Ali Güler (@draliguler) header
Ali Güler (@draliguler) profile picture

Dr. Öğretim Üyesi İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanı

Joined November 2013
Photo by Ali Güler (@draliguler)Photo by Ali Güler (@draliguler)Photo by Ali Güler (@draliguler)Photo by Ali Güler (@draliguler)Photo by Ali Güler (@draliguler)Photo by Ali Güler (@draliguler)Photo by Ali Güler (@draliguler)Photo by Ali Güler (@draliguler)Photo by Ali Güler (@draliguler)Photo by Ali Güler (@draliguler)
Teşekkürler.
Tarihçi Dr. Ali Güler’in Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Genelkurmay Askeri Tarih Arşivi (ATASE), nüfus kütükleri ve mahkeme kayıtlarına dayanarak hazırladığı Atatürk'ün Soyu ve Akrabaları isimli eseri, ezber bozan pek çok resmî belge ve bilgi barındırıyor. Araştırmanın öne çıkan çarpıcı detayları, yaşayan kolları ve şeceredeki gizli kalmış resmî belgeler şu şekildedir: Atatürk soyadı yalnızca Gazi Mustafa Kemal’e verilmiş olduğu için yaşayan akrabaları farklı soyadları taşımaktadır. Ali Güler’in tespitlerine göre günümüzde soyu devam ettiren iki ana kol şunlardır: Hafız Mehmet Emin Efendi Kolu: Atatürk'ün amcası sayılan bu koldan gelen torunlar günümüzde ağırlıklı olarak "Kanıpak" ve "Orcay" soyadlarıyla İstanbul (özellikle Kadıköy, Moda), İzmir ve Aydın gibi şehirlerde yaşamlarını sürdürmektedir. Nimeti Hanım Kolu: Hala Hanımı kolundan evlilikler yoluyla türeyen aile bağları da Türkiye'nin çeşitli illerinde sivil hayatlarına devam eden geniş bir torun ağını oluşturur. Şecerenin en dikkat çekici resmî belgelerinden biri, Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Atadan’ın miras ve soy zinciriyle ilgilidir. İstanbul 12. Asliye Hukuk Hakimliği'nin 17 Kasım 1954 tarihli kararıyla, Makbule Hanım resmi olarak 4 kişiyi evlat edinmiştir: Ali Rıza Efendi’nin Terekesi: Kitaptaki en kıymetli vesikalardan biri Ali Rıza Efendi’nin 23 Mayıs 1886’da vefatından sonra tutulan resmî tereke (miras) kaydıdır. Bu belge, Ali Rıza Efendi'nin iddia edildiği gibi yoksulluk içinde değil; kerestecilik ve gümrük memurluğu yapan, ailesine belirli bir mal varlığı bırakmış bir Osmanlı vatandaşı olduğunu kanıtlar. Anneannesinin Vefat Tarihi: Şecere belgeleri, Atatürk'ün anneannesi Ayşe Hanım’ın 1899 yılında, tam da Mustafa Kemal’in İstanbul’da Harp Okulu’na girdiği yıl vefat ettiğini kesin olarak ortaya koymuştur .Okulda hep aynı cümleyi duyduk: Atatürk’ün çocuğu olmadı. Doğru. Ama soyu bitmedi. Tarihçi Ali Güler’in arşiv belgelerinden çıkardığı şecerede baba tarafından 184 kişinin adı var. Anne tarafından yüzü aşkın kişinin daha... Baba tarafının kökü bugünkü Kuzey Makedonya’nın batısında, Arnavutluk sınırına yakın Kocacık köyünde. Orada üç kardeş yaşamış: Kızıl Hafız Ahmet Efendi, kardeşi Hafız Mehmet Emin Efendi ve kız kardeşleri Nimeti Hanım. Atatürk’ün baba tarafı bugün bu üç kardeşten dallanıyor. Birinci dal kısa sürdü. Ahmet Efendi’nin oğlu Ali Rıza, onun oğlu Mustafa. Zübeyde Hanım altı çocuk doğurdu. Fatma üç yaşında öldü. Ahmet ile Ömer kuşpalazından gitti. Naciye ise on iki yaşında, veremden. Geriye Mustafa ile Makbule kaldı. Makbule Hanım’ın çocuğu olmadı. Ölümünden kısa süre önce mahkeme kararıyla evlatlıklar edindi; aralarında ağabeyinin himayesinde büyüyen Sığırtmaç Mustafa da vardı. 