ezel akay retweeted
Adı üzerinde longoz. Yani subasar ormanı!
Su seviyesi yükselir, orman göle dönüşür, ağaçların arasında balıklar dolaşır. Bu, doğanın binlerce yıldır süren döngüsüdür.
Kuzey Ormanları ekosisteminin bu cennet parçasının çeperlerini yıllarca “kurudu” diye diye tarıma ve yerleşime açarak kuşattılar.
Bin kere açmayın dedik, dinlemediler!
Sonuç yine aynı: Doğanın bereket getirecek yağmuru, taşkın alanlarına müdahale edilen bir bölgemizde daha felakete dönüştü.
Longozun suyla dolması değil, longozun doğal alanlarının işgal edilmesi felakettir!
💧Sakarya'da sağanağın ardından Acarlar Longozu'ndaki su seviyesinin yükselmesi sonucu mahalle yolu ulaşıma kapandı, evlerin giriş katlarını ve tarım arazilerini su bastı
#Yeşilhat🌱
h.aa.com.tr/y/1831957
ezel akay retweeted
Can Bonomo’ ya bravo.
Can Bonomo, yaşamını yitiren babası Yaşar Bonomo'nun ardından kullandığı "Devrin daim olsun" sözüyle dalga geçenlere tepki gösterdi ve şöyle yazdı;
"Bir kültürün kavramlarına yabancı olmak son derece doğaldır. Ancak bir ifadenin anlamını bilmemekle, o ifadeyi kendi sınırlı bilgi dünyamız üzerinden değersizleştirmek arasında ciddi bir fark vardır"
"Devri daim olsun" yalnızca bir temenni değil, yüzyılların tasavvufi düşüncesini ve Alevi-Bektaşi geleneğinin varoluşa bakışını taşıyan bir ifadedir.
Tasavvufta "devir" kavramı, varlığın Hak'tan gelip yine Hakk'a dönüşünü açıklayan köklü bir anlayışa dayanır. Bu düşüncede varoluş, yalnızca doğumla başlayıp ölümle sonlanan doğrusal bir süreç olarak ele alınmaz. Varlığın kaynağından zuhur etmesi, farklı mertebelerden geçmesi ve nihayetinde aslına yönelmesi, manevi bir yolculuk olarak yorumlanır. Bu anlayış, tasavvuf edebiyatında "devriyye" adı verilen şiirlerle de yüzyıllar boyunca işlenmiştir.
Alevi-Bektaşi öğretisinde ise ölüm, yalnızca biyolojik yaşamın sona ermesiyle açıklanmaz. "Hakk'a yürümek", "don değiştirmek" ve "devri daim olmak gibi ifadeler; canın sürekliliğine, varlığın dönüşümüne ve insanın geldiği öze yönelişine ilişkin inançlarla bağlantılıdır. Elbette bu kavramların yorumlanışı gelenekler arasında farklılık gösterebilir.
Bu nedenle "devri daim olsun" sözü, sıradan bir kelime birleşiminden çok daha fazlasıdır. İçinde bir inanç dünyası, kültürel hafıza, varoluş felsefesi ve insana duyulan saygıyı barındırır.
Bir kültürün kavramlarına yabancı olmak son derece doğaldır. Ancak bir ifadenin anlamını bilmemekle, o ifadeyi kendi sınırlı bilgi dünyamız üzerinden değersizleştirmek arasında ciddi bir fark vardır.
Kültürel çoğulculuk yalnızca farklı kimliklerin varlığını kabul etmek değildir; o kimliklerin dünyayı anlamlandırma biçimlerine de saygı duyabilmektir.
Çünkü bazen birkaç kelimenin ardında yüzyılların düşünsel birikimi vardır. Ve insanın bilmediği her şey, anlamsız değildir. Can Bonomo
Yaşar Bonomo canımızın “Devri daim olsun”. Aşk ile..
#canbonomo
ezel akay retweeted
⛔️SPK HALKI NASIL SOYDURUYOR...!!!
