Pinned Tweet
Çocukluğumu, çocukluk masallarımı, acı-tatlı hikâyelerimi, bilgi ve biriktirdiklerimi, yüklerimi, sevinç ve hüzünlerimi, pişmanlıklarımı, utançlarımı ve "yarım" kalma hallerimi yüreğimden aktığı gibi yazdım.
Biliyorum, bütün bunlar herkesin artık.
Umarım okurunu bulur, dokunur.
Silva Özyerli retweeted
"İsminin uzunluğu Meksikalılığından değil, Kürt, Türk, Ermeni kader ve keder üçgenini o küçük bedeninde, İsa çarmıhını o yürüdükçe uzaklaşan, yolu gitgide uzayan Golgotha tepesine doğru nasıl sırtlandıysa öyle vakarla yüklenmesinin işareti."
Kalemine sağlık @roberkoptas
📌Fılle’nin vedası
✒️Rober Koptaş (@roberkoptas)
▪️1961’de Kürt doğmuş, Müslüman doğmuş, Abdürrahim Zorarslan olarak doğmuştu ama 2026’da Armen Demirciyan olarak öldü Armen ahpayrig. Dün Bursa'da ölen Armen Demirciyan, bugün Diyarbakır'da toprağa verilecek.
agos.com.tr/tr/yazi/fillenin…
Silva Özyerli retweeted
Kilisede bizleri
içten ve gülen bir yüzle
karşılardı.
Huzur içinde uyu Armen.
Silva Özyerli retweeted
Geçmişe dair büyük bir izdi Armen Demirciyan. Rober Koptaş'ın kaleminden mutlaka okuyunuz:
"Bir tarafı Hıristiyan bir tarafı Müslüman bir aile, hem Kürt hem Ermeni bir soyacağı, alın size belgesi insan, insanı belge bir Türkiye hikâyesi".
agos.com.tr/tr/yazi/fillenin…
çok değerli armen demirciyan’ı dün kaybettik, bugün lice’de toprağa veriliyor. bir yazıyla vedalaştım onunla.
"FILLE’NİN VEDASI
Her insan yaşadığı zamanın, üzerinde doğup büyüdüğü toprağın, bir arada yaşadığı insanların, halkının, ona devrolunan tarihin hikâyesini etinde teninde taşır ama işte bazıları bütün bunların damgasıyla daha bir başka mühürleniyor, yazgının kendisi oluyor, bir tecessüm halini alıyor. Abdürrahim Armen Zorarslan Demirciyan da işte öylelerinden oldu. İsminin uzunluğu Meksikalılığından değil…”
agos.com.tr/tr/yazi/fillenin…
Silva Özyerli retweeted
📌Fılle’nin vedası
✒️Rober Koptaş (@roberkoptas)
▪️1961’de Kürt doğmuş, Müslüman doğmuş, Abdürrahim Zorarslan olarak doğmuştu ama 2026’da Armen Demirciyan olarak öldü Armen ahpayrig. Dün Bursa'da ölen Armen Demirciyan, bugün Diyarbakır'da toprağa verilecek.
agos.com.tr/tr/yazi/fillenin…
Silva Özyerli retweeted
çok değerli armen demirciyan’ı dün kaybettik, bugün lice’de toprağa veriliyor. bir yazıyla vedalaştım onunla.
"FILLE’NİN VEDASI
Her insan yaşadığı zamanın, üzerinde doğup büyüdüğü toprağın, bir arada yaşadığı insanların, halkının, ona devrolunan tarihin hikâyesini etinde teninde taşır ama işte bazıları bütün bunların damgasıyla daha bir başka mühürleniyor, yazgının kendisi oluyor, bir tecessüm halini alıyor. Abdürrahim Armen Zorarslan Demirciyan da işte öylelerinden oldu. İsminin uzunluğu Meksikalılığından değil…”
agos.com.tr/tr/yazi/fillenin…
Silva Özyerli retweeted
Gazetemiz Agos'un yıllar boyunca Diyarbakır'da dağıtımını üstlenen, Surp Giragos Kilisesi'ne emeği geçen Armen Demirciyan'ı 65 yaşında kaybettik. Köklerini, kaybettirilen kimliğini bulmak için yıllarca mücadele eden ve bulan Demirciyan'ı daima sevgiyle anacağız. Anısı daim olsun
Silva Özyerli retweeted
İzmir Büyükşehir Belediyesi, kamulaştırma zoruyla evlerinden ettikleri nenem Şaziye Şen (86) ile dedem Recep Şen'i (89) huzurevine götürmeyi önerdi. Akşam geri getireceklermiş!
Nenemle dedemin onlara bakım veren üç çocuğu ve beş torunu var. Üçüncüye göç etmek zorunda bıraktığınız bu insanlar ya onları terk ediyoruz sansalardı? Yetmedi mi üzdüğünüz, travmatize ettiğiniz?
Hukuk odaklı süreç işletiyoruz demek için yaptıklarınız, yerinden etme gerçeğini değiştirmiyor. Arayacağımız haklarımızı da yok etmiyor.
