Savcılık, Pasifik Holding patronlarına yönelik yeni bir tedbir kararı aldı. Böylece fon krizinde de yeni bir skandal perdesi açılmış bulunuyor.
Savcılık daha önce 26 Eylül’de Pasifik Holding’in de aralarında bulunduğu bir dizi şirket için tedbir kararı almıştı. Ancak karar 28 Eylül’de sürpriz şekilde kaldırılmıştı. İki gün arayla alınan birbirine zıt kararlar, o günkü savcılık açıklamasında SPK’nın yazdığı “yeni değerlendirme ve bildirimlere” dayandırılıyordu. Bu cümle o gün için tam anlaşılamıyordu.
Buraya döneceğiz, devam edelim…
Böylece Pasifik bir aydır hiçbir engelle karşılaşmadan işlem yapabilme ve gereken para transferlerini yapma hakkını koruyordu. Tedbirin kalkmasına sebep olan değerlendirmeye imza atan SPK’nın başkanı ise 19 Ekim’de istifa etti.
Savcılık bugün “manipülasyon” ve “dolandırıcılık” gibi ağır suç şüphelerinden bahsederek Pasifik patronlarına yönelik yeni tedbir kararı aldı. Karar metninde, 100 katına çıkan hisse fiyatı gibi somut tespitlere yer verildi. Bugünkü karar, 17 Eylül tarihli ve 131 fonun işlemini durduran SPK kararına dayandırıldı.
Şimdi burada durup 28 Eylül’de tedbirin kalkma gerekçesi olan “yeni SPK değerlendirmesi”ne geri dönelim. Savcılık o SPK görüşünü bugün itibarıyla çöpe atmış oldu. Böylece SPK’nın “yeni değerlendirme”siyle savcılığı yanılttığı yönündeki şüphe akıllara düşmüş bulunuyor.
Geçen bir aylık süreçte suçlanan kişiler hiçbir engelle karşılaşmadan alelade bir şirket patronu gibi faaliyet yürütme ve para transferlerini yapma hakkına sahipti.
Sorular net:
Savcılık SPK tarafından kasten mi yanıltıldı?
Yanıltılmışsa sorumlular kimdir ve haklarında işlem yapılacak mı?
Yatarı olmayan suçlamadan bile gazeteciler hapse konurken, ağır cezalık suçlamalarla muhatap olanlar hangi saikle delil yok etme pozisyonlarında tutulabildi?
28 Eylül’de tedbiri “yeni SPK değerlendirmesi” ile kaldırılan diğer şirketlerin durumu ne olacak?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, borsada manipülasyon ve suç gelirlerinin aklanması şüphesiyle yürütülen soruşturma kapsamında, Pasifik Holding ortakları AKP Ankara Milletvekili Asuman Erdoğan’ın eşi Fatih Erdoğan, Mehmet Erdoğan ve Abdülkerim Fırat’ın mal varlıklarına yönelik tedbir ve inceleme talimatları gönderdi.
Savcılık isimleri geçen üç kişinin mal varlığını azaltabilecek işlemlere karşı tedbir alınması, şüpheli sermaye piyasası araçlarının dondurulması ve varlıklarının tespit edilmesini istedi.
AKP Ankara Milletvekili Asuman Erdoğan’ın eşi Fatih Erdoğan'ın Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Pasifik Holding hakkında daha önce de tedbir kararı konulmuş ancak sonra kaldırılmıştı. Şirket tarafından KAP'a yapılan açıklamada, sorunlu fonlarla hiçbir ilişkilerinin bulunmadığı öne sürülmüştü. (birgun.net/haber/fon-krizind…)
Kamuoyunda sıkça iktidara yakınlığı ve aldığı büyük ölçekli kamu ihaleleriyle (TOKİ, Emlak Konut projeleri ve belediye ihaleleri) tanınan Pasifik Holding, Ankara'da inşa ettiği "Next Level" iş merkezi üzerinden Sedat Peker'in iddalarında da gündeme gelmişti. Peker, 2021 yılında yayımladığı videolarda ve sosyal medya paylaşımlarında bu merkezi, usulsüz kamu ihaleleri ve rüşvet iddialarının odağındaki bir "üs" olarak nitelendirmişti.
2013 yılında açılışı yapılan Next Level projesi için kullanılan kamu bankası kredileri geri ödenemeyince, alışveriş merkezi ve ofis blokları 412 milyon TL borç karşılığında Ziraat Bankası’na, ardından da Varlık Fonu'na devredilmiş, kamu kaynaklarının zarara uğratılması pahasına şirketi "kurtarma operasyonu" yapılmıştı.
