Pinned Tweet
"Bir siperden söz ediyorum... Siperin berisinde özgür olanlar olmalı; özgür düşünebilmek için en temeldeki kesin bilgiye rabıtalı kalma zarureti var."
İSMET ÖZEL
Aşk, ruhun dünyaya tutunma biçimidir.
Metin Eloğlu şöyle diyor:
“Kişi gönlünü yitirdi mi ne yüzle çıkar sokağa
Yaşamda nesi varsa aşk işte onun adı.”
Şair İsmet Özel şu mısralarda dertleşir gibidir:
“Halbuki aşk, başka ne olsundu hayatın mazereti.”
Akıl gerçeği taşlaştırır, bu kaçınılmaz gibi.
Bundan kurtulmanın bir yolu var mı?
"Gerçekten gerçek olan"a katılmamız mümkün mü?
Sanatla mümkün diyebiliriz.
İsmet Özel şiir son kale diyor, Şiir sistemin ve aklın taşlaştırıcı yanının giremediği son kale...
Unutmamak gerekir, sanat bir yanılsama aracı, bir hakikat değil.
Şair de yalancı...
Ama koca bir yalanı yalanlayan bir yalancı.
İnsanı evrenin şiirinin eşiğine getiren bir yalancı...
Bize gâvurlar, kâfirler bilmenin bir şey, inanmanın başka bir şey olduğunu öğretmekle bizi yolumuzdan çıkartmışlardır. (...)
Bu iki kelimenin hiçbir zaman birbirinden uzak düşünülmesine imkân yoktur.
Yani iman etmeden bilemezsiniz, bilmeden de iman edemezsiniz.
İsmet Özel
"Müslümanların aynı zamanda hem Müslüman olmaları hem de cahiliyet halinde bulunmaları mümkün değildir."
Diyor Aliya İzzetbegoviç.
Biri varsa diğeri yok, olamıyor.
Bilmeden iman edemezsin, iman etmeden bilemezsin!
Şuur bir aşama, Şiir daha üst bir aşama, sonra, sonrası yok.
Schelling şöyle diyor:
"Dünya, tinin özgün ve hâlâ bilinçsiz şiiridir."
Kur'an ise şöyle diyor:
"Allah her an bir şe'ndedir..."
Demek ki şe'nde olmak ya da bu şiir akılla, bilinçle kavranamaz.
Şiir bundan dolayı insan için imkândır.
İnsan sanatla bilincinden kurtulabilir.
Bu yüzden İsmet Özel’e göre hayatı parayla (piyasa değerleriyle) ölçenler ile şiirle (sahihlikle ve hakikatle) ölçenler arasında uzlaştırılamaz bir uçurum vardır.
Shelley şairleri "dünyanın kabul edilmemiş yasa koyucuları" olduğunu iddia etmişti.
Buradan estetiğin "gerçek dünya"nın yadsıması olduğu sonucunu çıkarabiliriz.
(Gerçek dünya ise para, tüketim, birikim vs. Kısaca oyun?)
Bu yadsımayı en iyi yapan sanatların prensi şiirdir.
Ali Şeriati, bir kültürün insanı insanlığa, ilme götüren yıldızları olması
gerektiğini söylüyordu. Bizim yıldızımız yoktur birkaç asırdır diye
sızlanıyordu.
Cemal Süreya ise şöyle diyor:
“Adam yıldızlara basa basa yürüdü...”
Peki, insana doğru nasıl yürünür?
"Annelik edatını kilim altına süpürenler
Şiirin de bir borsası olsun istediler."
Amaç insanları mangalara, ideolojik kamplara ayırarak sürüleştirmek...
Şiir bu yüzden son kaledir.
Haysiyetli bir insan olabilmek için son kale...
Zaman içinde
Allah'tan başka rabb,
Allah'tan başka melik,
Allah'tan başka ilah tanıyanlar bizden birer ikişer kopup gittiler.
Kaç kişi kaldık?
İsmet Özel
Atilla İlhan şöyle diyordu:
"hangi cehennemden geldi bu hayalet otobüs egzosundan kan sızıyor yolcuları ceset
sürücüsü azrâil"
"Ki acılarıyla başlatırım insanları..."
İnsan olmak insan haysiyetine sahip çıkmaktır.
Dünya Sistemi insan haysiyetini yok sayıyor.
Bu nedenle insana dair her şey bugün işgal altındadır.
Şu soruyu sormalyız: "Biz insan olarak, hâlâ insan olarak yaşıyor muyuz?"
Cahit Zarifoğlu ise şöyle diyor:
"Çocukları ürkütülmüş bir dünyanın denizi mavi olsa ne yazar, olmasa ne."
Turgut Uyar şöyle diyor:
"Ey bilene bilene tükenen bıçak
Bir şeyler yap
Eskimeden gökyüzünün kutlu maviliği”
İsmet Özel ise şöyle diyor:
"ben öyle bilirim ki yaşamak
berrak bir gökte çocuklar aşkına savaşmaktır"
"Dünya öylesine yozlaşmış ki eninde sonunda herkes 'Para' denen puta teslim oluyor."
Bu teze karşılık Türk şunu kâfire dedirtmelidir:
"Dünya öylesine yozlaşmış ki eninde sonunda Türk, 'Para' denen putu kırıp atacak ve kurduğumuz düzeni başımıza yıkacaktır."
İsmet Özel




























