Bilal Gündem (@bilalgundem4) header
Bilal Gündem (@bilalgundem4) profile picture

Rojnameger - Journalist

Joined April 2026
Photo by Bilal Gündem (@bilalgundem4)Photo by Bilal Gündem (@bilalgundem4)Photo by Bilal Gündem (@bilalgundem4)Photo by Bilal Gündem (@bilalgundem4)Photo by Bilal Gündem (@bilalgundem4)Photo by Bilal Gündem (@bilalgundem4)Photo by Bilal Gündem (@bilalgundem4)Photo by Bilal Gündem (@bilalgundem4)Photo by Bilal Gündem (@bilalgundem4)
Li bin çiya
12
342
Bilal Gündem retweeted
Türkçe X hesabımız Türkiye’den 10’uncu kez erişime engellendi. Kadınların sözünü ve mücadelesini duyurmaya, hakikati yazmaya devam ediyoruz. Yeni hesabımız @Jinnews_1’i takip edelim, paylaşarak dayanışmayı büyütelim! jinnews21.com/TUM-HABERLER/c…
2
14
1
23
1,170
Bilal Gündem retweeted
Ajansımızın Türkçe X hesabına erişim engeli Ajansımız @JinnewsTrk kullanıcı adlı X hesabına, “yasal bir talep” gerekçesiyle Türkiye’den erişim engellendi. Yeni resmi hesabımız : @Jinnews_1 #Jinnewshaber jinnews21.com/TUM-HABERLER/c…
19
2
20
928
Bilal Gündem retweeted
Özgür Basın bugün de bedel ödemekten geri durmuyor. Cezaevini, sürgünü ve hatta ölümü göze alıyor. Zor koşullara rağmen sahadan çekilmiyor. Dün olduğu gibi bugün de halkın yanında duruyor. Ziyaret eleştirilir. Ama sen bir kare üzerinden Özgür Basını hiçleştirmişsin. Ayıptır...
Kürt özgür basın geleneğine baktığımızda, yalnızca inkâr edilen bir kimliğin sesini duyurmak, yasaklanan gerçekleri açığa çıkarmak ve siyasi baskılara karşı gazetecilik yapmak için ortaya çıkmadığını; bütün bunların yanı sıra egemenlerin karşısında durmak, emekçinin, yoksulun ve ezilenin sesini duyurmak, sermayenin ve iktidarın görünmez kıldığı toplumsal gerçekleri görünür kılmak iddiasını da taşıdığını görüyoruz. Yani toplumun ihtiyaç duyduğu bütün alanlarda özgür basının izini görüyorduk. Zaten özgür basın geleneğini diğerlerinden farklı kılan da buydu. Yani mesele yalnızca neyi haberleştirdiği değil, biraz da kimin yanında ve kimin karşısında konumlandığıyla ilgiliydi… 1990’lı yıllarda ağır baskılar, gazete kapatmaları, tutuklamalar ve gazeteci cinayetleri altında sürdürüldü özgür basın mücadelesi. Daha sonra gazetenin OHAL bölgesine girişi de yasaklandı. O dönem Gazeteciler Cemiyetinde gazete ile dayanışma gecesi düzenlemiştik. Bugünlerde koşa koşa ziyaret edilen Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, o dönemlerde Eczacılar Odası Başkanıydı. Ancak o yıllar boyunca ne gazeteye abone olmuştu ne de dayanışma gecesine katılmıştı. Una karşın bugün Sur’da istenmeyen hâle getirilen seyyar satıcılar şahsında yoksullar ve ezilenler ise o dönem şehre köy yollarından gizlice getirdiğimiz gazeteleri el altından satmamıza yardımcı oluyordu. Hatta bazı dağıtımcılarımız seyyar satıcı görüntüsü altında gazeteyi dağıtıyordu. Şehrin elitleri gazeteye abone olmak istemezken yoksullar ve işçiler gazetenin aboneleri arasındaydı. Özgür basın, o dönem işçinin, köylünün, yoksulun, kadının ve ezilenlerin yaşadıklarını