Fatma Şerefoğlu retweeted
Yine uyku kaçınca tarihî fotoğraflara girip detay aramak. En iyisi oldu.
İki frenkin sebil köşesinden bize baktığı fotoğraf. Benim gözüm sokak arasından görünen karşı tepedeki evlerde. Eyüp Sultan Camii’nin arka kapısından Cülûs Yolu’na doğru bakış. Solda III. Selim’in annesi Mihrişah Valide Sultan’ın bugün hâlâ aşevi olarak çalışan imarethanesi. Sağda Sadrazam Koca Hüsrev Paşa’nın türbesi ve yapıları. Prens Sabahattin’in dedesi Damat Halil Rıfat Paşa’yı yetiştiren kişi. Prens Sabahattin’in kabri de burada bu arada. Babası Mahmud Celaleddin Paşa’nın yanında. Ama onun buraya gelişi çok sonra, 1952’de. Babasınınki de 1908’de. Bir de bugün onların türbesi olan yer, aslında Hüsrev Paşa Türbesi’nin türbedar dairesiymiş. Yani fotoğrafta gördüğümüz yapıların daha sonra yaşayacakları başka hikâyeler de var.
Solda Mihrişah Valide Sultan’ın sebili; onun arkasında kaldığı için göremediğimiz Eyüp’ün Müzisyenler Kahvesi. Tam bu noktada, bu sokağın sonunda hemen Haliç başlıyordu. Bugünkü gibi dolgu yolu ve denize tepeden bakan kot yüksekliği yoktu. Bir duvar gibi çıkıyor biliyorsunuz bugün orası, yüksele yüksele. Dalan’ın yıkımları ve kıyı düzenlemeleri sonrası bu kısımda yol çok feci yükseliyor, Haliç’le Eyüp’ün arasına 2-2.5 metrelik bir yol duvar çekiliyor.
Esas daha keyifli olan, yolun tam karşısında, Haliç’in kıyısında, sokağın arasından karşıya baktığımızda gördüğümüz kıyı kesimi. Orada daha sonra İstanbul’un belediye başkanı Cemil Topuzlu’nun yapımını başlatacağı, benim de çocukluğumda aile mesleğinden ötürü çok gidip geldiğim Sütlüce Mezbahası, bugünkü Haliç Kongre Merkezi’nin bulunduğu yer. Mezbaha henüz yok. Bu fotoğraf 1880’lerle 85’ler arasında çekilmiş olabilir. Öyleyse mezbahanın 1919’da başlayan inşasına daha yaklaşık 35–40 sene var.
Karşıda tepelere baktığımızda set duvarlarını görüyoruz. En ilgi çekici olan ise yukarıdaki büyük konak. Onun köşesine doğru baktığınızda, yapının sağ tarafında, Hüsrev Paşa Türbesi’nin çatısının üstündeki köşede görünen yapı Hasırîzâde, yani Sütlüce’nin en güzel mekânlarından bir tanesi, Elif Efendi Tekkesi. O da 1887–88’de yenileniyor. Bu fotoğraf yenilenmeden önce mi, sonra mı çekilmiş, tarihini kesin bilmediğimiz için onu henüz söyleyemiyoruz.
Sağlı sollu bu sokakta tabii çok ilginç insanların hatıraları var. Daha doğrusu mezarları var. Mihrişah Valide Sultan’ın imaretinin bahçesinde Mustafa Fâzıl Paşa mesela. Mısır Hidivi İsmail Paşa’nın kardeşi.
Emeklerimiz de oldu bu sokakta. Mihrişah Valide Sultan’ın karşısındaki bahçede mezar taşları kırık döküktü. İBB Miras olarak burayı restore ettik. Karşı bahçede paramparça mezarları tek tek onardık, bir iki yerde daha çalıştık. Mihrişah Valide Sultan’ın köşesindeki mezarlıkta da restorasyon yaptık. Bazılarını o zaman yerinde de anlatmıştım. Bu sokakta fani dünya da bizimde karınca kararınca izimiz olsun.
2008 yılında da bu sokağa ve Mihrişah Valide Sultan’a, Eyüp Sultan’la beraber hizmet etmek için çok çalıştığım günler olmuştu. Bu sokağı baştan başa Cülûs Yolu’nun hatırasıyla ve bütün bu izleriyle yaşayan bir tarihî sokak olarak değerlendirmeyi çok istemiştik. Kim bilir, belki bu şekilde değerlendirilecek yeni bir proje geliştirmek mümkün olur.