📌Borsadaki şirketleri inceliyorum, çok ilginç bir şeye denk geldim. 3 sene önce arz olmuş işlem gören bir GYO şirketi var. Hiç kira geliri yok, hiç mülkü yok.
📌Şirketin önce yüzde 26'sı halka arz edilmiş, bugün şirketin %72.7'si halka açık.
Yani sadece 3 yılda şirket sahipleri hisselerini halka itelemiş.
📌Yaklaşık 4 tl'den (bölünmeyi hesaplarsak) halka arz olmuş bugün 1.11 tl'den işlem görüyor.
Yani 3 senede 4 kat değer kaybetmiş.
📌Bir GYO şirketi olarak halka gelirden pay vaad etmesine rağmen hiç temettü vermemiş.
Bu şirket halka arz olup vatandaştan yaklaşık 900 milyon tl para toplamış.
📌Sahipleri bu 900 milyonu yemişler sonra 2024 ve 2025 yıllarında SPK'ya başvurmuşlar ve kendi paylarının büyük bölümünü de borsada işlem gören senede dönüştürmüşler ve halka satmışlar.
‼️SPK'nın yardımıyla 0 (Sıfır) kira geliri olan GYO şirketini vatandaşa kakalamışlar.
Nasıl soygun ama?
Abicim hiç kira geliri olmayan GYO firması mı olur?
Hadi oldu diyelim, bunun halka arz edilmesine SPK nasıl müsade eder.
Hadi etti diyelim, halka arzdan sonra 2 yıl gibi kısa bir süre içinde şirket ortaklarının elindeki %50 payı satmasına SPK nasıl müsade eder?
Bakın bugün geldiğimiz nokta çok vahim. SPK eliyle bir soygun gerçekleştirilmiş hesap soran yok.
Son bilançoda dönem zararı olarak 365 milyon zarar açıklanmış. (6 aylık) Yıl sonu bu zarar 700-800 milyon olur Allah bilir.
Bitti sanıyorsunuz değil mi? Bitmedi...
SPK'nın göz yumması ile tüm bunlar olurken geçtiğimiz Ağustos ayında nihayet deniz bitmiş ve Şirket sahibi yurtdışına kaçmış.
Şirket sahibi yurtdışına kaçınca soruşturma başlatılmış ve tam da fon skandalının patladığı günlerde şirkete TMSF kayyum olarak atanmış.
Şirketin %72'si halkın elinde. Eh büyük(!) yatırımcılar, artık eşek değilsiniz ya, şirketin borç yükünü üstlenirsiniz...
➖➖➖➖
📌Sevgili okur... Bakın böyle bir şirketin hissesini bana üste para verseler almam. Siz neye dayanarak aldınız?
Sizi bu alıma motive eden sebepler neydi?
Borsada yatırımcı olmak, konu komşunun lafıyla "bu hisse gidecekmiş aga, 3 misli 4 misli artacakmış" duyumlarıyla olmaz.
Birisi size "şu hisse 2 kat artacak, 5 kat gidecek" derse asla dinlemeyin.
Açın bakın kardeşim, özkaynakları nedir, piyasa değeri nedir, örneğin bu şirket bir GYO şirketiyse mülkleri nelerdir, ne kadar kira topluyor, devam eden projeleri nelerdir bakın. Aklınıza yatıyorsa öyle yatırım yapın.
Bunlar yatırımcıların kusurları.
‼️Ama asıl kusurlu ve suç ortağı SPK'dır.
Tüm bunları denetlemesi gereken, bu şirketin halka arzına, patronların pay satışı yapmasına ve şirketin %72'sinin halkın üzerine yıkılmasının baş suçlusudur SPK...
Bu ülkede gerçekten "ucu nereye gidecekse gitsin" diyorsak, öncelikle işe SPK'dan başlanmalıdır.
Bugün şu dakika itibariyle SPK'nın başkanından, kapısıcına, çaycısına kadar o binada ne kadar şahıs varsa gözaltına alınmalı ve 1., 2., 3. derece yakınları dahil malvarlıklarına el konulması lazım.
Sadece SPK ile de bitmiyor.
