Adorable, volupté...

Joined November 2014
“Ne düşündüğümü söyleyeyim mi? Karakterin zayıf. Düşüncede de eylemde de her türlü yorgunluktan ürküyorsun. Başlıca ilken, işleri akışına bırakmak, kendini zamanın ve rastlantının insafına teslim etmek. Senin adına üzülüyorum, çünkü bu belirsizlik yüzünden acı çekiyor olmalısın.”
1
109
Tout à toi sous l’impulsion des temps écoulés.
62
Beklemeyen, beklenmeyeni bulamaz; çünkü o izsizdir ve keşfedilmemiştir.
69
Rilke’nin yazdığı gibi: Ey tuhaflık; bir zamanlar birbirine bu kadar bağlı olan her şeyin şimdi uzayda süzüldüğünü görmek.
48
Vigny’nin Musa (1828) adlı eserinden bir alıntı: Tanrım, beni güçlü ve yalnız kıldın. Bırak da yeryüzünün uykusuyla uyuyayım.
61
Kafka’nın öyküsündeki avcı Gracchus gibi ne ölü ne de canlı bazıları: “Kimse beni bilmiyor; bilen biri olsaydı nerede bulunacağımı bilemezdi, nerede bulunacağımı bilseydi bana nasıl yaklaşacağını, bana nasıl yardım edeceğini bilemezdi.
1
51
Lucretius, ahlaki yaşamın ve moleküler vizyonun havarisiydi; seks, kozmoloji, meteoroloji ve jeolojiden bahsetmiyorum bile, duyularla da ilgilenmiş. Adeta bir bilgelik pınarı. “Benim tavsiyeme uy,” der, “ve hayal gücünü özgür tut.”
44
Blaise Pascal’ın söylediği gibi, kalbin aklın bilmediği nedenleri vardır.
52
‘Cesaretimi göstermek zorunda bırakacak tehlikeler karşısında titriyorum,’ diyen Gaskon gibiyim.
45
“... Benim için sen, hakları akla değil kişiliğine dayanan bütün tiranların sahip olduğu muammalı niteliği kazandın. En azından bana öyle geliyordu.”
Kafka’nın babasına yazdığı: “Cesaret, kararlılık, özgüven, şuradan buradan duyulan sevinç, sen karşı olduğunda ya da karşı olmanı beklemek bile yeterliyken uzun ömürlü olamıyordu; ki yaptığım neredeyse her şeyde bu muhalefet zaten baştan var sayılabilirdi.”
41
Voltaire’in sevgilisi Madame du Châtelet’nin başlıca ilgi alanlarının kitaplar, elmaslar, cebir, astronomi ve iç çamaşırı olduğu söylenir; ki bunların hepsi Voltaire tarafından da büyük bir takdirle karşılanmış.
33
Gustave Flaubert, Fransa-Prusya Savaşı patlak verince, “Başımıza ne gelirse gelsin, aptal kalmaya devam edeceğiz,” demişti. Fransızların savaş ilanı onu kısa sürede haklı çıkardı Ordu Eylül 1870’te Sedan’da teslim oldu, İmparator III. Napolyon esir düştü.
30
Sefahat de şiir gibi bir sanattır ve güçlü ruhlar ister. Onun gizemlerini kavramak, güzelliklerinin tadına varmak için insan kendisini, tabir caizse, titiz ve bilinçli bir çalışmaya adamalıdır. Bütün bilimler gibi o da başlangıçta itici, çetin ve dikenlidir. Honoré de Balzac.
1
48
İnsanın büyük hazlarını aşılması güç engeller kuşatır. Bunlar küçük coşkuları değil, en ince duyguları yöneten, besleyen ve insanı enerjisini ani, ölçüsüz biçimde harcamaya zorlayan düzenlerdir. Böylece yaşamın içinde, başlı başına dramatik başka bir yaşam kurulur.
1
26
Savaş, iktidar, sanat da sefahat kadar derin taşkınlıklardır. Fakat insan bir kez bu büyük gizemlerin peşine düştüğünde, artık bambaşka bir dünyada yürümüyor mudur? Bütün aşırılıklar kardeştir.
10
Je n’ai pas pu élever un crétin comme moi!
14
Kafka’nın babasına yazdığı: “Cesaret, kararlılık, özgüven, şuradan buradan duyulan sevinç, sen karşı olduğunda ya da karşı olmanı beklemek bile yeterliyken uzun ömürlü olamıyordu; ki yaptığım neredeyse her şeyde bu muhalefet zaten baştan var sayılabilirdi.”
1
74
Flaubert, Maupassant’a şöyle demiş: “Her şeyin keşfedilmemiş bir yanı vardır. Çünkü gözlerimizi, baktığımız şey hakkında bizden önce başkalarının düşündüklerinin hatırasıyla birlikte kullanmaya alışmışızdır. En küçük şeyde bile bilinmeyen bir şey bulunur. Onu bulmak gerekir.”
1
31
Eskiden aşklarımız her şeyden önce şairler ve yazarlardı. Bir yıl Victor Hugo aramızda kral gibi hüküm sürerken yüksek üslubu, güçlü retoriği bizi büyülerdi. Birkaç eserini ezbere bilir, akşamüstü dönerken boru sesi gibi yankılanan mısralarının temposuna ayak uydururduk.
1
43
Sonra bir sabah, içimizden biri Alfred de Musset’nin bir cildini getirdi. Taşrada kapalı kalmış, çok cahildik. Öğretmenler çağdaş şairlerden söz etmemeye özen gösterirdi. Bizim için Alfred de Musset’yi okumak, kalplerimizin uyanışıydı. Okurken titreyip duruyorduk.
1
21
Böylece Victor Hugo’ya hayranlığımız ağır bir darbe aldı; yavaş yavaş soğuduk, mısraları hafızamızdan uçtu. Doğu Şiirleri ile Sonbahar Yaprakları artık defterlerin, kalemlerin arasında bulunmaz oldu. Ne güzel anılar!
15