Kurucu Başkan / Founding President @rasgamorg | Founder & CEO @raccoonseccom | Cybersecurity / IR | MA: @msuedutr PhD: @sauortadogu

Joined September 2011
📍Siber İstihbarat Savaşları kitabım raflarda yerini aldı! Tüm kitap satış noktalarında ve online mağazalarda! 📚 Kitapta kritik siber casusluk vakaları, siber savaşlar ve siber istihbarat faaliyetlerine dair başka yerde okuyamayacağınız detaylar var👇 - Dünyadaki ilk siber casusluk silahı olan Promis nasıl geliştirildi? Promis’in ticaretinde İran, Mossad, CIA ve Beyaz Saray’ın da dahil olduğu skandallar neleri ortaya çıkardı? - Dünyadaki en önemli 10 siber saldırı ne gibi sonuçlara yol açtı? (Stuxnet, GhostNet, WannaCry, NotPetya, Solarwinds vb) - ABD, Birleşik Krallık, Rusya ve Çin arasındaki siber savaşlarda neler yaşandı? Dinleme faaliyetleri hangi yöntemlerle yürütüldü? - Kuzey Kore kripto para hırsızlığıyla nükleer silah programını nasıl fonladı? - Rusya ve Çin’in ABD’deki aylar süren siber casusluk ve istihbarat operasyonları nasıl tespit edildi? - Çinli siber casuslar ABD’nin önde gelen telekomünikasyon şirketlerine nasıl sızdı? Trump ve Biden dahil pek çok ABD’li üst düzey isimleri nasıl dinledi? - İsrail’in yapay zeka destekli katliam makinesi Lavender nasıl çalışıyordu? Lavender’i geliştiren İsrail askeri istihbarat teşkilatı mensubu general nasıl ifşa oldu? - Mossad ve Unit8200, Hizbullah’a ait çağrı cihazlarını ve telsizleri nasıl patlattı? Paravan şirketler ve casuslar üzerinden hangi faaliyetleri yürüttü? Çağrı cihazlarını nasıl üretti ve pazarladı? - Milli İstihbarat Teşkilatı, Mossad’ın çağrı cihazlarını İstanbul’da nasıl ele geçirdi ? - Milli İstihbarat Teşkilatı, Mossad’ın hangi siber istihbarat ve casusluk faaliyetlerini engelledi? - İsrail, dünyada siber casusluk aktörleri arasında nasıl lider konuma geldi? Hangi ülkelerde, hangi siber istihbarat şirketleri var? - İsrail’in gelişmiş siber silahları ve casus yazılımları dünyada hangi ülkeleri hedef aldı? - Pegasus, Predator, Graphite ve diğer sofistike casus yazılımlar dünyada hangi skandallara karıştı? - NSO Group, Intellexa ve diğer siber istihbarat devlerinin ifşa olan dokümanları neleri ortaya çıkardı? - FBI, uluslararası suç örgütlerini çökerten ANOM adlı cihazı nasıl geliştirdi? ANOM’u dünyaya yaymak için hangi Türk suç örgütü liderini kullandı? - Suç örgütlerinin kullandığı MATRIX platformu nasıl tespit edildi? Milyonlarca mesajdan hangi bilgilere ulaşıldı? Bu soruların cevaplarını ve çok daha fazlasını kitapta bulacaksınız. Şimdiden keyifli okumalar dilerim:) @destekyayinlari @kitapyurducom @DRdunyasi @bkmkitap @idefix @babilcom @hepsiburada @Trendyol @amazon #sibergüvenlik #siberistihbarat #sibersavaş #casusluk #istihbarat #yenikitap #kitapönerisi #kitaptavsiyesi
24
117
14
444
164,962
Ersin Çahmutoğlu retweeted
📌Türkiye merkezli bağımsız bir siber güvenlik düşünce kuruluşu olan RASGAM’ın faaliyetlerine başladığını sizlerle paylaşmaktan gurur duyuyorum.🇹🇷 Siber güvenlik, ulusal güvenlikten uluslararası ilişkilere, ekonomiden jeopolitik gelişmelere kadar pek çok alanı doğrudan etkileyen stratejik bir mesele haline geldi. RASGAM’ı da bu düşünceyle hayata geçirdik… Ülkemize, özgün ve yeni nesil bir siber güvenlik araştırma merkezi kazandırmak amacıyla kurduğumuz RASGAM bünyesinde; -Siber istihbarat, -Siber suçlar, -Siber casusluk, -Yapay zeka destekli siber tehditler, -Siber güvenlik stratejileri ve -Ulusal siber güvenlik politikaları başta olmak üzere siber alanın kritik yönlerine odaklanacağız. Ulusal ve uluslararası güvenlik perspektifiyle, özellikle Türkiye’yi ilgilendiren siber güvenlik meselelerini yakından takip edeceğiz. Araştırmalarımız, analizlerimiz ve uzman görüşlerimizle hem Türkiye'de hem de uluslararası alanda bilgi üretimine katkı sunmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda, ülkemizi ve dünyayı ilgilendiren siber güvenlik tehditlerine ilişkin farkındalığı artırmayı amaçlıyoruz. Bu çalışmalarımızın teknik boyutunu geliştirmek amacıyla RaccoonSec isimli siber güvenlik laboratuvarımızı da hayata geçirdik. RASGAM çatısı altında faaliyet gösterecek olan RaccoonSec, siber tehdit istihbaratı ve analizi, siber suç ve siber casusluk faaliyetlerinin teknik açıdan incelenmesi, adli bilişim, yapay zeka destekli siber güvenlik uygulamaları ve teknik siber güvenlik araştırmalarına odaklanacak. Aynı zamanda siber alandaki güncel gelişmeleri takip ederek haberler, raporlar, analizler ve benzeri içerikler yayımlayan bir platform olarak da faaliyet gösterecek. RASGAM ve RaccoonSec ile stratejik düşünceyi teknik araştırmayla buluşturan, birbirini tamamlayan bir çalışma modeli oluşturmayı hedefliyoruz. Önümüzde uzun bir yol var. Önceliğimiz, nitelikli, özgün ve güvenilir çalışmalar üreterek Türkiye’nin siber güvenlik alanındaki bilgi birikimine katkıda bulunmak ve bu alandaki tartışmalara anlamlı bir perspektif kazandırmak… Bu yeni başlangıcın ülkemiz ve siber güvenlik ekosistemi için faydalı çalışmalara vesile olmasını diliyorum...
