Joined May 2025
El Salvador’un Başpiskopos’u Oscar Romero’nun öldürülmesi sonrası gerçekleştirilen cenaze törenine düzenlenen kanlı saldırının görüntüleri.. Oscar Romero, 1977’de San Salvador Başpiskoposu olarak göreve geldiğinde ülkedeki askeri baskılara karşı daha temkinli bir dini lider olarak tanınıyordu. Ancak ülkede yoksullara yönelik şiddet, siyasi cinayetler ve güvenlik güçlerinin baskısı arttıkça tutumunu değiştirdi. Romero, vaazlarında köylülerin öldürülmesini, siyasi muhaliflerin hedef alınmasını ve güvenlik güçlerinin işlediği insan hakları ihlallerini açıkça eleştirmeye başladı. Öldürülen sivillerin isimlerini kiliseden duyuruyor, hükümete yönelik eleştirilerini radyo yayınları aracılığıyla ülkenin dört bi yanına ulaştırıyordu. Bu tavrı, onu askeri yönetimin hedeflerinden biri haline getirdi. Şubat 1980’de ölüm tehditleri aldı. Mart ayında vaaz verdiği kilisede bomba bulundu. 24 Mart 1980’de ise San Salvador’daki İlahi Takdir Hastanesi’nin şapelinde ayin düzenlerken vurularak öldürüldü. Suikastten 6 gün sonra Romero’nun cenazesi, San Salvador Katedrali önünde on binlerce insanın katıldığı bi törene dönüştü. Ancak tören sırasında peş peşe bombalar patladı. Ardından çevredeki binalardan kalabalığın üzerine ateş açıldı. İnsanlar kurşunlardan kaçmaya çalışırken meydanda büyük bi izdiham yaşandı. O gün yaklaşık 40 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı. El Salvador yıllardır askeri yönetim, siyasi baskı ve sağcı ve solcu silahlı örgütler arasındaki şiddet sarmalının içindeydi. Romero’nun öldürülmesi ve cenaze töreninde yaşanan katliam da bu çatışmayı daha da derinleştirip şiddetlendirdi. Ülkedeki siyasi uzlaşma umutları biterken, silahlı çatışmalar giderek arttı. 1980’de açık bi iç savaşa dönüşen bu çatışmalar da Hükümet güçleriyle Marksist Leninist FMLN gerillaları karşı karşıya geldi. 12 yıl sürecek olan El Salvador İç Savaşı, 1992’de imzalanan barış anlaşmalarıyla sona erdi. Çatışmaşlar sonucunda da 75 binden fazla insan hayatını kaybetti.
1
22
134
33,532
ABD Dışişleri Bakanlığı bünyesinde kripto haberleşme memuru olarak çalışırken, Yunan istihbaratına 700’den fazla çok gizli ibareli bilgiyi sızdıran Stavros Steven Lalas’ın FBI tarafından yakalanışı. ABD doğumlu olan Lalas'ın dedesi İzmir göçmeni bir Yunan'dı. Her ne kadar ABD'de doğup büyüse de kendisini her zaman kalpten bir Yunan milliyetçisi olarak görüyordu. Vietnam Savaşı'nda ABD ordusunda görev yaptıktan sonra, İzmir'deki NATO karargahında çavuş olarak görevlendirildi. Burada görev yaparken Yunan istihbaratı EYP kendisiyle temasa geçti. Lalas, ideolojik ve milliyetçi sebeplerle casusluğu kabul etti ve ilk olarak TSK’nın Ege'deki konuşlanması ve askeri stratejilerine dair NATO gizli belgelerini Atina'ya sızdırmaya başladı. Daha sonra ordudan ayrılıp CIA'e girmek istedi ancak yalan makinesi testini