Hakan Çelenk retweeted
🔴 "TAŞ DEVRİNE DOĞRU GİDİYORUZ!"
🎙️Gazeteci @hakancelenkk: "İletişim olanaklarının ışık hızına ulaştığı, iletişim teknolojilerinin zirvede olduğu bir dönemde biz, haber alma imkânları açısından taş devrine doğru gidiyoruz. Ama insanların seslerinin tamamen kısılmaması için burada adeta ant içmiş bir gazeteci grubu var. Vazgeçmeyecekler."
🔗youtube.com/channel/UCExvTU_…
İletişim teknolojisi ışık hızında altın çağını yaşıyor. Aynı çağın sansür karabasanı bilgi alma imkanlarını taş devrine doğru geri sarıyor. Hakikatler boğulmasın diye ses yükseltmek hem haktır hem bu millete karşı mesleki borcumuzdur
Hakan Çelenk retweeted
“Gazetecilik suç değildir” demekten usandık.
Herkesin bildiği bir gerçeği yeniden ispatlamak zorunda bırakılmak insana mantık felci yaşatıyor artık.
Düşük ücretle, güvencesizlikle, baskıyla iç içe bu işi yapıyoruz.
İnsanı burada tutan şey, yaptığı işin bir başkasının hayatında karşılığı olduğuna duyduğu inanç.
Bir haksızlık duyulsun, sorumlular cevap versin, hiçbir yurttaş kendini yalnız hissetmesin diye mücadele ediyoruz.
Peki bizim yalnızlığımız ne olacak?
Gazetecinin başına bir şey geldiğinde ses veren yine çoğunlukla diğer gazeteciler. Biz bize twit atıyoruz, adliyelere desteğe koşuyoruz.
Gerçeği ulaştırmak için uğraştığımız yurttaşın sessizliği insanın içine oturuyor artık.
Elbette korkuyu biliyor ve anlıyoruz.
Çünkü biz de o korkunun tam içinden haber yapıyoruz.
Ama kamuoyunun bilme hakkını savunurken neden kendimizi yalnızca kendi meslektaşlarımıza emanet edilmiş buluyoruz?
Mesleğimi hâlâ çok seviyorum.
Tutuklu meslektaşlarım da eminim öyle…
Ama bir toplumun haber alma hakkı, birkaç insanın meslek aşkına ve dayanma gücüne bırakılmamalı.
İsmail Arı’yı “yanıt hakkınızı kullanın” dediği için hapse attılar. Gerçek ötesi bir dönem yaşıyoruz. Bizim ise cebimizde klişeler… “Gazetecilik suç değildir… hukuka aykırı… ayıptır… yazıktır bu ülkeye… … yeter artık…”
Hakan Çelenk retweeted
“Her şeyden evvel müvekkilimin hiçbir şekilde hesap hareketlerinde bir farklılık yoktur. Savcılık makamının da bu yönde bir iddiası yoktur. Bu yönde bir soru sorulmamış, herhangi bir hesap farklılığı ile ilgili suçlama getirilmemiştir. Tek bir kuruşla ilgili suçlamada bulunulmamıştır. Bilakis Savcılık ifadesi sırasında müdafii olarak bizzat ben, Ağırel’in hesap hareketlerinin incelenmesini ve MASAK raporu alınmasını talep ettim. Zira bu kadar şeffafız. Eğer savcılık ifadesi elinizde mevcutsa bu hususu teyit edebilirsiniz.” 👇🏻
Sayın @kelkitlioglumrt ve Sayın @ebasaksengul’ün TV100’de yapılan programda müvekkilim @muratagirel hakkında “iddia” olarak ifade ettikleri hususların hiçbirinin gerçeklik payı yoktur. Bu nedenle zorunlu olarak açıklama yapılması gerekliliği doğmuştur.
Söz konusu hususları kamuoyu önünde dile getirmeden evvel bize sormuş olsalardı kendilerine müvekkilimin emniyet ve savcılık ifadesinin tam metnini, savcılığın tutuklamaya sevk yazısını ve tutuklama kararını sunar, müvekkilime yöneltilen sorulan soruların sebeplerini izah ederdik.
Her şeyden evvel müvekkilimin hiçbir şekilde hesap hareketlerinde bir farklılık yoktur. Savcılık makamının da bu yönde bir iddiası yoktur. Bu yönde bir soru sorulmamış, herhangi bir hesap farklılığı ile ilgili suçlama getirilmemiştir. Tek bir kuruşla ilgili suçlamada bulunulmamıştır. Bilakis Savcılık ifadesi sırasında müdafii olarak bizzat ben, Ağırel’in hesap hareketlerinin incelenmesini ve MASAK raporu alınmasını talep ettim. Zira bu kadar şeffafız. Eğer savcılık ifadesi elinizde mevcutsa bu hususu teyit edebilirsiniz.
