Pinned Tweet
“Otuzuma geldim, hâlâ kendimi bulamadım!” diye hayıflananlar; ergenlik fizyolojik olarak 25, sosyo kültürel olarak 30 yaşına kadar devam ediyor. İnsan prematüre doğan, dolayısıyla geç olgunlaşan bir canlı. Ve yirmili yaşlar, en verimli çağ değil en belalı çağdır. Ruh hastalıkları, kişilik bozuklukları yirmili yaşlarda kendini gösterir, depresyon, öz yıkım ve öz kıyım davranışları sık görülür. Aklın karışık, duyguların kırılgan, dış etkilere açık olunan kritik bir dönemdir. Kariyer, ilişkiler ve finansal durum ile ilgili güvensizlik, kaygı, şüphe ve hayal kırıklığı ile tanımlı çeyrek yaş krizini de düşünürsek birey aslında otuzlarının ortasında ancak kendine geliyor diyebiliriz.
#şuleöncü #psikolog #psikoterapi #sinematerapi #otuzyaş #düşünce #QuarterLifeCrisis
Patolojik narsisizm ve psikozun iç içe olduğu vakalar 1950 ve 60’ların Amerikan sinemasında da konu edildi. Billie Wilder’ın Sunset Bulvarı (1950), Robert Aldrich’in What Ever Happened to Baby Jane? (1962) ve tabii Elia Kazan’ın Tennesse Williams’ın başyapıtından uyarladığı A Streetcar Named Desire (1951) filmleri bu temanın en iyi örneklerinden.
Atölye takvimi, film listesi ve kayıtlarınız için: sinematerapi.com/