geçemedi. Yalan makinesi testini geçememesine rağmen, eski sistemdeki bir bilgi açığından yararlanarak ABD Dışişleri Bakanlığı'na gizli haberleşme memuru olarak girmeyi başardı. Önce Belgrad sonra İstanbul Konsolosluğu'nda (1985-1989) görev yaptı. İstanbul'dayken Türkiye'nin askeri ve diplomatik planlarına dair kozmik bilgileri Yunan istihbaratına aktarmaya devam etti. 1991 yılına gelindiğinde ise Atina'daki ABD Büyükelçiliği'ne tayin edildi. Atina’da da bilgileri daha rahat şekilde Yunan istihbaratına sızdırmaya devam etti. Uzun yıllar boyunca başta Türkiye ve ABD ile ilgili bilgiler olmak üzere 700'den fazla çok gizli belgeyi Yunanistan'a sızdırdı. Lalas’ın yakalanışı ise Yunanistan tarafındaki bir iletişim hatasından kaynaklandı. Washington'daki Yunan Büyükelçiliği'nde görevli bi diplomat, bir ABD yetkilisiyle yaptığı konuşmada ABD kozmik odalarında bilinen gizli bir diplomatik lügatı kullandı. Durumun FBI ve CIA’ya bildirilmesiyle soruşturma başlatıldı ve sızıntının Atina Büyükelçiliği'nden olduğunu tespit edildi. Atina'daki elçilik binasına yerleştirilen gizli kameralar, Lalas'ı mesai saatleri dışında ve hafta sonları kozmik odadan gizli belgeleri çalarken suçüstü görüntüledi. Lalas, 1993 yılında bir bahaneyle ABD'ye çağrıldı ve uçaktan iner inmez FBI tarafından tutuklandı. 1993 yılında çıkarıldığı mahkemede casusluktan suçlu bulundu ve 14 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
13
71
6
581
87,262
Küba’nın başkenti Havana’da, yeni açılacak olan Çin Resmi Haber Ajansı ofisine gizlice dinleme cihazı yerleştirmeye çalışırken Küba istihbaratı tarafından baskına uğrayarak suçüstü yakalanan 3 CIA ajanı. 14 Eylül 1960 tarihinde David Christ, Thornton Anderson ve Walter Szuminski’den oluşan üç kişilik ekip, Havana’daki Seguro Medico binasında yeni açılacak olan Çin haber ajansı ofisine dinleme cihazı yerleştirdikleri sırada odaya Küba istihbaratı baskın düzenledi. Ajanlar turist kimliği arkasına gizlendikleri için herhangi bir diplomatik dokunulmazlıkları bulunmuyordu. Yakalanan ajanlar Aralık 1960'ta çıkarıldıkları mahkemede 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve hapishaneye gönderildi. Dönemin ünlü avukatı James B. Donovan'ın yürüttüğü diplomatik müzakereler sonucunda, Küba'ya yapılan tıbbi ve gıda yardımı karşılığında 21 Nisan 1963 tarihinde serbest bırakılarak ABD'ye iade edildiler. Üç ajanın gerçekleştirdiği başarısız operasyon o dönem CIA için büyük fiyaskolardan biri olarak kabul edilse de sorgulamalar sırasında CIA kimliklerini açık etmeyen ajanlar ABD’ye döndükten sonra CIA’nın en yüksek ödüllerinden biri olan üstün istihbarat haçı ile ödüllendirildi.
1
42
3,463
Afganistan’da iktidarı elinde tutan Taliban’ın 2001 yılında Bamyan Vadisi’nde bulunan 1500 yıllık 38 ve 55 metre yüksekliğindeki dev Buda heykellerini Çin’in para teklif etmesine rağmen patlattığı an.