Son verin ihlallerinize @izmirbld
Silva Özyerli retweeted
Diyarbakır Surp Giragos Ermeni Kilisesi ve Agos Gazetesi çalışanı Armen Demirciyan da bu dünyaya veda etti. Demirciyan, Daha önce hayatı ile ilgili şöyle demişti;
-"1961'de #Diyarbakır'da doğdum. Herkes bana 'babfıle' diyordu; kimi aşağılamak, kimi de beni sevdiği için. 'Gâvur tohumu',
'gâvur çocuğu' gibi karşılığı var. 1915'te dedem, ninem ve 3 amcam öldürülmüş.
25 yaşına kadar #Kürt kimligiyle
büyüdüm. Bundan sonra #Ermeni tarihiyle, kültürüyle, sanatıyla, kimligiyle, müziğiyle yaşayıp ölmek istiyorum. Bu nedenle Ermenice kursuna gittim, Ermeniceyi öğrendim. Adım Armen Demirciyan. Çok seviyorum adımı da soyadımı da."
Silva Özyerli retweeted
Armen’in ismini vefatıyla öğrendim. Tanışıklığımız uzun yıllara dayanıyordu ama hep çok uzak fazla yakındı. Sürekli rastlaştık, ayaküstü sohbet ettik, kimi zaman fuarda Aras yayıncılığın standında, bazen yolda, çoğu zaman da kilisede. Hep bir koşturmaca içindeydi, birilerine yardım ediyordu. Onu gördüğümde çok eski bir dostu görmüş gibi olurdum, çok sıcak ve yakın davranıyordu. Surp Giragos’un önünden geçerken gözlerim hep onu arayacak, güven veren bakışlarını, dostane duruşunu hep hatırlayacağım.
Ruhu şad olsun!
Silva Özyerli retweeted
Bazı kayıplar yalnızca bir insanın yokluğu değildir; bir sesin, bir hikâyenin, bir hafızanın eksilmesidir. Bu toprakların çok dilli, çok kültürlü hafızasında çok özel bir yerin vardı be Armen abi.. Güzel ve içten tavrını saygıyla ve sevgiyle hep anacağız 😔🙏
Çok üzgünüm, çok...
Hem Surp Giragos Ermeni Kilisesi'ne hem de yıllar sonra memlekete giden biz Diyarbakırlılara çok emeği geçti.
Huzur içinde uyu Armen🙏🏽
Yattığın yer incitmesin🙏🏽
Asdvadz hokin lusavore🙏🏽🙏🏽
Silva Özyerli retweeted
1869'da Kütahya’da dünyaya gelen Gomidas Vartabed, etnomüzikolojinin ve Ermeni klasik müziğinin öncülerinden biri olarak kabul edilen bir müzikolog, besteci ve rahipti. 1935'te bugün hayatını kaybeden Gomidas’ın ardında bıraktığı zengin miras Yerevan’da yaşıyor: Hayatının anlatıldığı sergi, konser salonu, müzik stüdyosu ve kütüphanenin yer aldığı Gomidas Müze-Enstitüsü’nü ve Gomidas Konservatuvarı’nın önünde yer alan bu eşsiz heykeli #YakınKomşuErmenistan’da ziyaret edebilirsiniz.
Silva Özyerli retweeted
“İlk Defa Türkçede” köşesinde bu hafta Hagop Mıntzuri’nin Armıdan Fırat’ın Öte Yanı var! Hagop Mıntzuri’nin doğduğu topraklara, Erzincan’ın dağlarına ve köylerine, Fırat’ın iki yakasında yaşayan insanların dünyasına uzanan Armıdan Fırat’ın Öte Yanı, yitip gitmiş bir yaşamın sesini, kokusunu ve rengini duyuran öykülerden oluşuyor. 1886’da Erzincan’ın Armıdan köyünde doğan Hagop Mıntzuri, ömrü boyunca memleketinin insanlarını, dillerini, geleneklerini ve kültürünü yazdı. Öykülerinde Ermeni, Türk, Kürt ve Kızılbaş köylülere yer verdi; aynı coğrafyayı paylaşan insanların gündelik hayatlarını, ilişkilerini ve ortak deneyimlerini anlattı. Fırat kıyılarında söylenen türkülerden şölenlere, göçlerden dayanışma hikâyelerine uzanan Armıdan Fırat’ın Öte Yanı, Mıntzuri’nin kendi sözleriyle “anı doğru vermek, canlandırmak” arzusunun güçlü bir ifadesiydi. İlk kez 1996’da Silva Kuyumcuyan çevirisiyle Aras Yayıncılık tarafından yayımlanan, 2003’te üçüncü baskısına ulaşan Armıdan Fırat’ın Öte Yanı, bu kez gözden geçirilmiş metni ve Mıntzuri’nin doğduğu toprakların ruhunu yansıtan yeni kapağıyla okurla buluştu. Kitaba web sitemizden ve diğer satış platformlarımızdan ulaşabilirsiniz!
