Adet döneminiz hormonlarınızın bir rapor kartıdır.
Parlak kırmızı, orta akıntı, 4-5 gün = sağlıklı döngü
Ağır kanama = olası östrojen baskınlığı
Hafif kanama = olası düşük östrojen
Başlangıçta/sonunda kahverengi kan = eski kan, zayıf dolaşım
Büyük pıhtılar = östrojen birikimi
Ağrılı kramplar = iltihaplanma veya prostaglandin dengesizliği
Lekelenme = düşük progesteron
<21 gün = luteal faz bozukluğu (genellikle düşük progesteron)
>35 gün = anovülasyon, insülin direnci veya tiroid sorunları
Vücudunuz size her ay bilgi veriyor. Bu bilgileri okumayı öğrenin.
KİMLERİN SAÇI DÖKÜLÜYOR?
İçine atıp susanlar → Duygu birikir, saç derisi gerilir.
Gece geç yatıp bir bölüm daha diyenler → Onarım kaçar, doku bozulur.
Su içmeyip kahveyle duranlar → Damar daralır, saç kökü zayıflar.
Sinirle telefona bakarak yiyenler → Sindirim zayıflar, saç beslenmez.
Her iyilik tek başına taşıyanlar → Alım kapanmaz, saç büyümesi yavaşlar.
Bir şey yok deyip duyguyu bastıranlar → Strese bedene taşır, dökülme artar.
Geçen saçını / dış görünümünü kafaya takanlar → Kafa derisine kan azalır.
Kaynar duş yapanlar → Saç derisi bariyeri bozulur, dökülme hızlanır.
Sabah uyanır uyanmaz telefona sarılanlar → Beyin alarmda geçer, sistem kasar.
Sürekli tetikte yaşayanlar → Saç kökü öncelik dışı kalır.
Şekerli / işlenmiş katkılı gıda tüketenler → İltihap artar, saç kökü strese girer.
Regl öncesinde tartıda bir veya iki kilo fazla çıkmanız, mutlaka yağ kazandığınız anlamına gelmez.
Menstrüel döngü boyunca değişen östrojen ve progesteron seviyeleri sıvı dengesi, bağırsak hareketleri ve iştah üzerinde etkili olabilir
Bazı kadınlarda geçici su tutulumu ve şişkinlik belirginleşir. Birkaç günlük tartı değişimiyle gerçek yağ kütlesindeki değişimi birbirine karıştırmamak gerekir.
Regl belirtilerinin adet kanamasından 10 gün önce başlaması, çoğunlukla yumurtlamadan sonra başlayan luteal fazdaki hormonal değişimlerle ilişkili.
Bu dönemde progesteron yükselirken östrojen seviyeleri dalgalanır. Bazı kadınların sinir sistemi bu hormonal değişimlere daha duyarlıdır.
Bu nedenle göğüs hassasiyeti, karında şişkinlik, kasık ağrısı, yorgunluk ve ruh hâli değişimleri kanamadan 7-14 gün önce ortaya çıkabilir.
Özellikle progesteronun beyindeki metaboliti olan allopregnanolonun GABA-A reseptörleri üzerindeki etkileri ve serotonin sistemindeki değişimler, adet öncesi sendromunun (PMS) gelişmesinde rol oynar.
Stres, uyku düzensizliği ve mevcut hormonal sorunlar belirtilerin şiddetini artırabilir. Burada önemli olan yalnızca hormon seviyeleri değil, vücudun bu değişimlere verdiği bireysel yanıttır.
PCOS sadece bir hormon bozukluğu değildir. Çoğu zaman insülin direnciyle başlar. Yükselen insülin, yumurtalıklara daha fazla androjen üretmesi için sinyal verir. Artan androjenler yumurtlamayı baskılar ve döngü düzensizleşir.
Bu tabloya genellikle kronik düşük dereceli iltihap eşlik eder. İltihap insülin direncini artırır, insülin direnci androjenleri yükseltir ve kısır bir döngü oluşur.
Akne, saç dökülmesi, kilo verememe ve adet gecikmeleri aynı metabolik zincirin yansımalarıdır.
PCOS kader değildir. Metabolik ortam düzeldiğinde döngü de değişir.
