
Internist and Intensivist, Associate Prof @Hacettepe1967 University, Department of Internal Medicine, Deputy chair of @husepsis
Ankara, Türkiye
Joined February 2019
- Tweets1.7K
- Following1.2K
- Followers1.7K
- Likes7K
Pinned Tweet
Sahi biz kimiz. En fazla süre okuyup, en fazla öğrenim kredisi ödeyen, mezun olduğunda insani hakkı olmasına rağmen diplomasına el konulan, mecburen çalıştırılıp, özgürce çalışması engellenen, giderlerse gitsinler denen bir meta haline getirilen, dövülen, hor görülen, ÖLDÜRÜLEN+
Bir İnsanı Hayata Döndürmeyi Nasıl Öğrendik?: Zamanda Bir Yolculuk youtu.be/7qdVTPAyQxU?si=CwV6… @YouTube
Burcin Halacli retweeted
Atatürk'ün böbrek hastalığı pyelonefrit mi yoksa trench (siper) nefriti mi?
Mahmut Bolat ve Tevfik Ecder hocalarımla yazdığımız BMC Nephrology'de yayınlanan makalemiz hakkında Doç. Dr. Burçin Halaçlı ile konuştuk.
Podcast Erişim Linki: youtube.com/watch?v=Szkm4k4X…
Burcin Halacli retweeted
Cumhuriyet Tarihçisi Prof. Dr. Mahmut BOLAT ve İç hastalıkları ve Nefroloji uzmanı Prof. Dr. Tevfik ECDER ile hazırladığımız ve BMC Nephrology dergisinde yayınlanan Atatürk'ün böbrek hastalığı ile ilgili makalemiz hakkında Habertürk TV'den Öznur Karslı Çetiner'e konuştk
#atatürk
Burcin Halacli retweeted
Atatürk'ün cumhuriyeti kurmadan önce sağlığı nasıldı?
ÖZEL HABER | @oznurkrslictnr
Burcin Halacli retweeted
Cumhuriyet Tarihçisi Prof. Dr. Mahmut BOLAT ve İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Tevfik ECDER hocalarımızla Cumhuriyet Tarihi, Tıp Tarihi ve Nefroloji bakış açılarıyla hazırladığmız Atatürk'ün Böbrek Hastalığı ile ilgili makalemz BMC Nephrology (SCIE, Q2)'de yayınlndı
Burcin Halacli retweeted
Samuel Siegfried Karl Ritter von Basch (1837- 1905). Avusturyalı hekimdir. Tansiyon aletinin (sfigmomanometre) mucididir, 1881.
#tansiyon #tansiyonaleti #bloodpressure #sphygmomanometer
Burcin Halacli retweeted
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Yoğun Bakım Eğitim Programı Seminerleri kapsamında “Yoğun Bakımda Klinik Etik Yaklaşımlar” hakkında konuşacağız. Nazik davetleri için sayın Prof. Dr. Arzu Topeli @atopeli ve Doç. Dr. Burçin Halaçlı @halaclimd hocalarıma çok teşekkür ederim.
Burcin Halacli retweeted
🤩🎶 Manchester City - Galatasaray maçı öncesi stadyumda City'li miniklerden Galatasaray marşı.
Burcin Halacli retweeted
The Anatolian Journal of Cardiology'nin 2025 Ağustos sayısında Atatürk'ün kalp hastalığıyla ilgili makalemizin yaygın etkisi devam ediyor
Makalemizin özet görselini hazırlayan HÜ Tıp Fakültesi Yoğun Bakım öğretim üyesi Dr. Burçin Halaçlı'ya teşekkür ederiz @halaclimd
#ataturk
Burcin Halacli retweeted
Eski hocalarımızın bizi hiç anlamadığını düşünüyorum.
“Bizim zamanımızda da zordu” demek, bugünü açıklamaya yetmiyor.
Bugünün hekiminin kafasında artık sadece meslek yok.
Çocuğunun özel okul taksidini nasıl ödeyeceğini düşünen bir hekimden, eski idealizmi beklemek gerçekçi değil.
Hasta yükü aynı değil, çalışma şartları aynı değil, alım gücü hiç aynı değil.
Bu tabloyu görmeden bugünü anlamak da, yargılamak da mümkün değil.
Burcin Halacli retweeted
Ankara, Ulus acayip garip bi yer. Üniversite var tam karşısında pavyon, biraz ilerisinde Hacı Bayram-ı Veli türbesi, sağa dön müze, köşede dolandırıcı abiler, karşısında halk pazarı, tam göbekte karakol. Bu lokasyona bitirme tezi yazılır.
HPV aşısı yapacağınıza su borularını düzgün değiştirmeyi becerseydiniz bir zahmet!! 6 senede Ankara çehresinde ve sorunlarında ne değişti??
Levent Gültekin:
Mansur Yavaş kötü bir sınav veriyor. Su sorunu, belediyenin birinci öncelikli sorunudur.
2025’e gelmişsin, Başkent’te su sorunu yaşıyorsun.
Ana sorun kuraklık değil; belediye yanlış boruları değiştirmiş.
