Pinned Tweet
Askeri vesayet üstüne geliyor,dümdüz ediyor
Ekonomik operasyon çekiyorlar,dik duruyor
ABD darbe yapıyor,havaalanında halka karışıyor
İsrail zulmüne 'one minute' çekiyor
Eurofighter'la tehdit ediyorlar,Avrupa'nın göbeğinde Scholz'un yanında Filistin'e sahip çıkıyor
Ukrayna'dan yana olmazsan diye tehdit ediyorlar,arabulucu oluyor
Yılların en büyük statükosunu bozup Karabağ'ı Azerbaycan yapıyor
'Ne işimiz var?' dedirttikleri Irak'a,Suriye'ye,Libya'ya giriyor
Tüm provokasyonlara rağmen milyonlarca mülteciye sahip çıkıyor
Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 'Dünya beşten büyüktür' diye haykırıyor
Bütün bunları yapabilmesinin tek sebebi tüm işlerini Allah'a ısmarlayan bir tevekkül,Müslümana yaraşır şerefli bir cesaretin ölümden bile üstün olduğuna inanan sarsılmaz bir takva.
Erdoğan'ın hem Türkiye hem dünyadaki seküler,güce tapan,maddeci güruhun akıl erdiremediği sırrı bu.
Hakkında yüzlerce yakalama kararı başvurusu bulunan İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’u sarayında ağırlayan Aliyev ülkesindeki okullarda başörtüsünü yasaklaması yetmiyor gibi kendisini eleştiren Türkler hakkında yakalama kararı çıkarmak istiyor lol
Azerilerin kimse karışamaz dediği iç işleri de bu 😁
debuffer retweeted
Karabağ’da Ermenilerle savaşırken Erdoğan’ın gönderdiği F-16’ların dış müdahaleye karşı Azerbaycan’ı koruduğunu bizzat Aliyev söylüyordu.
Bugün aynı Aliyev, İsrail’in kucağına oturmuş Erdoğan’a parmak sallıyor.
debuffer retweeted
“Soykırımın hikâyesini kim anlatacak?” başlıklı yazım Star Açık Görüş’te yayımlandı.
No Other Land’den Vaad’e uzanan anlatı mücadelesini, sinemanın şahitliğini ve Türkiye’nin bu mücadeleye katkısını yazdım.
İsrail, 7 Ekim’in ardından Gazze’de sürdürdüğü soykırıma paralel olarak eşgüdümlü bir anlatı savaşı da yürütüyor. Filistin’in tarihini o sabaha sıkıştırarak bir asrı aşan işgali, sürgünü ve sömürgeciliği görünmez kılmaya; işlediği soykırımı dünyaya “meşru müdafaa” diye kabul ettirmeye çalışıyor. Bugün yaşananların nasıl anlatılacağına, yarın neyin hatırlanacağına da hükmetmek istiyor.
Bu anlatı savaşına karşı Türkiye’nin göz bebeği tabii’de çok iyi hazırlanmış, güçlü bir yapım var:
Vaad: Siyonizmin Anatomisi.
Docudrama tarzında hazırlanan altı bölümlük yapım, arşiv görüntülerini, dramatik canlandırmaları ve uluslararası uzmanların değerlendirmelerini bir araya getiriyor. Sürgün, Toprak, Finans, Suikast, Anlatı ve İnanç başlıklarıyla soykırımın altı boyutunu birbirine bağlayarak anlatıyor. Toprağın nasıl gasp edildiğini, işgalin nasıl finanse edildiğini, şiddetin hangi siyasi ve dinî söylemlerle meşrulaştırıldığını birlikte görüyoruz. Gazze’deki yıkıma nasıl gelindiğini daha iyi anlıyoruz.
Yapımın özellikle kıymetli bulduğum tarafı, bu büyük tarihin içinde insanı unutmaması ve sayıya indirgememesi. Gazze’nin yıkılmış sokaklarında yürüyen bir çocukla başlayan anlatı, katledilen çocukların isimlerini önümüze getiriyor. Her birinin bir adı, ailesi ve yarım bırakılmış bir hayatı olduğunu hatırlatıyor.
TRT, bu yapımla Türkiye’nin şahitliğini dünya kamuoyuna taşıyor. Filistinlilerin yıllardır anlattığı hakikatin daha geniş kitlelere ulaşmasına, yaşananların insanlığın hafızasında korunmasına katkı sunuyor. Vaad’in farklı dillerde dünyanın dört bir yanına ulaşmasını bu yüzden çok önemsiyorum.
