Çetin SÜNGÜ (@ctnsng) header
Çetin SÜNGÜ (@ctnsng) profile picture

Sınıfsız ve sınırsız herkesin her şeyi kardeşçe paylaştığı bir ütopyanın insanıyım.

TÜRKİYE
Joined May 2014
Photo by Çetin SÜNGÜ (@ctnsng)Photo by Çetin SÜNGÜ (@ctnsng)Photo by Çetin SÜNGÜ (@ctnsng)Photo by Çetin SÜNGÜ (@ctnsng)Photo by Çetin SÜNGÜ (@ctnsng)Photo by Çetin SÜNGÜ (@ctnsng)Photo by Çetin SÜNGÜ (@ctnsng)Photo by Çetin SÜNGÜ (@ctnsng)Photo by Çetin SÜNGÜ (@ctnsng)Photo by Çetin SÜNGÜ (@ctnsng)
Bizde de garip bir toplumsal alışkanlık oluştu. Her şeye üzülüyoruz. Ama çok az şeyle gerçekten ilgileniyoruz. TELEVİZYONDA İZLİYORUZ, SOSYAL MEDYADA KIZIYORUZ, SONRA HAYATIMIZA DEVAM EDİYORUZ Bir haksızlık görüyoruz: “Yazık!” Bir adaletsizlik görüyoruz: “Allah yardımcısı olsun.” Bir yolsuzluk iddiası duyuyoruz: “Vah ülkenin haline!” Bir genç işsiz kalıyor: “Gençlerin geleceği yok.” Bir emekli geçinemiyor: “Bu insanlar nasıl yaşayacak?” Bir çocuk eğitimden mahrum kalıyor: “Yazıklar olsun.” Sonra? Televizyonu kapatıyoruz. Telefonu cebimize koyuyoruz. Ve hayatımıza devam ediyoruz. Çünkü üzülmek kolaydır. İlgilenmek zordur.
HER ŞEYE ÜZÜLÜYORUZ, HİÇBİR ŞEYLE İLGİLENMİYORUZ ! Çetin SÜNGÜ @ctnsng yazdı: Üzülmek vicdanın başlangıcıdır. Ama ilgilenmek, sorumluluk almaktır. Değiştirmek ise cesaret ister. izveri.com.tr/her-seye-uzulu…
1
8
180
Siyasal öz eleştiri. Herkes ülkeyi kurtarmak istiyor. Fakat neredeyse hiç kimse önce kendi siyasi reflekslerini sorgulamak istemiyor. Herkes demokrasi istiyor. Ama kendi tarafı kaybettiğinde demokrasinin kurallarını yeniden tartışmaya başlıyor. Herkes hukukun üstünlüğünden söz ediyor. Ama hukuk kararı kendi beklentisine ters düştüğünde, hukukun kendisinden önce hâkimlerin niyetini tartışıyor. Herkes liyakat istiyor. Ama kendi yakını, kendi çevresi, kendi partisi, kendi belediyesi söz konusu olduğunda liyakatın tanımını esnetebiliyor. Herkes özgür basın istiyor. Ama sevmediği gazetecinin susturulmasına sessiz kalabiliyor. Ve sonra bütün bunların adına demokrasi diyoruz. Belki de önce kelimeleri kurtarmamız gerekiyor. Çünkü bugün Türkiye'de siyasal davranışlarımızda tuhaf, hatta zaman zaman trajikomik bir çelişki var: Zemini oluşurken seyirci kalıyoruz. Ucu bize dokunmuyorsa izliyoruz. Bizden olan yapınca susuyoruz. İşimize yarayınca destekliyoruz. İtiraz edeni yalnız bırakıyoruz. Sonra da her şeyin kendi kendine düzelmesini bekliyoruz. Ve ardından dönüp soruyoruz: “Bu ülke neden böyle oldu?” Belki de soruyu yanlış soruyoruz. Belki asıl soru: “Biz bu ülkenin böyle olmasına ne kadar izin verdik?”