Değiştirdikleri borular patlamış, şimdi de çelik boru döşüyorlarmış.
İşte yolsuzluk böyle bir şey.
'Çorba dağıtacağım, konser yapacağım, insanların bakkala borcunu ödeyeceğim...' Bu belediyecilik değil ki.
Korkunç bir başarısızlık, vizyonsuzluk.
Bunu kim okur acaba? Bu nasıl şuursuz bir iletişim şekli? Bir de cumhurbaşkanı adayı olmaya kalkılıyor!! Yazık!!
Tamamı doğru 😢
👇👇
Türkiye'de akademisyen olmak artık bir tutku mesleği değil, hayatta kalma mücadelesi.
1/ Maaşlar: Araştırma görevlsii maaşı (2025 itibarıyla) yaklaşık 70 bin TL civarında. İstanbul’da ve Anadolu'da kiraların ne seviyede olduğu ortada... Aile geçindiren, çocuk okutan bir akademisyen ayın 15’inden sonra "bu ay nasıl dönecek" hesabı yapıyor.
2/ Bilimsel toplantılar: Eskiden kongre, sempozyum yol+konaklama üniversitelerce karşılanırdı. Artık çoğu kurum "bütçe yok" diyor. Sonuç? Akademisyen cebinden ödüyor ya da gitmiyor. Gidemeyince network yok, işbirliği yok, atıf yok, yükselme yok.
3/ Yayın masrafları: İyi dergiler artık açık erişim istiyor, APC (makale yayın ücreti) 1000-5000 dolar arasında. TÜBİTAK’ın proje desteği zaten yıllardır aynı, kur farkı yuttu. "Değerli yayın" yapmak isteyen ya kendi cebinden ödüyor ya da Q1 yerine ulusal dergiye yöneliyor → kariyer intiharı.
4/ En kötüsü: Zihin sağlığı. Ay sonunu düşünen, çocuğunun okul taksidini ödeyemeyen, "acaba özel sektöre mi geçsem" diye uykuları kaçan insanlardan "özgür düşünce, eleştirel bilim" bekliyorsunuz.
5/ Bu şartlarda hâlâ gece gündüz ders hazırlayan, öğrenci yetiştiren, yayın kovalayan on binlerce akademisyen var. Ama ne kadar daha dayanır?
Beyin göçü rakamları ortada: 2024’te sadece YÖK istatistiklerine göre 1500’den fazla doktoralı akademisyen istifa etti veya yurt dışına gitti.
Biz "dünya ile yarışacağız" diyoruz ama yarış atlarını aç bırakıyoruz.
Akademiye gerçek bir maaş artışı, bilimsel faaliyet desteği ve itibarın iadesi lazım. Yoksa birkaç yıla "üniversite" diye boş binalar kalır.
#Akademi #Bilim #Üniversite
1000 tane otobüs alıp vatandaşı bedava taşıyacağım diyerek trafiğe çözüm bulacağını diyen bir beldiye başkanı ya aklımızla alay ediyor ya da çözüm kapasitesinin ne kadar kıt olduğunu ispatlıyordur!! Ankara’nın acilen #metro ihtiyacı vardır!!!
You’re unable to view this Post because this account owner limits who can view their Posts. Learn more
İzlediğim en güzel Youtube içeriklerinden birisi… BAYILDIM 😍
👇👇
Bu konuya yıllardır kafa yoran ve dert yanan bir akademisyen olarak akademik dergi gruplarının dev şirketlerden daha fazla gelir elde etmesi yaşadığımız kısır döngünün çok çarpıcı bir göstergesi 🤬👇👇
Global critical care still faces gender imbalance—but Türkiye shows a unique model of near-equal workforce, rising female leadership & strong author visibility. Data can challenge global assumptions.Tune in → and rethink #diversity in ICM.
open.spotify.com/episode/1K2…
Şu tabloyu düzeltmenin yolu yeniden 90lı yılların “Anadolu Liseleri” sistemine geri dönmekten geçiyor. Siyasi hırs uğruna 8 yıllık kesintisiz eğitim adı altında o dönemki sistemi kaldırarak bir neslin geleceği ile oynadılar…🤬
Anadolu liseleri, 1980’ler ve 1990’larda Türkiye’de sosyal hareketlilik ve kamusal başarının simgesi haline gelmişti. Yabancı dilde eğitim, sınavla öğrenci alımı ve güçlü öğretmen kadrolarıyla bu okullar uzun süre “fırsat eşitliğinin kapısı” olarak görülüyordu. Fakat eğitim sistemindeki değişimlerle birlikte birçok Anadolu lisesi sınavsız okullara dönüştü.
Bugün “eski Anadolu lisesi ruhu”, özellikle 90’larda bu okullarda okuyan kuşaklar arasında bir nostalji unsuruna dönüşmüş durumda. Bu nostalji, sadece bir okul türüne değil, aynı zamanda kamusal eğitimin saygın ve sınıfsal geçişkenliğin mümkün olduğu bir döneme duyulan özlemi yansıtıyor.


























