Çoğu zaman diyorum ki böyle seçmece örneklerle kurnazlık yapan, kendini akıllı sanan tiplere cevap vermeyeyim. Çünkü Norveç, Hollanda, Nijerya, Çin vb. karşı-örneklerini vermek için de çok akıllı olmaya gerek yok. Önemli olan asgari muhakeme yeteneği, maalesef o da bunlarda yok.
Nasıl ki Almanya vatandaşına “Almanyalı” değil Alman, Japonya vatandaşına “Japonyalı” değil Japon, Fransa vatandaşına “Fransalı” değil Fransız, İtalya vatandaşına “İtalyalı” değil İtalyan deniyorsa, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına da Türk denir. Kökenlerimiz farklı olabilir; bizi birleştiren ortak vatandaşlık kimliğimizin adı “Türkiyeli” değil, Türk’tür!
Üzerinden 10 yıl geçmiş, hâlâ faşistlere dert oluyorsa, barış akademisyenliği şeref madalyasıdır bizim için.
Genelde insanların zihinsel durumuyla ilgili yorum yapmamaya çalışırım ama bu tayfada ağır bir aptallık var.
Sabah 7.40’ta, çocukları okula hazırlarken Another Brick in the Wall çalarak yüksek derecede motivasyon sağlayan Radyo Odtü’ye teşekkürlerimle. @hayatinsesiniac
Hazır Fransa yanıyorken, Paris banliyölerinin meşhur isyanlarını anlatan filmlerden biri: Athena.
Yönetmen, Costa Gavras’ın (siyasi olarak) hayırsız evladı Romain Gavras. Filmin siyasi mesajı C. Gavras sinemasından çok uzak. Fakat epik ve çok başarılı bir açılış sahnesi var.
Paris’te yaşayan bir arkadaşım bugünkü eylemden bu videoyu gönderdi. Louvre Müzesi’ndeki tüm resimleri bir araya getirseler böyle güzel bir tablo etmez.
Sembolik eylem diye şunu yapmak, zihinsel kapasitenin sınırları konusunda önemli ipuçları veriyor.
İl başkanları da “Teşkilatıma talimat verdim” demiş. Sanırsın Roma ordularına Rubicon’u geçme talimatı veriyor.
İmama kızıp oruç bozacak, “Size AKP müstehak” diyecek halimiz yok. Fakat bu tarz muhalefet de bizden uzak olsun. Sadece kültür çatışması üzerine kurulmuş, ırkçılığa eğilimli bir milliyetçilikle malul, AKP’ye sürekli istediğini veren bir muhalefet biçimi bu.
Fatma Betül Sayan K. konusunda yanlış bir matematik işliyor. Sanki iyi eğitimli insan kötülük yapamaz, halktan çalamazmış gibi. Hayır. FBSK o üniversiteleri gerçekten hakkıyla kazanmış, yine de elindeki kamu gücünü kullanarak milyarlarca lira vurgun yapmış olabilir.
Dün 6 yaşındaki kızımla birlikte Fransa yapımı bir animasyon film izlemeye gittik. O animasyonda bile, çocukları travmatize etmeyecek şekilde, giyotinle kraliçe kellesi alıyorlardı.
Çok derin bir direniş kültürü.
Fransa'da lise eylemleri devam ediyor: 500'e yakın okulda eğitime ara verildi
birgun.net/haber/fransa-da-l…
Kendisinin yapamadığı her şeyi çocuğunda gerçekleştirmeye çalışan ebeveynler gibi, Türkiye muhalefetinin elli tonundan kişi ve kurum Deniz Göktaş’a olağanüstü bir mücadele misyonu atfediyor. Deniz’in zekâsı ve cesaretinden şüphe yok tabii, ama iş biraz şirazesinden kaydı sanki.
celil kaya retweeted
MÜZİK İŞİ ARIYORUM 🎸
Rock, blues ve caz türlerinde sahne alabileceğim kafe, bar vb. mekânlarda iş arıyorum.
Farklı müzik projelerine de açığım.
Ankara’da benimle çalışmak isteyenler DM’den ulaşabilir.