haberin merkezine almıştı. Hakikatin güçlülerin tekelinde olmasına itiraz ediyordu. Gazetecilikteki bağımsızlığını da tam olarak bu itirazdan ve egemenlerle arasına koyduğu mesafeden alıyordu. Bugün bu tarihsel mirasın neresinde durulduğu, bu fotoğrafla başka açıdan görünür hâle geldi. Dicle Fırat Gazeteciler Derneğinin Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası yönetimini ziyaret ederek birlikte fotoğraf paylaşmasını bütün bu nedenlerle basit bir nezaket ziyareti olarak bakamayız/ bakılmalıdır da… Ziyaretin yapıldığı dönem ile şehirde yürütülen tartışmalar birlikte ele alındığında, fotoğrafın ne anlattığını görmek için kâhin olmaya gerek yok. Bu nedenle tartışmayı gündeme getirenler kesinlikle haksız değiller. Bu fotoğraf, özgür basının tarihsel olarak temsil ettiği toplumsal kesimlerden uzaklaşıp giderek kurumlara, sermaye çevrelerine ve güç odaklarına yaklaştığı izlenimini veriyor. Bu fotodakiler özgür basın geleneğinin mirasçısı oldukları iddiasındaysalar eğer, yalnızca haberlerinde değil, kurdukları ilişkilerde ve toplumsal yaşam içindeki duruşlarında da emekçinin ve ezilenin yanında olduklarını göstermek zorundalar. Sivil toplum kuruluşu olmak, egemenlerle araya mesafe koyma sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Aksine, tarihsel bir mücadele geleneğinin temsilcisi olma iddiası, bu sorumluluğu daha da büyütür. Bir zamanlar egemenlerin sakladığı gerçekleri ortaya çıkarmak için bedel ödeyen özgür basın geleneğinin bugünlerde güç odaklarıyla kurduğu ilişkiler, elbette basit bir üslup ya da tercih değişikliği olarak görülmeyecek ve okunmayacaktır. Eleştirel mesafenin yerini kurumsal yakınlık, emekçinin sorunlarının yerini sermaye çevrelerinin gündemi, hakikati araştırma sorumluluğunun yerini ise güçlülerin açıklamalarını aktarma alışkanlığı aldığında ( bakınız bu fotodaki Bilal Gündem’in aynı günlerde seyyar satıcılar ilgili haberi 👉 xitter.cf/bilalgundem4/status/21… ), tarihsel miras da giderek içi boşaltılmış bir kimliğe dönüşür. Şunu da unutmamak gerekir: Özgür basının geçmişte ödediği bedeller, bugünkü temsilcilerine kendiliğinden ve sonsuza kadar meşruiyet sağlamaz. Çünkü özgür basının değeri, hangi güç odaklarıyla fotoğraf verdiğiyle değil, o fotoğrafın dışında bırakılanların sesini ne kadar duyurabildiğiyle ölçülür
2
2
10
1,720
Bilal Gündem retweeted
Gün yok ki Özgür Basın yeni bir engel ve baskıyla karşılaşmasın. Özgür Basın Şimdiye kadar bu baskılara boyun eğmeden çizgisinden taviz vermeden mücadele etti. İktidarın baskı ve engelleme politikalarına yabancı değiliz. Ancak şimdi yeni bir güruh doğdu. Başka bir frekanstan aynı sonuca giden saldırılar yapıyorlar. Tek diyeceğim şudur: İyi niyetli olanlar lütfen dikkat edin, neyi eleştirdiğinizi de doğru belirtin. Kullandığınız mecraların nasıl tuzaklara gebe olduğunu bilmelisiniz. Dikkatli olun ki araya sızmış kuzu postuna bürünmüş kurtları bilelim ve onlara karşı da savunmasız olmadığımızı, söyleyeceğimiz bir sözün olduğunu da gösterelim.