Her ne kadar bu bir iddiadır denilmiş ve savcılık makamı kaynak olarak işaret edilmişse de böyle bir iddia savcılık makamına ait değildir. Yanlışlığı apaçık ortada olan bu hususu dile getirmek her şeyden önce savcılık makamını yalanlamaktır.
Sayın Kelkitoğlu sanıyorum ki savcılık sevk yazısını ve tutuklama kararını okumamış. Eğer okumuş olsaydı, ifade ettiğinin aksine, hesap hareketi farklılığı nedeniyle tutuklanmadığını görebilirdi. Müvekkilim, “neden sana gelen belgeleri araştırmadın, basına veya savcılığa sunmadın” denilerek tutuklamaya sevk edilmiş, bu gerekçeyle örgüte üye olmamakla birlikte yardım ettiği iddiasıyla tutuklanmıştır.
Öyle sanıyorum ki kafa karışıklığı yaşadıkları konu, ifadenin en başında müvekkile yöneltilen “aylık kazancınız ne kadardır, üzerinize kayıtlı malvarlığınız nedir, herhangi bir şirket ortaklığınız var mı” gibi sorulardır.
Mali Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen her mali suç soruşturmasında bu sorular rutin olarak yöneltilen sorulardır. Adını soyadını sormak kadar rutindir. Bugün Sayın Kelkitoğlu hakkında da Mali Şube Müdürlüğü bir soruşturma yürütüyor olsa aynı soruları sorar. Hatta hangi suçtan mahkeme önüne çıkarsanız çıkın, size kimlik tespiti sırasında ilk olarak aylık kazancınız, üzerinize kayıtlı malvarlığınız sorulur.
Öyle ki ifadeyi alan polis memuru bile “bunlar rutin, herkese sorulan sorular” dedikten sonra sadece soruşturmaya konu 2 adet soru yöneltmiştir ki bunlar da “neden haber yapmadın” ve “belgeleri Sarıgüllere verdin mi” sorularından ibarettir. Savcılık makamına verilen ifadede de yine bu iki soru yöneltilmiştir.
Müvekkilimin onur, şeref ve haysiyetine zarar verecek, kamuoyunda farklı düşüncelere sebebiyet verecek bu tür yanlış ve haksız beyanların, soruşturmanın selametine de zarar verdiği unutulmamalıdır.
Kamuoyuna saygılarımızla duyurulur.
Geçen hafta çarşamba Halk TV’ye kayyum atandı.
Bahadır Özgür ise perşembe günü gözaltına alındı, cuma adliyeden serbest bırakıldı.
Murat Ağırel de cuma gözaltına alındı, pazartesi tutuklandı.
Bugün de muhabirimiz İsmail Arı, emniyete çağrıldı, kendi gitti ve gözaltına alındı!
#SONDAKİKA
BirGün muhabiri İsmail Arı gözaltına alındı!
birgun.net/haber/birgun-muha…
Hakan Çelenk retweeted
İsmail geçen mart ayında tutuklandı. 75 gün cezaevinde kaldı. İlk duruşmada tahliye edildi. Çıktıktan sonra da aynı işi, aynı yerde yapmaya devam etti. Bugün gözaltına alındığı soruşturmada da ifade vermeye kendi ayağıyla gitti. Tüm bunlara rağmen hâlâ gözaltına alınmasının hukukla açıklanabilecek bir tarafı yok. Amaç mümkün olduğunca fazla hırpalamak. İsmail onurlu, namuslu ve dürüst bir gazetecidir. Ne yaparlarsa yapsınlar ondan asla bir “suçlu” çıkaramayacaklar.
Gözaltına alınan İsmail Arı ile ilgili ‘suç delili’ aşağıda. Bu mesajda suç var mı?
Bu mesajda suç var mı?
Ebubekir Şahin’in RTÜK Başkanı olduğu dönemde akrabalarını kurumda yönetici yaptığını haber yapmıştım.
Haberden iki yıl sonra Şahin’in şikâyetiyle hakkımda “Kişilerin huzur ve sükununu bozma” suçundan dava açıldı.
İddianameye göre “cevap hakkınızı kullanır mısınız?” diye arayıp mesaj attığım için Ebubekir Şahin mağdur olmuş.
Cevap hakkı kullandırmak, yani olayı taraflarına sormak gazeteciliğin ilk kuralıdır. Ve yine gazetecilik yaptığım için cezalandırılmam isteniyor.