Adı GARBİS olunca
"Hem büyük acı veren hem de onur kırıcı olan kaplumbağa hücresi, ilk olarak Garbis Altınoğlu'na uygulanmıştı. Çömelerek sokulur hücre içerisine. Kendisi tuvalet ihtiyacını gideremez, ancak altına yapacak. Kıpırdama imkanı da yok. Tüm eklemlerde kireçlenme olur"
“İşkenceci polis "Sedat Caner" 1986 yılında Nokta Dergisine verdiği röportajda Garbis Altınoğlu'nu anlatıyor!
"Hem büyük acı veren hem de onur kırıcı olan kaplumbağa hücresi, ilk olarak Garbis Altınoğlu'na uygulanmıştı. Çömelerek sokulur hücre içerisine. Kendisi tuvalet ihtiyacını gideremez yani, ancak altına yapacak. Kıpırdama imkanı da yok. Tüm eklemlerde kireçlenme olur. Garbis bir hafta tutulmuştu böyle. Çıktığında kamburumsu yürüyordu. Garbis Altınoğlu’nun kendisine güvenini kırmak için burnuna zincir takıldı, tef çalındı ve ayı gibi oynatıldı. Bu bir hafta devam ettikten sonra Garbis Altınoğlu’nun omuzları çökmüştü. Kendisine olan güvenini yitirmişti. Ama yine de konuşmadı. Çok dayanıklıydı.”
Bir anı da cezaevindeki adli bir mahkumun anılarında şöyle anlatılıyor" "Garbis cezaevine getirildiğinde ağır işkencelerden geçirilmişti. Yürüyemiyordu.Her havalandırmaya çıkarttıklarında , gardiyanlar sırtına biner " hadi Ermeni piçi taşı bizi " derlerdi. Biz adli mahkumları da çağırırlardı bazen "hadi bu Ermeni , gelin sizde binin " derlerdi. İçimizde alçaklar vardı hemen koşarlardı . Ben ermeni değildim ama insandım " sadece ağlardım . Garbis ise işkencelerdeki tavrını burada da susarak sürdürdü. Sürüklenerek giderdi koğuşuna."
Garbis Altınoğlu bu halkın evladı idi. Maraş Katliamında ve nice başka zamanlarda halkı korumak için kendini kahramanca siper etti.
Artık gerçeklerden ve
kendimizden kaçmamayı öğrenmemiz gerekiyor.!
Bir insan yaşamıyla ve duruşuyla var olabilmeli.
Bir insan kendiyle barışıksa dünyaya, insanlığa bir anlam katabilir, kucaklar.
Kendisini kucaklayan insanın kolları diğer insanlara da açık olur.
Sonsuza kadar içimdeki sevgiyle sizlerle hep dost ve kardeş kalacağım benim güzel Ermeni kardeşlerim."
#GarbisAltınoğlu
Anısına ve onurlu mücadelesine sonsuz saygı, minnet ve özlemle...
Silva Özyerli retweeted
Günün köşesinde, kadına yönelik şiddetin, cinayetlerin orta yerinde, hayaller ve ilk kitabım olan KUTSALLIĞIN VAAZI için yazdım.
-
New York'tan herkese selam!
HAYALİMDEKİ GERÇEK...
-
@hacerfoggo @melikedemirag @gulserenonanc @sozyerli @SErbulak @ozgulsakii @AytenGulseverx @serrabucak @Halide_Turkoglu @gulyeteraktepe @GulsumKav @semradincerchp @gulistankilick @GokceGokcen_ @AsuKaya80TBMM @avbilgegirgin
-
medium.com/@tameryazar_84615…
Silva Özyerli retweeted
Key Ma Kadın Kooperatifi olarak inanıyoruz ki yemek yalnızca karın doyurmaz; insanları, kültürleri ve hikâyeleri bir araya getirir. Her sofrada emeği, paylaşmayı ve dayanışmayı büyütmeye devam ediyoruz.
Bir sofrada buluşmak, birlikte çoğalmak demektir. @sozyerli @eminetunadan
Silva Özyerli retweeted
Buraya yazmakta beis görmüyorum.
Bilenler olduğu üzere uzun süredir iş arıyorum ve henüz sonuca ulaşabilmiş değilim. İşin kötüsü, manevi ve maddi anlamda tükenmiş vaziyetteyim. Elden ele yayılabilecek bir tweet belki yardımcı olabilir
Baskı, stres mantıklı düşünmemi engelliyor
Silva Özyerli retweeted
İBB davasını hiç izleyen var mı bilmiyorum ama, çok eski arkadaşım İBB İmar Müdürü Ramazan Gülten, "savunma"sını verirken, ki suçlama yok hakkında aslında ama yatıyor işte, bugün su basan binaların, AVM'lerin fotoğraflarını göstermiş ve "işim bunların olmasını engellemek, ama işimi yaptığım için buradayım, bunlar kent mimarisinde hayati sorun" demişti.
Bugün Ramazan içeride, o binaları yapan, izin veren, rantını yutan AKP'liler sefada ve halk çilesinde, cefasında..











