Mihrişah Sultan’ın türbesinde Beyhan Sultan da yatıyor. Üvey kızı. III. Selim’in kız kardeşi. Yaşarken sarayı da hemen bu sokağın başında. Sokağın öbür tarafında da Âdile Sultan ve eşi Mehmed Ali Paşa. Beyhan Sultan, Âdile Sultan’ın babası II. Mahmud’un kuzeni. Bu fotoğraf çekildiğinde muhtemel Adile sultan yaşıyordu, sonra sağdaki türbede sonsuz uykusuna çekildi. 3. Selim’in Eyüp Sultan Camii’ni baştan başa inşa etmesi ve Mevlevi meşrep halini detaylarına nakşetmesini de hatırlamak lazım.
İnanılmaz değerli bir sokak. Hâlâ yaşayan ve yoksullara hizmet veren aşevine ve bu aşevini yapan, şiir gibi ismi ile adı ezel ebed bu hayrından ötürü bile yaşasa değer olan Mihrişah Valide Sultan’a saygıyla…
O iki şapkalı ne yapıyordu acaba sebilin kenarında, herhalde fotoğrafçının arkadaşlarıydılar kim bilir.
🤖 Made with AI
Fatma Şerefoğlu retweeted
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde, Cumhuriyetimizin ışığında, aynı inanç ve kararlılıkla yürüyoruz.
103 yıl önce yakılan bağımsızlık meşalesini, Cumhuriyetimizin başkenti Ankara’da hep birlikte taşıyoruz.
29 Ekim’de bayrağımızla, meşalelerimizle Zafer Meydanı’ndan 2. Meclis’e yürüyoruz. 🇹🇷
Fatma Şerefoğlu retweeted
Mustafa Sarıgül’ün cinsel hayatını konuşarak milyarlık fon hırsızlığını, buharlaşan birikimleri ve denetim kurumlarının ihmalini unutturamazsınız!
Magazinle gündem bulandırmayı bırakın, milletin çalınan parasının hesabını verin!
Fatma Şerefoğlu retweeted
Bir eli yağda bir eli balda, mükellef ziyafet sofrasında oturup lokmaları bir bir yutarken; Çevrede yutkunarak seyredenlere bir hırka bir lokma öğüdü verilmez. En hafif tabiriyle iki yüzlülüktür, ayıptır!
Fatma Şerefoğlu retweeted
España está de luto.
Toda nuestra solidaridad con los familiares de las víctimas y con los heridos, a quienes deseamos una pronta recuperación.
Nuestra principal prioridad son las víctimas.
Una vez más reconocemos el gran trabajo de los servicios de emergencia y la extraordinaria coordinación entre las instituciones.
Trabajamos para esclarecer el origen de esta tragedia. Si ha habido negligencias o fallos, se sabrá. Y se actuará con contundencia.
Reconstruiremos la confianza en nuestro sistema de alta velocidad.
Fatma Şerefoğlu retweeted
“Birileri 15 Temmuz sonrasında kendi FETÖ’cüsünü kurtarma derdindeydi, ne yazık ki şimdi de birileri kendi foncusunu kurtarma gayretinde…”
Çok iyi anlatmış…
“Oğlumu tutuklayacak daha anasından doğmadı, tek başıma yapmadım”
Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Likoğlu, fon krizini “ekonominin 15 Temmuz’u” olarak nitelendirdiği yazısında dikkat çekici iddialara yer verdi:
"Yaptığı işten pişmanlığı geçtim; ‘Oğlumu tutuklayacak daha anasından doğmadı, tek başıma yapmadım, sadece ben mi yaptım’ gibi hadsiz konuşmalar da kulaktan kulağa dolaştırılıyor.
Zira karşı karşıya bulunduğumuz durum sadece aşırı kazanç peşinde olanların tamahkârlığı değil, aynı zamanda ekonominin 15 Temmuz’unu yaşıyoruz.
Birileri 15 Temmuz sonrasında kendi FETÖ’cüsünü kurtarma derdindeydi, ne yazık ki şimdi de birileri kendi foncusunu kurtarma gayretinde…”
serbestiyet.com/haberler/ogl…
Fatma Şerefoğlu retweeted
Bir milletin bağımsızlık iradesini ve geleceğe olan inancını simgeleyen Cumhuriyetimiz, 103 yaşında! 🇹🇷
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, büyük fedakârlıklarla kurulan Cumhuriyetimizi sonsuza dek yaşatmak, değerlerine sahip çıkmak ve gelecek nesillere taşımak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Millî Mücadele’nin tüm kahramanlarını saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.