Irmak Özinanır
#Ankara #CanlıMüzik #Müzisyen #Gitar
Bana akademiyi sevdiren, fiziksel olarak değilse bile akademik olarak Belfast’ın, Glasgow’un, Diyarbakır’ın sokaklarını birlikte dolaştığımız hocam Elçin Aktoprak göreve iade edildi. Yalan yok, kendim dönmüş kadar sevindim.
Ceylan Önkol 12 yaşındaydı. Bundan 17 yıl önce kuzularını otlatırken bir havan mermisiyle hayatını kaybetti.
Sezen Aksu ve Tarkan’ı hayat boyu sevecek olmamın bir sebebi de Ceylan için yaptıkları şarkıdır.
“Gezme ceylan bu dağlarda gezme,
Gece gerdanlık, gündüz mezarlık.”
Deniz Göktaş çıkacak. Bu muhteşem zekâsını yine sahnelerde gösterecek.
#DeniziSalın
#DenizGöktaşaÖzgürlük
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar,
Yarın, 28 Eylül Pazartesi, Çağlayan Adliyesi’nde saat 10:00’da duruşmam var.
88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim?
İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş.
Biraz da cezaevinden havadisler: Sınıf atlama heyecanı var Karatepe’de mahallemize 2 özel jeti olan komşu taşındı. Herkes bir gecede radikal seviyede artan refah seviyesine uygun davranmaya çalışıyor. Ben de buna uygun olarak bu tweette “zengin derdi” sayılacak bir konu seçtim: Cezaevi ve müzik.
“Müziksiz yaşayamam” tipi bir insan hiç olmadım, hatta epey de yaşarım ama “müziksiz 88 gün yaşayamam” tipi bir insanmışım meğer. Rüyalarımdan birinde; tahliye olduğumu fark edince hemen Peyk açıyordum ama Peyk olmayan bir şey çalıyordu. Radyo ve Dream Türk var ama hep Peyk olmayan bir şey çalıyor.
Şimdi övmeye çekiniyorum; TRT 2’yi övdüm, son 1 aydır yok. Radyo 3 sağolsun, Gojira çaldı 1 saat. Böyle mucizevi anlar dışında pek seçenek yok. Bu yüzden bu yaşa kadar ergen inadıyla taşıdığım Türkçe pop alerjimi aşmam gerekti. Bu hafta savunmama hazırlanırken 24 saat boyunca Dream Türk açıktı. Sadece yan komşum Haluk Levent, Mamak Türküsü ya da Haziran’da Ölmek Zor çaldığında TV’yi kapatıp avluya çıkıyorum. Kuyu tipinin tek iyi yanı akustiği olabilir.
24 saat Dream Türk izlerseniz 4 kere Ezhel’i görebiliyorsunuz, özledik. Onun dışında Türkçe pop. Girl Band, Boy Band ve Karışık Band salgını var, herkes dikkatli olsun. Kalabalık ortamlara girmeyin, aniden bir koreografinin parçası olabilirsiniz.
Favorilerim:
Eypio & Sibel Can – Kıyamam
Mabel Matiz – Umrumdışı
Hücremde Mabel Matiz’in “Ben büyüttüm boy boy” dansını yaparken infaz koruma memuruna yakalandım. Bir kere de derbi günü MasterChef izlerken yakalanmıştım, iki etti.
Savunma öncesi gündemden uzaklaşmak için seçtiğim bu yumuşak konuyu burada yazdığım bir rap ile bitireyim. Sabah 9’da ekmek dağıtımı oluyor. Haftada birkaç gün de ekmekle birlikte poğaça veriliyor ve kruvasan neşesi yaşanıyor. O günler önce koridorda servis tezgâhının tekerleğinden çıkan sesler yankılanıyor. Sonra dağıtımı yapan memur bozacı gibi bir nağmeyle bağırıyor: “Ekmek ve poğaçaaaa”
(Fuat Ergin tarzı bir flow’la)
Ekmek ve poğaça
Vaktimiz bolca
Cicibebe olmasa
Halimiz n’olcak
Menü ful carbo
Ne peynir ne yarım kadeh Doluca
Haluk, Cem, Özkan, ben
D Blok dört yapraklı yonca
Görüşmek üzere.
Buna katılıyorum. Her filmi, her tiyatro oyunu standart üstüdür ama Martin McDonagh’ın en iyi filmi Three Billboards Outside Ebbing, Missouri’dir.
