9
27
7
161
14,775
Ersin Çahmutoğlu retweeted
Proxybox Altyapısı ve Socks5SystemZ Zararlı Yazılım Ailesi: Tehdit Ekosistemi ve Teknik Analiz Raporu Bu rapor, geçmişi 2012 yılına kadar uzanan ve günümüzde Socks5SystemZ kötü amaçlı yazılımıyla ilişkilendirilen ProxyBox platformuna yönelik açık kaynak istihbarat (OSINT) bulgularını derlemektedir. Ayrıca raporda, Socks5SystemZ zararlı yazılım ailesine ait bir örnek yazılımın teknik incelemesi ve analizine de yer verilmektedir. Raporda, ProxyBox isimli bir şirketin, kendi ismiyle pazarladığı ProxyBox platformunun sunduğu IP havuzu büyüklüğü, tanıtım faaliyetlerindeki tutarsızlıklar ve teknik detaylara dair arka plan incelemesi de yer almaktadır. Raporu okumak için; rasgam.org/raporlar/2-proxyb… #malware #zararlıyazılım #siber #sibergüvenlik #cyber #cybersecurity #proxy #proxybox #botnet
3
4
519
Ersin Çahmutoğlu retweeted
İsrail’in siber casusluk aygıtı, dijital reklamları ulusal güvenlik tehdidine dönüştürdü - Görüş/Yorum İsrailli bir şirketin küresel reklam altyapısını tüm dünyadaki cihazlara casus yazılım bulaştırmak için kullanması, uluslararası alanda endişelere neden oldu. Toronto Üniversitesi bünyesindeki Citizen Lab ile reklam güvenliği şirketi Confiant, İsrailli dijital reklam şirketi Discover-Tech’in kullandığı “AdFection” adı verilen ve yalnızca reklamın görüntülenmesine ihtiyaç duyan bir yönteme dikkat çekiyor. Araştırmaya göre Discover-Tech, hedefli reklamlar üzerinden casus yazılımları cihazlara ulaştıran bir altyapı sağlıyor. Bu yöntemde, kullanıcıların reklama tıklaması veya dosya açması gerekmeden (zero click yöntemi), hedef olarak belirlenen cihazlara casus yazılım bulaşıyor. Araştırmalar sonucu söz konusu casus yazılımın, İsrailli siber istihbarat şirketi Candiru’nun (şimdiki adıyla IntegrityLabs) geliştirdiği bir siber silah olduğu anlaşılıyor. Discover-Tech’in Candiru şirketi dışında Bindecy ve Intelos adlı şirketlerle bağlantıları da tespit edildi. Bu şirketlerin İsrail askeri istihbarat teşkilatına bağlı Unit 8200 ile çok yakın ilişkisi var. Hatta Bindecy’nin kurucularının eskiden Unit 8200’de görev aldığı da biliniyor. Ayrıca, siber casusluk devi İsrailli Intellexa grup şirketinin alt şirketlerinden olan Circles ve Senpai’nin kurucularından bazıları da Discover-Tech’in yönetim kurulunda görev alıyor. Eric Banoun, bu isimler arasında öne çıkan biri olarak biliniyor. Analizin tamamını okumak için; rasgam.org/raporlar/1-israil… #siber #sibergüvenlik #istihbarat #israil #casusyazılım
5
13
917
📌Türkiye merkezli bağımsız bir siber güvenlik düşünce kuruluşu olan RASGAM’ın faaliyetlerine başladığını sizlerle paylaşmaktan gurur duyuyorum.🇹🇷 Siber güvenlik, ulusal güvenlikten uluslararası ilişkilere, ekonomiden jeopolitik gelişmelere kadar pek çok alanı doğrudan etkileyen stratejik bir mesele haline geldi. RASGAM’ı da bu düşünceyle hayata geçirdik… Ülkemize, özgün ve yeni nesil bir siber güvenlik araştırma merkezi kazandırmak amacıyla kurduğumuz RASGAM bünyesinde; -Siber istihbarat, -Siber suçlar, -Siber casusluk, -Yapay zeka destekli siber tehditler, -Siber güvenlik stratejileri ve -Ulusal siber güvenlik politikaları başta olmak üzere siber alanın kritik yönlerine odaklanacağız. Ulusal ve uluslararası güvenlik perspektifiyle, özellikle Türkiye’yi ilgilendiren siber güvenlik meselelerini yakından takip edeceğiz. Araştırmalarımız, analizlerimiz ve uzman görüşlerimizle hem Türkiye'de hem de uluslararası alanda bilgi üretimine katkı sunmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda, ülkemizi ve dünyayı ilgilendiren siber güvenlik tehditlerine ilişkin farkındalığı artırmayı amaçlıyoruz. Bu çalışmalarımızın teknik boyutunu geliştirmek amacıyla RaccoonSec isimli siber güvenlik laboratuvarımızı da hayata geçirdik. RASGAM çatısı altında faaliyet gösterecek olan RaccoonSec, siber tehdit istihbaratı ve analizi, siber suç ve siber casusluk faaliyetlerinin teknik açıdan incelenmesi, adli bilişim, yapay zeka destekli siber güvenlik uygulamaları ve teknik siber güvenlik araştırmalarına