nihat enç (@nihatenc) profile picture
Joined May 2011
Photo by nihat enç (@nihatenc)Photo by nihat enç (@nihatenc)Photo by nihat enç (@nihatenc)Photo by nihat enç (@nihatenc)Photo by nihat enç (@nihatenc)Photo by nihat enç (@nihatenc)
Bir Ülkenin Yoklaması: Zil çalıyor. Herkes yerinde. Defter açılıyor. Bugün yoklama biraz uzun sürecek. - Bakanlık? + Burada. - Müfredat? +Burada, güncellendi. - Sınav sistemi? + Burada, hem de fazlasıyla. - Test kitapları? + Buradayız, milyonlarca. - Özel dersler? + Buradayım hocam, çok yoğunum. - Koçluk sistemi? + Burada. - Başarı grafikleri? + Burada, yükseliyor. - İstatistikler? + Burada, her şey yolunda! - Sosyal medya? + Buradayım, herkesi izliyorum. - Televizyon? + Burada, bizi izlemeye devam edin. - Politik söylem? + Buradayım, oldukça güçlü. - Kurumlar? + Buradayız. - Kurallar? + Burada. - Disiplin? + Burada. Öğretmen durur. Sayfayı çevirir. Şimdi diğer liste. - İnsan? + … - Vicdan? + … - Adalet duygusu? + … - Merak? + … - Sorgulama? + … - Anlam? + … Sınıfta hafif bir kıpırtı olur. Kimse cevap vermez. Arka sıralardan biri fısıldar: “Hocam, onlar bu yıl programa alınmadı.” Öğretmen başını kaldırır. Bir anlık sessizlik. Sonra yoklamaya devam eder: - Empati? + … - Ruhsal denge? + … - Kendini tanıma? + … - Hayatla bağ kurma? + … Cevap yok. Defterde boşluklar çoğalır. Oysa kağıt üzerinde her şey tamamdır. Saatler doludur, dersler işlenmiştir, konular bitmiştir. Öğrenci yıllarca sınıfa gelmiş, sırada oturmuş, sınava girmiştir. Ama bir şey eksiktir ve o eksik, hiçbir testte sorulmaz. Çünkü sistem, insanı değil; performansı ölçer. Ruhu değil; sonucu kaydeder. Süreci değil; skoru yüceltir. Başarı, tek başına bir değere dönüştüğünde insan bir araca indirgenir. Ve o araç, bir süre sonra kendi varlığını hissetmez. İşte o noktada, başka bir yoklama başlar görünmeyen bir yerde. - Öfke? + Buradayım. - Yalnızlık? + Buradayım. - Değersizlik hissi? + Buradayım. - Görülmeme? + Buradayım. Bu liste hiçbir resmi deftere girmez. Ama en çok bu liste büyür. Çünkü yıllarca “başarılı ol” denilen çocuk, bir gün “ben kimim?” diye sorduğunda, cevap bulamaz. Ve cevap bulamayan insan, kendini başka yollarla duyurmaya çalışır. Bazen bir sessizlikle, bazen bir çöküşle, bazen de bir kırılmayla. O an herkes dönüp bakar. Ve aynı soru sorulur: “Bu nasıl oldu?” Oysa yoklama yıllardır alınmaktadır. Sadece yanlış isimler okunmuştur. Gerçek eğitim, insana kendini tanıma imkânı vermektir. Sadece bilgi yüklemek değil bir anlam kurmasına alan açmaktır. Ama biz, eğitimi bir yarışa çevirdik. Bu yarışta kazananlar oldu ama insan kayboldu. Şimdi sınıfta herkes var. Ama kimse tam olarak burada değil. Defter kapanır. Öğretmen son bir kez sorar: “Eksik var mı?” Kimse cevap vermez. Çünkü eksik olan şey, yok yazılamayacak kadar büyüktür. Doğaya, canlıya, varlığa karşı her türlü şiddete hayır. #OkullardaŞiddet
3
8
609
Talim var, terbiye yok! Yediğini Kusarsın… Bir çağın en sessiz çöküşü, gürültüyle değil; anlamın yavaşça çekilmesiyle başlar. Bugün elimizde müfredatlar var, programlar var, ölçme-değerlendirme sistemleri var; fakat bütün bu düzeneklerin ortasında kaybolan şey, gerçek anlamda eğitimin kendisi. Çünkü gerçek bir eğitimin özünde insanın iç dünyasında yer açmak ve onu başkalarıyla birlikte var olabilecek duyarlı bir varlık hâline getirmek yatar. Bugün talim tekrar üretiyor; terbiye ise güdümlü ve sadık kitleler peşinde. Bugünün