Gündem • Doğa & Astronomi | Kendi Çekimim Fotoğraflar 📍🇹🇷 𐱅𐰼𐰇𐰰

Joined February 2023
Hayatımda çekmiş olduğum fotoğraflar arasında en sevdiğim bu. Yaptığı esere aşık olan bir sanatçı gibi, doğaya ve doğal olanın masumiyetine aşık olan bir filozof gibi, insanın özünü görüp aşık olan bir - Bilge - gibi, ben de senin masumiyetini sen de gördüm, öze aşık oldum.
1
4
1,604
Anayasanın; 1- İlk 3 maddesini değiştirmek, 2- Veya "ilk 3 maddenin ve Anayasanın Başlangıç Kısmının ( Md.2'ye göre ) içini boşaltacak şekilde" sair maddelerinin ( 14, 42, 66, 127, 174 ) değiştirilmesi, ➡️SİVİL DARBE OLUR‼️ Bu suçun adı, ➡️ANAYASAL DÜZENİ YIKMAYA ÇALIŞMAKTIR‼️ Bu suçun cezası, ➡️AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASIDIR‼️ Darbeye kalkışma halinde, ➡️HALKIN SAVUNMA/MEŞRU MÜDAFA HAKKI DOĞAR‼️ @SerkanOzCVP @cvpgenelmerkez @cvpismailhatal @rifatserdaroglu @vekilince @umitozdag @MDervisogluTR @ComezTurhan @cenkozatici
🚨"Yeni anayasa darbe teşebbüsüdür Anayasa üzerinden yeni bir rejim ve devlet inşası söz konusu #TerörsüzTürkiye perdelemesiyle 1923 cumhuriyetini ortadan kaldırıyorlar yeni bir devlet ve rejim kuruyorlar" Ümit Kocasakal'danİbrahim Kaboğlu'na
11
148
5
328
3,403
Sanmayacaksın. İnsanın başına ne gelirse sanmalarından geliyor. Seviyor sanmasından, o asla böyle bir şey yapmaz sanmasından, dost sanmasından, aile sanmasından. İnsan çoğunlukla zihnindeki sanmalara göre yaşıyor, gerçeğin duvarına çarpınca da canı fena yanıyor.
31
428
46
3,288
72,903
İstanbul'u düşman işgalinden kurtaran Atatürk'ün aziz ruhu şad olsun! Birçoğumuz derin bir gaflet uykusundayız; İstanbul’un 1453’ten beri "kesintisiz" bizim olduğunu sanıyoruz. Oysa koca başkent tam 5 yıl İngiliz postalı altında İŞGAL EDİLDİ! Ayrılıkçı Rum azınlıklar işgali kutladılar. Sokaklar Yunan bayraklarıyla donatıldı, İngiliz namlusuna güvenip fethin sembolü Ayasofya'da korsan ayin yaptılar, hatta Ayasofya'ta çan takmaya bile kalktılar. Taşkın azınlık grupları, sokakta yürüyen Türk kadınlarına sözlü ve fiziki tacizlerde bulunuyordu. "Silah arama" veya "Kuvâ-yi Milliyeci saklama" bahanesiyle gece yarıları Türk evlerine baskınlar düzenliyordu. Erkekler tutuklanıp götürülüyor ve kadınlara cinsel saldırıda bulunuyordu. Özellikle Fransızların şehre getirdiği Senegalli ve Kuzey Afrikalı sömürge askerlerinin karıştığı taciz olayları İstanbul halkında büyük bir infiale neden olmuştu. İzmir, Yalova, Gemlik civarında durum çok daha vahim; sistematik ve kanlıydı. Binlerce Türk kadını toplu tecavüzlere ve katliamlara maruz kaldı. Zayıf düştüğümüzde tepemize binen bu akbabaları, "Geldikleri gibi giderler!" diyen Türkün iradesi söküp attı. Geldikleri gibi gittiler! Bu şehri fetheden Fatih Sultan Mehmet'in de, onu uçurumun kenarından KURTARAN Mustafa Kemal Atatürk'ün de aziz ruhları şad olsun! 🇹🇷 #6Ekim1923
Türk Ordusunun İstanbul'a girişi. (6 Ekim 1923)
29
654
14
5,072
42,398