Herkesin mutlaka izlemesi gerektiğini düşünüyorum. İsrail’e neden kızdığımızı, neden öfkelendiğimizi bilmemiz gerekiyor. Bu yapım, o öfkenin ardındaki tarihi ve yaşananları anlamamıza yardımcı oluyor.
Keşke Millî Eğitim Bakanlığı bu yapımı liselerde ders kapsamında izletse; öğretmenler de ara tatilde öğrencilere tavsiye edecekleri izleme listelerine alsa.
Soykırımın hikâyesini İsrail’in insafına bırakamayız. Çünkü farkında olalım ya da olmayalım, bu savaş zihinlerde, dilde, anlamda ve anlatıda da sürüyor.
star.com.tr/acik-gorus/soyki…
@fyilmazuludag
@fadimeozkan
@NArslantas_Prof
@NuhAlbayrak
@_halekaplan – at Ankara, Türkiye
debuffer retweeted
Azerbaycan’da uygulamaya sokulan hicab yasağına karşı ülkemizde gösterilen tepkilerin İslamî hassasiyet yanında duygusal bir yanının da olduğunu düşünüyorum.
Şöyle ki; bu tepkilerin arkasında 28 Şubat sürecinde yaşanan ve hiçbir zaman unutulmayacak olan travmaların oluşturduğu bir refleks var.
“Biz o acıları yaşadık, Azerbaycan’daki kardeşlerimiz yaşamasın” hissiyatı yani.
Hatta belki “iki devlet, tek millet” mottosunda vurgulanan kardeşlik bağlarının o kadar da sağlam bir zemine yaslanmadığı duygusunun oluşması ve bunun doğurduğu sukut-u hayal!..
Azerbaycan kardeşlik hukukunu çiğnedi. Türkiye’nin kardeşi olmak yerine İsrail’in köpeği olmayı tercih etti. Azeriler efendisiz yapamaz, bağımsızlık DNA’larında yok.
Azerbaycan’ın amacı da cezası da akıbeti de belli artık.
xitter.cf/debuffer2/status/21118…
🗣️Azerbaycan Milli Meclis Çalışma ve Sosyal Politika Komitesi Başkanı Musa Guliyev:
Türkiye'nin baskı ve tehdit yoluyla Azerbaycan'ın iç işlerine müdahalesi kabul edilemez.
Türkiye tarafından Azerbaycan'a karşı asılsız baskı,iftira ve suçlamalar yapıldığını gözlemliyoruz.Bu,Azerbaycan'ın iç işlerine doğrudan müdahaledir.
Türk bir gazeteci Azerbaycan'da huzursuzluk ve darbe çağrısında bulunuyor; ancak dostlarımızdan hiçbir tepki gelmiyor.
Türkiye Cumhurbaşkanı'nın bir başdanışmanı, Azerbaycan'a karşı iftiralarda bulunuyor ve devlet başkanı hakkında kabul edilemez ifadeler kullanıyor; buna rağmen söz konusu şahıs hakkında hiçbir işlem yapılmıyor.
Okul dışında dileyen herkes başörtüsü takabilir; Azerbaycan, hukuk devleti ilkeleriyle yönetilen demokratik bir ülkedir; sonuçta biz teokratik bir devlet değiliz.
Eğer dostluğumuzu sürdüreceksek sürdürelim; sürdürmeyeceksek de açıkça ve mertçe, farklı siyasi çıkarlarımız ve gündemlerimiz olduğunu ifade edelim.
Biz büyük bir Türk birliğinden bahsediyoruz. Türk Devletleri Teşkilatı’nı kurduk.Halklarımızın tarihsel olarak arzuladığı bir hedefe doğru ilerlerken, birileri aniden ortaya çıkıp 'dini ayrımcılık' bahanesiyle ortalığı karıştırmaya çalışıyor; dertleri tam olarak nedir?
Düşüncelerini açıkça dile getirseler daha iyi olur. İşler böyle devam edemez. Türkiye’nin, Türk dünyası içindeki böylesi çirkinliklerle anılmasını yakışık bulmuyorum”
Karabağ’da Ermenilerle savaşırken Erdoğan’ın gönderdiği F-16’ların dış müdahaleye karşı Azerbaycan’ı koruduğunu bizzat Aliyev söylüyordu.