Cumhuriyetimizin 103. yılı kutlu olsun!
Fatma Şerefoğlu retweeted
Bir ülkenin kalkınması yalnızca ekonomik göstergelerle ölçülemez.
Asıl mesele; eğitimli, özgür düşünebilen, sorgulayan, üreten ve geleceğine güvenen nesiller yetiştirebilmektir.
Cumhuriyet’in en büyük kazanımlarından biri, aklı, bilimi ve fırsat eşitliğini toplumsal gelişmenin temeline yerleştirmesidir.
Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere bıraktığı bu büyük mirasın değerini bilmek ve onu geleceğe taşımak hepimizin sorumluluğu.
Cumhuriyetimizin 103. yılı kutlu olsun. 🇹🇷
Fatma Şerefoğlu retweeted
Kıymetli hemşehrilerim, hepinizi Cumhuriyet coşkusunu birlikte yaşamaya davet ediyorum.
29 Ekim’de Zafer Meydanı’ndan 2. Meclis’e yürüyoruz.
Haydi Ankara! Hep beraber “Yaşasın Cumhuriyet!” diyelim. 🇹🇷
Fatma Şerefoğlu retweeted
Bütçeyi FAİZ BÜTÇESİNE çevirdiniz! Sizin söylediğinizin aksine milletin kaynaklarından aslan payını eğitime değil faiz ödemelerine ayırdınız!
Çiftçiye, işçiye, öğrenciye, esnafa, sanayiciye, üreticiye, emekçiye, gence, yaşlıya, eğitime ve geleceğimize değil; faiz lobilerine kaynak aktaran bir iktidar oldunuz!
Millet kemer sıkıyor, faizciler servetine servet katıyor!
Fatma Şerefoğlu retweeted
SPK’ya her türlü uyarı yapılmış.
164 tedbir talebi,
28 uyarı mesajı,
32 bilgi notu gönderilmiş.
SONUÇ: FON KRİZİ
nefes.com.tr/yazarlar/deniz-…
Fatma Şerefoğlu retweeted
Bugüne kadar yazdığım hiçbir yazıyı okumamış olsanız, bu yazdığımı okumanızı ve elden ele iletmenizi dilerim, rica ederim:
Türkiye'de ve dünyanın farklı yerlerinde hukuk uygulaması konusunda yaklaşık 30 yıllık tecrübesi olan bir hukukçu, bir uluslararası avukat ve 20 senedir hukuk hocalığı yapan bir profesör olarak, bu X hesabımdan yaklaşık 270.000 takipçiyle 10 seneyi aşkın zamandır sohbet ediyorum, düşüncelerimi paylaşıyorum.
Gayet ağır memleket meselelerini de, kompleks hukuki analizleri de, gayet hafif şakaları ve gündelik konuları da burada tartışıyoruz, paylaşıyoruz. Bazı günler diğerlerinden çok daha karanlık, üzücü ve alarm verici oluyor. Ama ben doğru bildiğimi daima lafımı eğip bükmeden size getiriyorum, tartışıyoruz. Zira aksi halde ben ben değilim.
Bugün size üzerinde konuşmak istediğim bir fotoğrafı getirdim. TÜSİAD'ın iki lideri iki vatansever iyi insanın, iki arkadaşımın, 13 Şubat tarihindeki Genel Kurul'da memleket meseleleri üzerinde kamuya açıkladıkları kaygılar sebebiyle polis nezaretinde ifadeye götürülürkenki fotoğrafları.
Bu fotoğrafı size getirmeden evvel, bu fotoğrafın onlar açısından rencide edici bir yönü olup olmadığını iyi düşündüm. Arkadaşlarımın hakkına giriyor olmayayım diye. Bunu düşünürken ikna oldum ki, gelinen adaletsizlik, hukuksuzluk ve ifade özgürlüğünün özüne tecavüz noktasında, kolunda polisle ifadeye gidiyor olma fotoğrafı artık kimi hallerde bir onur nişanesine dönüşmüştür.
"Adam sen de demedim", "memleketimin konularını dert ettim ve sen memleketi bize bırak diyenlere pabuç bırakmadım" diyen herkesin, ülkemiz tam da bu insanların gayretleri ile daha aydınlık, şeffaf ve hukukun üstün olduğu günlere kavuşana kadar, böyle fotoğrafları ve daha kötüleri olacaktır.