1914’te İngiltere, parasını ödediğimiz Sultan Osman ve Reşadiye dretnotlarına el koydu. Ardından İngiliz donanmasından kaçan Alman Goeben (Yavuz) ve Breslau, 10 Ağustos’ta Çanakkale Boğazı’na geldi. Türk bayrağı çekildi, isimleri Yavuz ve Midilli oldu. Millet sevindi. Ancak gemilerin Alman mürettebatı ve komuta etkisi devam etti. Atatürk yıllar sonra bu gemi için Türk bayraklı Alman gemisi diyecekti. 29 Ekim 1914’te bu gemilerin de katıldığı Osmanlı filosu Rus limanlarını bombaladı. Osmanlı İmparatorluğu kendisini Birinci Dünya Savaşı’nın içinde buldu. Bedeli bir imparatorluğun tasfiyesi oldu. Aradan 112 yıl geçti. Şimdi yeni bir F-35 güzellemesi sahneleniyor. Türk sosyal medyasında, ABD makamlarının erişimine açık askerî ortamlarda çekildiği anlaşılan F-35 fotoğrafları dolaşıma sokuluyor. Verilmek istenen mesaj açıkça uçaklar hazır taviz vermeye devam edin. Diğer yandan İsrail’in itirazları öne çıkarılıyor. Yarın teslimat gerçekleşirse bunun İsrail’e rağmen başarıldığı anlatılacak. Peki gerçek ne? İsrail’in itirazları gerçektir. Ancak ABD’nin İsrail’in bölgesel askerî üstünlüğünü koruma politikası da gerçektir. Washington’ın Türkiye’ye hangi şartlarla, hangi yazılım ve lojistik bağımlılıklarla F-35 vereceği asıl tartışılması gereken konudur. Uçağın gövdesine Türk bayrağı çizmek, onun bütün harekât kabiliyetleri üzerinde karar bağımsızlığı kurmak demek değildir. 1914’te de Goeben(Yavuz’un) hangi bayrağı çektiği değil stratejik kararların kimin etkisi altında alındığıydı. Bugün de mesele yalnızca F-35’in Türkiye’ye teslim edilmesi değildir. F-35 için harcanacak kaynakların millî muharip uçağımız KAAN’ın geleceğine etkisi de sorgulanmalıdır. Büyük güçlerin sunduğu silah sistemlerinde ödenecek bedel satın alma fiyatında değil, yarattıkları stratejik bağımlılıkta gizlidir. Türkiye’nin ihtiyacı yeni bir Goeben heyecanı değil, kendi hava gücünün geleceğine kendisinin hükmetmesidir. Mavi Vatan’ın göklerinde de esas olan millî egemenlik ve stratejik bağımsızlıktır.
Replying to @KAANTF_23
TÜRK Sosyal Medyasına ancak ABD yetkililerinin çekip servis edebileceği fotolarda, F-35leriniz hazır sizi bekliyor....Bakımlar tam gelin alın...anlamına gelecek mesajlar pompalanıyor. Herşey İsraile rağmen oluyor denecek. Bu da tiyatroda gerekli elbette....
259
15
1,201
75,067
1,947
42
10,834
107,793
NATO aşkıyla yanıp tutuşan kurumlarımız, biraz da etraflarına bakma zahmetine katlansınlar. GKRY’nin 1 Ekim töreninde boy gösteren “müttefiklerimize” baksınlar. Sonra Ta Nea’nın Türkiye’ye karşı yazdığı “ilk 24 saatte ön alıcı darbe” senaryolarını okusunlar; Yunan Genelkurmay Başkanı Houpis’in “stratejik derinlikte önleyici vuruş” söylemini hatırlasınlar. Anlaşılan NATO söz konusu olduğunda bazı kurumlarımız için hafıza sıfırlanıyor, jeopolitik gerçekler tatile çıkıyor. “Müttefiklerimiz” Türkiye’ye karşı savaş senaryoları çalışırken bize düşen herhalde NATO sevgimizi tazelemek! Bu sevgi üzerinden NATO da mehmetçiğimizi kullanarak her türlü reklam ve propaganda faaliyetini gözümüzün içine baka baka yürütür.
NATO Türkiye'ye saldırı planladığını açıkca ifade eden ülkelere HİÇBİR açıklama yapmadığı gibi, bu ülkelerden birisi de zaten NATO üyesidir. NATO'nun bu tür TSK fotoğrafları falan yayınlaması anlamsızdır, boştur. NATO Türkiye'ye saldırı olursa destek olmayacaktır.