krizi tam da burada başlıyor. Herkes bir şey öğretiyor ama kimse kimseyi yetiştirmiyor. Başarı ve istatistikler büyüdükçe anlam küçülüyor. Eğitim, bir yarışa indirgenmiş durumda: Daha fazla puan, daha iyi okul, daha yüksek diploma. Oysa insan, ölçülebilen bir varlık değildir; ölçülebilen şeyler üzerinden kurulan bir sistem, eninde sonunda insanı ıskalar. Herkes herkesin rolünü çalıyor. Öğrenci öğrenmeyi değil, performans sergilemeyi öğreniyor. Öğretmen, rehber olmaktan uzaklaştırıldı içerik yetiştirmeye yönlendiriliyor. Aile destek olmak yerine baskı kurmaya bilinçsiz ve çocuğu zehirleyen bir kuruma dönüştü. Sistem ise insan yetiştirmeyi değil, çıktı üretme peşinde. Projeler, istatistikler, özgül olarak anlamsız şeyler vb. Böyle bir düzende herkes bir başkasının yerine geçmeye çalışırken, kimse kendi yerinde kalamıyor. Sonuç: Rol çok, öz yok. Daha da derin bir kırılma var: Zamanın çalınması. İnsan artık yalnızca emeğini değil, dikkatini, hayalini ve geleceğini kaybediyor. Çocukların zamanı, ekranların hızına; gençlerin zamanı, sınavların ritmine; yetişkinlerin zamanı, geçim telaşına teslim edilmiş durumda. Böyle bir ortamda bir nesil yetiştirmek, sadece pedagojik bir mesele değil; ontolojik bir mücadeleye dönüşüyor. Çünkü mesele artık “ne öğreteceğiz?” değil, “insanı nasıl koruyacağız?” sorusudur. 1970’lerin insanı daha mı bilgiliydi? Belki hayır. Ama daha bütünlüklüydü. 1980’lerin lise mezunu daha mı donanımlıydı? Belki teknik olarak değil. Ama daha yerli yerindeydi. 1990’ların ortaokul diploması bugünkü lise diplomasından daha değerliydi. 2000 binlerin lise diploması bugünkü üniversite diplomasından daha değerli bir yere sahipti. Çünkü o diploma yalnızca akademik bir belge değil, bir karakter inşasının parçasıydı. Bugün ise diplomalar çoğalırken değerleri inceliyor; çünkü taşıdıkları insan azalıyor. Burada asıl mesele şu: Eğitim, bir medeniyet meselesidir. Bir toplum neyi değerli görüyorsa, eğitim onu üretir. Eğer hız değerliyse hızlı insanlar, eğer rekabet değerliyse rekabetçi insanlar, eğer görünürlük değerliyse yüzeysel insanlar yetişir. Bugün eğitim sisteminin ürettiği insan tipi, sistemin hatası değil; sistemin başarısıdır! Çünkü sistem tam olarak neyi ödüllendiriyorsa, onu büyütür. Yediğini kusarsın çünkü çürüme çoğu zaman dışarıdan değil, içeriden büyür. Değer gibi sunulan ama değeri aşındıran her unsur, zamanla bir toplumun zihinsel omurgasını eğip büker. Gerçek eğitim, yeniden “yavaşlamayı” öğrenmekle başlar. Bir çocuğun bir fikrin içinde oyalanmasına izin vermek, bir gencin kendi sorusunu sormasına alan açmak, bir insanın hata yapmasına tahammül edebilmek… Bunlar müfredatta yazmaz; ama eğitimin özünü oluşturur. Ve belki de en önemlisi: Eğitim, kolektif bir hayal işidir. Bir toplumun ortak bir “insan tasavvuru” yoksa, eğitim yalnızca teknik bir faaliyet hâline gelir. Kimsenin ortak bir rüyası yok. Herkes kendi küçük hikâyesini kurtarmaya çalışırken, büyük hikâye dağılmış durumda. Oysa bir nesil, ancak birlikte kurulan bir anlam içinde yetişir. Nasıl bir insan ve nesil? Sadece bilen değil, anlayan. Sadece kazanan değil, paylaşan. Sadece konuşan değil, dinleyen. Sadece var olan değil, varlığına anlam katabilen. Doğaya, insana canlıya, varlığa duyarlı bir insan yetiştirmek… Çünkü en acı gerçek şu: Eğitim çökerse, hiçbir şey onu dışarıdan kurtaramaz. Ama eğitim yeniden kurulursa, hiçbir şey onun önünde duramaz.