TÜRKİYE SEÇMEN PROFİLİ Çetin SÜNGÜ @ctnsng yazdı: Yanlışın Kime Ait Olduğuna Göre Değişen Ahlak... izveri.com.tr/turkiye-secmen…
1
4
1
21
488
Biz artık gözyaşına değil, söze bakıyoruz. Söze değil, belgeye bakıyoruz. Belgeye değil diyorsanız, o zaman hesap vermeye bakıyoruz. Kılıçdaroğlu döneminde dökülen gözyaşlarını unutmadık. O nedenle bugün dökülen gözyaşlarının samimiyetini de sorgulamamızdan kimse rahatsız olmasın. Çünkü gözyaşı geçmişi silmez. Dram, soruları susturmaz. Ve kamera karşısında dökülen birkaç damla yaş, gerçeğin üzerini örtemez. Siyasette en kolay şey ağlamaktır. Asıl zor olan, ağlamadan çıkıp sorulara cevap vermektir.
Özgür Özel: Mustafa Sarıgül bana büyük bir kumpasa, büyük bir haksızlığa uğradığını söyledi. Bunların tamamen iftira olduğunu son derece dramatik bir şekilde, gözyaşlarına hakim olamayarak anlattı. Haklıyı haksızı, gerçeği duymadan veya gerçek ifadeleri görmeden bir şey diyemeyiz.
2
3
26
305
Kimsenin adamı değilim. Kimsenin düşmanı da değilim. Doğrunun yanında dururum. Yanlışın karşısında dururum. Yokuş çıkana yol veririm. Düşene el uzatırım. Haksızlığa susmam. Ve kim yaparsa yapsın; yanlışın yanlış olduğunu söylemekten vazgeçmem. Çünkü benim için siyaset bir çıkar alanı değil; insan kalabilme sınavıdır. Ve bu sınavda benim oy pusulamdan önce, VİCDANIM SANDIĞA GİDER.
ROZET DEĞİL, VİCDAN TAŞIYORUM Çetin SÜNGÜ @ctnsng yazdı: Partiler değişir, isimler değişir, iktidarlar değişir; benim doğru ve yanlış ölçüm değişmez. #İzveri izveri.com.tr/rozet-degil-vi…
1
14
320
İnsan eşitliğine inanmayanın... Özgürlüğü lütuf diye sunanın... Kardeşlikten nasibi olmayanın... Aydınlanmamış karanlığın... Cumhuriyetle alakası yoktur...! 29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN.
19
311
Cumhuriyet; insanı eşit görmekle başlıyor. Özgürlüğü lütuf olarak değil, hak olarak görmekle devam ediyor. Kadını ikinci sınıf yurttaş görmemekle güçleniyor. Çocuğa sorgulamayı öğretmekle büyüyor. Bilim insanına değer vermekle ilerliyor. Hukuku herkese eşit uygulamakla korunuyor. Eleştiren insanı düşman ilan etmemekle olgunlaşıyor. Farklı düşünen insanlarla aynı ülkenin yurttaşları olarak yaşayabilmekle gerçek anlamına kavuşuyor. İnsan eşitliğine inanmayanın… Özgürlüğü lütuf diye sunanın… Kardeşlikten nasibi olmayanın… Aydınlanmadan korkanın… Bilimden kaçanın… Cumhuriyet anlayışı eksiktir.
11
255
Ey Cumhuriyet! Sen hâlâ bir çocuksun… Sadece 104 yaşına geldin. Daha yolun çok başındasın. Daha önümüzde birlikte kutlayacağımız nice 29 Ekimler var. Daha çok bayrak dalgalandıracağız. Daha çok marş söyleyeceğiz. Daha çok çocuk senin aydınlığında büyüyecek. Daha çok insan senin sayesinde özgürlüğün, eşitliğin ve yurttaşlığın ne demek olduğunu öğrenecek. Daha çok mücadele edeceğiz. Daha çok yanlışla hesaplaşacağız. Ama sonunda yine aynı yerde buluşacağız: Cumhuriyetin aydınlığında… Çünkü biz; ne senden vazgeçeriz, ne de senden bize kalan eserinden.