310
7
1,075
30,182
20 Temmuz 1974 Kıbrıs BARIŞ Harekatımız sonrası Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Ateşkes anlaşması yapıldı. Barış anlaşması ise yapılmadı. Şuan "hukuken" savaş durumu devam ediyor. 🇹🇷 tarafı bu tür gelişmeleri bir saldırganlık ve tehdit olarak görüp Güneyde Larnaka ve Hala Sultan Kutsal bölge (ki Rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamızın hedefi idi) tekrar Feth edilip, Erenköy kara bağlantıyı Kuzey Batı'da kuruverebilir. Biz BARIŞ'ı korumaya kararlıyız. BARIŞ için gerektiğinde her türlü adım atılır. BARIŞ en iyisidir. Şurası unutulmamalıdır ki KIBRIS'ı biz VENEDİKLİLER'den Magosa bölgesinden çıkartma yaparak Feth ettik. Adadaki Rumlar Osmanlı İmparatorluğunun Ortadoks tebasıdır. Daha sonra da pekçok Rum Mora ve Anadolu'dan Kıbrıs'a geldi.
📍Kıbrıs'ta 1 Ekim 'özgürlük' törenlerinde ABD, Mısır, İngiltere ve Fransa askerlerinin arkasında yürüyen Yunan ve Rum askerleri 'Mağusa'ya geri döneceğiz, intikam alacağız' diye bağırdı!.. Alkışlar arasında yürüyen askerler komutanlarının yönlendirmesi ile “Mağusa’ya geri döneceğiz. Türkleri unutmuyorum, intikam alacağım. Dökülen kan için, her köyüm için’’ sloganları attı. Kıbrıslı Rumlar, ayrıca törene katılan ABD, Mısır, İngiltere ve Fransa askerlerini “bravo” sesleriyle alkışladı.
1
64
217
7,180
34 yıl önce, 1 Ekim’i 2 Ekim 1992’ye bağlayan gece, Ege’de NATO Display Determination-92 tatbikatına katılan TCG MUAVENET, ABD uçak gemisi USS SARATOGA’dan ateşlenen iki Sea Sparrow füzesiyle vuruldu. Gemi Komutanı Kurmay Yarbay Kudret Güngör, Teğmen Alper Tunga Akan, Telsiz Astsubayı Serkan Aktepe, İkmal Çavuş Mustafa Kılınç ve Topçu Er Recep Akan şehit düştü. 22 denizcimiz yaralandı. Bu bir kaza değildi. 34 yıldır söylediğimizi tekrar edelim: Türk donanmasında da kullanılan ve iyi bilinen hava savunma füzesi Sea Sparrow un ateşlenmesinde hedefin belirlenmesi, radar ile aydınlatılması, füze sisteminin hazırlanması ve ateşleme zincirindeki birbirini tamamlayan işlemler Saratoga’da nasıl oldu da kaza olasılığını yok edecek seviyede peş peşe ve bilinçli olarak gerçekleşti ve Türk savaş gemisine iki füze gönderildi? ABD soruşturması olayı “kaza” olarak kapattı. Ancak iki füzenin ateşlenmesini mümkün kılan komuta, kontrol ve silah sistemi prosedürleri üzerindeki kuşkular hiçbir zaman giderilemedi. Muavenet, ABD’nin Türk Deniz Kuvvetlerine karşı gerçekleştirdiği ve gerçek nedenleri bugüne kadar tam olarak aydınlatılmamış son derece ağır bir saldırı olarak tarihimizdeki yerini koruyor. “Kaza” açıklaması ise 34 yıldır vicdanları tatmin etmiyor. Muavenet’i unutmadık. Unutturmayacağız. Şehitlerimizin ruhları şad olsun. Hepsine rahmet, ailelerine ve sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum.
