FONZİ SOYGUNLARDAN BİRİ DEĞİL EN BÜYÜĞÜ
Bilenler, "Fon Soygunu asrın soygunu" diyorlar.
O kadar büyük ki etkisi dağdaki çobanı da vurdu.
Hepimizin cebinden çaldı.
Benim senin gibi fona girmemişlerin de.
Hepimizin.
Böyle bir hırsızlık siyasetin ve bürokrasinin bilgisi dışında yapılamaz.
Bilmedik, görmedik diyemezler, artık biz de diyemeyiz.
Fırsat bu fırsat!
Bu kan emicilerden, asalaklardan temizleneceğiz.
Onları atmak yetmez.
Hapislere koymak yetmez.
Siyasetin ve bürokrasinin bu kirli işlere girmesini önleyecek tedbirler alacağız.
Yetki verdiklerimizi sorumlu tutacağız.
Hiç olmazsa eskisi kadar denetlenme olacak.
Hiç kimse "Beytülmâl"e(devlet hazinesine) ve halkın cebine saldırma iştahını gösteremeyecek.
Başa getirdiklerimizin o iştahını gömmelerini sağlayacağız.
Yoksa o yağma talan iştahına yol açılırsa vay halimize!
O keyfilik iştahına gücü verirsek yağma talan bitmez.
Tek çare var: "Ben yaparım olur" anarşisinden kurtulmak.
Kurallara dönmek.
Yetki ve sorumluluk dengesini işletmek.
Bunun için de adalet adalet adalet!
Başka çare yoktur.
Şefîk bir kadının sîne-i nezîhinde
Yatarsa bir gececik hangi ızdırâb uyumaz?
Celâl Sâhir Erozan
" Şefkatli bir kadının tertemiz göğsünde bir gececik uyuyan hangi acı dinmez ki?"
Bir elinizde kötülük, bir elinizde Kur'an.
Bir helaldir işiniz, bir haram.
Şu yarım yamalak dünyada,
Ne tam kâfirsiniz, ne tam müslüman.
Ömer Hayyam
KUL KAFASI
Beş yıl önceye kadar Çankaya Belediyesi her Cumhuriyet Bayramı’nda her yere afişler asardı. Sonuncusu şuydu: “Kula kulluk etmeyişimizin 97. yılı kutlu olsun.” “Ne söylüyor?” diyenler için açayım: Cumhuriyet’ten önce dedelerimiz padişahın kölesiymiş.
TRT yıllarında bu ezberlerle hemen her programımda karşılaştığım için iyi biliyorum. Kafalar hakikaten 1923’le sınırlıdır. Ötesi karartılmıştır ve ışık açana savaş açılır. Bilmezler ve bilmek ihtiyacı duymazlar. Bir iki slogan yeter. Atatürk’ü de bilmediklerini bugün “Atatürk’ün partisiyiz” diyenlerden biliyoruz. Türk diyemeyişlerinden biliyoruz. Sormaktan kendinizi alamazsınız: Türksüz cümle kurmayan Atatürk’ün bunlarla bir olması mümkün mü?
Memlekette renk bol. Tam tersi bir kafa da var. Sadece Cumhuriyet’in değil, yenileşme dönemi denen Tanzimat-Meşrutiyet dönemlerinin getirdiklerini ortadan kaldırmaya ahdetmiş olanlar. Osmanlıyım diyen bu zümre de Osmanlıdan uzak görünüyor. Bir kere o karşı çıktıkları her şey Osmanlı Hanedanı’nın hararetle uygulamaya koyduğu yenilikler. Bakınca Osmanlı da bunları kapıya koymazdı demekten kendinizi alamazsınız. Dahasını yeri gelince konuşuruz.
Karar, 29 Ekim 2026
(Yazının tamamiı bağlantı tıklanarak okunabilir)
karar.com/yazarlar/yagmur-tu…
🌺
Günler kısaldı... Kanlıca'nın ihtiyarları
Bir bir hatırlamakta geçen sonbaharları.
Yalnız bu semti sevmek için ömrümüz kısa...
Yazlar yavaşça bitmese, günler kısalmasa...
İçtik bu nâdir içkiyii yıllarca kanmadık...
Bir böyle zevke tek bir ömür yetmiyor, yazık!