EY CUMHURİYET! SEN HÂLÂ BİR ÇOCUKSUN… Çetin SÜNGÜ @ctnsng yazdı: Daha çok mücadele edeceğiz. Daha çok yanlışla hesaplaşacağız. Ama sonunda yine aynı yerde buluşacağız: Cumhuriyetin aydınlığında… Cumhuriyetin aydınlığında… izveri.com.tr/ey-cumhuriyet-…
16
226
Zeynel Emre açıklıyor: “Şu anda YENİ Parti’yle bir ilişkisi bulunmamaktadır.” Ne kadar kullanışlı bir cümle! Peki bu “ilişki yok” açıklaması gerçekten siyasi bir mesafe mi, yoksa siyasi sorumluluktan mesafe alma çabası mı? Çünkü sorumluluktan kaçmak için kelimeleri değiştirebilirsiniz; ancak dünün siyasi ilişkisini, bugünün cümlesiyle silemezsiniz.
Mustafa Sarıgül Özgür Özel'e: 'Erkeklere Şifa olsun diye Sayın genel başkanımdan aldığım Mesir macunlarını Can Erzincan'a götürüyorum..'
1
2
19
401
190 PARTİ, YÜZDE 40'A ULAŞAMIYORSA… Buradan bütün siyasi partilere açık bir soru sormak gerekiyor: 190 partiye rağmen toplumun yaklaşık yüzde 40'ı neden kendisini temsil edilmiş hissetmiyor? Cevap vermek zorundasınız. Çünkü vatandaşın sorunu parti azlığı değil. Güven eksikliği. Vatandaşın sorunu ideoloji eksikliği değil. İnandırıcılık eksikliği. Vatandaşın sorunu slogan eksikliği değil. Çözüm eksikliği. Vatandaşın sorunu aday eksikliği değil. Liyakat ve güvenilirlik eksikliği.
190 PARTİ VAR, AMA HALKIN %40’I HÂLÂ KARARSIZ ! Çetin SÜNGÜ @ctnsng yazdı: 190 siyasi parti varsa ve buna rağmen seçmenin yaklaşık yüzde 40’ı kendisini hiçbir siyasi yapının içinde bulamıyorsa, sorun seçmende değil, siyasettedir. izveri.com.tr/190-parti-var-…
3
1
9
348
Demokratik seçimlerin gerçek anlamı, yalnızca birkaç aday arasından bir isim seçmek değildir. Seçim, toplumun geleceğine ilişkin kolektif bir tercihtir. Bir ekonomi anlayışını, bir adalet anlayışını, bir eğitim anlayışını, bir özgürlük anlayışını, bir devlet anlayışını ve nihayetinde bir birlikte yaşama biçimini tercih etmektir.
SEÇİMLERDE OYLANAN KİŞİLER DEĞİL, YAŞAM TARZIDIR Çetin SÜNGÜ @ctnsng yazdı: Bir seçim, yalnızca kimin iktidar olacağını değil; nasıl bir ülkede, hangi değerlerle ve hangi toplumsal ilişkiler içinde yaşayacağımızı belirler... izveri.com.tr/secimlerde-oyl…
2
8
270
Kamu yönetiminin amacı “memnun müşteri” yaratmak değil, hak sahibi yurttaşların eşitliğini güvence altına almaktır. Bu nedenle seçim kampanyalarının reklam kampanyalarına dönüşmesi demokratik kültür açısından ciddi bir problemdir. Çünkü reklam size düşünmeniz için zaman vermez. Reklam sizi ikna etmeye çalışır. Demokrasi ise sizi karar vermeye çağırır.
SEÇİMLERDE OYLANAN KİŞİLER DEĞİL, YAŞAM TARZIDIR Çetin SÜNGÜ @ctnsng yazdı: Bir seçim, yalnızca kimin iktidar olacağını değil; nasıl bir ülkede, hangi değerlerle ve hangi toplumsal ilişkiler içinde yaşayacağımızı belirler... izveri.com.tr/secimlerde-oyl…
3
9
222
TÜRKİYE SEÇMEN PROFİLİ Zemini oluşurken seyirci kalıyoruz. Ucu bize dokunmuyorsa izliyoruz. Bizden olanlar yapınca susuyoruz. İşimize yarayınca destek veriyoruz. İtiraz eden olursa yalnız bırakıyoruz. Kendi kendine de düzelsin istiyoruz.