odaklanacak. Aynı zamanda siber alandaki güncel gelişmeleri takip ederek haberler, raporlar, analizler ve benzeri içerikler yayımlayan bir platform olarak da faaliyet gösterecek. RASGAM ve RaccoonSec ile stratejik düşünceyi teknik araştırmayla buluşturan, birbirini tamamlayan bir çalışma modeli oluşturmayı hedefliyoruz. Önümüzde uzun bir yol var. Önceliğimiz, nitelikli, özgün ve güvenilir çalışmalar üreterek Türkiye’nin siber güvenlik alanındaki bilgi birikimine katkıda bulunmak ve bu alandaki tartışmalara anlamlı bir perspektif kazandırmak… Bu yeni başlangıcın ülkemiz ve siber güvenlik ekosistemi için faydalı çalışmalara vesile olmasını diliyorum...
9
27
7
161
14,775
Yeni bir ulusal ve uluslararası güvenlik tehdidiyle karşı karşıya olabiliriz! Dün yayınlanan bir araştırma raporu, Discover Tech adlı İsrail menşeli dijital reklam şirketinin, küresel reklam altyapısını cihazlara casus yazılım bulaştırmak için kullandığını ortaya koydu. @citizenlab ile reklam güvenliği şirketi @WeAreConfiant, Discover-Tech’in kullandığı “AdFection” adı verilen ve yalnızca reklam görüntülenmesine ihtiyaç duyan bir siber casusluk faaliyetine dikkat çekiyor. Bu yöntemde, kullanıcıların reklama tıklaması veya dosya açması gerekmeden (zero click), hedef olarak belirlenen cihazlara casus yazılım bulaşıyor. Söz konusu casus yazılımın, İsrailli siber istihbarat şirketi Candiru’nun (şimdiki adıyla IntegrityLabs) geliştirdiği bir siber silah olduğu anlaşılıyor. Bu casus yazılımla, cep telefonu kullanan herkes hedef olabilir, cihazlarına sızılabilir. Casus yazılımı kullananların, kişinin telefon numarasına veya e-postasına ihtiyaç duymuyor. Hiçbir mesaj veya bağlantı söz konusu olmadığından mağdur kişilerin fark edebileceği neredeyse hiçbir şey yok. Araştırmacılar, Discover-Tech’in dünya genelinde günde en az 10 milyon reklam gösterdiğini belirtiyor. Ayrıca, Discover-Tech reklamlarının 120.000'den fazla web sitesinde ve 70.000 uygulamada çalıştığı da tespit edildi. Bu reklamlar, dünyada çok sayıda ülkede kamu kurumlarının, büyük şirketlerin ve kuruluşların ağ ve sistemlerine ulaşıyor. Discover-Tech, Controlium adını verdiği panel üzerinden hedef alınacak kullanıcıları belirliyor ve operasyonlarını yönetiyor. Hedefler, mobil reklam kimliği, tarayıcı çerez kimliği veya IP adresiyle belirleniyor. Discover-Tech’in Candiru şirketi dışında Bindecy ve Intelos şirketleri ile bağlantıları da bulundu. Bu şirketlerin İsrail askeri istihbarat teşkilatına bağlı Unit 8200 ile çok yakın ilişkisi var. Hatta Bindecy’nin kurucuları eskiden Unit 8200’de görev aldılar. Ayrıca, siber casusluk devi Intellexa grup şirketinin alt şirketlerinden olan Circles ve Senpai’nin kurucularından bazıları Discover-Tech’in yönetim kurulunda görev alıyor. Intellexa’nın, geçmişte benzer yöntemler kullanan bir siber casusluk aracı geliştirdiğini de hatırlatalım. Aladdin adındaki bu casus yazılımın reklam görüntülemeleri üzerinden telefonlara sızdığı iki yıl önce ortaya çıkmıştı. Detayları o dönemlerde paylaşmıştım; 1- xitter.cf/ersincmt/status/178031… 2- xitter.cf/ersincmt/status/199735… İsraille ilişkili bu kitlesel gözetimin ve siber casusluk operasyonun boyutunu bilmiyoruz. İlerleyen dönemlerde büyük güvenlik tehditleriyle karşı karşıya kalabilriz. Çünkü bu tehdit giderek büyüyor. Özellikle İsrail'in bu konu özelindeki faaliyetleri dikkat çekici ve tehlikeli olmaya başladı. Discover-Tech vakası, dijital reklamcılığın güvenlik politikalarındaki yerinin yeniden değerlendirilmesinin önünü açmış olabilir. Bu noktada, küresel dijital reklam sistemindeki yapısal risklere karşı düzenleyici müdahale gerektiğini vurgulamak gerekir. Dijital reklamcılık, kişisel verilerin korunmasıyla birlikte siber güvenlik ve ulusal güvenlik politikalarının konusu olarak ele alınmalıdır. Devletler, böyle bir risk ve tehlikeye karşı bazı düzenleme ve denetimleri hayata geçirmelidir. Özellikle hassas konum bilgilerinin, cihaz kimliklerinin ve kişiyi tanımlamaya elverişli verilerin reklam piyasasında dolaşımına sınırlar getirilmelidir.
