Güncel Türkçe Sözlüğe değin şimdi çıkardığım sayışlamayı üleşeyim:
-verme ile biten 541, -vermek ile biten 541 girdi var; toplam 1.082.
-bilme ile biten 1.985, -bilmek ile biten 1.985 girdi var; toplam 3.970.
İkisi toplamı 5.052 eder.
Türkiyenin birçok yerinde "aile" anlamında "horanta" sözü de kullanılmaktadır. Bu sözcük Farsça خورنده "yiyici" sözcüğünden gelir; ḫverden خوردن eylemi ve -ende ـنده kılıcı adı yapım eki yapılmıştır. Farsçada özel bir anlamının bulunup bulunmadığını anlayamadık, çünkü Dihhuda'da "aile" anlamı için gösterilen kaynaklar geç tarihlerdendir, bilen bulan aydınlatabilir. Türkçede ise bulabildiğim kadarıyla ilkin Filippo Argenti'nin (16. yy) notlarında kaydedilmiştir, orada chorandá famigla (I 125b) diye geçmiş. Bu yazılış "horanda" söylenişini gösterir. Başka anlamları için Lehçe-i Osmani: horanta is. Boğaz, avene, ekele, tebea (2000, s. 643).
"Birçok" değil sanırım ama yaygınca, İç Anadolu ağırlıklı görülebilir. Ayrıca Argenti "aile" diye anlamlandırmış olsa da daha doğru anlamı "aile üyeleri, ev halkı" olmalı.
Şeyhoğlu'nun Marzubanname çevirisi (14. yy): Şāh ėyitdi: Yir-içün ḳayıd yimeŋ; benüm gey ulu sarāylarum ve ḫürrem köşklerüm vār. Her ḳanḳısın dilerseŋ iḫtiyār ḳıl.
"Şah dedi: Yer için kaygılanmayın, benim pek büyük sarahlarım ve eğlenceli köşklerim var. Herhangisini istersen seç."
Burada geçen ḳayıd sözü Arapça qayd قَيْد ("bağ") değil. Kay- "dönmek" eyleminden -ıt ekiyle türetilmiştir. Böylece 'kaygı' ile bir kökten çıkar. "Dönmek" eyleminin kayıt ve kaygı sözlerinde "tasa, üzüntü, endişe" gibi anlamlarda kullanılmasını bir düşüncenin sürekli olarak kişiye dönmesi, anılması ile açıklayabiliriz.
Ḳaydını yėmek öbeği içinde de kullanılır. Günümüzde kaydın "iş güç; kış için ayrılan yiyecek" anlamları da Derleme'de yazılmış.
Eski (telifi olmayan) eserlerin bulunduğu çevrimiçi Türkçe kütüphane yapsak güzel olurdu. Burada neler bulunmalı sizce?
Dede Korkut'tan bir inci:
Depegen götini süsegen yırtar.
Tepeğenin hakkından süseğen gelir.
tepeğen: Çok tepici, tepken; süseğen: Çok süsücü, boynuz vurucu, süsek.
CCXIII. Muḳīmī rāst
Budur resm ü budur ḳānūn ezelden
Vefā bulmış degül kimse güzelden
Güzeller vaʿdesin gėrçek ṣanuban
Yola baḳmaġıla gėtdi göz elden
Ḳapuŋdan geçmege ben ḳorḳar oldum
Maḥalleŋ ḫalḳı sevdügüm sėzelden
Ėşitdüm kim raḳībi yār ėdinmiş
Muḳīmī bendeden ʿahdi bozaldan
tavukların çığrışıp kaçışması dolayısıyla hen game "tavuk oyunu" denmiştir, bu da dönüşerek hengame olmuştur
"İçine su koyacak küçük deri kap (matara)" anlamında "gön bardak" denirmiş. Gön bilindiği üzere "deri" demek. 17-18. yy dolaylarında bunun yerine "matara" geçmeye başlamış. Artık anlamı genişlediğinden demir olanına da denmekte.
Farsça "serdar" sözüne değin bir ileri adım daha var. Bu sözcük, anlamdaşı olan sâlâr سالار "baş; başkan; çeribaşı, subaşı" ile ikizdir. O da Orta Farsçada serdâr > sâlâr yolunda evrilmiştir. Dolayısıyla serdâr سردار biçimi ya sonradan yeniden türetilmiş ya da Partçadan alıntılanmış olabilir.

