850
47
3,008
67,728
Yunan gazetesi Ta Nea, Türkiye’ye karşı dört aşamalı bir “önleyici darbe” senaryosu yayımlamış: 1.Türkiye’yi elektronik olarak kör et, 2.Önemli hava üslerini ve Foça başta olmak üzere amfibi kuvvetlerini vur. 3. Türk karşı saldırısını “Aşil Kalkanı” ile durdur. 4. Sonunda 24 saat dolmadan Türkiye’yi askerî olarak felç edip masaya “güçlü taraf” olarak otur. Kâğıt üzerinde ne kadar da kolay görünüyor. Yunanistan’ın İsrail ile giderek derinleşen askerî ilişkilerinin, Atina’daki bazı çevreleri İsrail’in önleyici vuruş doktrinine özendirdiği anlaşılıyor. Diğer bir değişle Yunanistan da İsrail gibi uluslararası hukuku tanımayan ilk vuruş doktrini ile harbi başlatma sorumluluğunu almayı kabul ediyor. Ancak hukuk dışında unutulan küçük bir ayrıntı var. Türkiye, İsrail’in bugüne kadar hava gücü ve sürpriz saldırılarla vurduğu Suriye, Lübnan veya Irak değildir. Türkiye ile Yunanistan’ın kara sınırı vardır. Türk ordusu Kıbrıs’tadır. Ege adaları Anadolu kıyılarının hemen önündedir. Türk Deniz ve Hava Kuvvetleri de birkaç pist ve liman vurularak 24 saatte savaş dışı bırakılabilecek kuvvetler değildir. Daha önemlisi, savaşı başlatan ilk füzenin sahibi savaşın ne zaman biteceğine tek başına karar veremez. Ta Nea’nın senaryosundaki asıl stratejik fantezi Atina’nın ilk 24 saati planlaması ancak 25’inci saatin planını Ankara’nın yapabileceğini unutmasıdır. Üstelik senaryoda Türkiye’nin karşı saldırısını durduracağı varsayılan “Aşil Kalkanı” bile bugün tamamlanmış değildir. Yunan Savunma Bakanı Dendias, sistemin ancak 35 ay içinde bütünüyle operasyonel olacağını açıkladı. Tarih de benzer stratejik hesap hatalarıyla doludur. 1919’da İzmir’e çıkan Yunan ordusunun arkasında İngiltere başta olmak üzere dönemin büyük güçleri vardı. Mondros sonrasında ordusu dağıtılmış, silahları toplanmış ve ülkesi işgal edilmiş bir Türkiye karşılarında duruyordu. Sonrasını Churchill dahi acı biçimde hatıratında ( World in Crisis) kayda geçirdi. Zincire de vurulsa Türk hâlâ hayattaydı ve Yunan İzmir’e çıktıktan sonra savaşma iradesini yeniden kazanmıştı. Sonrası Sakarya’dır. Büyük Taarruz’dur. 9 Eylül’dür. Dolayısıyla Atina’ya dostça tavsiyemiz şudur: İsrail’den silah alabilirsiniz; ama İsrail’in savaş doktrinini Türkiye’ye karşı kopyalamaya kalkmayın. Hele “24 saatte vurur, sonra NATO ve AB’yi çağırır, masaya otururuz” hesabına hiç güvenmeyin. Çünkü bilgisayardaki savaş oyunlarında “restart” tuşu vardır. Tarihte yoktur. Bir küçük hatırlatma daha: Türkiye’de 7,6 milyon motosiklet, 100 bini aşan özel tekne ve yaklaşık 15 bin balıkçı teknesi vardır. Savaş yalnızca savaş uçakları, fırkateynler ve füze bataryaları arasındaki matematik değildir. Hele karşı kıyısı birkaç mil ötede, 85 milyonluk bir ülkeye karşı hiç değildir. Kısacası Atina, İsrail’in savaş doktrinini ithal ederken Türkiye’nin coğrafyasını, insan gücünü ve tarihini de hesaba katsın. Yoksa 24 saatlik savaş planı, 24 saat sonra bambaşka bir savaşa dönüşebilir.
Hesap: Ta Nea — Yunanistan’ın köklü günlük gazetelerinden. Başlık: Ta Nea’dan Türkiye’ye Karşı Dört Aşamalı “Önleyici Darbe” Senaryosu: İlk 24 Saatte Savaşı Bitirme İddiası Yunan gazetesi Ta Nea, “Türk generallerinin korktuğu önleyici darbe ne anlama geliyor?” başlığıyla, Türkiye ile çıkabilecek bir krizde Yunanistan’ın nasıl bir önleyici saldırı gerçekleştirebileceğini anlatan ayrıntılı bir askerî senaryo yayımladı. Yazının çıkış noktası, Yunanistan Genelkurmay Başkanı General Dimitrios Houpis’in Aralık 2025’te yaptığı açıklama. Houpis, Yunan Silahlı Kuvvetlerinin gerektiğinde “büyük derinlikte stratejik önleyici vuruşlar” yapabilmesi gerektiğini söylemişti. Ta Nea bunu, Yunan savunma anlayışının yalnız saldırıyı karşılamaktan çıkıp “aktif caydırıcılığa” yönelmeΤΑ ΝΕΑ Gazete özellikle bir noktayı açıklığa kavuşturuyor: Aşağıdaki dört aşama Yunan Genelkurmayının kamuoyuna açıklanmış resmî savaş planı değil. Ta Nea’nın görüştüğü askerî analist ve kaynakların, Houpis’in sözünü ettiği doktrinin nasıl uygulanabileceğine ilişkin oluşturduğu “muhtemel ve gerçekçi senaryolardan biri”. 