İsrailli siber casusluk şirketi Intellexa ve amiral gemisi ürünü Predator'e dair yeni veriler ifşa oldu! İnternette rastgele karşımıza çıkan reklamlar üzerinden telefonlarımıza sızabilen Predator casus yazılımıyla ilgili ortaya çıkan detaylar şunu gösteriyor; Şimdiye kadar bildiğimiz bütün gelişmiş casus yazılımları (Pegasus dahil) unutabiliriz! Yapılan incelemelerde, yakın zamanda Pakistan ve Irak'ta tespit edilen Predator casus yazılımının günümüzde hala aktif olduğu ortaya çıktı. Intellexa'nın amiral gemisi ürünü olan Predator casus yazılımını aslında yıllar önce yazmış, konuşmuştuk. Ne kadar gelişmiş seviyede bir siber silah olduğunu orada görmüştük. Onu geliştiren şirketin kolları ve karanlık yapısını da detaylıca anlatmıştık. Birkaç gün önce ortaya çıkan bilgiler ise dünyanın karşı karşıya kaldığı tehdidin nasıl giderek büyüdüğünü gösteriyor. 2019 yılında devletlere satılmaya başlanan Predator bugün hala aktif durumda ve güncel olan tüm iOS ve Android cihazlara sızabiliyor. Telefonları tamamen ele geçiren bu yazılım; -Signal ve WhatsApp dahil tüm mesajlaşma uygulamalarındaki görüşmeleri okuyabiliyor ve dinleyebiliyor, -Anlık olarak mikrofonu açıp ortamdan ses kaydı alabiliyor, - Tüm e-posta, SMS ve mesajları okuyabiliyor, -Anlık cihaz konum bilgilerine ulaşabiliyor, -Anlık ekran görüntüleri alabiliyor, -Anlık olarak kamerayı açıp ortamdan görüntü alabiliyor, -Cihazda saklanan her türlü fotoğraf, saklanan şifreler, rehber vs verilere erişebiliyor... Şirket İsrailli ancak Dubai'den Yunanistan'a, Kuzey Makedonya'dan Çek Cumhuriyeti'ne kadar uzanan onlarca paravan şirketlere sahip. Casus yazılım satışlarını bu paravan şirketler üzerinden yapıyor. Ortaya çıkan belgelerde Predator'un çeşitli sızma yöntemleri var. Pegasus'ta da gördüğümüz "0-click" ve "1-click" yöntemleri malum. Çoğunlukla WhatsApp'tan gelen bağlantı veya dosyalar üzerinden (tıklama olmasa bile) sızma söz konusu. Ancak iki ilginç sızma yönteminden daha bahsetmek gerek; Sızan dokümanlarda, Intellexa bu yöntemleri "Taktik" ve "Stratejik" olarak sınıflandırmış; Taktik yöntemde; Fiziki erişimle veya sahte baz istasyonuyla hedefin mobil telefon bağlantısını 2G'ye düşürerek cihaza casus yazılımı sızdırıyorlar. Stratejik yöntem ise sıra dışı... "Aladdin" adı verilen bir vektör ile cihaz internette gezinirken rastgele çıkan reklamlar üzerinden casus yazılımı sızdırıyorlar! Intellexa Aladdin'i, dünyanın herhangi bir yerindeki hedef cihazlara bulaşmasını mümkün kılabilecek bir stratejik enfeksiyon vektörü olarak geliştirdi. Aladdin sistemi kısaca şöyle işliyor; Operatör (istihbarat servisi ya da ilgili devlet kurumu) tarafından oluşturulan kötü amaçlı bir reklamın, hedef kişi ya da kişilerin telefonunda gösterilmesi sağlanarak Predator hedefin telefonuna bulaşıyor. Predator'un sızmasını sağlayan kötü amaçlı reklam, güvenilir bir haber sitesi, bir mobil uygulama veya herhangi bir web sitesinde sunulabiliyor ve hedefin şüphelenmeyeceği şekilde, tıpkı sıradan reklamlar gibi de görünebiliyor. Şirketten sızdırılan belgeler, reklamlara tıklamaya gerek kalmadan, yalnızca görüntülenmesi bile Predator'un hedef kişi ya da kişilerin cihazına bulaşmak için yeterli olduğunu açıklıyor. Intellexa, 2025'in başından bu yana bu alana giderek daha fazla odaklanmış. Burada büyük bir stratejik plan söz konusu. Çünkü şirket, küresel reklam ekosistemine sızmak için çok sayıda paravan