Bunu da suçun DELİLİ diye savcılığa sunmuş
Fon vurgunun cezai faturası ortada dururken birileri, tüm tehditlere rağmen ülkesini bekleyen Murat Ağırel’i hapse gönderen kararı içine sindirmeye hazırlanıyor. Ahlaki seviyenin dibinin dibindeyiz
Gazeteci dostumuz Murat Ağırel tutuklandı!!!
Yazıklar olsun!
#GazetecilikSuçDeğildir
Hakan Çelenk retweeted
-Türkiye’de krizler nasıl yönetiliyor?
-Fon skandalının ayrıntıları neden bilinmiyor?
-Belediye operasyonları ve seçimlerini neyi gösteriyor?
-Gazeteci tutuklamaları ile medya susturulmaya mı çalışılıyor?
-Mekke Anlaşması hangi ülkelerim çıkarları için yapıldı?
Esmanur Ayhan soruyor, @CelalKazdagli, @d_alibulut, @hakancelenkk ve @siyamiakyel cevaplıyor.
#FikriTakip bugün 20.00'de TV5'te.
Murat Ağırel’i haberi soruşturup yapmamaktan gözaltına aldılar. Şunu yazma, bunu söyleme baskısını zaten yıllardır yaşıyoruz. Artık bununla yetmiyorlar. Gazetecilik yapacaksan birilerinin işine gelen haberi de yazmak zorundasın dönemine adım adım yaklaşıyoruz.
Murat Ağırel’in gözaltı gerekçesi olduğu söylenen olaya dair haber hazırlama sürecine şahidiz. Sinan Çampınar isimli kişi Murat Ağırel’e ulaştı. Sarıgül Ailesi hakkında iddialarda bulundu. Murat da bu konuda haber araştırması yaptı, belgeler istedi. Her gazetecinin yapması gerektiği gibi; Sinan Çampınar’ın iddialarına karşı Sarıgül Ailesi’nin avukatıyla da görüştü. İki taraf da birbirleri hakkında dolandırıcılık iddialarında bulundu. Murat elindeki belgeleri yeterli bulmadığı için bir süre haberi beklemeye almıştı. Bir gazeteci sadece haber hazırlamak istediği için iftiralara maruz kalabiliyor. Maalesef bunu daha önce de yaşadık.
Dostumuz Murat Ağırel’in suçsuzluğuna şahidiz.
Hakan Çelenk retweeted
Murat, Sinan Çampınar’ın iddiaları hakkında her zamanki gibi çok temkinliydi. Elbette bu kişilerin de kendisini manipüle etmek isteyebilecekleri ihtimalini düşünüyordu. Sinan Çampınar ile görüşmelerinin tamamını belgeledi.
Peki ne var o görüşmelerde?👇Ayrıca Murat Ağırel aşağıdaki videoda Sarıgül hakkında bir haber incelemesi yapacağını anlatıyor. Sarıgül ile bağlantısı olsa bunu yapar mı?
İŞTE GAZETECİLİĞİN KANITLARI
Murat Ağırel bu kez de yapmadığı haber nedeniyle gözaltında. Nasıl mı?
Almanya’da Sarıgül ailesi tarafından dolandırıldığını iddia eden Sinan Çampınar, gazeteci Murat Ağırel’i “Ona verdiğim belgeleri Sarıgül ailesine ulaştırdı ve Sarıgül ailesi beni tehdit etti” diyerek şikayet etti. Oysa Murat Ağırel sadece her gazeteci gibi hakkındaki iddiaları muhatabına sordu. Bu gazetecinin görevi. Sormadan, cevabını dinlemeden, sadece suçlayarak mı haber yapacaktı? Gazeteci kendisine gelen iddiayı karşı tarafa sormaz mı?
Her şeyi kanıtlarıyla şöyle anlatalım…
Murat, Sinan Çampınar’ın iddiaları hakkında her zamanki gibi çok temkinliydi. Elbette bu kişilerin de kendisini manipüle etmek isteyebilecekleri ihtimalini düşünüyordu. Sinan Çampınar ile görüşmelerinin tamamını belgeledi.
Peki ne var o görüşmelerde?
“ÖNEMLİ OLAN DOĞRU BİLGİ VERMEK”
Murat şöyle diyor:
“Önemli olan zaten sadece kamuoyuna doğru bilgi verebilmek. Siz de bir iddiada bulundunuz. O belgeleri de araştırıyorum şimdi Sinan Bey. Onları da tutmaya çalışıyorum ama bu avukatlar aradıktan sonra onlara da söyledim. Ben şu anda çalışıyorum. Bununla ilgili sorularım olursa da size sorarım. ‘Bizim de çünkü sunacağımız belgeler var’ dedi. ‘Biz dolandırıldık’ dediler. ‘Tamam ben onu da incelerim’ dedim. Neticede ben ne sizin dediklerinizi ne onların dediklerinizi...”