Yahya Kemal Beyatlı
a. yağmur tunalı retweeted
29 Ekim 1923’te kul olmaktan mı kurtulduk? haberiniz.com.tr/kose-yazisi…
a. yağmur tunalı retweeted
Şimdi yaşanan ne olursa olsun şurası muhakkak ki şerefli bir tarihin çocuklarıyız. Bütün rejimleriyle Türk tarihi, bu meyanda altı asırlık Osmanlı Türkiyesi ve bir asırlık Cumhuriyet Türkiyesi birbirinin devamıdır.
🖊️A. Yağmur TUNALI yazdı:
29 Ekim 1923’te kul olmaktan mı kurtulduk?
@yamurtunal millidusunce.com/29-ekim-192…
a. yağmur tunalı retweeted
29 Ekim 1923’te kul olmaktan mı kurtulduk? akishaber.com.tr/29-ekim-192…
@yamurtunal
a. yağmur tunalı retweeted
A. Yağmur TUNALI yazdı: 29 Ekim 1923’te kul olmaktan mı kurtulduk? tarihistan.org/yazarlar/a-ya… @yamurtunal
"EV İŞİ KRİZLER"
Cambrıdge Üniversitesi'den Prof. Dr. Özge Öner'in Oksijen'de etraflı değerlendirmelerini görüyorduk.
Şimdi Sözcü Televizyonu'nda konuşuyor.
"Fon Krizi" kavramlaştırmasını yetersiz buluyor.
Bizim bu bozulmalar "iç güçlerin işi" dediğimiz kavramlaştırmayı da değiştiriyor.
Türkiye "Ev işi kriz"lerle boğuluyor diyor.
Bu "Ev işi kriz" adlandırmasına bayıldım.
Bir Türk çocuğu olarak içi yanarak konuşuyor.
"Fon dolandırıcılığı" dediği büyük vurgunun yönetici ağın haberi olmadan yapılmasının mümkün olmadığını ısrarla söylüyor.
Evet mümkün değildir.
Bu bir "emanete hıyanet"tir.
Devlet hayatında affedilmez bir iş varsa budur.
Özge Öner, iyimser ve memlekete güvenen bir havada konuşuyor.
Bunu çok önemsiyorum.
İyimser olacağız.
İyimserlik için çok gerekçe var.
Türkiye'nin kolayca toparlanacak bir ülke oluş potansiyelinden bahsediyor.
Yeter ki adalete dönemli.
Yeter ki siyasi kapışmaya dayalı kriz bitsin.
Kurallar hâkim olursa yağma ve talanlar biter.
Vatandaş soyulmaktan kurtulur.
Ülke hemen yürümeye ve koşmaya başlar.
Demek ki her işin başı kurallar.
Herkes için geçerli kurallar.
Bunun için adalete ihtiyaç var.
Yalnız "adalet"e.
a. yağmur tunalı retweeted
Bu yazı bana iyi geldi. Fon soygunu ve demokrasi, hukuk, basın hürriyeti problemleriyle karşılaştırınca nötrinolar pek sevimli. Bakın, fon parasıyla birkaç buz küpü yapılabilirmiş mesela
🖊️İskender ÖKSÜZ yazdı:
Buz küpü
@iskendero millidusunce.com/buz-kupu/
Cumhuriyet'e gelirken
ATATÜRK'ÜN DEHÂSINA BİR ÖRNEK
"Cumhuriyet’in ilanından evvel ordumuzun kati zaferi oluyor, memleket aşağı yukarı normal rejime doğru geliyor. Mustafa Kemal zaten Cumhuriyet ilanına çok evvel karar vermiş. Bunun da çok enteresan bir hikâyesi var ki tesadüfen muttali olduğum bir şey. 1906 yılı, dikkat edin 1906 yılında Mustafa Kemal sınıf arkadaşı olan sonradan Cebesoy olacak olan Ali Fuad Bey’le, Manastır’da mektebden çıkmışlar, bir yere oturmuşlar. Derken birdenbire o Ali Fuad Paşa’dan bizzat dinledim, tarihtir bu, sene 1906. Lütfen dikkat edin buna.