şirket inşa etmiş. Elde edilen verilerde başka detaylar da var; Intellexa'nın Predator casus yazılımının son birkaç ay içerisinde Pakistan ve Irak'ta kullanıldığı tespit edildi. Hatta ilave olarak, birkaç ay öncesine kadar Suudi Arabistan, Mısır, Özbekistan ve Kazakistan'da da Predator casus yazılımı kullanılıyordu. (Belki hala kullanılıyor) @haaretzcom , @googlecloud, @insidestory_gr , @amnesty ve @RecordedFuture 'daki uzmanların bulgularına göre, Intellexa yöneticileri, müşterisi olan her ülkeye bir takma isim vermiş. Buna göre Predator'ı satın alan ülkelerin her biri Dragon, Eagle, Falcon, Flamingo, Fox, Glen, Lion, Tiger, Loco, Phoenix, Rhino gibi hayvan isimleriyle kodlanmış. (Bu kodlamayı, Pegasus'un geliştiricisi NSO Group da yapıyor) Ortaya çıkan belgelerde ilginç bir bulgu daha var; Şirketin müşterilere (istihbarat servislerine) yönelik hazırladığı eğitim videolarından bazıları sızdırılıyor. Bu videolar bir şeyi açık ediyor; Intellexa, fiziksel olarak devlet kurumlarında bulunanlar da dahil olmak üzere Predator sistemlerine ve sunucularına uzaktan erişimi sürekli olarak sürdürebiliyor. Yani Intellexa, devletlere sattığı Predator'u o devletin nasıl kullandığı, kimleri hedef aldığı ve neler elde ettiği gibi bilgilere kolaylıkla erişebiliyor. Bu bilgi, benim yıllar önce Pegasus ifşaları sürerken dile getirdiğim bir düşünceyi de doğrulamış oluyor. Intellexa veya NSO Group gibi şirketler İsrail hükümetiyle sadece elde ettiği maddi geliri paylaşmıyor. Devasa istihbarat verisini de İsrail hükümetine veriyorlar. İşte böylece, Pegasus ve Predator gibi yazılımları satın alan devletlerin topladığı her türlü veri ve bilgi olduğu gibi İsrail devletine gitmiş oluyor. Intellexa, özellikle son üç yıldır mobil cihazlara yönelik sıfırıncı gün güvenlik açıklarını istismar eden dünyadaki en yaygın casus yazılım sağlayıcısı konumuna geldi. Bu yönüyle NSO Group'u geride bırakmış oldu. Zaten dünya çapında onlarca bağlı alt şirket ve paravan şirkete sahip başka bir siber casusluk devi yok. Geçen yıl ve önceki yıllarda defalarca ifşa olmasına, tepkiler toplamasına ve hatta ABD'den ve AB'den yaptırım cezaları almasına rağmen Intellexa, devletlerin istihbarat servisleri için faaliyetlerine devam ederek yeni güvenlik açıkları edinme veya geliştirme çabasını sürdürüyor. Öyle ki Intellexa, son dört yıldır sadece Android'deki 15 farklı sıfırıncı gün güvenlik açığını istismar etmiş. Bu konuda daha çok hedef olan ve güvenliği daha fazla ihlal edilen Apple cihazlarda bu sayı daha da yüksek. Intellexa, Yunanistan merkezli olsa da şirket tamamıyla İsraillidir. Kurucusu Tal Dilian, İsrail askeri istihbarat servisindeki Unit8200 ve Unit81'de üst düzeyde görevlerde bulundu. 2008 yılında bu endüstriye girdi ve bugün dünyanın pek çok ülkesine paravan şirketlerle yayılan bir "casus yazılım baronu"nu yönetiyor. Tal Dilian, Intellexa ve Predator hakkındaki tüm detayları ve bunların dahil olduğu skandalları, ayrıca Yunanistan, Fransa ve İspanya gibi ülkelerdeki Predator üzerinden yürütülen dinleme olaylarını ve çok daha fazlasını "Siber İstihbarat Savaşları" kitabımda bulabilirsiniz; 👉 xitter.cf/ersincmt/status/193755…
1
39
4
160
11,617