1956'nın ocak ayında Ankara’da öldüğünde geride değerli bir miras bırakmamıştı. Çünkü ağabeyi servetini ona bırakmak yerine millete bağışlamak istemişti. Kardeşlerin kanunla korunan miras payı buna engel olunca, bunun için 1933'te ayrıca bir kanun çıkarıldı. Çiftliklerini Hazine’ye bağışladı, kalanını vasiyetle bir düzene bağladı. Kız kardeşine servet değil, ömür boyu aylık bin lira ve oturduğu evi bıraktı. Kurucunun kendi dalı orada, Cebeci’deki bir mezarda kapandı. Ama ağaç orada bitmedi. İkinci dal Mehmet Emin Efendi’nin. Bu daldan gelen bir aile, büyüklerinden kalan bir sofra hikâyesini anlatıyor. Babası şehit düşmüş küçük bir kız, okul çıkışı Atatürk’ün sofrasına aç gelmiş. Herkes yemeğini bitirmiş. Paşa devlet meselelerini dinlerken önündeki el sürülmemiş tabağı sessizce kızın önüne koymuş... ve dinlemeye devam etmiş. O kızın torunu Selin Söğütlügil. Şair, senarist; Büyük Çin Seddi Maratonu’nu koşan ilk Türk kadını olarak anılıyor. Soyadını da Atatürk vermiş: büyük dedesi Söğüt’te şehit düştüğü için “Söğütlügil”. Ailede kural belliymiş. Atatürk’le olan bu bağ bir apolet gibi omuza takılmazmış. Üçüncü dal Nimeti Hanım’ın. Ve şaşırtıcı ama en kalabalık kol bu: baba tarafındaki 184 kişinin 106'sı onun soyundan geliyor. Bir de anne tarafı var. Zübeyde Hanım’ın soyu Karaman’dan Rumeli’ye göçürülmüş yörüklerden. Atatürk’ün dayısı Hasan Ağa’nın torunları bugün Aldırma soyadıyla İskenderun’da, Osmaniye’de, Dörtyol’da yaşıyor. Hasan Ağa’nın kızı Hatice Sümer’in çocukları ise Bursa’da ve İstanbul’da. Belki bir pazarda yanından geçtik. Belki aynı dolmuşa bindik. Bilmedik. Kocacık’ta ise bugün hâlâ yörük Türkleri yaşıyor. Dede Kızıl Hafız Ahmet Efendi’nin yıkılmış evinin yerine 2014'te bir anı evi açıldı. Yazları Türkiye’den gelen ziyaretçiler kapısının önünde fotoğraf çektiriyor. Kökü bir yörük köyünde. Dalları Dörtyol’dan İstanbul’a, oradan Londra’ya uzanıyor. Ve o ağacın en büyük meyvesi, bugün içinde yaşadığımız ülke.🇹🇷
2
2
21
1,571
Dostları bekleriz.
3
1
25
557
🎓2026-2027 Akademik Yılına "Yeni Yüzyıl'da Terörsüz Türkiye" başlıklı açılış dersimizle başlıyoruz. 🗓️Tarih: 13 Kasım 2026 ⏰ Saat: 14.30 📍Yer: İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi, Bayrampaşa Yerleşkesi @hulusiakarmedya @yhacisalihoglu
2
4
276
Dostları bekleriz.
1
5
29
811
Türk şiirinde "ölümü" en güzel anlatan iki şiirinden biri. Diğeri, "Rindlerin Ölümü",
SESSİZ GEMİ Artık demir almak günü gelmişse zamandan Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol. Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli, Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli, Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu! Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu. Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler. Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden, Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden. YAYHYA KEMAL BEYATLI
22
534
Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.
20. yüzyıl Türk şiirinin büyük ustası, "gönlü her yerde buhurdan gibi tüten" ve tütecek olan Yahya Kemal'i vefatının 68. yıl dönümünde saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz. Onun edebî mirasını yaşatmaya, eserlerini yeni nesillerle buluşturmaya ilk günkü heyecanla gayret edeceğiz.
1
29
683
(1/10) TÜRK GÖÇÜ ve 2061 VİZYONU Avrupa’daki Türk varlığı açısından işçilik, yalnızca sosyo-ekonomik bir kimlik değil; aynı zamanda tarihsel bir emek ve hak mücadelesinin ifadesidir.
1
2
3
278
Ali Güler retweeted
✍️ Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu yazdı... "Türkiye jeopolitiğinde bölgesel ittifakların önemi" @yhacisalihoglu 📷tmd.yt/sj2hz
3
2
8
1,551
Kutlu olsun. Türklük hep var olsun.