İnsanlar "rahatla, kendiliğinden olur" dediğinde, bu, hamile kalmakta zorlandığınızda duyabileceğiniz en küçümseyici sözlerden biridir. Ama yanılmıyorlar. Bunun altında yatan biyolojik gerçeklik var.
Kortizol, GnRH'yi baskılar, bu da LH ve FSH'yi düşürür ve yumurtlamayı bozar. Çoğu insan bu bağlantının farkındadır. Daha az bilinen bir gerçek ise, yumurtalıklarınızda da sempatik sinirler olduğudur. Bu sinir ağları yaşla birlikte yoğunlaşır ve stres, bu sinirler aracılığıyla uykuda olan yumurtaların aktivasyonunu hızlandırabilir. Dolayısıyla, uzun süreli stres, yumurta rezervinizi tüketirken aynı zamanda yumurtlamayı da baskılayabilir.
Birine sadece rahatla demek, bu sorunların hiçbirini çözmez. Aslında yardımcı olan şey, daha derine inmek. Stresinizin nereden geldiğini anlamak, elinizden geleni ortadan kaldırmak, elinizden gelmeyenlerle başa çıkmayı öğrenmek ve sinir sistemi düzenlemesi üzerinde aktif olarak çalışmaktır.
Uyku, besleyici gıdalar, güneş ışığı, doğada yürüyüş, yoga, nefes egzersizleri ve daha sık “HAYIR” demek gibi şeyler, zamanla vücudunuzu stres durumundan anlamlı bir şekilde çıkarabilir ve sizi daha doğurgan hale getirebilir.
Düşük dopamin diye tarif edilen DEHB-benzeri tablo, her zaman primer dopamin eksikliği anlamına gelmeyebilir.
Bazı kişilerde asıl problem, prefrontal korteksten striatuma giden glutamaterjik sinyalin zayıf veya gürültülü olmasıdır.
Aşırı serotonerjik 5-HT1A aktivasyonu ve artmış GABAerjik inhibitör tonus, PFC piramidal nöronlarının çıkışını baskılayarak kortiko-striatal devreyi verimsizleştirebilir.
Bu durumda dopamin azlığından çok, dopaminin davranış seçimi ve görev sürdürme üzerindeki modülatör etkisi zayıflar.
Mesele sadece düşük dopamin değil; dopaminin çalışacağı devrenin glutamat/GABA/serotonin dengesiyle kilitlenmiş olmasıdır.
herkes bağışıklığını güçlü tutsun, hasta olan uzun süre iyileşemiyor sürekli eczaneye antiviral ve antibiyotik almaya geliyor insanlar, herkes peynir ekmek gibi ibucold c vs. alıyo.
ben şahsen:
-d3k2
-magnezyum
-çinko
-astragalus
-c vitamini kullanıyorum bağışıklık için
Pharmyna retweeted
Kalça, uyluk ve kollarda görülen sert, pütürlü ve zaman zaman kızarık görünüm, tıbbi adıyla Keratosis Pilaris (KP) veya halk arasında "tavuk derisi" olarak tanımlanan, bulaşıcı olmayan durumdur.
ÇÖZÜMÜ İSE ÇOK BASİT +++++
Pharmyna retweeted
Replying to @pharmyna
Cilt sağlığında troidin de çok etkisi varmış bizzat yaşayıp görerek anladım.
Bacılarım, şimdi size cildin neden sadece sürdüğünüz kremlerle güzelleşmediğini, karaciğerle ne kadar bağlantılı olduğunu bir anlatayım da yüzünüz gerçekten gülsün, cildiniz ışıldasın!
Çünkü mat cilt, sürekli çıkan sivilceler, göz altı yorgunluğu, şişkin bir yüz, kaşıntı ve cansız görünüm bazen sadece yanlış serum kullandım meselesi değil.
Uyku, beslenme, bağırsaklar, hormonlar ve karaciğerin metabolik yükü de bu görüntüyü etkileyebilir.
İlk kural: Karaciğerine sürekli iş çıkarmayacaksın. Fazla alkol, gereksiz takviye yığınları, sürekli ultra işlenmiş gıdalar, trans yağlar ve kontrolsüz ilaç kullanımı derken karaciğeri sabahtan akşama mesaiye bırakmayın.