🚨Türkiye’den en az üç bakanın cep telefonunun casus yazılımla hedef alındığı ortaya çıktı. Geçtiğimiz ay Apple, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 110 ülkedeki belirli kullanıcılara uyarı bildirimi göndermişti. Ticari seviyede casus yazılımla hedef olduğuna dair Apple’dan bildirim alan kullanıcılar arasında en az üç bakanın olduğu bilgisi mevcut. @MiddleEastEye ‘a konuşan yetkililer hangi casus yazılımın hangi bakanı hedef aldığına dair detay vermedi. Casus yazılımın sızma girişiminin başarısız olduğu belirtiliyor. Lockdown Mode gibi çeşitli önlemlerin ve cihaz ve uygulamalar özelinde alınan güvenlik önlemlerinin sızmayı engellediği ifade ediliyor. Siber Güvenlik Başkanlığı'nın (@cbsiberguvenlik) ilgili telefonları incelediği, değiştirdiği ve ek güvenlik önlemleri uyguladığı bilgisi de mevcut. Olayın arkasındaki fail açıklanmasa da şüpheli ülke çok. İsrail ve Yunanistan’ın öncelikle akla gelen failler olduğunu belirtmek isterim. Pegasus, Predator, Graphite, Reign gibi casus yazılımlar son yıllarda en yaygın olan ve dünyada pek çok yerde kullanılan casus yazılımların başında gelir. Hepsinin geliştiricisi İsrail’dir. İsrail merkezli olan ya da İsrailli eski istihbarat uzmanları tarafından Güney Kıbrıs ve Yunanistan gibi ülkelerde kurulan şirketler bu casus yazılımları geliştirip belirli “izinli” ülkelere satıyorlar. İsrail eski başbakanı Ehud Barak başta olmak üzere pek çok üst düzey İsrailli isimlerin kurduğu bu tür şirketler milyon dolarlık siber silahlar geliştirerek Türkiye’yi de hedef alabiliyorlar. Olayın arkasında yüzde 95 İsrail var. (Casus yazılım geliştiren ve satan başka ülkeler de var ama İsrail bu işin en tepesinde) Yani bahse konu casus yazılım bence İsrail menşeli. Peki acaba satın alan ve Türkiye’deki bakanlara karşı kullanan kim? Ve hangi bakanlarımız, neden hedef alındı? Son dönemdeki belirli jeopolitik gelişmeler ışığında bu soruların cevaplarını bulabilmek mümkün.
11
45
7
173
27,690
ABD'nin, ulusal güvenlik endişelerinden dolayı Anthropic'in yapay zeka modelleri Fable ve Mythos'a erişim sınırlaması getirmesi yeni bir dönemin habercisidir. Bu gibi ürünlere ve modellere tam anlamıyla erişim ve kullanım imkanının sadece onu geliştiren ülkelerde olacağını somut şekilde görmüş olduk. Anthropic örneği, "erişim" ile "sahiplik" kavramlarının farkını bize gösterdi. Güvenlik söz konusu olduğunda, "sahip olma”nın ne kadar kritik önemde olduğunu anlıyoruz. ABD, ulusal güvenliği öne sürerek ülkesini ve vatandaşlarını koruma adına böyle bir adım attı. Özellikle, Anthropic'in üstün nitelikli olarak tanımlanan Mythos modelinin, NSA ve USCYBERCOM gibi kritik kurumlar tarafından tüm yetenekleriyle ve imkanlarıyla kullanılabilmesi çok önemli bir husus. Anthropic'in yakın zamanda, Mythos'u tüm yönleriyle kullanabilmesi için NSA'ya özel bir erişim sağladığı ve mühendislerini NSA'ya gönderdiği biliniyor. Bir siber silah geliştirici ya da siber savunma kalkanı olarak da kullanılabilecek bu yapay zeka teknolojisi, ABD için en kritik altyapılardan biri haline geldi. Dolayısıyla, böyle bir teknolojinin ileri düzey çabalarla korunması ve sınırlandırılması gerekir. Artık Mythos gibi yapay zeka modelleri, sıradan bir yazılım teknolojisi değil, ülkelerin kritik altyapılarından biri olarak görülecek. Bu yüzden yapay zeka konusunda dünyada bir egemenlik yarışının başlaması olasıdır. Bu yarışta Türkiye, kendi bağımsız ve güvenli yapay zeka modellerini geliştirmekle birlikte, bunlara tüm yönleriyle hakim olmak zorundadır. İnşa edilen ve gelişen yapay zeka teknolojileri, siber vatanın en kritik unsurlarından biri haline gelecektir.