O insanları doğru anmayı ve onore etmeyi bilenler, nezdinde itibar aranmaya değer insanlardır. Bu fotoğrafa o insanların gözleri baktığında, beyinleri gönül gözüyle görür. Selam olsun, helal olsun, demeyi bilirler. Bu gayretteki insanlara aptal gözüyle bakanlar, Silivri soğuktur şakalarıyla tabanları yağlayanlar, güce yaranıp eklemlenmek ve hoş görünmek için o insanlara kabahat bulanlar, bu fotoğraftan utanç duymayı bilmeyenler, aksine bu fotoğraftan lezzet alanlar, zaten itibar kelimesinin anlamını bile bilemezler. Onları insan yerine koyma mücadelesiyle zaman kaybetmeye değmez.
15 senedir TÜSİAD (@TUSIAD) üyesiyim. 21 Ocak 2010 tarihinde, TÜSİAD Genel Kurulu'nda Ümit Boyner (@umitnazliboyner) Yönetim Kurulu Başkanı seçilince, onun davetiyle, TÜSİAD üyesi oldum.
15 yıldır devam eden üyeliğimde, TÜSİAD Yönetim Kurulu'nda yer aldım, Yolsuzlukla Mücadele Görev Gücü Başkanı olarak ve Rekabet Hukuku Çalışma Grubu Başkanı olarak senelerce emek verdim.
Bu TÜSİAD Genel Kurulu'nda söylenenlerle ilgili hukuki analiz yapmak dahi abes.
Türkiye'nin eskisi yenisi yok. Anlamlı olan ayırım o değil. Iyi insan ve kötü insan var. Hukuku üstün tutan insan ve hukuku kendi amacına uyduran insan var. Bir tek vatanımız ve onun bir tek yolculuğu var. O yolculukta git gide sindirilen bir toplum var. Ses çıkartan her kişi başına sayısı çarpanlı bir biçimde artarak büyüyen kaygılı sevenleri var.
Sayın Recep Tayyip Erdoğan "siyaset yapmaya çok hevesliyseniz ya parti kurarsınız, ya da ağzınızdan çıkacak iki çift söze bakan muhalefet partilerinden birini seçersiniz" demiş. "Bu ülkede siyasetçiler içeri atılmıyor mu ki?" diye sormayanlar, "bir ülkenin gerçek sahipleri siyasetçiler mi toplum mu?" diye sormayanlar var. Politik ifade özgürlüğü çekirdeğinin dahi bugün Türkiye'de mevcut olmadığı fevkalade açıkken, hala "aslında sorun yok" rolü kesen korkaklar var.
Konuyu dolandırmanın alemi yok: Hukuksuzluk hüküm sürüyor. Hukuksuzluğa işaret edenler, ifade özgürlüğünü kullananlar, bizatihi kendisi hukuk garabeti olan mekanizmalarla gözaltına alınıyor. "Halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak için gerçek dışı beyan verme" kavramının ta kendisi halk arasında endişe, korku ve panik yaratıyor. Bu fotoğraf da bunun enstrümanlarından biridir.
Biraz da magazin;
Taylor Swift bu sahnesiyle kıyafet ve dans olarak bizim Serenay Sarıkaya'yı taklit etmiş (Serenay'a özgü bir dogaçlamaydı o), ama hiç başarılı değil. Kendi doğal danslarıyla halkı onu sevdi.
#SerenaySarıkaya
Sırbistan'da gençler 14 yıllık iktidarı devirdi, seçimleri öğrenciler belirleyecek.
Bilinçli Z Kuşağının gücü...
#YaşasınDemokrasi
Fatma Şerefoğlu retweeted
İsrail sandıkta, Mekke Anlaşması Mecliste.
Netanyahu kıyameti Trump'ın kalan iki yılına bağlarken Mekke üçlüsü dün Tahran'daydı.
Mekke Anlaşması Türkiye'ye bölgesel bir dayanışma ağı kazandırır. Ama paketin ucuna tezkere eklenirse hesap değişir.
Bugünkü yazım ✍🏻
Masada poz, sahada pozisyon haberturk.com/ozel-icerikler… @haberturk aracılığıyla
Fatma Şerefoğlu retweeted
Günlerdir iktidar yetkililerine ve Adalet Bakanlığı’na 73 yaşındaki ağır hasta Abdullah Tırpan için deyim yerindeyse yalvarılıyor, şahidim. “Şu yaşlı, hasta adamı ölüme göndermeyin” denildi, durumu defalarca anlatıldı.