1
5
14
1,557
Çay kahve de ikram etmiş midir acaba
You’re unable to view this Post because this account owner limits who can view their Posts. Learn more
1
89
Diyarbakır il Milli Eğitim Müdürlüğü Akreditasyon programı Kapsamında; 2023-1-TR01-KA121-VET-000163783 ERASMUS-STAJ EĞİTİMİ için görevli öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz ile beraber 15 günlük Romanya staj eğitimindeydi.
2
6
523
Hiç te GARANTİ değilmiş#garanti
1
100
“Ben Her Yerde Varım “ ekibimiz emeğiyle güzelleştiriyor, dayanışmayla iyileştiriyor. “Işığına Dokunan Uzmanlık: Elektrik Onarımında İBB Kiptaş MTAL Farkı!” Bu hafta Bağıvar köyündeydik. @Diyarbakirmem @BaglarMEM21 @tcmeb
1
2
6
782
TRT GAP radyosu Genç Yaşam programına doğa ve su gönüllüsü olarak katıldık. Kaynakların sürdürülebilirliğine katkı sağlamak, toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla yürütülen bu gönüllülük hareketinde yer almak, öğrencilerimiz için son derece kıymetli bir deneyim oldu.
5
13
853
İyi bir rehberlik kişiyi iyileştirir geliştirir. iyi birey iyi toplum demektir. Okullarda bu hizmetten herkesin faydalanması için pdr kadrosuna öncelik tanınmalıdır #PDRokullarda @tcmeb @Yusuf__Tekin @TBMMEgitim @prof_mahmutozer @CBegitimogretim @RTErdogan
6
10
235
#PDRKorur öğrenci hizmetleri için yeterince pdr kadrosu açılsın
4
15
174
#pdrkorur öğrenci hizmetlerinin sağlıklı yürümesi için pdr kadrosuna ihtiyaç var
9
14
263
Emekçilerin sırtından milyonlar devşirenler bu zorlu görevi üstlenen emekçilerimizin haklarını verin#DEDAŞ
1
1
670
Çocuklarımızın ders içi uygulamarda gerçekleştirdiği Lehim çalışmalarınına ait tasarımlar ziyaretçilerimizin beğenisine sunuldu #biyomedikalşenliği @BaglarMEM21 @Diyarbakirmem @BaglarKaymakam @dbakirvalilik @Murat4Kucukali @aliihsansu_ @tcmeb
5
9
583
Yer altı jelibon kaynaklarından sorumlu bakan olur bence
OĞLUM OSMAN GÖKÇEK ANKARA 2. BÖLGEDEN AK PARTİMİZDEN MİLLETVEKİLİ ADAYI OLDU… OĞLUMU ANKARA MV ADAYLIĞINA LAYIK GÖREN SN CUMHURBAŞKANI’MIZA, GENEL MERKEZ YETKİLİLERİNE VE AK PARTİ ANKARA İL YÖNETİMİNE TEŞEKKÜR EDİYORUM. İNŞAALLAH OSMAN’IN HAYIRLI HİZMETLERE İMZA ATACAĞINA İNANCIM TAMDIR…
1
85
Bingöl gibi seküler bir yerden milletvekili adayı göstermemek ordaki seçmenlerinize saygısızlık değil mi başkan
Erkan Baş: “Partimiz, Adıyaman, Ağrı, Ardahan, Batman, Bingöl, Bitlis, Dersim, Diyarbakır, Gaziantep, Hakkari, Iğdır, Kars, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak ve Van’ın da dahil olduğu bir dizi ilde seçime girmeyeceğini müttefikleriyle paylaşmıştır.”
1
117
Porno film sahnesi mi lan bu moruk
Daha önce kadınları hedef alan imam Halil Konakçı: Zina yapanları en az 4 kişi görmeli, dört şahidin dördü de kılıcın kınına girdiğini görecek Video Haber 📺👇🏻 t24.com.tr/video/kadinlari-h…
1
186
Bir önceki dönemin aktörü değil miydin
Muharrem İnce: Aynı aktörler, aynı oyunlar, aynı beceriksizler; Erdoğan’ı kazandırmak üzere bir araya gelmiş. Yakında başlıyoruz, bu iktidarı da bu muhalefeti de göndereceğiz. Birlikte başaracağız!
1
1
112
Halepçe Kürdün kanayan yarası...
2
73