1
9
2
61
26,165
Son dönemlerde gelişmiş devletler, dijital egemenliklerini sağlama adına çok kritik adımlar atıyor. Bu dikkat çekici gelişmeler, ülkemiz için de önem arz ediyor. Avrupa genelinde devletler Amerikan teknoloji şirketlerine olan bağımlılıklarını azaltmak için düğmeye bastı. Geçtiğimiz günlerde Avrupa Komisyonu, yerli bulut hizmetlerini ve yapay zeka teknolojilerini bölgede hakim kılma amacıyla Avrupa Teknolojik Egemenlik Paketi'ni hazırladı. Avrupa'da dijital özerkliği geliştirmeye yönelik çeşitli adımları içeren bu paket, esas olarak bulut hizmetleri, yapay zeka, yongalar ve kritik altyapıları hedefliyor. Avrupa Komisyonu başkanı Ursula von der Leyen’in “hastanelerimizin, enerji şebekelerimizin ve kritik altyapı hizmetlerimizin çalışması için başkalarına bağımlı kalamayız” sözleri, bu çalışmanın önemini ortaya koyuyor. Avrupalı üst düzey liderler, jeopolitik ve teknolojinin birbirine entegre olduğu günümüzde, Avrupa'nın verilerinin, tedarik zincirlerinin ve altyapılarının sadece kendileri tarafından kontrol edilmesinin zamanının geldiğine inanıyorlar. Birçok Avrupa ülkesi bir süredir bu kapsamda kritik adımlar atıyor. Örneğin Fransız hükümeti, tüm devlet kurumlarında Windows işletim sistemini yasaklayıp, açık kaynaklı alternatifi olan Linux'u zorunlu kılmıştı. Ayrıca ülkede, Zoom ve WhatsApp yerine, yerli alternatifler olan Visio ve Tchap zorunlu hale getirildi. İlave olarak, ChatGPT ve DeepSeek gibi yabancı menşeli yapay zeka teknolojileri yerine, Fransız ürünü olan Mistral AI'in kullanımı teşvik edilmeye başlandı. Benzer adımlar Almanya'da, Danimarka'da ve başka ülkelerde de yaşanıyor. Özetle görüyoruz ki, ABD'nin dijital tahakkümünden kurtulmak isteyen Avrupa, yerli bulut hizmetlerinin güçlendirilmesi, yapay zeka teknolojilerinin desteklenmesi ve açık kaynaklı yazılımların kullanımının yaygınlaştırılması gibi hassas çözümleri hızla hayata geçiriyor. Mesele sadece ABD menşeli ürün ve hizmetleri engellemek değil; Çin ve Rusya menşeli ürünler için de benzer endişeler geçerli. ABD neredeyse her ay bir ya da birkaç Çinli şirketi "yasaklı" listesine ekliyor. Çünkü özellikle Çin menşeli siber teknoloji, çip, altyapı ve yapay zeka şirketlerinin tamamının Çin ordusuna hizmet ettiğini düşünüyorlar. Bunda haksız sayılmazlar. Çin'de 2018'de çıkan ulusal istihbarat yasası gereği tüm teknoloji şirketleri Çin'in ulusal güvenliği için hizmet etmek zorunda. ABD bundan dolayı özellikle Huawei ve ZTE gibi şirketleri büyük risk olarak görüyor. Benzer şekilde ABD'nin de aynı yıllarda çıkardığı CLOUD yasası var. Bu yasayla da tüm Amerikan şirketlerine veri paylaşımı zorunluluğu getirildi. Gerekçe; ulusal güvenlik... Gelinen noktada Türkiye ne durumda? ABD ve Çin gibi gelişmiş devletlerle birlikte, Avrupa'nın da dijital egemenlik konusundaki bu büyük adımlarına karşılık olarak Türkiye ne yapıyor? Dijital egemenliğimize büyük tehdit olan yabancı menşeli bulut hizmetleri, yapay zeka teknolojileri, her türlü siber güvenlik ürünleri, telekom altyapılarındaki donanım ve yazılımlar, hatta içme suyu tesisleri ve elektrik santrallerindeki kritik altyapıların güvenliği nasıl sağlanıyor? Özellikle, il ve ilçelerdeki su, elektrik, ulaşım vb altyapılardaki donanım ve yazılımlar kimi zaman çok ciddi güvenlik riskleri barındırıyor. Bu iş artık tartışma boyutunu geçti. Aksiyon gerekiyor! Daha geçtiğimiz günlerde ABD'de 900'den fazla yakıt depolama tanklarının internete açık halde olduğu ve siber saldırılara karşı savunmasız olduğu ortaya çıktı. Bununla birlikte bazı su ve enerji altyapılarında da ciddi güvenlik açıkları tespit edildi. Acaba biz ne durumdayız? Bu konuda gerekli denetimler yapılıyor mu? Eksiklik ya da ihlallerin olması durumunda, ilgili kurum ve kuruluşlara, şirketlere gereken cezalar veriliyor mu? Yaptırımlar uygulanıyor mu? Bu soruların cevapları, ilerleyen dönemlerde dijital egemenliğimize yönelik saldırılara karşı ne kadar hazır olduğumuzu gösterecek. Güvenli ve bağımsız bir dijital altyapı, Türkiye'nin dijital egemenliği için kritik bir unsurdur. Yerli ürün ve çözümleri tamamen yaygınlaştırarak, siber vatanın güvenliğini çok büyük ölçüde sağlayabiliriz. Bu konuda geç olmadan, Avrupa'nın yaptığı gibi düğmeye basmalıyız!
