80’lerde, 90’ların başında ticaret yapmakla bugün ticaret yapmak aynı kefeye konulamaz.
O yıllarda rekabet çok daha azdı. İnternet yoktu, herkesin her ürüne saniyeler içinde ulaşabildiği bir dünya da yoktu. Anadolu’dan gelen bir müşterinin beğenip aldığı bir ürün, zamanla büyüyen bir ticaretin başlangıcı olabiliyordu. Üstelik Türkiye, sanayileşmenin ve ekonomik dönüşümün hız kazandığı bir dönemden geçiyordu.
Bugün ise internetin getirdiği imkânlarla birlikte rekabet de katlandı. Binlerce satıcı aynı ürünü satıyor, fiyatlar anında karşılaştırılıyor, kâr marjları daralıyor. Gençler yalnızca para kazanmak için değil, bu yoğun rekabetin içinde tutunabilmek için de mücadele ediyor.
Geçmişte başarılı olmuş insanların emeğini elbette küçümsememek gerekir. Ancak kendi dönemlerinin şartlarını bugünün gençleriyle kıyaslamak da doğru değil.
Her dönemin mücadelesi farklıdır. Dünün şartlarında büyümekle bugünün şartlarında sıfırdan bir şeyler kurmaya çalışmak aynı şey değildir.
Belki de gençleri eleştirmeden önce, o günün imkânlarıyla bugünün zorluklarını birbirinden ayırmak gerekiyor.
İnsan, bir gün öleceğini gerçekten idrak ederek yaşasa, belki de ömrünü bu kadar hırsın peşinde tüketmezdi.
Daha çok para, daha fazla güç, daha büyük başarılar… Yıllarımızı bunlara ulaşmak için harcıyoruz. Sevdiklerimizi erteliyor, kendimizi ihmal ediyor, hayatı hep bir sonraki güne bırakıyoruz.
Sonra bir hastalık, bir kayıp, bir kırılma geliyor ve insan gerçeği hatırlıyor: Ömür sandığımız kadar uzun değil.
İşte o zaman keşkeler başlıyor.
Keşke aileme daha çok zaman ayırsaydım.
Keşke sevdiklerimle daha fazla anı biriktirseydim.
Keşke kazanmak uğruna yaşamayı unutmasaydım.
Asıl acı olan ne biliyor musunuz?
İnsan, hayatını kazanmak için uğraşırken bazen yaşamayı kaybediyor.
Ve ne yazık ki zamanında fark edilmeyen şeylerin çoğu, geriye dönüp bakıldığında pişmanlığa dönüşüyor.
Hayat, sürekli daha fazlasını elde etmek için harcanamayacak kadar kısa.
Tamam Salah attı ama benim golüm daha güzeldi aşkım Salah bile öyle dedi.
-Bak Salah'ı veriyorum dinle...
Allah böyle ustalara denk getirsin, sayılarını arttırsın ... Helal 👏
Aslında takdire şayan dediğimiz şey, her ustanın zaten yapması gereken bir davranış. Ama ne yazık ki dürüstlük bu kadar azaldığında, olması gereken bile olağanüstü bir şeymiş gibi geliyor.
Dürüst bir ustaya denk gelince bu yüzden ayrıca seviniyoruz.
Oysa dürüstlük, takdir edilecek bir ayrıcalık değil, herkesin göstermesi gereken bir karakter meselesi.
Adam hayattan alabileceği her şeyin tadını fazlasıyla almış artık.
Ama insanın bir hedefi, bir hobisi olmadan yaşaması da zor. Bu adam istediği an istediği ülkede, istediği yemeği yiyebilir; istediği arabaya biner, istediği evde yaşar. Her şeye sahip olunca insanın kendine başka uğraşlar bulması gayet doğal. Bence bu tür şeyler hem zihni hem bedeni dinç tutmak, yaşlanmayı geciktirmek adına da güzel şeyler.
Senin de yapacağın işe sokayım ben b*k herif !
G*t kadar yer , su yok birde çiğköfte tepsisine koymuş yemi balıkların yemesini bekliyor !
Ulan döksene yemi düzgünce yesin hayvanlar !
Çiğköfte mi yoğuracak balıklar O evladı !