1. Aşama: İstihbaratın “Kırmızı Çizgisi” Senaryoda önce Ege’de deniz yetki alanları veya kıta sahanlığı araştırmaları nedeniyle uzun süren bir Türk-Yunan krizi yaşanıyor. Ardından Türkiye’nin: -Ege kıyılarına büyük kara birlikleri sevk ettiği, -çıkarma gemilerine yakıt ve mühimmat yüklediği, -deniz piyadelerini gemilere bindirmeye başladığı, -insansız hava araçlarını ileri bölgelere taşıdığı, -BORA ve TAYFUN balistik füzelerini yüksek hazırlık seviyesine çıkardığı varsayılıyor. Yunan istihbaratı, askerî istihbarat ve müttefiklerden gelen uydu görüntülerinin bu faaliyetlerin artık bir tatbikat veya baskı unsuru değil, geri döndürülemez saldırı hazırlığı olduğunu göstermesi hâlinde Yunan Millî Güvenlik Konseyinin önleyici saldırıya izin verdiği varsayılıyor. Ta Nea burada senaryonun en tehlikeli noktasını da kabul ediyor: İstihbarat yanlışsa, ilk ateşi açan Yunanistan uluslararası alanda saldırgan konumuna düşebilir. 2. Aşama: “Kör Et, Felç Et, Limandan Çıkarmadan Vur” İkinci aşama birkaç dakika içinde gerçekleştirilecek büyük bir elektronik ve konvansiyonel saldırı üzerine kuruluyor. Önce Yunan elektronik harp sistemlerinin Türkiye’nin Ege kıyılarındaki: radarları, haberleşme sistemlerini ve Bayraktar ile ANKA insansız hava araçlarının kontrol altyapısını elektronik olarak baskılaması öngörülüyor. Ardından Yunan Rafale ve F-16 Viper uçaklarının Türk hava sahasına girmeden uzun menzilli silahlarla saldırması tasarlanıyor. Ta Nea ilk hedefleri isim isim açıkça yazıyor: Dalaman, Balıkesir ve Çiğli hava üsleri. Senaryoya göre pistlerin vurulmasıyla Türk savaş uçaklarının önemli bölümü yerde tutulacak. Aynı anda Doğu Ege adalarındaki Spike NLOS ve Exocet sistemlerinin Türk çıkarma kuvvetlerini limanlarında vurması öngörülüyor. Gazete özellikle Foça’daki çıkarma unsurlarını öncelikli örnek gösteriyor. Senaryonun temel düşüncesi şu: Türk hava kuvvetleri havalanmadan, çıkarma filosu Ege’ye çıkmadan vurulacak. Ta Nea ayrıca Türkiye’nin çıkarma kuvvetlerini Ege adalarına yakın konuşlandırmasının Yunanistan açısından büyük bir avantaj yarattığını öne sürüyor: Hedefe yakınlık, aynı zamanda bu kuvvetleri Yunan uzun menzilli silahlarının erişimine açık hâle getiriyor. 3. Aşama: Türkiye’nin Karşı Saldırısını “Aşil Kalkanı” ile Durdurmak Ta Nea, ilk saldırıyla Türkiye’nin bütün askerî kapasitesinin yok edilemeyeceğini kabul ediyor. Bu nedenle üçüncü aşama, Türk karşı saldırısının karşılanmasına ayrılmış. Senaryoda Türkiye’nin elinde kalan: balistik füzeler, seyir füzeleri ve havadaki insansız araçlarla karşılık verdiği varsayılıyor. Yunanistan ise buna yeni hava ve füze savunma mimarisiyle cevap veriyor. Gazete, yeni Kimon sınıfı Belharra fırkateynlerinin SeaFire radarlarıyla Patriot bataryalarının birlikte çalışarak Ege üzerinde çok katmanlı bir savunma oluşturacağını varsayıyor. Ta Nea bunu “Aşil Kalkanı” olarak adlandırıyor ve bu savunmanın Türk füze ve insansız hava aracı saldırılarının büyük bölümünü engelleyerek Yunan kayıplarını çok düşük seviyede tutacağını öngörüyor. Buradaki en iddialı varsayım da bu: Gazete, ilk Yunan saldırısından sonra Türkiye’nin karşı saldırısının sınırlı kalacağını ve Yunan hava savunmasının kalan tehdidin büyük bölümünü karşılayabileceğini kabul ederek senaryoyu ilerletiyor. 