Bugün aynı Aliyev, İsrail’in kucağına oturmuş Erdoğan’a parmak sallıyor.
Bakın, Türk F-16’ları önleme uçuşu yapmıyor. Savaş uçakları Türk pilotların kontrolünde Azerbaycan havaalanlarında konuşlanmış, radarlar açık, mühimmat dolu, eller tetikte hazır vaziyette bekliyor. Türkiye Azerbaycan’a yardım etmemiş, kardeşlik hukuku gözeterek bilfiil savaşa katılmış. Benim senin yok aramızda gardaşım, ben sen yok demiş. Modern tarihte böyle bir vefanın örneğini hiçbir yerde görmedik.
Öyle ki Türkiye Dışişleri Bakanlığı Azerbaycan’daki tüm büyükelçiliklere ‘Bakü’den gelen talimatları Ankara’dan geliyormuş gibi kabul edin ve uygulayın’ demiş! O dönem Azerbaycan yetkilileri bu tutumundan dolayı Türkiye ve Erdoğan’ı yere göğe sığdıramıyordu.
Peki ne oldu da Aliyev 180 derece döndü?
İsrail Aliyev’i Erdoğan’ın gideceğine, yeni yönetimin de en azından İsrail karşıtı olmayacağına ikna etti. Havuç olarak da Azerbaycan önderliğinde Türkiyesiz bir Turan sundu. Tarih kitaplarına “Türklerin ebedi şefi” olarak geçme fırsatına balıklama atladı.
Karabağ savaşı sırasında camilerden çıkmayan Aliyev nasıl olur da gündüz gözüyle siyonistlerin kuklası olmayı kabul etti? Sonuçta her şey tüm dünyanın gözü önünde yaşandı, kardeşe ihanet üzerinden kahramanlık hikayesini nasıl devşirecekti?
Yahudi aklı buna da çözüm buldu. Tarih kitaplarını kazananlar yazar nasılsa. Aynısını bir asır önce yaptılar, başarılı da oldular. Bugün yalan tarihe taptığı için siyonistlerin istediği her şeyi kendi tercihi sanıp uygulayan, bunun da Türkçülük olduğunu zanneden milyonlarca zombi bir anda ortaya çıkmadı. Bir kez olduysa neden bir daha olmasın diye düşünüyorlar.
Mümin aynı delikten iki defa sokulmaz. Bilmedikleri bu.
debuffer retweeted
AYAZAĞA’DA KENTSEL DÖNÜŞÜM OFİSİ KURULDU
▪️İstanbul’da selden etkilenen Ayazağa Mahallesi’nde yürütülecek dönüşüm projesi kapsamında kentsel dönüşüm ofisi kuruldu.
NE OLMUŞTU;
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, sel felaketinden en çok etkilenen Sarıyer Ayazağa Mahallesi’nde incelemelerde bulunnuş, afetin izlerini silmek ve bölgeyi iklim kaynaklı afetlere karşı korumak amacıyla "Dirençli Şehir" modelini hayata geçireceklerini duyurmuştu.
Bakan Kurum bu kapsamda deprem ve iklim kaynaklı afetlere dayanıklı, sağlam zeminde, vatandaşın tüm ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik Kentsel Dönüşüm Başkanlığı koordinesinde dönüşüm projesinin yürütüleceğini belirtmişti.
Bakan Kurum ayrıca hak sahibi vatandaşlara Yarısı Bizden kampanyası ile dönüşüm veya TOKİ eliyle kentsel dönüşüm önerdi. İki seçenekten birini seçen hak sahipleri bölgede güvenli yapılara ulaşacak
debuffer retweeted
Azerbaycan'a bakıp inkılap tarihi kitaplarının nasıl yazıldığını anlayabiliyoruz. Toprağı kanıyla kazanan şehit kızı mürteci oldu okula giremiyor, Noel ağacı önünde poz veren vatan kurtarıcısı oldu. Okula almadıkları çocuklara da 20 sene sonra cahil diyecekler. Döngü .
Bu eleman masonların başkanı. Suç örgütü kurmak, vergi kaçakçılığı, dolandırıcılık ve kara para aklama suçundan 8 ay tutuklu kaldı.