8
179
Hayatım, “Memleket elden gidiyor!” sözlerini dinlemekle geçti. Memleket gitmedi nedense… Ama bu memleketin çocukları gitti. Kimi iş bulmak için, kimi gelecek kurmak için, kimi özgürce yaşamak için, kimi de artık umut kalmadığı için… Memleket yerinde duruyor. Ama gençleri yok. Binalar yükseldi, umutlar düştü. Şehirler büyüdü, hayaller küçüldü. Memleket gitmedi; memleketin çocukları birer birer gitti. Belki de asıl soruyu artık şurada sormak gerekiyor: “Memleket elden gidiyor mu?” değil; “Bu memlekette çocuklarımız neden kalamıyor?”
10
198
KİRA ÖDER GİBİ EV ALACAKTIK… EV ALIR GİBİ KİRA ÖDER HALE GELDİK..!
1
7
84
996
Vizyonsuzluk… Çağdışı zihniyet… “Ben yaptım, oldu”culuk… “Bana göre”lerin mutlakiyeti… Olgunun yerine algının yönetilmesi… Bütün bunlar bir araya geldiğinde ortaya yönetim değil, savrulma çıkar. Çünkü gerçeklerle yüzleşmeyen, eleştiriden ders almayan, aklı ve liyakati ikinci plana atan hiçbir yapı uzun süre ayakta kalamaz. Sonuç: • İleriye gidemezsin… • Geriye de gidemezsin… • Olduğun yerde de uzun süre kalamazsın… Çünkü hayat değişiyor, toplum değişiyor, dünya değişiyor. Değişmeyen tek şey, değişime direnen zihniyet olursa; sonunda değişen sadece o zihniyetin kendisi değil, ona duyulan güven olur. Ve güven kaybolduğunda, hiçbir algı gerçeğin yerini sonsuza kadar dolduramaz.
9
296
“TOPLU TAŞIMA” NEDEN HER GÜN OKULA GİTMEK ZORUNDA OLAN ÖĞRENCİYE DEĞİL, 65 YAŞ ÜSTÜNE BEDAVA?
1
408
20
10,471
133,796
Toplumsal DAYILAŞMALARIN panzehiri, toplumsal DAYANIŞMADIR.
1
6
178
Umut Akdoğan’ın oy yorumu, siyaseti nasıl gördüğünü açıkça ortaya koyuyor. İmamoğlu ve ekibi hakkında İBB’deki yolsuzluk ve “sistem” tartışmaları sürerken, siyaseti hâlâ güç, para ve organizasyon üzerinden tarif etmek tesadüf değil. Parayla siyaset olmaz. Sistem kurarak halkın iradesi satın alınamaz. Siyaset; rant, kaynak ve güç mekanizması değil, ilke ve güven meselesidir. Akdoğan’ın sözleri bir yorumdan ibaret değil; siyaseti ahlaktan koparıp “sistem”e teslim eden zihniyetin itirafı gibi duruyor.
Oyları da %40’tan %1’e düştü.
1
1
7
223
Bir ülkede hukuk devleti varsa devlet güçlüdür ama sınırsız değildir. Yurttaş özgürdür ama sorumsuz değildir. Gazeteci özgürdür ama dokunulmaz değildir. İşçi örgütlüdür ama ayrıcalıklı değildir. İktidar güçlüdür ama hesap vermez değildir. Muhalefet özgürdür ama devlet düşmanı değildir. Çünkü hukuk herkesten büyüktür. İktidardan da. Muhalefetten de. Devletten de. Bireyden de. Ve hukuk herkesten büyük değilse, aslında hiç kimse güvende değildir. Bir Cumhuriyetin gerçek demokratik olgunluğu, yurttaşın devletten korkup korkmamasıyla değil; devletin yurttaşın hakkından çekinip çekinmemesiyle ölçülür.
HUKUK DEVLETİ Mİ, DEVLETİN HUKUKU MU? Çetin SÜNGÜ @ctnsng yazdı: Hukuk devleti… Siyasetin en çok kullanılan, fakat en az sorgulanan kavramlarından biri. izveri.com.tr/hukuk-devleti-…
3
11
252