📌 JINNEWS’in @JinnewsTrk kullanıcı adlı X hesabına, Türkiye’den erişim engellendi JINNEWS’in dijital medya platformu X’te kullandığı @JinnewsTrk hesabına Türkiye’den erişim engeli getirildi. Hesaba ilişkin bildirimde, “Hesabınız, yasal bir talebin sonucu olarak TR’de askıya alınmıştır” ifadelerine yer verildi. 👉JINNEWS’in yeni X hesabı @Jinnews_1 #SansüreKarşıTakipEt
1
4
316
📌 JINNEWS’in @JinnewsTrk kullanıcı adlı X hesabına, Türkiye’den erişim engellendi JINNEWS’in dijital medya platformu X’te kullandığı @JinnewsTrk hesabına Türkiye’den erişim engeli getirildi. Hesaba ilişkin bildirimde, “Hesabınız, yasal bir talebin sonucu olarak TR’de askıya alınmıştır” ifadelerine yer verildi. 👉JINNEWS’in yeni X hesabı @Jinnews_1 #SansüreKarşıTakipEt
18
2
12
1,405
Bilal Gündem retweeted
Li ber Wezaretê bang kirin: Aştî ji Îmraliyê dest pê dike 🔹Deriyên Îmraliyê vekin 🔹Em jî dixwazin êdî astengiyên li pêşiya aştiyê bên rakirin 🔹Daxwaza aştiyê mezin e lê bawerî tune ye 🔹Êdî ne gotin pêdivî bi gavên şênber heye. ajansawelat1.com/li-ber-weza…
5
22
1,259
Demsal payiz e, her der zer 📍Nemrûd / Tetwan
1
59
1,088
📌Projeya Şopandina Maf, Belgekirin û Piştevaniyê ya ji bo Jinên Kurd ên Rojnameger dest pê dike Komeleya Rojnamegerên Jin a Mezopotamyayê (MKG) û Komeleya Rojnamegeran a Dîcle Firatê (DFG) projeyek nû didin destpêkirin da ku mekanîzmayên hevgirtinê li dijî binpêkirinên mafên mirovan ên piralî yên ku rojnamevanên jin ên Kurd pê re rû bi rû dimînin belge bikin, bidin xuyakirin. Wekî beşek ji projeyê, binpêkirinên mafên mirovan ên li dijî rojnamevanên jin dê bi rêkûpêk werin şopandin, verastkirin û raporkirin. Hewlên parêzvaniyê dê di asta neteweyî û navneteweyî de bi rêya raporên ku dê bi zimanên Kurdî, Tirkî û Îngilîzî werin weşandin, werin meşandin. Di heman demê de, ji bo hêsankirina gihîştina jinên rojnamevan a ji bo çareseriyên qanûnî, xurtkirina hevgirtina pîşeyî û piştgirîkirina şert û mercên xebatê yên ewle, dê gelek xebat werin kirin. Em berdewam dikin da ku hevgirtinê ji bo azadiya çapemeniyê û mafên rojnamevanên jin bişopînin, belge bikin û mezin bikin. Ev proje bi piştgiriya Yekîtiya Ewropayê û bi hevkariya Weqfa Mafên Mirovan a Tirkiyeyê (TÎHV) tê meşandin.
1
2
206
Bilal Gündem retweeted
Mêşvan: Hingivê herî xweş ê di nav xilêfkê de ye 🔹Kîloya vî hingivî îsal didim 3 hezar lîrayê Tirkan 🔹Hingivê xweş li zozanan û li çiyayan çêdibe 🔹Karê mêşvaniyê sebrê dixwaze 🔹Mesrefên hatin û çûyînê zêde ne ajansawelat1.com/mesvan-hing…
2
10
378
Bilal Gündem retweeted
Rêveberiyên dibistanan li ber hilbijartina zimanê Kurdî astengiyan derdixin 🔹Gelek caran haya malbatan jê nabe ku dersa Kurdî tê hilbijartin 🔹Ew tercîha pergela perwerdehiya dewletê ye 🔹Vekirin lê bi qasî 15 dk vekirî hiştibûn. ajansawelat1.com/reveberiyen…
2
9
299
Bilal Gündem retweeted
Bilmem televizyon kuruluyormuş, bilmem sermayeye teslim olmuşlar… Bu algının kaynağı bazı şahıslar “dolandırıcıktan” ceza almış, bazıları tek bir soruşturma olmadan mesleği terk etmiş İnsan biraz utanır; bunca baskı ve sansüre karşı çaba sarf eden gazetecileri hedefe koymaz
Bir ziyaret üzerinden Özgür Basın’a karşı algı oluşturuluyor Özgür Basın’ın ilkeli duruşunu bu ziyaret üzerinden hedef almak, bu geleneğin emeğini ve bedelini hiçe sayan büyük bir haksızlıktır Bu kadar zorlama ve akıl dışı komplolar niyetin bağcıyı dövmek olduğunu kanıtlıyor
4
9
1
23
2,814
Derneğimize ve bana karşı itibar suikastı yapan bu kişi ahlak dersi veremez. Kendi geçmişi hakkında bu kadar çok soru işareti bulunan birinin özgür basına ahlak dersi vermeye kalkışması, ciddi bir tutarlılık sorunudur. Basın etiği üzerine söz söyleyen birinden öncelikle karanlık geçmişi ile ilgili sorulara cevap vermeli. Seni Şaklat’ta köyleri yakılan insanların vicdanına bırakıyorum.