Azerbaycan’da başörtülü kadınların eğitim görme ve çalışma hakkı elinden alınırken Türkiye’de masonlar kadın locasının 35. yılını kutluyor.
Birbirinden bağımsız işler değil bunlar. İsrail tüm tuşlara basıyor. Onlara bu imkanı verenler de fon vurguncu akepeliler.
Ermenistan sınırının kapalı kalmasının Türkiye’ye zararı yıllık 2 milyar dolar.
Söz konusu Can Azerbaycan olunca Türkiye için bu meblağ önemsizdi ama siyonist yancısı Aliyev uğruna bundan vazgeçmek anlamsız.
Madem parasını verince silah almak o kadar kolay, öyle diyor ya Azeriler, zenginleşen Ermenistan’a da silah ve mühimmat satarız. Hem ticari hacmimiz büyür hem yeni bir müttefik edinmiş oluruz. Ne de olsa Osmanlı’da Ermenilerin ünvanı millet-i sıdıka.
Al sana reel politik. Al sana fırsat.
Karadağ’ı tek başına mı aldın? Sırtını İsrail’e yaslayıp Türkiye’ye atar gider mi yapıyorsun? Laiklik ayağına ülkendeki Müslümanlara eziyet mi ediyorsun?
Peki madem.
Aliyev ekmeğe mama derken Erdoğan dünyaya reel politik dersi veriyordu.
Ermenistan Hocalı’da 613, Gence’de 25 Azerbaycanlı sivili katletti.
İsrail 2 senede Filistin’de 75.000 sivili katletti.
Ermeni katliamını anlattığında birisi çıkıp “Sen İsrail’i yanlamaya utanmıyor musun?” diyip yüzüne tükürse ne cevap vereceksin?
Binali Yıldırım’ın kendi tabanını karşısına almak pahasına yaptığı ‘Kimse Azerbaycan’ın iç işlerine karışamaz’ açıklamasına rağmen Aliyev başörtüsü yasağını eleştiren Türkler hakkında yakalama kararı çıkarmak istiyormuş.
Yüz verirsen Ali’ye, Ali sıçar halıya.
İstanbul zübüklere teslim edilemeyecek kadar kıymetlidir dedik ama dinletemedik. Doğal afetlere hazırlık konusunda 7 yıl boşa geçti. Allah’tan milletin devleti var da aç açıkta bırakmıyor.
debuffer retweeted
Kenan Kıran belirtmiş "Berat Albayrak 6 yıl önce siyaseti bıraktı." Albayrak'ın siyaseti bıraktığı Kasım 2020'den sonra 3 bakan geldi.
İftiralarıyla sürekli rezil olan Ümit Özlale, konu Berat Albayrak ile ilgisi hiç olmamasına rağmen neden Albayrak'ın ismini zorla konuya dahil etmek istiyor?
Acaba Özlale, Mahinur Özdemir Göktaş ile Ömer Bolat'a attığı iftiralardan dolayı çok sıkıştı kendini kurtarmak için mi Albayrak'ı hedef almaya çalışıyor? Yoksa başka bir amacı mı var?
Ümit Özlale neden Berat Albayrak'tan sonraki bakanları konuşmuyor da 6 yıl önce siyasetten ayrılan Berat Albayrak'ı gündem etmeye çalışıyor?
Israrla konuyu Erdoğan ailesine getirmeye çalışan/lar kimler?
Ümit Özlale'ye bu görevi kim verdi?
YP İzmir Milletvekili Ümit Özlale dün Taha Çakmak’ın istifası üzerinden uzunca bir flood yazıp bir de “ilişki ağı” anlattı. Konuyu zoraki Sayın Berat Albayrak'a dayandırmaya çalışmış. Amacı gerçekler değil olayı magazinselleştirmek, konuyu bir şekilde Erdoğan ailesine getirmek. Bu yöntem 17/25 Aralık Süreci'nden beri sürekli tekrarlanan bir operasyon tarzı ancak Ümit Özlale'nin yazdıkları içinde Sayın Berat Albayrak’a atfedilen tek bir karar yok sadece tanışıklık iddiaları var.