Şahidim, tanığıyım.
Ama adında “adalet” bulunan, Kur’an-ı Kerim’de “adalet” ve “merhamet” kavramlarının ne anlama geldiğini bilen dindar iktidar mensupları sağır oldular, lal oldular.
Şahidim, tanığıyım.
Ve suçsuz yere cezaevinde yatan Abdullah Tırpan, yoğun bakımda hayatını kaybetti.
Cezaevi koşullarında yaşamını sürdüremeyecek kadar ağır hasta ve yaşlı bir mahkûmun daha ölümüne tanık olduk.
Bu kaçıncı? Daha kaç hasta ve yaşlı mahkûmun cezaevinde ölmesi gerekiyor? Getirin artık şu infaz yasasını, hasta yaşlı mahkumları evlerine gönderin, devlet merhameti bunu gerektirir.
Maalesef sonunda beklenen oldu.
Hasta ve yaşlı mahpus Abdullah Tırpan amcayı, Çam ve Sakura Hastanesi yoğun bakımında kaybettik.
Onlara tek bir soru soruyorum:
Bunu kendi babalarına yapsalardı ne derlerdi?
Başka hiçbir soruya cevap vermesinler. Önce bu soruya cevap versinler.
Allah rahmet eylesin, ailesine ve yakınlarına sabır versin.
Bu kadar ağır ihmalin, göz göre göre sürdürülen duyarsızlığın sonucu ancak ölüm olur. Abdullah Tırpan’ın ölümünden sorumlu olanlar bunun hesabını vermelidir.
@adalet_bakanlik @abakingurlek , @ctekurumsal @saglikbakanligi @camsakurasehir ve ilgili makamlar derhal açıklama yapmalıdır.
Bu yaşananlar sıradan bir ihmal değildir. Ağır bir sorumluluk ve vicdan meselesidir.
Fatma Şerefoğlu retweeted
Dünyanın en zeki insanı da olsanız, bulunduğunuz ortam vasat ve vasatın altındaki kimselerden ibaret ise, düzeyinizi bile koruma imkanınız yoktur. Hepimiz beraber en çok zaman geçirdiğimiz beş kişinin ortalamasıyız.
Jim Rohn
Fatma Şerefoğlu retweeted
Gittiler Ahmet!..
#istanbulbarosu
Fatma Şerefoğlu retweeted
Yeşilçam'da tiye alınan, olay bittikten sonra gecikmeli intikal eden polis ekibi misali...
SPK: Tera Portföy ve Pusula Portföy yönetimi şirketlerinin sermaye piyasası faaliyetleri geçici olarak durduruldu.
spk.gov.tr/data/6adf98e58f95…
Fatma Şerefoğlu retweeted
Sayın @ismailsaymaz ın haberine birkaç katkı;
1) Taha Çakmak henüz görevde iken @UmitOzlale nin sorusunun ardından Genel Müdürü olduğu Türkiye Sigorta A.Ş
7 Ekim'de ekteki açıklamayı yapmış ve "Tasfiye olan fonlarda bakiyemiz yok" demişti.
Yazıdan öğreniyoruz ki bu açıklama kamuoyunu yanlış yönlendirmek ve vakit kazanmak için sadece Türkiye Sigorta A.Ş adına yapılmış.
Varlık fonunun diğer iştiraki ve Taha Çakmak'ın yine Genel Müdürü olduğu Türkiye Hayat ve Emeklilik A.Ş'nin yatırım yaptığı Tera fonları gizlenmeye çalışılmış.
2) Mehmet Ali Akben "oğlum 2022'de Graintürk Yönetim kuruluna girdiğinde ortada Tera Yatırım Bankası yoktu" demiş ancak en önemli aşama olan kuruluş iznini 26 Ekim 2021'de ekteki karar ile vermiş.
Faaliyet iznini ise görevden ayrılmadan bir ay önce Nisan 2023'te vermiş.
Kelime oyunları ile kazanılan zaman pek uzun olmuyor.
Vakıfbank’a genel müdür olacaktı, şimdi fondan cezaevinde sozcu.com.tr/vakifbank-a-gen… #gazetesozcu @gazetesozcu aracılığıyla