Kürt özgür basın geleneğine baktığımızda, yalnızca inkâr edilen bir kimliğin sesini duyurmak, yasaklanan gerçekleri açığa çıkarmak ve siyasi baskılara karşı gazetecilik yapmak için ortaya çıkmadığını; bütün bunların yanı sıra egemenlerin karşısında durmak, emekçinin, yoksulun ve ezilenin sesini duyurmak, sermayenin ve iktidarın görünmez kıldığı toplumsal gerçekleri görünür kılmak iddiasını da taşıdığını görüyoruz. Yani toplumun ihtiyaç duyduğu bütün alanlarda özgür basının izini görüyorduk. Zaten özgür basın geleneğini diğerlerinden farklı kılan da buydu. Yani mesele yalnızca neyi haberleştirdiği değil, biraz da kimin yanında ve kimin karşısında konumlandığıyla ilgiliydi… 1990’lı yıllarda ağır baskılar, gazete kapatmaları, tutuklamalar ve gazeteci cinayetleri altında sürdürüldü özgür basın mücadelesi. Daha sonra gazetenin OHAL bölgesine girişi de yasaklandı. O dönem Gazeteciler Cemiyetinde gazete ile dayanışma gecesi düzenlemiştik. Bugünlerde koşa koşa ziyaret edilen Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, o dönemlerde Eczacılar Odası Başkanıydı. Ancak o yıllar boyunca ne gazeteye abone olmuştu ne de dayanışma gecesine katılmıştı. Una karşın bugün Sur’da istenmeyen hâle getirilen seyyar satıcılar şahsında yoksullar ve ezilenler ise o dönem şehre köy yollarından gizlice getirdiğimiz gazeteleri el altından satmamıza yardımcı oluyordu. Hatta bazı dağıtımcılarımız seyyar satıcı görüntüsü altında gazeteyi dağıtıyordu. Şehrin elitleri gazeteye abone olmak istemezken yoksullar ve işçiler gazetenin aboneleri arasındaydı. Özgür basın, o dönem işçinin, köylünün, yoksulun, kadının ve ezilenlerin yaşadıklarını haberin merkezine almıştı. Hakikatin güçlülerin tekelinde olmasına itiraz ediyordu. Gazetecilikteki bağımsızlığını da tam olarak bu itirazdan ve egemenlerle arasına koyduğu mesafeden alıyordu. Bugün bu tarihsel mirasın neresinde durulduğu, bu fotoğrafla başka açıdan görünür hâle geldi. Dicle Fırat Gazeteciler Derneğinin Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası yönetimini ziyaret ederek birlikte fotoğraf paylaşmasını bütün bu nedenlerle basit bir nezaket ziyareti olarak bakamayız/ bakılmalıdır da… Ziyaretin yapıldığı dönem ile şehirde yürütülen tartışmalar birlikte ele alındığında, fotoğrafın ne anlattığını görmek için kâhin olmaya gerek yok. Bu nedenle tartışmayı gündeme getirenler kesinlikle haksız değiller. Bu fotoğraf, özgür basının tarihsel olarak temsil ettiği toplumsal kesimlerden uzaklaşıp giderek kurumlara, sermaye çevrelerine ve güç odaklarına yaklaştığı izlenimini veriyor. Bu fotodakiler özgür basın geleneğinin mirasçısı oldukları iddiasındaysalar eğer, yalnızca haberlerinde değil, kurdukları ilişkilerde ve toplumsal yaşam içindeki duruşlarında da emekçinin ve ezilenin yanında olduklarını göstermek zorundalar. Sivil toplum kuruluşu olmak, egemenlerle araya mesafe koyma sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Aksine, tarihsel bir mücadele geleneğinin temsilcisi olma iddiası, bu sorumluluğu daha da büyütür. Bir zamanlar egemenlerin sakladığı gerçekleri ortaya çıkarmak için bedel ödeyen özgür basın geleneğinin bugünlerde güç odaklarıyla kurduğu ilişkiler, elbette basit bir üslup ya da tercih değişikliği olarak görülmeyecek ve okunmayacaktır. Eleştirel mesafenin yerini kurumsal yakınlık, emekçinin sorunlarının yerini sermaye çevrelerinin gündemi, hakikati araştırma sorumluluğunun yerini ise güçlülerin açıklamalarını