2
4
1
54
3,795
Fransız istihbaratının KGB casusluk ağını çökerttiği ve 47 Sovyet görevlisinin sınır dışı edilmesi olayına ait kısa bi kesit. 1983 yılında Fransa’da Cumhurbaşkanlığı görevini yürüten François Mitterrand, Sovyet istihbarat servislerinin ülkedeki faaliyetlerine karşı harekete geçti. 5 Nisan 1983’te Fransa, aralarında diplomatların, gazetecilerin ve ticari temsilcilerin bulunduğu 47 Sovyet vatandaşını casusluk faaliyetleri nedeniyle sınır dışı etti. Operasyonun arka planında, Fransız istihbarat servisi DST’nin elde ettiği kritik bilgiler bulunuyordu. Bu bilgilerin önemli bi bölümü, KGB bünyesinde görev yapmış Sovyet istihbarat görevlisi Vladimir Vetrov’dan geliyordu. Fransız istihbaratına gizlice bilgi aktaran Vetrov, Farewell kod adıyla bilinen kaynak haline gelmişti. Vetrov, Sovyetler Birliği’nin Batı ülkelerinden askeri ve teknolojik sırlar elde etmek için yürüttüğü istihbarat faaliyetlerine ilişkin binlerce belgeyi Fransızlara aktarmıştı. Belgeler, KGB’nin Batılı ülkelerdeki teknoloji transferi ve casusluk ağlarının ortaya çıkarılmasına yardımcı oldu. Sovyet istihbaratının diplomatik ve ticari temsilcilikler üzerinden yürüttüğü faaliyetler de bu minvalde inceleme altına alındı. İncelemeler sonrasında Sovyet istihbaratının Paris’teki yapılanmasıyla bağlantılı görevliler açığa çıkarıldı ve sınır dışı edildi. Operasyon, KGB’nin Batı’daki istihbarat faaliyetlerine ağır bi darbe indirdi. Bilgileri aktaran kaynak Vladimir Vetrov da daha sonra Sovyetler Birliği’nde yakalandı, tutuklandı ve 1985’te idam edildi.
2
21
1
163
9,593
Vladimir “Farewell” Vetrov
1
12
1,041
Milli ve dini kimliğini korumaya çalışan Uygur Türkleri ile Çinliler arasında Sincan bölgesinde gerçekleşen büyük çatışmalar.. 2009 yılında Urumçi’de gerçekleşen çatışmalar sonucunda çin kaynaklarına göre 200’e yakın insan ölürken, 2000’e yakın kişi de yaralandı. Çin yönetimi ayrıca ölenlerin çoğunun Han Çinlisi olduğunu açıkladı. Uygur kaynakları ise Uygur ölümlerinin Çin yönetimi tarafından eksik açıklandığını söyledi.
8
29
2,261
26 Ağustos 1978'de seçildikten tam 33 gün sonra 65 yaşında aniden vefat eden Papa I. Jean Paul, modern tarihin en gizemli ölümlerinden biri idi. Vatikan’ın resmi açıklamasına göre ölüm nedeni kalp krizi olsa da, otopsi yapılmaması ve çelişkili ifadeler çok sayıda suikast teorisini de beraberinde getirmişti. Bunlardan biri, Katolik Kilisesi kanunlarına göre bi Katoliğin Mason locasına üye olması kesinlikle yasaktı ve aforoz sebebiydi. Papa I. Jean Paul, Vatikan'ın üst düzey bürokratları ve kardinalleri arasında İtalya'daki P2 Mason Locası'na üye olan isimlerin listesine ulaştığı ve bu isimleri Kilise'den tamamen temizleme kararı alması üzerine, deşifre olmak istemeyen içerideki güçlü Masonik yapı tarafından öldürüldüğü iddiasıydı. Bir diğeri, Papa, Vatikan Bankası'nın Sicilya Mafyası ile bağlantılı kirli işlerini, kara para aklama faaliyetlerini fark etmiş ve Bankanın başındaki Başpiskopos Paul Marcinkus başta olmak üzere Banco Ambrosiano’nun yöneticisi Roberto Calvi ve mafya bağlantılı banker Michele Sindona gibi isimleri görevden almaya hazırlandığı iddiası üzerine bu karanlık finans yapısı tarafından zehirlenerek ortadan kaldırıldığı idi. Bi başka iddia da soğuk savaş döneminin zirve yaptığı bu yıllarda Papa’nın Vatikan'ın küresel gelenekçi,sert ve anti-komünist çizgisinden uzaklaşarak daha sol eğilimli bi dünya görüşünü benimsemesi ve komünist blokla diyalog kurmaya sıcak bakan tavrı sonrası hem Kilise içindeki muhafazakarları hem de Batı dünyasındaki bazı istihbarat servislerini rahatsız ettiği üzere küresel dengeleri bozmasından korkulduğu için suikasta kurban gittiği idi. Bütün iddialara mukabil I.Jean Paul’ün 33 günlük kısa süren Papalığının ardından, Ekim 1978'de Polonyalı Kardinal Karol Wojtyla yeni Papa seçildi ve halefine saygısını göstermek için II. Jean Paul adını aldı. 455 yıl aradan sonra İtalyan olmayan ilk Papa unvanını taşıyan II. Jean Paul, Ağca’nın 1981’de suikast düzenlediği Papa idi ve Komünizmin çöküşünde önemli bi rol oynadı.