Atatürk'ün "En büyük eserim" dediği Cumhuriyetimizin 103. yılı kutlu olsun! Kanımızla, canımızla kurduğumuz bu aziz vatanı ve ilke/inkılaplarını sonsuza kadar korumaya, Türk'ün tunç iradesini ilelebet yaşatmaya ant olsun! Ne mutlu Türk'üm diyene!"
41
703
📌Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye 🇹🇷 Bizim Cumhuriyetimiz aksam.com.tr/yazarlar/prof-d… @Aksam aracılığıyla
1
11
43
1,135
Cumhuriyetimizin kuruluşunun 103. yılında, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere İstiklal Mücadelemizin tüm kahramanlarını rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyoruz. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun!
1
7
47
582
Ali Güler retweeted
“Fransızın ve İtalyanın gururu, başının üstünde Latin dehasının tacını dolaştırmaktan gelir. Her mütefekkirinin, her sanatkarının dilinde Latin dehası terkibi, kendine güvenişin yıkılmaz temellerinden birisidir. İngiliz dik ve kuru alnında Anglo-Sakson gururunu gezdirir. Alman kültürü Goethe’sini, Kant’ını ve Wagner’ini Germen gururuna mal eder. Bütün bu millî şeref ve iddia kabarışları önünde, kendini geri bir Asya ırkının küçülmüş, iğrilmiş ve kurumuş bir dalı sanan Osmanlı çocuğunun Bosna-Hersek , Trablusgarp, Balkan ve Sevr felaketlerinden sonra yarım yamalak uyanmış millî şuurunun dibini kemiren kendini aşağı görme kompleksini parçalamak, ona Avrupa devletler manzumesine girebileceğini bir çırpıda ispat ettikten sonra, insan kadar eski tarihinin zaman içindeki büyük taazzuva geçişin imkanlarını sezdirerek, ruhuna koskoca ve ebedi Türkiye hakikatinin damgasını vurmak... İşte milliyetçi ve medeniyetçi Atatürk inkılâbının en esaslı temellerinden biri.” (Peyami Safa, Türk İnkılabına Bakışlar) Cumhuriyetimizin 103. Yılı kutlu olsun.
12
65
1,504
Happy #29October #RepublicDay of Türkiye🇹🇷! 🇦🇿 #29Oktyabr Türkiyənin Respublika Günü Mübarək! 🇰🇿 #29Қазан — Түркияның Республика күні құтты болсын! 🇰🇬 #29Октябрь Түркиянын Республика күнү кут болсун! 🇹🇷 #29Ekim Türkiye'nin Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun! 🇺🇿 #29-oktabr Turkiyaning Respublika kuni muborak bölsin! Congratulatory Message of the OTS Secretary General on the Occasion of 29 October – Republic Day of Türkiye: turkicstates.org/en/news/con… 🇦🇿 TDT Baş katibinin Türkiyənin 29 Oktyabr – Respublika Günü münasibətilə təbrik müraciəti: turkicstates.org/az/news/con… 🇰🇿 ТМҰ Бас хатшысының Түркия Республикасының 29 қазан – Республика күнімен құттықтауы: turkicstates.org/kz/news/con… 🇰🇬 Түрк мамлекеттер уюмунун Башкы катчысынын Түркиянын 29-октябрь – Республика майрамына карата куттуктоо кайрылуусу: turkicstates.org/kg/news/con… 🇹🇷 Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreterinin Türkiye'nin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle tebrik mesajı: turkicstates.org/tr/haber/co… 🇺🇿 TDT Boş kotibining 29 - oktabr -- Turkiya Respublikasi kuni munosabati bilan yöllagan tabrigi: turkicstates.org/uz/news/con…
9
158
10
1,121
20,543
103. Yıl Kutlu Olsun.
🇹🇷 Cumhuriyetimizin 103. yılını coşkuyla kutladık! ​Prof. Dr. Ayşegül Topal Sarıkaya’nın açılış konuşması ve Rektörümüz Prof. Dr. İ. Yaşar Hacısalihoğlu’nun mesajıyla başlayan törenimiz, Dr. Öğr. Üyesi Ali Güler ve Doç. Dr. A. Cüneyt Küsmez’in sunumlarıyla tamamlandı.
1
22
534
"Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti'dir. Bundaki muvaffakiyeti Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak azimkârâne yürümesine borçluyuz." 29 Ekim 1933
10
2
60
1,062
İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi olarak Cumhuriyetimizin 103. Yılını coşkuyla kutladık. Hayırlı olsun. Kurucu Kahramanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarına selam olsun.