4. Aşama: 24 Saat İçinde “Güç Konumundan Diplomasi” Senaryonun son aşamasında Ta Nea, 24 saatten kısa bir süre içinde savaşın sonucunun belirlenmiş olacağını varsayıyor. Türkiye’nin: hava kuvvetlerinin önemli ölçüde yerde tutulduğu, donanmasının ve çıkarma kuvvetlerinin ağır darbe aldığı, saldırı kapasitesinin büyük ölçüde ortadan kaldırıldığı bir tablo çiziliyor. Bundan sonra ABD, NATO ve Avrupa Birliği devreye girerek ateşkes için baskı yapıyor. Gazete ayrıca Fransa’nın Yunanistan’la karşılıklı savunma anlaşmasındaki yardım maddesini devreye soktuğunu varsayıyor. Böylece Atina’nın uzun süreli bir Türk-Yunan savaşına girmek yerine, ilk saatlerde askerî dengeyi kendi lehine değiştirip müzakere masasına “mutlak askerî ve stratejik üstünlük” konumunda oturacağı ileri sürülüyor. Ta Nea’nın kurguladığı bütün planın özü şu: Türkiye saldırdıktan sonra savunmaya geçmek yerine, Ankara’nın saldırı kararının artık geri döndürülemez olduğuna kanaat getirildiği anda Türkiye’nin komuta-kontrol sistemlerini, hava üslerini ve çıkarma kuvvetlerini ilk darbede önleyici şekilde felç etmek. Gazetenin ifadesiyle amaç: Savaşı kazanmak için uzun bir yıpratma savaşına girmek değil; karşı tarafın savaşma kapasitesini ilk 24 saat içinde bozarak diplomasiye üstün konumda geçmek. Ancak Ta Nea’nın kendisinin de kabul ettiği kritik nokta değişmiyor: Bu, açıklanmış resmî bir Yunan harekât planı değil; askerî analistler ve kaynaklar üzerinden oluşturulmuş varsayımsal bir savaş senaryosu. 🔭 Keskin Dürbün Yorumu: Ta Nea’nın tarif ettiği şey fiilen 24 saatlik bir “önleyici yıldırım harekâtı”: önce Türkiye’yi elektronik olarak kör et, sonra Dalaman-Balıkesir-Çiğli pistlerini vur, çıkarma kuvvetlerini limanda etkisizleştir, kalan füze ve İHA saldırılarını durdur, ardından NATO’yu devreye sokup savaşı bitir. Gazete bunu açıkça “24 saatten kısa sürede savaşın sonucunun belirlenmesi” şeklinde kurguluyor. Ancak bunun resmî harekât planı değil, analistlerin oluşturduğu varsayımsal senaryo olduğunu kendisi de söylüyor. Doktrinin kendisi hayal değil; 24 saatte kesin zafer kısmı fazlasıyla iyimser. Çünkü senaryo aynı anda kusursuz istihbarat, tam sürpriz, başarılı elektronik harp, pistlerin etkili biçimde devre dışı bırakılması, Türk karşı saldırısının sınırlı kalması ve Yunan hava savunmasının büyük bölümünü önlemesi varsayımlarının hepsinin gerçekleşmesini bekliyor. Üstelik yazının “Aşil Kalkanı”na yüklediği rol bugün için özellikle sorunlu. Yunan Savunma Bakanı Dendias, 23 Temmuz 2026’da sistemin ancak 35 ay içinde tamamen faal olacağını açıkladı. Yani Ta Nea, bugünkü kuvvetlerle gelecekteki kabiliyetleri aynı savaş senaryosunda birleştirmiş. Fransa’nın da Yunanistan ilk vuruşu yaptıktan sonra otomatik biçimde savaşa gireceğini varsaymak garanti değil; karşılıklı savunma maddesi kamuoyuna üçüncü bir ülkenin silahlı saldırısına uğrama durumu için açıklanmıştı. Kısacası: Yunanistan “ilk darbede karşı tarafın savaşma kabiliyetini felç etme” yeteneği geliştirmek istiyor; bu gerçek. Ama Ta Nea’nın “24 saatte Türkiye felç, Yunanistan neredeyse hasarsız, sonra diplomasi” tablosu savaş planından çok en iyi ihtimallerin arka arkaya dizildiği bir savaş oyunu. Asıl en büyük varsayım şu: İlk 24 saati Yunanistan planlıyor; 25’inci saati ise Türkiye’nin planlayamayacağını düşünüyor.