151
1,565
45
10,750
1,788,453
Yerine seçilen II. Jean Paul.
3
5
134
23,195
Yıllarca CIA’nın Sovyetler Birliği’ndeki casuslarını KGB’ye ihbar eden ve idam edilmelerini sağlayan CIA personeli Aldrich Ames’in yakalanması.. Aldrich Ames, CIA’da 31 yıl görev yapan, Rus istihbarat servisleri konusunda uzmanlaşmış bi istihbarat görevlisiydi. Türkiye de olmak üzere bi çok farklı yerde görev yapmıştı. 16 Nisan 1985’te, CIA’nın Langley’deki merkezinde görevliyken Washington’daki Sovyet Büyükelçiliği üzerinden KGB’ye casusluk teklif etti. İlk ödemesi 50 bin dolar idi. Ames, CIA ve FBI adına Sovyetler Birliği’nde çalışan ajanların kimliklerini, istihbarat operasyonlarını ve teknik takip faaliyetlerine ilişkin bilgileri KGB’ye para karşılığı aktarıyordu. Verdiği bilgiler sonucunda GRU Generali Polyakov gibi, KGB Yarbayı Valery Martynov gibi CIA’nın Sovyetler’deki en değerli 10 casusu öldürüldü. Çok sayıda operasyon açığa çıktı, bazı kaynaklar ise hapse atıldı. 1985’ten tutuklandığı 1994 yılına kadar KGB ve ardından Rusya’nın dış istihbarat servisi SVR için çalıştı. Bu süreçte yaklaşık 2,5 milyon dolar aldı. CIA ve FBI, Sovyetler Birliği’ndeki kaynaklarının art arda deşifre edilmesi üzerine kurum içindeki köstebeği araştırmaya başladı. Ancak Ames yıllarca tespit edilemedi. Soruşturmayı hızlandıran gelişmelerden biri, Ames’in geliriyle açıklanamayacak ölçüde yüksek harcamaları idi. FBI, Mayıs 1993’te hakkında resmi soruşturma başlattı ve aylar boyunca fiziksel ve elektronik takibe aldı. Takip sırasında Ames’in KGB görevlileriyle gizli temasları da belgelendi. FBI, 21 Şubat 1994’te Virginia’daki evinin önünde Ames’i tutukladı. Eşi Rosario Ames de casusluk faaliyetlerine yardım etmekten gözaltına alındı. 28 Nisan 1994’te suçunu kabul eden Ames, ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
Sovyetler Birliği’nin en mahrem askeri sırlarını yaklaşık 25 yıl boyunca CIA’ya taşıyan GRU Generali Dmitri Polyakov’un KGB tarafından yakalanarak gözaltına alındığı döneme ait görüntüsü.. Polyakov, Sovyet askeri istihbaratı GRU’da tümgeneral rütbesine kadar yükselmiş üst düzey yöneticilerden biri idi. 1960’ların başından itibaren Amerikalılarla gizli bir temas kurdu. Bu temas ile de çok uzun yıllar Moskova’nın sırlarını Washington’a taşımaya başladı. Sovyet askeri teşkilatı, silah sistemleri, komuta yapısı ve Moskova’nın stratejik değerlendirmeleri hakkında doğrudan içeriden bilgi veriyordu. Yani Sovyet askeri sisteminin nasıl düşündüğünü ve yaptığını anlatan biri idi. Üstelik bunu yıllarca, Sovyet istihbaratının ana merkezinde görev yaparken sürdürdü. Bu yüzden soğuk savaş döneminde CIA açısından en kıymetli casuslardan biri idi. Fakat 1980’lere gelindiğinde Moskova’daki kontrespiyonaj çemberi daralmaya başladı. Ve yıllarca CIA için çalışan GRU Generali Polyakov 1985 yılında yakalanarak tutuklandı. Üç yıl sonra, 1988’de Sovyetler tarafından kurşuna dizilerek infaz edildi.