Takasbank, MKK, Masak... Kim varsa, ucu kime dokunuyorsa...
Gerekirse Borsayı 3 ay kapatın ve radikal tedbirleri alın.
‼️Devlet vatandaşının hakkını koruyan organizasyonlar bütünüdür, bu organizasyonun hiçbir parçası yurttaşların soyulmasına, dolandırılmasına yardım edemez...
Ama bugün bakıyoruz, SPK Başkanı Mahmut Sütçü istifa etmiş. Gerekçe; sağlık sorunları.
Yani bu olaylarla alakası yok. Yargılanmıyorlar, soruşturulmuyorlar, tutuklanmıyorlar... Yazık...
#halkaarz #pazartesi #DENETIMyokSOYGUNvar #yazıkbize #altın #fonmağdurları #FonDolandırıcılığı #borsamağdurları #hissemağdurları #TümFonlaraOdemeTakvimi
ezel akay retweeted
Hırsız tanıdıksa köpek havlamaz demişler ya, eksik demişler.
Havlamaması bir yana, köpeğin bazen ağzıyla hırsıza fener tutması ve hatta para çuvallarının taşınmasına yardım etmesi de söz konusu olabilir ki, bu durum meseleyi, en başta ifade ettiğimiz deyişin çok ötesine taşır.
Bu girişin ışığında, Türkiye’nin en saygın ihtisas kurullarından birisi olan Sermaye Piyasası Kurulu’nun nasıl bu hale düşürüldüğünü anlamak için özellikle son sekiz yılına odaklanmak gerekiyor.
Bu akşamüzeri, SPK Başkanı Mahmut Sütçü’nün istifa ettiği haberi basına düştü. Sütçü her ne kadar 9 Mayıs 2026 tarihinden bu yana SPK başkanı olsa da, Kasım 2024- Mayıs 2026 arasında da SPK İkinci Başkanı koltuğunu işgal etti.
Dolayısıyla, 2022-2026 arasında SPK Başkanı olan ve Mehmet Şimşek’in bir hayli gecikmeli ve zorlanarak soruşturma izni verdiği İbrahim Ömer Gönül ile birlikte SPK’da en üst düzeyde yetki paylaşmış bir kişiden söz ediyoruz. Bu bağlamda Sütçü’nün emekliye ayrılarak sorumluluktan kurtulabilmesi mümkün değil.
Dört yıl SPK başkanlığı yapıp bu günkü rezaletin mimarlarından olan, AKP’nin eski Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün oğlu şimdi ne yapıyor dersiniz? Görev süresi 6 Mayıs 2026’da dolunca, hemen iki gün sonra, 8 Mayıs’ta Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) Başkanlığına atandı. Yani SPK’yı Türkiye’nin en güvenilmez kurumlarından birisi haline getiren kişi, artık kamu gözetimi ve denetiminden sorumlu. Fıkra gibi değil mi? Yaparsa AKP yapar.
Gelelim, “Allah’ın vererek sınadığı”, üç dönem AKP’de vekillik yapmış meşhur Zehra Taşkesenlioğlu’nun ağbisi, 2018-2022 yılları SPK Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu’na.. Rüşvet karşılığı şirketlerin borsa yasaklarının kaldırılması ve kural dışı halka arz ve sermaye artırımı yetkilerinin verilmesi suretiyle inanılması güç bir malvarlığı edinimi gerçekleştirildiğine ilişkin iddialar, bu iki kardeşin yanında, Zehra’nın eski eşi Ünsal Ban ve eski bakanlardan Ersin Taranoğlu’nun kardeşi, Cumhurbaşkanı danışmanı Serkan Taranoğlu’na kadar uzandı. Zehra’nın o zamanki eşi Ünsal Ban’ı bıçakla yaralamasına ilişkin videolar bile dolaşıma girdi ancak bu ağbi kardeşe kimse dokun(a)madı. Yüzlerce suç duyurusuna karşın Ali Fuat Taşkesenlioğlu için kurul izni olmaması, Zehra Taşkesenlioğlu için delil yokluğu gerekçe gösterilerek “soruşturma yapılmasına yer olmadığı” kararları jet hızıyla verildi. Dolayısıyla bu kişileri, halen, onların deyimiyle “Allah vererek sınamaya” devam ediyor. Zehra’nın eski kocası Ünsal Ban’ın yurtdışına kaçmasına göz yumulması, bir polisiye film edasında ve herkesin gözü önünde gerçekleşti. Serkan Taranoğlu ise affını istedi, böylece bugünlere gelindi.