Onun yerine sofrayı renklendirin bacılarım: Roka, maydanoz, brokoli, lahana, pancar, havuç, enginar, narenciye, kaliteli protein, yumurta, balık, yoğurt veya kefir toleransınız varsa fermente süt ürünleri…
Karaciğerin ihtiyaç duyduğu aminoasitleri, vitaminleri ve mineralleri gerçek gıdalardan düzenli almak çok daha önemli.
Bir başka önemli nokta: Proteinden korkmayın. Cildin kolajeni, keratini, saçın ve tırnağın yapısı aminoasitlerden oluşuyor. Yeterli protein yemeden dünyanın en pahalı kolajen serumunu sürseniz de içeriden malzeme eksik kalıyor.
C vitamini de ayrı mesele! Kivi, portakal, mandalina, çilek, biber gibi kaynaklar kolajen sentezinde görev alıyor. Yani cilt parlaklığı için sadece dışarıdan krem değil, içeriden yapı taşı da lazım.
Karaciğer vücudun ana metabolizma ve detoksifikasyon organlarından biri. Bizim görevimiz onu sihirli kürlerle temizlemek değil, gereksiz yükü azaltıp düzgün çalışabileceği ortamı sağlamak.
Enginar, deve dikeni, karahindiba, zerdeçal gibi bitkiler üzerine karaciğer sağlığı açısından çalışmalar var yardımcı olabilirler.
Bir de bağırsakları unutmayın. Kabızlık, düzensiz dışkılama, sürekli şişkinlik ve kötü beslenme varsa cildin de bundan etkilenmesi şaşırtıcı değil. Yeterli lif, sıvı, hareket ve kişiye uygun fermente gıdalar bağırsak düzenini destekler.
Su içeceksiniz ama cildin bütün sırrını da suya bağlamayacaksınız. Su eksikliği cildi daha kuru ve yorgun gösterebilir; fakat gerçek cilt sağlığı protein, mikrobesinler, uyku, hormonlar, güneşten korunma ve yaşam tarzının toplamıdır.
Ve bacılarım, cildi yaşlandıran en büyük sabotajcıları unutmayın: Sigara, aşırı güneş, kronik uykusuzluk ve sürekli alkol. Güneş kremini sürüp her gece 4 saat uyuyorsanız sistemin yarısını kurtarıp yarısını yakıyorsunuz.
şişkinliğiniz geçmiyor, enerjiniz gün içinde çöküyor, cildiniz sönük ve sivilceler inatçıysa…
sorun dışardan değil, çoğu zaman içeride biriken toksinlerden gelir.
yapılacak en doğru şey: vücudu zorlamak değil, ona temizlenmesi için alan tanımaktır.
sauna + hidrasyon + devedikeni + karahindiba + enginar ekstresi + topraklanma + güneş + kan tahlilinize göre tedavi almak bunu sağlar. reklam değil.
kadınların menopoz öncesinde kalp ve damar hastalıklarına daha az yakalanmalarının ve daha uzun yaşamalarının sırrının östrojen değil, adet kanamaları yoluyla vücuttaki fazla demiri düzenli olarak atmaları olduğu vurgulanır.
Kadınlar menopoza girdiklerinde demir atmayı bırakırlar ve kalp krizi/kanser riskleri hızla erkeklerin seviyesine çıkar.
Bacılarım, şimdi size ferritin nasıl yükseltilir, onu bir anlatayım da yüzünüz gülsün, enerjiniz coşsun!
Çünkü düşük ferritin, sadece kansızlık demek değil; saç dökülmesi, tırnak kırılması, halsizlik, göz altı morluğu, odaklanamama, ruhun bunalması demek…
Yani o seviye yükselince hayat başka akıyor, inanın!
İlk kural: Demir içeren gıdalarla dost olacaksın. Kırmızı et, ciğer (ben yemem diyenler için bile arada bir bir parça şart), yumurta sarısı, balık, tavuk, nohut, mercimek, ıspanak, pazı, kuru kayısı, kuru üzüm, pekmez… Bunları bol bol sofraya koyacaksın.
ama şunu bilin: Bitkisel kaynaklardaki demir daha zor emiliyor. O yüzden demirli yemeği C vitaminiyle (limon, portakal, domates, biber) beraber yersen, demir “jet hızıyla” kana karışıyor.