Belli ki Ümit Özlale, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Sayın Mahinur Özdemir Göktaş ve Ticaret Bakanı Sayın Ömer Bolat ile ilgili iddialarının yalan çıkmasından sonra çok sıkışmış ve çıkış aramaya çalışmış. Mahinur Özdemir Göktaş'ın çağırısı "İddiaları ispatla ben istifa edeceğim. Sen ispatlamazsan sen derhal istifa edeceksin." cümleleriyle çok netti. Özlale buna karşılık vermek yerine yeni bir operasyona girişmiş belli ki, Özlale'nin eşi Serap Belovacıklı da eşinin iftiraları ve yalanlarına yönelik eleştiri getirenlere "Aç köpekler sürünün" diye cevap vermişti. Ailecek sıkışmış durumdalar.
Sayın Berat Albayrak Kasım 2020’de görevden ayrıldı. Sonrasında sadece vakıf işleriyle uğraştı, siyasetten de siyasi polemiklerden de uzak durdu. Kendisine atılan 128 milyar dolar iftiraları noktasında da hukuk mücadelesi verdi ve kazandı, iftirayı atanlar cezaya çarptırıldı. Albayrak özellikle siyasetten uzak kalmaya çalışırken birileri de sürekli olarak Berat Albayrak'ı gündeme getirmeye çalıştı halen de çalışıyor. Bakın fon konusunda soruşturulan fon işlemleri 2024–2026 dönemine ait. Arada üç Hazine ve Maliye Bakanı görev yaptı.
Ümit Özlale'nin gündem ettiği Taha Çakmak TCMB’ye Ekim 2021’de, Türkiye Sigorta’ya Ağustos 2023’te geldi. Kavcıoğlu TCMB’ye Mart 2021’de atandı. Ümit Özlale'nin bahsettiği atamalarının Albayrak sonrası.
Peki bağ ne? Tez danışmanlığı. Bir profesörün yıllar içindeki doktora öğrencileri tek tek sayılıyor. Kardeşler, eşler ekleniyor. Bu yöntemle eğer gidilecekse sadece AK Parti dönemi değil son 30-40 yıl boyunca finans bürokrasisinde görev almış herkes bir “ağın” parçası olur. Hatta ileri gidelim mezun oldukları üniversitedeki dönem arkadaşlıklarını da Ümit Özlale çıkarsaydı herhalde kendi partisine kadar süreci uzatabilirdi. Böyle bir mantık dışılık olabilir mi?
Ümit Özlale ilişki kurduğu isimleri bir süre sonra kendisi ayrıştırıyor bu da yapmaya çalıştığı şeyin kendisi tarafından bile inandırıcılığının zayıflığını gösteriyor: “Kilimci ile Çakmak aynı dönemde görev yapmadı.” “Hesabı belirli bir kişiye atfetmek doğru olmaz.” Neredeyse her paragraf “araştırılmalı” diye bitiyor. Çünkü bugüne kadar söylediği her şey ya yalan çıktı ya da manipülasyon.
Bir hafta önce, 8 Ekim’de Özlale iki bakanı sözde belge numarasıyla suçladı. Mahinur Özdemir Göktaş iddiası dakikalar içinde isim benzerliği çıktı. Ömer Bolat iddiasıysa Özlale'nin finanstan anlamadığını ortaya koydu.
Özlale aynı gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a “Pazartesiye kadar” süre verdi. “Açıklamazsa biz açıklayacağız” dedi. Pazartesi geçti. İsimler gelmedi. Bu kez “AK Parti açıklasın” denildi.
Özlale'nin yazdıkları arasında doğru bir şey var; Türkiye Sigorta Albayrak’ın projesiydi, doğru. 2020’de üç kamu sigortacısı birleşti. Sonuç: sektör lideri. 2025 kârı 19,4 milyar TL. 2026’nın ilk yarısında 13,5 milyar TL. Kamuya her yıl milyarlarca liralık temettü. Kurum tam bir başarı hikayesine dönüştü.
Ancak kendisinden sonraki atamaları başka bakanlar yaptı bunu tekrar belirtmek gerekiyor Albayrak değil.
Açık olayım: Türkiye Sigorta’nın fon yatırımları yine de soruşturulmalı. Tek bir kararın bile hesabı sorulur. Çakmak’ın sorumluluğu yargının konusu. Ancak altı yıl önce siyasetten ayrılmış bir ismi altı yıl sonraki bir yöneticiden sorumlu tutamazsınız.
Soruşturma delile gider, dedikoduyla değil.





