aktarma alışkanlığı aldığında ( bakınız bu fotodaki Bilal Gündem’in aynı günlerde seyyar satıcılar ilgili haberi 👉 xitter.cf/bilalgundem4/status/21… ), tarihsel miras da giderek içi boşaltılmış bir kimliğe dönüşür. Şunu da unutmamak gerekir: Özgür basının geçmişte ödediği bedeller, bugünkü temsilcilerine kendiliğinden ve sonsuza kadar meşruiyet sağlamaz. Çünkü özgür basının değeri, hangi güç odaklarıyla fotoğraf verdiğiyle değil, o fotoğrafın dışında bırakılanların sesini ne kadar duyurabildiğiyle ölçülür
4
5
36
6,438
Bilal Gündem retweeted
Bir ziyaret üzerinden Özgür Basın’a karşı algı oluşturuluyor Özgür Basın’ın ilkeli duruşunu bu ziyaret üzerinden hedef almak, bu geleneğin emeğini ve bedelini hiçe sayan büyük bir haksızlıktır Bu kadar zorlama ve akıl dışı komplolar niyetin bağcıyı dövmek olduğunu kanıtlıyor
1
4
3
19
5,062
Bilal Gündem retweeted
Özgür Basına ayar vermek kimsenin haddi değildir. Günlerdir nezaket gereği yapılmış bir ziyaret üzerinden Özgür Basın hedef alınıyor. Ziyaret eleştirilebilir. Olmasın da denilebilir. Ancak konu bunun dışına taşınıp bir saldırıya dönüşüp binlerce Özgür basın emekçisini töhmet altına almaya kadar gitti. Özgür Basının bir emekçisi olarak bu saldırıları kabul etmek mümkün değil. Bu saldırıyı yapanlardan biri de bu zattır. Bakın bu zattır kimdir. -Amedte, Köyleri boşaltılmış köylülerin tazminatlarını yiyen bir kısmını da sahte para ile ödeyen biri -Suruç’ta kaçak elektrik kullanan köylüleri önce ihbar edip sonra işlerini halletmek için onlardan para alan biri -Sahtekarlığı ortaya çıkınca köylülerin yaraladığı biri -Sonrasında Kıbrıs’a kaçıp Jolly Joll kulubü açan biri. Daha da sıralayabilirim. Bu kişiler Özgür Basın’a ayar verecek son kişilerdir.
Kürt özgür basın geleneğine baktığımızda, yalnızca inkâr edilen bir kimliğin sesini duyurmak, yasaklanan gerçekleri açığa çıkarmak ve siyasi baskılara karşı gazetecilik yapmak için ortaya çıkmadığını; bütün bunların yanı sıra egemenlerin karşısında durmak, emekçinin, yoksulun ve ezilenin sesini duyurmak, sermayenin ve iktidarın görünmez kıldığı toplumsal gerçekleri görünür kılmak iddiasını da taşıdığını görüyoruz. Yani toplumun ihtiyaç duyduğu bütün alanlarda özgür basının izini görüyorduk. Zaten özgür basın geleneğini diğerlerinden farklı kılan da buydu. Yani mesele yalnızca neyi haberleştirdiği değil, biraz da kimin yanında ve kimin karşısında konumlandığıyla ilgiliydi… 1990’lı yıllarda ağır baskılar, gazete kapatmaları, tutuklamalar ve gazeteci cinayetleri altında sürdürüldü özgür basın mücadelesi. Daha sonra gazetenin OHAL bölgesine girişi de yasaklandı. O dönem Gazeteciler Cemiyetinde gazete ile dayanışma gecesi düzenlemiştik. Bugünlerde koşa koşa ziyaret edilen Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, o dönemlerde Eczacılar Odası Başkanıydı. Ancak o yıllar boyunca ne gazeteye abone olmuştu ne de dayanışma gecesine katılmıştı. Una karşın bugün Sur’da istenmeyen hâle getirilen seyyar satıcılar şahsında yoksullar ve ezilenler ise o dönem şehre köy yollarından gizlice getirdiğimiz gazeteleri el altından satmamıza yardımcı oluyordu. Hatta bazı dağıtımcılarımız seyyar satıcı görüntüsü altında gazeteyi dağıtıyordu. Şehrin elitleri gazeteye abone olmak istemezken yoksullar ve işçiler gazetenin aboneleri arasındaydı. Özgür basın, o dönem işçinin, köylünün, yoksulun, kadının ve ezilenlerin yaşadıklarını haberin merkezine almıştı. Hakikatin güçlülerin tekelinde