723
56
3,658
270,535
Yazma dediğinde, yazmayan erkek sağlıklıdır. Git dediğinde, giden erkek sağlıklıdır. İstemiyorum dediğinde, ısrar etmeyen erkek sağlıklıdır. Sürekli küstüğünde, peşine düşmeyen erkek sağlıklıdır. Sürekli kaçtığında kovalamayan erkek sağlıklıdır. Benim için tüm çevrenden vazgececeksin dediğinde, vazgeçmeyen erkek sağlıklıdır. @serhatyabanci
67
101
16
1,436
111,787
Objektifimden 2 farklı boyutta kırpılmış Koç Dolunayı 😅 Dolunay Koç ise olay şudur; bazı şeyler artık beklemez, başlar…
1
358
Yazıklar olsun! Karı koca doktoruz. Yirmi yılda bir ev sahibi olabildik; onu da krediyle aldık, hâlâ ödüyoruz. Bana, emeğin karşılığını bu kadar hoyratça dağıtan bir düzende, bahsi geçen karı kocaya ve benzerlerine saygı duymam gerektiğini kimse anlatmasın. Tanımıyorum. Şahısları değil, temsil ettikleri bu ekonomik düzeni reddediyorum. Bir tarafta birkaç ayda on binlerce emeklinin aylığına denk gelen fonları bankadan çekip keyfine bakanlar , diğer tarafta geçim sıkıntısının, borcun ve çaresizliğin gölgesinde yaşanan emekli ve polis intiharları… Sorun artık yalnızca para değil. Bir toplumun başkasının yoksulluğuna bakarken vicdanının yükünü nasıl taşıyabileceği meselesidir. Kardeşim ben kimsenin parasını çalıp çırpmadığım halde evimde huzurla yemek yiyemiyorum artık! Bu uçurumu görüp hâlâ hiçbir şey olmamış gibi yaşayabilen düzene de, bu düzenin ürettiği vicdansızlığa da Yazıklar olsun!
158
1,768
30
11,569
247,769
AKP iktidarını sürdürmek için, Türkiye'yi ABD ve İsrail'in hizmetine soktular. Baktılar ki Türk Milleti İran'la savaşa karşı, Mekke Anlaşmasını icat ettiler. Mehmetçiğin kanını Araplar için akıtmaktan çekinmeyecekler. Yeter ki kurdukları yağma düzeni devam etsin...
🚨 TÜRKİYE, PAKİSTAN VE SUUDİ ARABİSTAN'DAN ACİL ASKERÎ ZİRVE Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın genelkurmay/askerî kuvvet komutanlarının acil toplantısı için hazırlıklar başladı. Zirvede, Husilerin saldırılarının ardından Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında Suudi Arabistan'a sağlanabilecek desteğin görüşülmesi bekleniyor. Toplantının tarihi ve yeri henüz açıklanmadı. #SONDAKİKA #Türkiye #SuudiArabistan #Pakistan #Yemen Kaynak: Reuters / Anadolu Ajansı
29
361
7
1,039
17,195
Bir aptala kendinizi açıklamaya çalıştığınızda, kendinizi aynı aptallık frekansına indirgemiş olursunuz. Tam bu noktada egomuzu eğitmemiz gerekiyor. Güçlü ve esnek bir ego kolay kolay zedelenmez ve kendini açıklama ihtiyacı da hissetmez. Gücünü, gerçekçi olmasından ve kendini bilmesinden alır. Katı ya da yeterince güçlenmemiş bir ego ise her söz, mimik ve tutumdan aşırı zedelenir, sürekli kendini savunma ve saldırma ihtiyacı içerisindedir. Daha önce yazmıştım. İnsanların sizinle ilgili yorumları, genellikle gerçekte sizin kim olduğunuzla örtüşmez. Sadece onların zedelenmiş egolarını sizin üzerinizden onarma ihtiyaçlarına hizmet eder. Aynı şekilde övgü de zarar vericidir. Övgüyle de yergiyle de ilgilenmeyen biri olgunlaşmış demektir ve yürümeye devam edebilir. Yürüyün, kendi bildiğiniz yolda dilediğiniz gibi yürüyün. Kimseye kendinizi açıklamakla zaman kaybetmeyin. Kimin ne düşündüğüyle, nasıl algıladığıyla ilgilenmeyin. Bu, sadece zaman kaybıdır ve sizi yolunuzdan eder. Bırakın eşlik etmek isteyenler sizinle gelsin, geçmişte kalmak isteyenler de izin verin kalsın.
51
989
104
6,494
771,458
Hakan Fidan, kimin fidanısın bilmem(!), Mehmetçik babanın oğlu değil. Adını anmaya korktuğunuz Türk Milletinin çocukları. Can verecekse devleti, Milleti için verecek. Sen git, Ege"de işgal edilmiş 22 ada ve kayalığı geri al. İlk görevin senin budur!
23
271
14
1,692
14,837
Elbette öfkeliyim. Bunca haksızlığa, liyakatsizliğe karşı nasıl öfkeli olmaz yüreği olan biri. Eğer neler olup bittiğini anlıyorsan ve öfkeli değilsen, sistemden beslenen ılık *ötlü bir yavşaksın demektir.