Demir sofrasına çay-kahveyi davet etme, yemeğin hemen yanında içersen emilimi düşürüyor. En iyisi, yemekten en az 1-2 saat sonra içmek.
Ferritin yükseltmenin bir başka kilit noktası: Bağırsak sağlığı. Eğer bağırsaklarında bir sorun varsa, ne yersen ye vücut demiri tam çekemiyor. Kabızlık, şişkinlik, gluten hassasiyeti varsa onları da düzene koymak gerek.
Gerekiyorsa, doktor önerisiyle demir takviyesi başla. Ama demir takviyesi kabızlık yapabilir; yanında bol su, lifli gıda ve gerekiyorsa probiyotik desteği al. Takviyeyi C vitaminiyle (mesela portakal suyu) almak yine faydalı. Demir takviyesini çinko, kalsiyum ve süt ürünleriyle aynı anda alma, emilimini azaltır.
Dikkat etmen gereken başka bir nokta da gizli kan kaybı: Çok yoğun, uzun regl dönemleri, mide-bağırsak sorunları ya da başka kronik kan kayıpları varsa, mutlaka doktora danış, çünkü sebep bulunmadan yükseltmek zordur.
Bonus: Stresi azaltmak, iyi uyumak, bol oksijen almak (yürüyüş, hafif spor) ferritini yükseltmekte dolaylı olarak etkili. Çünkü vücut huzurluyken demiri daha güzel kullanıyor.
Kısacası bacılarım, ferritin yükseltmek bir sabır işi; yediklerine, içtiklerine, bağırsak ve regl sağlığına dikkat edersen, enerji topu gibi gezersin!
Saçların parlar, cildin ışıldar, sabahları uyanmak kolaylaşır.
Ferritinin yükselmesi = hayat kalitenin tavan yapması! Dikkatinizi verin. Optimize edin nolur.
Pharmyna retweeted
Cildin hızlı esnemesi (ani kilo alıp verme, boy uzaması, hamilelik veya vücut geliştirme) sonucu dermis tabakasında bulunan kolajen ve elastin ağının mekanik gerilime dayanamayarak yırtılmasıyla oluşan stria (çatlak izleri), tedavisi sabır gerektiren bir durumdur.
ÇÖZÜM İSE +++
favori 4 demir takviyem, kesinlikle şans vermeye değer ürünler ferritini düşük bacılarım bi düşünün
Karaciğerin detoksifikasyon kapasitesi ve safra akışı zayıfladığında; ciltte matlık, yağlanma eğilimi, sivilce artışı, göz altlarında koyuluk, şişkinlik, ağız kokusu, hazımsızlık ve genel kirli cilt görünümü belirginleşebilir.
Bu nedenle cilt sağlığı yalnızca dışarıdan sürülen kremlerle değil; karaciğer + safra + bağırsak + antioksidan savunma üzerinden de desteklenmelidir.
Deve dikeni: silymarin içeriğiyle karaciğer hücrelerinin antioksidan savunmasını destekler.
Enginar: safra üretimi ve yağ sindiriminin desteklenmesine yardımcı olabilir.
Karahindiba: sindirim ve safra akışını destekleyen geleneksel bir bitkidir.
Moringa: polifenol ve antioksidan bileşikler açısından zengindir.
Zerdeçal: kurkumin içeriğiyle inflamatuar ve oksidatif yükün azaltılmasını destekleyebilir.
Karaciğer yükünün azalması, bağırsak eliminasyonunun düzenlenmesi ve antioksidan kapasitenin artması; daha az matlık, daha dengeli yağlanma, daha canlı görünüm ve daha parlak bir cilt ile sonuçlanabilir.
şişkinliğiniz geçmiyor, enerjiniz gün içinde çöküyor, cildiniz sönük ve sivilceler inatçıysa…
sorun dışardan değil, çoğu zaman içeride biriken toksinlerden gelir.
yapılacak en doğru şey: vücudu zorlamak değil, ona temizlenmesi için alan tanımaktır.
sauna + hidrasyon + devedikeni + karahindiba + enginar ekstresi + topraklanma + güneş + kan tahlilinize göre tedavi almak bunu sağlar. reklam değil.





