(...) En mühim hatırası bende. Allah’a şükür bana anlattı ve ben hafızam çok kuvvetli olduğu için, net hatırlıyorum. Ali Fuad gelmiş şöyle, “Elinde bir kâğıt var mı?” Şöyle bir elimi cebime attım diyor Ali Fuad Paşa, şöyle bir kâğıt buldum. “Aldı Mustafa Kemal, bir şeyler çizdi” diyor. Sonra bana uzattı, “Fuad, şunu al, cebinin bir yerinde dursun!” Allah Allah, attım çekmeceye. Eve geldim, neydi bu yaptığı diye, cebinden çıkarmış o kâğıdı bakmış, ne olsa beğenirsiniz, sene 1906, Misak-ı Millî’nin Türk hududlarını ihtiva eden bir harita vermiş Ali Fuad Paşa’ya. Yani, 1919’da olacak bir olayın sonucunu 1906’da Ali Fuad Paşa’ya veriyor. Ali Fuad Paşa bunu anlattığı zaman, “Aman paşam bir daha anlat!” dedim. Müthiş bir hatıra bu. Atatürk’ü anlamak için bir hatıra bu.
(...) Mustafa Kemal erken gelişmiş, hareketlerindeki isabet onun içindir. Erkenden doğuyor ana fikir, gününü bekliyor, sabırlı da, en iyiyi gerçekleştirme tarihini buluyor. Bir zamanlama ustası, dünyaca birinci sınıf zamanlama, hangi hadiseyi hangi tarihte realize etsin, bunu en iyi bilen adam dünyada."
Ord.Prof. Dr. Sadi Irmak
(Bittiği Yerde Başlar,154-155)
a. yağmur tunalı retweeted
Cumhuriyet fazilet midir?
Demokrasi ve cumhuriyet kavramları birbirine karşıt siyasi anlayışları mı temsil ediyor?
“Modern” siyasi düşüncenin kavramları olarak, cumhuriyet toplumun ortaklıklarını, demokrasi ise farklılıklarını güvenceye alır. Biri despotizmi önleyebilmek için siyasal katılımı görev olarak vaz’ eder ve vatandaşın sorumluluğuna vurgu yapar, öbürü ise daha ziyade bireyin ve alt toplum kesimlerinin hak ve özgürlüklerine sahip çıkmanın totaliterliğin engeli olduğunu düşünür.
Cumhuriyet -tıpkı demokrasi gibi- bu çağda ortaya çıkmış bir siyasi model değil. Ülkeyi ve toplumu yönetme ayrıcalığının herhangi bir aileye (veya zümreye) verilmediği düzendir esas olarak cumhuriyet. Egemenliğin kamunun uhdesinde bulunmasıdır.
Bunu gerçekleştirmenin yöntemi ise her devirde ve her toplumda farklı olmuştur. Mamafih üç hususta ayırt edici vasıfları değişmeden günümüze gelmiştir cumhuriyet fikrinin: (Yöneticilerin özel çıkarlarına karşı) toplumun ortak çıkarı, (keyfi yönetime karşı) kanun hakimiyeti, (bireysel inisiyatif yerine) kolektif sorumluluk…
Peki, neden fazilet rejimi diyoruz cumhuriyet için?
2021’in 29 Ekimi’nden👇🏿
karar.com/yazarlar/ibrahim-k…
Dostlar!
Aşağıdaki "temenni" ağırlıklı yorumumda galiba yanıldım.
"Temenni" ile objektif yorumu karıştırdığımın yazarken de farkındayım.
Ender de olsa doğru çıkmayan fikir ve yorumlarımla ilgili hemen düzeltme ve özür yayınlamak âdetimdir.
Aliyev'in gelişi konusunda yanıldım.
Diğer temenni ve ümit cümlelerimi koruyorum.
Bugün dostlarla konuşuyorduk.
" Kriz geçmiş değil. İlham Aliyev gelmeyebilir" dediler.
Ben de bilgiye dayanmayan yorumumu aktardım.
" Gelmemesi bu toplantıyı sabote etmek olur ki göze alınamaz. Bunu yapmaz, yapamaz. Erdoğan da dediklerini yaptı zaten. Merak etmeyin, gelecek!" dedim.
Evet kardeşler arasında bu tür krizler ağır geçse de ilişki için testtir.
Sağlamlaşarak çıkılacağı rahatlıkla söylenebilir.
Bu şartlarda aksini düşunmemiz mümkün değil!
İlham Aliyev 30 Ekim'deki Türk Zirvesi için Türkiyeye gelecek ve herşey iyi olacak!