Haliyle, SPK’nın böyle olduğu bir ortamda, imam-cemaat ilişkisi şekillenmekte gecikmedi..
Son olarak, Haziran 2023’ten bu yana Hazine ve Maliye Bakanı olan, Kasım 2025’te Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi’nde fon piyasalarındaki manipülasyon ve düzenleme eksikliğinden söz eden ve sonra neredeyse bir yıl olan biteni sadece seyretmekle yetinen Mehmet Şimşek’e ne demeli?
Mehmet Şimşek ve yalnızca Mehmet Şimşek değil, tüm bu atama kararlarını imzalayan herkes için istifa ve hesap verme zamanıdır.
Türkiye yaptıklarınızı unutmayacak, unutturamayacaksınız!
ezel akay retweeted
Ya adam Ayhan Bora Kaplan, mafya babasından araba parası almış, dekontu var. Ankara Cumhuriyet Başsavcısı'ydı bu adam, gitti Yargıtay üyesi oldu. Ya bu ülke böyle kokuşmuş bir ülke arkadaşlar. Ya böyle bir rezalet bir durumdayız. Ben bu rezaleti bir milletvekili olarak kabul etmiyorum. Millet adına burada protesto ediyorum. Bana ve millete yapılan tüm haksızlıklara ve saygısızlıklara karşı buradan sesimi yükseltiyorum, susmuyorum kabul etmiyorum.
youtu.be/5cpvtISQ18E
İbret-i alem!
İtfaiye kamyonuna saldırılıyor, eylemciler saldırganı yakalıyor ve saldırgan polis çıkıyor...
Çünkü yıllardır Fransa'da polisler bizde olduğu gibi aşırı sağcılardan seçilir, bizde buna bir de dinciler eklenir, iki kesimin de ortak yanı halklarından nefret etmeleridir. Hani bizde iki kesimin ortak sloganı, "Keşke Yunan kazansaydı"dır ya, orada da "Keşke Kral kazansaydı"dır. Bizdekiler de zaten Osmanlıcıdır, zira halkın çıkarlarından değil, kendilerine ulufe atacak İngilizin kapısına bağlanmış Vahdettin'e taparlar...
ezel akay retweeted
Osman Kavala dokuz yıl önce [dile kolay: dokuz yıl yani 3287 gün önce] bugün gözaltına alındı. 1 Kasım’da tutuklandı. Hâlâ tutsak.
#OsmanKavalayaÖzgürlük
#FreeOsmanKavala
Replying to @PopDedik
Unutmayalım: Osman Kavala, 1 Kasım 2017'den bu yana cezaevinde.
#OsmanKavalayaÖzgürlük
xitter.cf/FreeOsmanKavala/status…
ezel akay retweeted
İstanbul'daki selin ardından dünyaya baktık: Dereler nasıl geri gelir?
Yirminci yüzyılda dünyanın pek çok şehri derelerini betonla kapattı, üstüne otoyol yaptı. Bu videoda tersini yapan üç şehri inceliyoruz 👇
📹 Jale Gülsün Gür
Diğer ülkeler nehir yatakları ile nasıl baş ediyor ?#japonya #engineerin... youtube.com/shorts/1aTzdPbau… @YouTube aracılığıyla
günaydın! Bu sabah içimden bir sürü "şey" geçti ve bir dilekte bulundum: "...ceza hukukunda, genel anlamda hakaret ve küfür etmek ceza hukukuna göre bir suç değildir. [1]
İfade Özgürlüğü: ... başkana veya herhangi bir vatandaşa yönelik eleştirileri, hakaret içeren sözleri veya protestoları Anayasa'nın ...Ek Maddesi kapsamında ifade özgürlüğü olarak kabul edilir.