5
212
17
2,522
67,072
Aynı sen; farklı insanların hikayelerinde iyi, kötü, sevilen, nefret edilen, özlenen veya istenmeyen olacaksın. Çünkü her insandaki yansımamız farklıdır. Nasıl yansıyacağımız, biraz da koşullara ve aynanın kim olduğuna bağlıdır.
40
1,116
62
7,498
Erol Mütercimler'in, siyaseti ve iktidarları dizayn etmekle görevli bir CIA ajanı olduğuna inanıyorum. TSK'dan ifşa olduğu için ayrıldığını düşünüyorum. Hatta bunu MİT'in de yıllardır bildiğine inanıyorum...
Fetö'nün Samanyolu TV'sinde yayın yapan, Zaman Gazetesine yazandan ne Kemalist, ne Atatürk çizgisi, ne Cumhuriyetçi, ne vatanperver çıkar! Çanakkale'de göğsünü siper eden vatanperver Türk subaylarına, esrar içtiler diyen alçak bir şahsın adıdır Erol Mütercimler!
68
145
10
1,000
89,281
İran'da tam 40 milyon Türk yaşıyor‼️ Mezhepleri ne olursa olsun, onlar bir Türk‼️ Keza İran ordusunda binlerce Türk asker var. Bu halde Mehmetçiği bir Türk'e kurşun sıkmaya nasıl ikna edeceksiniz? Ayrıca halkın büyük çoğunluğu ABD-İsrail ittifakına karşı İran'ın yanında. Bunu aylar önce gördüler ve NATO oyunlarıyla bile, halkı İran'a karşı kışkırtamadılar. İran'dan atıldı denilen füzelerin de İran Devlet Yönetimince yapılmadığı çıktı ortaya. Ki zaten İran, tek sınırdaşı NATO ülkesi olan Türkiye'yi, hedef alacak kadar salak değil. Mekke Anlaşması ile Mehmetçiği İran topraklarına girmeye zorlayacaklar. Bu büyük kayıplar vermemize neden olabilecek bir plan. Çünkü kafası karışık bir TSK, büyük darbe alır...
Husilerin İran destekli olduğunu sanırım bilmeyen yok. Mekke anlaşması sebebiyle Husilere yapacağımız her şeyi İran üzerine alacaktır. Bu da komşumuz İran'la bir savaşın içine çeker bizi. Mekke anlaşmasına sokulmamız bence bir Devlet aklı ama Türk Devletinin aklı olmadığı kesin.
54
224
5
774
17,011
2023'de 17 muhalefet partisi birleşti. İnsanlar, tabiri caiz ise, zorla oy verdi. Buna rağmen muhalefetin toplam oy oranı 2018 ve 2014'deki toplam muhalif oy oranı ile aynı oldu. %48 1-Her görüşe sahip insanların ittifakı halka güven vermez. Çünkü böyle bir ittifak her an dağılabilir. İstikrar getirmez. 2-Bütün muhalif partilerin iktidar karşısında birleşmesi, iktidarı destekleyen seçmende safları sıklaştırır. O seçmenler bu seçimde oyunu değiştirmeyi düşünüyorsa bile, tıpkı bir taraftar gibi davranarak, tekrar iktidarı destekler. Çünkü iktidarla gönül bağı vardır ve bunu bir saldırı gibi algılar. 3-Bir partinin 1'den fazla parti ile ittifak yapması, o partiyi zayıf ve ilkesiz gösterir. Halk o partilere saygı duymaz. Bu halde kendi seçmenini de kaybeder. Nitekim 2023'de, 17 muhalif partinin "ilkesiz ittifakı" yüzünden, 10 milyon seçmen sandığa gitmedi !!
Partilerüstü bir vatandaş olarak kişisel kanaatimdir: Ana muhalefet, kendisiyle aynı siyasi hedefte buluşabilecek bütün partilere samimi ve açık bir birleşme/iş birliği çağrısı yapmalıdır. Çünkü mesele koltuk değil, seçim matematiğidir. Muhalefet parçalı kaldığı sürece iktidar karşısında seçmenin önüne güçlü ve ortak bir alternatif koymak zorlaşır. Kimse kimin değirmenine su taşısın demiyorum. Tam tersine; herkes kendi kimliğini korusun ama ortak hedefler için sandıkta nasıl bir iş birliği yapılabileceği konuşulsun. Benim çağrım budur: Önce Türkiye, sonra parti. 🇹🇷
11
26
4
114
3,416