4
24
3
57
9,745
🎯📍Uzun zamandır üzerinde çalıştığım bir projeyi hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Siber güvenlik, siber suçlar, siber istihbarat gibi alanlarda özgün ve etkili çalışmalar yürütecek olan araştırma merkezimizin hazırlıkları nihayete ermek üzere. Türkiye’de, alanında bir ilk olacak bu araştırma merkezi hem bir stratejik düşünce kuruluşu hem de bir laboratuvar olarak faaliyet yürütecek. Ülkemiz için faydalı, bizim için hayırlı olmasını dilerim. Kurumsal kimliğimiz, merkez ofisimiz, web sitemiz ve kadromuza dair bilgiler ve diğer tüm detaylar çok yakında… Takipte kalınız ;) ⌛️
4
12
114
8,139
CIA'in, İsrail menşeli Pegasus casus yazılımını kullanarak, İran'daki üst düzey isimleri ve bazı Devrim Muhafızları mensuplarını aldatmak için sahte WhatsApp ve Signal mesajları gönderdiği ortaya çıktı. Kaynaklar, CIA'in, geçen hafta İran'da düşen uçaktaki pilotun kurtarılmasıyla ilgili mesajlarla İranlıları yemlemek için Pegasus'u kullandığını söylüyor. Henüz detay yok fakat doğruysa, bu olay yeni tartışmalara yol açar. Pegasus'u geliştiren İsrailli NSO şirketi, Trump dönemine kadar ABD'de yasaklı listesindeydi. Yani Biden döneminde Amerikan kurumları NSO ve diğer bazı İsrailli siber istihbarat şirketlerinden yazılım satın alamıyordu. Fakat Trump döneminden sonra tüm bu yasaklar kalktı. Trump'ın Tel Aviv hükümetine olan desteğinin bir göstergesi olan bu adım önemli bir aşama... Fakat sadece bununla da bitmedi. İsrailli eski Unit 8200 subayları tarafından kurulan ve yönetilen NSO şirketinin yeni CEO'su, David Friedman... Trump'ın 2016'daki başkanlık görevinde ABD'nin İsrail Büyükelçisi olarak atadığı Friedman Kasım 2025 itibarıyla NSO'nun başında bulunuyor. Bu ilişki sonrası, ABD'deki CIA, NSA, DEA ve ICE gibi kurumların NSO'dan ve diğer İsrailli siber istihbarat şirketlerinden gelişmiş casus yazılımlar satın almasına şaşırmamak gerekir. Pegasus ve diğer İsrailli muadilleri, dünyanın şimdiye kadar gördüğü en tehlikeli siber silahlardır. Hala Avrupa'da (özellikle İspanya ve Yunanistan'da) dinleme skandallarında bunlar baş rolde. 2019 yılından beri hakkında çok defa bilgiler paylaştığım Pegasus, NSO ve diğer onlarca İsrailli casus yazılım ile ilgili tüm detayları ve ifşa olan hadiseleri, Siber İstihbarat Savaşları kitabımda anlattım.
REPORT: The CIA used Israeli Pegasus spyware in a deception operation during efforts to rescue a downed U.S. airman in Iran, sending fake messages to Iranian officials and IRGC operatives claiming the pilot had already been recovered. - Times of Israel
2
86
5
219
33,714
Fransa hükümeti, Amerikan teknolojilerine olan bağımlılığı azaltma ve dijital egemenliği sağlama amacıyla tüm kurumlarda Linux işletim sistemine geçme kararı aldı. Yakın zamanda kamuda WhatsApp ve Telegram gibi uygulamaları yasaklayıp bunların yerine kendi geliştirdiği Tchap uygulamasını kullanma kararı alan Fransa, olası tüm güvenlik risklerini ortadan kaldırmayı hedefliyor. Aynı zamanda Fransız hükümetinin 2027 yılına kadar kamuda Microsoft Teams ve Zoom gibi video konferans yazılımları yerine, yerli olarak geliştirilen Visio'nun kullanılması talimatını verdiği de biliniyor. Kamuda dijital dönüşümden ve güvenlikten sorumlu kurum olan DINUM, Fransa'nın ulusal dijital altyapısının egemenliğine yönelik riskleri bertaraf etmek için özellikle Amerikan menşeli sistem ve yazılımlardan kurtulma arayışı içerisinde. Bu kapsamda DINUM, 2026 yılı içerisinde yabancı (Avrupalı olmayan) dijital bağımlılıkları ortadan kaldırmaya yönelik bir plan hazırladı; Buna göre tüm kamu kurumlarına yabancı menşeli işletim sistemleri, bulut altyapıları ve sunucular, veri tabanı yazılımları, sanallaştırma ve dosya transfer yazılımları, yapay zeka platformları ve ağ / telekom ekipmanlarının kullanılmaması talimatı verildi. Fransa'nın bu adımlarına benzer şekilde Almanya, Hollanda ve Belçika gibi AB ülkelerinin de ulusal siber egemenlik için çeşitli adımlar attığını biliyoruz. Mesajlaşma uygulamalarından işletim sistemlerine kadar her türlü teknolojide dışa bağımlılığı azaltmanın peşindeler. Devletler için verilerin ve dijital altyapıların güvenliği meselesi artık tercih değil, zorunluluktur. İstisnasız tüm gelişmiş devletler, herhangi bir başka devlete bağımlı olmamak için kritik altyapılarını ve dijital sistemlerini tamamen yerli imkanlarla inşa etmeyi hedefliyor. Türkiye olarak biz de bu konuda titizlikle çalışmalara başlamalıyız. İsrail, ABD, Çin başta olmak üzere, herhangi bir yabancı ülke menşeli teknolojileri, sistemleri ve yazılımları özellikle kamu kurumlarından uzak tutmalıyız. Türkiye'nin ulusal siber egemenliğini tam anlamıyla sağlayabilmek için altyapı ve sistemlerde dışa bağımlılığı sıfıra indirmeliyiz. Bunun başka yolu yok.
18
175
22
409
28,536