2
16
439
📌Bugünkü köşe yazım;…
✍️Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu yazdı... "Türkiye jeopolitiğinde bölgesel ittifakların önemi" @yhacisalihoglu 🔗tmd.yt/y23ta
3
9
1
82
1,891
Kutlu olsun. Türklük ilelebet yaşasın.
27 Ekim Türkmenistan’ın bağımsızlık günü kutlu olsun. 🇹🇲🇹🇷
1
4
26
538
Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.
Hacettepe Üniversitesinde doktora hocam olan, Türk kültürünün,Türklük biliminin ve düşünce hayatımızın müstesna isimlerinden, millî duruşu, sarsılmaz karakteri, vakarı, nezaketi, ilmi ve fikirleriyle nesillere ışık tutan Prof. Dr. Dursun Yıldırım’ı vefat yıl dönümünde rahmet, hürmet ve minnetle anıyoruz. Türk Halk Bilimi disiplininin üniversitelerimizde müstakil bir bilim alanı olarak gelişmesinde öncü bir rol üstlenen Prof. Dr. Dursun Yıldırım, Türk dünyasına uzanan ilim yolculuğu ve Türklük bilimine adadığı ömrüyle de iz bırakmıştır. Kabataş Erkek Lisesi yıllarından itibaren Türk milliyetçiliği düşüncesiyle tanışan ve Hüseyin Nihal Atsız’ın seminerlerini takip eden Dursun Yıldırım, bu fikri iklimin tesiriyle İstanbul Üniversitesinde Türkoloji eğitimi almış, ardından Hacettepe Üniversitesinde akademik hayatına başlamıştır. 1975 yılında Hacettepe Üniversitesinin bursuyla Amerika Birleşik Devletleri’ne giderek University of Washington’da çalışmalarını sürdüren Yıldırım, Türk kültürü, tarihi, tarihî coğrafyası, arkeolojisi, etnografyası, Türk lehçeleri ve özellikle Türk destanları üzerine yoğunlaşmıştır. Bu yıllarda Rusça öğrenmiş, seminerlere ve akademik toplantılara katılmış, bildiriler sunmuş ve Türk dünyasının kültürel mirasını bilim dünyasına taşımaya gayret etmiştir. 1979 yılında Türkiye’ye dönen hocamız, “Manas Destanı ve Köketay Hannıng Ertegüsi” adlı çalışmasıyla 1980 yılında doçentliğe yükselmiş, sonraki yıllarda Türk Halk Bilimi alanının kurumsallaşması ve üniversitelerimizde bağımsız bir disiplin olarak yerleşmesi için büyük bir mücadele vermiştir. 1980 sonrasında YÖK’e sunduğu gerekçeli raporlarla bu alanın akademik yapıya kavuşmasına öncülük etmesi, onun Türkoloji tarihindeki önemli hizmetlerinden biridir. Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde üstlendiği görevler, I. Milli Kültür Şurası’na sunduğu bildirisi, Birinci ve İkinci Türk Kurultaylarının düzenleme süreçlerindeki sorumlulukları ve Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde yürüttüğü çalışmalar, onun ilim hayatının farklı alanlara uzanan güçlü birikimini ortaya koymaktadır. Prof. Dr. Dursun Yıldırım, özellikle Sovyetler Birliği döneminde Türk dünyasının kültürel birikiminin araştırılması, tanınması ve Türkiye’deki bilim çevrelerine taşınması bakımından da çok özel bir hizmetin sahibi olmuştur. Çalışmaları, sınırların ve siyasi şartların ötesinde Türk kültürünün müşterek hafızasını bilim yoluyla ortaya koyan kıymetli bir miras niteliğindedir. Bugün geriye baktığımızda, hocamızın en büyük mirası, Türk kültürüne yönelen bir ilim anlayışı, Türk dünyasını bir bütün olarak kavrayan bir akademik ufuk ve gelecek nesillere aktarılan güçlü bir Türklük bilincidir. Prof. Dr. Dursun Yıldırım’ın ortaya koyduğu eserler ve yetiştirdiği öğrenciler, onun ilim yolculuğunun en kalıcı izleridir. Vefatının yıl dönümünde Prof. Dr. Dursun Yıldırım hocamızı rahmet, hürmet ve minnetle yâd ediyor, bıraktığı ilim mirasına ve Türklük bilimi adına ortaya koyduğu değerlere daima sahip çıkacak nesiller yetiştirdiğini düşünüyoruz. Karacaahmet mezarlığında metfun olan hocamız kabrinin mimarisiyle de mefkûre dolu duruşuna devam ediyor. Ruhu şad, makamı alî, mekânı cennet olsun.
1
25
1,330