18
125
4
1,066
167,966
Ames, Kolombiya’nın başkenti Bogota’da KGB’deki yöneticisi ile buluşmaya giderken FBI’ın Nightmover kod adlı özel gözetim ekibi tarafından gizli şekilde kayıt altına alınıyordu.
4
42
5,020
Karanlık bir tarikat liderinin 900’den fazla insanı siyanür ile öldürdüğü faciaya ait görüntüler. Jim Jones, 1955'te ABD'nin Indianapolis şehrinde Hristiyanlık, sosyalizm ve ırk eşitliği vurgulu bir ideolojiyle Halklar Tapınağı'nı kurdu. Zamanla örgüt bi tarikat yapısına dönüştü. Tarikat hakkındaki şiddet,sömürü ve zorla alıkonma iddiaları artmaya başlayınca Jones, takipçileriyle birlikte Guyana ormanlarında Jonestown adı verilen izole bir kamp kurdu ve oraya yerleşti. Daha sonra kamptaki durumun araştırılması için ABD Kongre Üyesi Leo Ryan, gazeteciler ve bazı aile üyeleriyle birlikte 1978’de Jonestown’ı ziyaret etti. Ziyaret sonrasında ayrılmak isteyen bazı tarikat üyeleri ile birlikte havaalanına giderlerken Jim Jones'un silahlı adamları tarafından ateş açıldı ve Kongre Üyesi Leo Ryan ve 4 kişi Port Kaituma Havaalanı'nda öldürüldü. Aynı gün Jones, tarikat üyelerini siyanür ve sakinleştirici karıştırılmış meyve suyu içmeye zorladı. Bunun sonucunda da 909'u siyanür zehirlenmesiyle olmak üzere 918 kişi hayatını kaybetti. Tarikatın lideri Jones da başına aldığı tek kurşunla ölü bulundu.
2
10
2
45
4,670
Tarikat lideri Jones
3
319
Afganistan’da görevli CIA personelleri uydu telefonu üzerinden koordinat teyidi yaparken / 2001
2002 yılında Pentagon Irak'taki savaşa hazırlanırken, CIA Irak’ın kuzeyinde Peşmergeleri eğitmek ve donatmak amacıyla gizli operasyonlar yürütüyordu. Fotoğrafta da CIA personeli Charles "Sam" Faddis, Erbil'in güneyinde bir tarlada, operasyonları destekleyecek Peşmerge komutanları ile Irak askerlerini izliyor.
1
3
1
79
4,673
Sicilya mafyası Cosa Nostra’nın İtalyan hakime düzenlediği bombalı suikast sonrası görüntüler.. 23 Mayıs 1992’de Sicilya’nın Palermo kenti yakınlarındaki Capaci otoyolunda yaklaşık 500 kilogram patlayıcı infilak ettirildi. Saldırıda İtalyan hakim Giovanni Falcone, eşi Francesca Morvillo ve üç koruma polisi hayatını kaybetti. Falcone, Sicilya merkezli Cosa Nostra mafyasına karşı yürütülen soruşturmaların önde gelen isimlerinden biri idi. Mafyanın sadece cinayetlerini değil, uyuşturucu ticaretini, kara para hareketlerini ve siyasi/politik bağlantılarını da araştırıyordu. 1986’da başlayan Maxi Dava kapsamında yüzlerce mafya mensubu yargılandı. Ocak 1992’de İtalya Yargıtayı’nın onadığı mahkumiyet kararları Cosa Nostra’nın üst yönetimi açısından ciddi bi darbe niteliğinde idi. Cosa Nostra, kendisine ağır kayıplar verdiren soruşturmacıları ortadan kaldırarak devletin yürüttüğü mücadeleyi zayıflatmayı hedefliyordu. Suikastın arkasında da Babaların babası lakaplı Salvatore Riina bulunuyordu. Falcone daha önce de hedef alınmış, 1989’da Addaura bölgesinde kendisine yönelik bi suikast girişimi engellenmişti. Üç yıl sonra Capaci’de düzenlenen saldırı,bu kez hedefdeki yargıcın korumalarıyla birlikte öldürülmesiyle sonuçlandı. Falcone’nin öldürülmesinden yaklaşık iki ay sonra, Temmuz 1992’de savcı Paolo Borsellino da Palermo’da bombalı saldırıyla öldürüldü.
5
11
1
168
11,815