“BELGELEYEMEZSEM HABER YAPMAM”
Murat, Onlar TV yayınında Yeni Partili bir milletvekili hakkındaki iddiayı araştırdığını da zaten söylemiş, Sarıgül’ü işaret etmişti.
Görüşmelerde Sinan Çampınar, Sarıgül’ün aleyhindeki dosyadan nasıl haberdar olduğunu sorguluyor.
Ağırel şöyle diyor: “Bütün milletvekilleri de arıyor muhtemelen o da kendini tahmin ediyordur zaten problem değil, onu da dinleyeceğim. Oradaki sizin sunduğunuz belgelerle zaten karşılaştıracağım. Sonrasındaysa bununla ilgili de dosyamı yapacağım. Yani birinin araması, birinin bu şekilde konuşması falan beni ne yolumdan çevirir ne vazgeçirir ne de bununla ilgili geri adım atmama sebebiyet verir. Çünkü bu bir skandal. Bu skandalın gerçek boyutu nedir onu öğrenmek gerekiyor. Kamuoyunun bunu bilme hakkı var. Çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gücünü kendi şahsi menfi çıkarları için kullanan ve siyasi angajmanını, siyasi pozisyonunu kendi amacıyla kullanan kişilerin Türkiye'de ne yazık ki çok fazla duyulur olması bir kamuoyunu ilgilendiren gerçek bir konudur bu. Dolayısıyla bu konu önemli. Ben önem vermiyor gibi görünüyor olabilirim ama benim mizacım da bu. Ben araştırırım, sorarım, soruştururum, en doğrusunu bulurum, en doğrusunu anlatırım. Belgeleyemediğim hiçbir şeyi de haber yapmam zaten. Onun için bu kadar sıkı eliyorum.’
“İNSANLARIN CEVAP HAKKI VAR”
Murat, kayıtlarda Sinan Çampınar’ın Sarıgüller ile ilgili iddialarına şöyle yanıt veriyor:
“İnsanların cevap hakkı mutlaka var Sinan Bey. Ben gazeteciyim ve kimsenin tarafı da değilim. Neticede de buradaki asıl mesele maddi gerçeğin ortaya çıkarılması.’
Murat Ağırel’in avukatı anlattıklarımıza dair tüm belgeleri savcılığa teslim edecek. Bu belgeler Murat Ağırel’in haber peşinde olduğunu, iddiaları gazetecilik kuralları gereği taraflara sorduğunu ortaya açık şekilde koyuyor.
Murat Ağırel, Sinan Çampınar’ın gönderdiği belgelerden emin olmadığı için haberi bekletiyordu. Ayrıca haber yapmak istememesi, yapmaması ya da yapmayı tercih etmemesi de kanunen suç değil. Buna yargı karışamaz. Elbette birilerinin intikam hırsı için yargı aracı kılınmıyorsa…
Kıyım makinesi çalıştı, durmuyor. Sıra Bahadır Özgür’e gelmiş. Bahadır, özel sohbetinde bile belgesiz konuşmaz. İfade tutanakları, ibret vesikasına dönecektir.
Hakan Çelenk retweeted
2 yıl boyunca aynı heyecan, aynı hevesle çalıştık. halktv.com.tr’yi gurur duyduğumuz bir noktaya getirdik. En güzel ekip🌻 şahane arkadaşlarım♥️ yine aynı yolda buluşuruz elbet
Hakan Çelenk retweeted
Bugüne kadar tarihin doğru tarafında durduk, bundan sonra da öyle olacak!
Halk Tv biziz, sizsiniz!
#HalkTv
Operasyonun akçeli işlerden açılması bildiğimiz teranenin devamı... Maksat, yandaş medyada soran olursa “Gazetecilikten kapanmadılar” desinler. Oysa Cafer Mahiroğlu, iktidara yakın çizgi izlese başına bir şey gelmeyeceğini AK Partililer dahil herkes biliyor. Bu bal gibi Halk TV’yi çökertme operasyonudur.
Hakan Çelenk retweeted
Halk TV çalışanlarının ortak duygusu bu açıklamadadır. Genel Yayın Yönetmenimiz Suat Toktaş’ın sözlerini dinleyin: “Tarihin doğru tarafında durmaya devam edeceğiz.” @cafermahiroglu @SuatToktas @halktvcomtr
