olmasına itiraz ediyordu. Gazetecilikteki bağımsızlığını da tam olarak bu itirazdan ve egemenlerle arasına koyduğu mesafeden alıyordu. Bugün bu tarihsel mirasın neresinde durulduğu, bu fotoğrafla başka açıdan görünür hâle geldi. Dicle Fırat Gazeteciler Derneğinin Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası yönetimini ziyaret ederek birlikte fotoğraf paylaşmasını bütün bu nedenlerle basit bir nezaket ziyareti olarak bakamayız/ bakılmalıdır da… Ziyaretin yapıldığı dönem ile şehirde yürütülen tartışmalar birlikte ele alındığında, fotoğrafın ne anlattığını görmek için kâhin olmaya gerek yok. Bu nedenle tartışmayı gündeme getirenler kesinlikle haksız değiller. Bu fotoğraf, özgür basının tarihsel olarak temsil ettiği toplumsal kesimlerden uzaklaşıp giderek kurumlara, sermaye çevrelerine ve güç odaklarına yaklaştığı izlenimini veriyor. Bu fotodakiler özgür basın geleneğinin mirasçısı oldukları iddiasındaysalar eğer, yalnızca haberlerinde değil, kurdukları ilişkilerde ve toplumsal yaşam içindeki duruşlarında da emekçinin ve ezilenin yanında olduklarını göstermek zorundalar. Sivil toplum kuruluşu olmak, egemenlerle araya mesafe koyma sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Aksine, tarihsel bir mücadele geleneğinin temsilcisi olma iddiası, bu sorumluluğu daha da büyütür. Bir zamanlar egemenlerin sakladığı gerçekleri ortaya çıkarmak için bedel ödeyen özgür basın geleneğinin bugünlerde güç odaklarıyla kurduğu ilişkiler, elbette basit bir üslup ya da tercih değişikliği olarak görülmeyecek ve okunmayacaktır. Eleştirel mesafenin yerini kurumsal yakınlık, emekçinin sorunlarının yerini sermaye çevrelerinin gündemi, hakikati araştırma sorumluluğunun yerini ise güçlülerin açıklamalarını aktarma alışkanlığı aldığında ( bakınız bu fotodaki Bilal Gündem’in aynı günlerde seyyar satıcılar ilgili haberi 👉 xitter.cf/bilalgundem4/status/21… ), tarihsel miras da giderek içi boşaltılmış bir kimliğe dönüşür. Şunu da unutmamak gerekir: Özgür basının geçmişte ödediği bedeller, bugünkü temsilcilerine kendiliğinden ve sonsuza kadar meşruiyet sağlamaz. Çünkü özgür basının değeri, hangi güç odaklarıyla fotoğraf verdiğiyle değil, o fotoğrafın dışında bırakılanların sesini ne kadar duyurabildiğiyle ölçülür
10
5
2
40
5,910
Bilal Gündem retweeted
Bu Mehmet Kaya her yeri yozlaştırmaya çalıştığı için mücadeleden uzaklaştırıldı. Çünkü yakılan köylerin dosyalarında köylüleri zarara uğratıyordu. Şimdi de özgür basına ahlak dersi veriyor.
unavailable
4
2
1
11
2,872
Bilal Gündem retweeted
Next Match 🏟️
265
503
118
10,949
1,181,414
Bilal Gündem retweeted
Barış Anneleri Meclis’te: Barışın sözünü yükselteceğiz! Gazeteci Melek Avcı, barış için adım atılması talebiyle Ankara’ya giden Barış Anneleri’nin Meclis’te siyasi partilerle yaptığı görüşmeleri aktarıyor. @MelekAv17 youtube.com/@DortYonMedia
6
24
691
Bilal Gündem retweeted
Rojnamevan Bîlal Guldem vedibêje: Li gundê Ezkariya yê navçeya Farqînê ya Amedê, li quntara Çiyayê Dorşînê, daristan ji aliyê cerdevan û leşkeran ve tên qutkirin û talankirin. @bilalguldem4 Temamî bername temaşe bikin👇 youtube.com/watch?v=iK1kHyHm…
7
17
622
Bilal Gündem retweeted
Dayika Aştiyê Afîfe Kartal tekildarî hevdîtina bi Numan Kurtulmuş ji Ajansa Welat re axivî; *Numan Kurtulmuş di hevdîtinê de ji me re got ew dê di demekê nêz de li Amedê serdana komeleya wan bike *Min jê re got; Heta Birêz Abdullah Ocalan azad nebe tu pirsgirêk çareser nabe.
4
21
523