Ceza Hukuku Karşılığı Yoktur: Hakaret ettiğiniz için hapis cezası alamazsınız veya polis bu yüzden sizi ceza mahkemesinde yargılayamaz.
Tazminat Davaları (Hukuk Davası): Hakaretin ceza kanununda suç olmaması, mağdurun tazminat veya manevi zararların tazmini için size karşı özel hukuk (tazminat) davası açamayacağı anlamına gelmez. Kişiler bu yolla maddi veya manevi tazminat talep edebilirler.
ezel akay retweeted
Sonbaharla birlikte iktidarın kontrolü kaybetmeye başladığı görüntüsü, hapiste olmasına rağmen -belki bu çileyle iyice pişerek- artık bir devlet adamı kumaşına sahip olmaya başlayan İstanbul’un Belediye Başkanı, finans krizinin finans piyasalarından aldığı ağır tepki, gidişatın asıl istikametini gösteriyor. Bu gidişatın, ay sonunda sanki tersine döndürülmüş gibi bir görüntü arzetmesi ihtimali, karamsar kötümserliğini yeniden depreştirmemeli.
Eğer artık ülkenin aktif bir şekilde tamamen değişme sürecini yaşadığı iyi anlaşılırsa, “bak bu kötü durumun da üstesinden geldiler, gene dört ayak üztüne düştüler” yanılsamasından kimse etkilenilmez. Tüm “görüntü”lere ve “algı”lara rağmen, ülkeyi/halkı kontrol kaybının giderek daha da büyümesi ve muktedir elitlerin kendi arasında ciddi krizlere vesile olması mümkün.
Hayatın her durumu hızlandırdığı bir zaman dilimi bu. Devran, iyi bir belediye başkanından sahici bir devlet adamı damıtıyor ve Türkiye’nin geleceğini temsil edenleri çok sıkı sınıyor. Gidişatın varacağı yer belli, bugünkü şekilde devam etmesi hiç mümkün değil. Bugünlerin bir rövanşı mutlaka olacak gibi görünüyor, zira bu konuda halkın tamamında bir mutabakat oluşuyor.
Etki-tepki prensibi kader konularında da işler. Er ya da geç, ne ekerseniz onu biçersiniz. İlahi adalet, bir “inanç” meselesi değil, (uzun erimli olabilen) fizik gibi bir etme bulma denklemidir. Kaderin nasıl işlediğini en iyi M.Ö. 6. Yüzyılda yazılmış Hint metinleri “Brihadaranyaka-Upanishad” açıklar ve kaderin hesabının, iyilik/kötülük vahametine/yoğunluğuna göre ömürler ve kuşaklar boyu nasıl sürdüğünü anlatır.
Göründüğü kadarıyla yeni bir Türkiye geliyor; Eski Türkiye de sadece varlığıyla değil, olası gelecek kuşaklarıyla, hayalleriyle, savunduğu ideolojiler ve kendilerine has inancıyla ve sadece kendisi için işleyen “etik” anlayışlarıyla birlikte gitmeye hazırlanıyor…
ezel akay retweeted
Osman Kavala’nın, AİHM’in 25 Ağustos tarihli kararı ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yeniden yargılama talebini reddetmesine ilişkin açıklaması:
ezel akay retweeted
Bahadır Özgür, niye gözaltında? Gizli ibareli müzekkere yazısı ve 109 kişilik liste, daha sonra savcılık tarafından servis edildi.
Böyle listelere gizli ibaresi niye konulur?
Tüm bankalara tapuya, noterlere gönderiyorsunuz. Nasıl gizli kalmasını beklersiniz ki?
Herkes kim çalmış. hangi siyasi işin içinde merak ediyor.
Gazeteci işini yapıyor. Bilgilendiriyor.
Ne oldu şimdi;
Bahadır yazınca ne bozuldu?
Ne?




























