’in İskitleri İranlı.
Alp Er Tunga’yı Şehname’de Afrasiyab olarak Firdevsi’nin elinde buldular. (Alp Er Tunga öldü mü, hayırlı Farsi çıktı)
Uygurlar da Çinliler bir olup Göktürkleri bitiren halk çıktı.
Mayalar ile Sümerler 1930'larda kadroya alınmıştı, ama sözleşmeleri yenilenmedi.
Türkiye anayasası Allah'ı, peygamberi, Qur'an-ı, Kürdleri vd tanımıyor.
Haliyle Allah'ı tanımayan bir anayasa yok hükmündedir.
Anayasa yok dedi diye, Kürdler yok olmaz, Kürdçe yok olmaz.
Şekil şartlarının varlığı bir düzenlemeye kanun hüviyeti vermez.
Hukuken gayri meşru bir yasa
ZAZAKÎ WORLD retweeted
1) BU İŞ TEMENNİ İLE OLMAZ
Devletimizin Türkiye Cumhuriyeti olduğu veya Türkiye Cumhuriyeti'nin bizim (Müslümanların, Kurmanc ve Zazaların vd) devletimiz olduğuna dair bir belirleme anayasada yok.
Türkiye anayasası tapunun tümü için Türklerin devleti diyor, dili Türkçe diyor.
Azerilerin Türkçe konuşmaları onları Türk yapmıyor. Türkiyede on milyonlarca farklı etnik, yerli Kürd ile Laz ve Arap var.
Azerbayjanın ezici çoğunluğu asimile olmuş Kürdlerdir.
İspatlı, kaynaklı ve burada, makale şimdiye kadar 12,001 defa tıklanmış,
Azerilerin Türkçe konuşmaları onları Türk yapmıyor. Türkiyede on milyonlarca farklı etnik, yerli Kürd ile Laz ve Arap var.
Azerbayjanın ezici çoğunluğu asimile olmuş Kürdlerdir.
İspatlı, kaynaklı ve burada, makale şimdiye kadar 12,001 defa tıklanmış,
academia.edu/43200657/T%C3%B…
1) BU İŞ TEMENNİ İLE OLMAZ
Devletimizin Türkiye Cumhuriyeti olduğu veya Türkiye Cumhuriyeti'nin bizim (Müslümanların, Kurmanc ve Zazaların vd) devletimiz olduğuna dair bir belirleme anayasada yok.
Türkiye anayasası tapunun tümü için Türklerin devleti diyor, dili Türkçe diyor.
8) ZAZALAR ayrı, Ankara'nın paralelinde ZAZACİLİK yapanlar ayrıdır.
ZAZALAR biziz, ZAZACİLİK yapanlar ise bizi kardeşlerimiz Kurmanc Kürdlerinden, Kürdistan'dan, Kürdistan bayrağından koparıp; bayraksız, vatansız bırakıp, Türklere bağlamak istiyorlar ki Türkler bizi kabul etmiyor




















