SES Van Şubesi / SES Şaxa Wanê (@SesVanSubesi) header
SES Van Şubesi / SES Şaxa Wanê (@SesVanSubesi) profile picture
Joined March 2017
Photo by SES Van Şubesi / SES Şaxa Wanê (@SesVanSubesi)Photo by SES Van Şubesi / SES Şaxa Wanê (@SesVanSubesi)Photo by SES Van Şubesi / SES Şaxa Wanê (@SesVanSubesi)Photo by SES Van Şubesi / SES Şaxa Wanê (@SesVanSubesi)Photo by SES Van Şubesi / SES Şaxa Wanê (@SesVanSubesi)Photo by SES Van Şubesi / SES Şaxa Wanê (@SesVanSubesi)Photo by SES Van Şubesi / SES Şaxa Wanê (@SesVanSubesi)Photo by SES Van Şubesi / SES Şaxa Wanê (@SesVanSubesi)Photo by SES Van Şubesi / SES Şaxa Wanê (@SesVanSubesi)
SES Van Şubesi / SES Şaxa Wanê retweeted
KATLİAMCILARA CEZASIZLIK! ADANA’DA 10 EKİM EMEK, DEMOKRASİ VE BARIŞ MİTİNGİ ÇAĞRISI YAPANLARA İSE 42 YIL CEZA! YASAL, İZİNLİ MİTİNGE BARIŞ ÇAĞRISININ SUÇ SAYILMASINI KAMU VİCDANI KABUL ETMİYOR! 10 Ekim Katliamının ardından 11 yıldır adalet arıyoruz.
KATLİAMCILARA CEZASIZLIK! ADANA’DA 10 EKİM EMEK, DEMOKRASİ VE BARIŞ MİTİNGİ ÇAĞRISI YAPANLARA İSE 42 YIL CEZA! YASAL, İZİNLİ MİTİNGE BARIŞ ÇAĞRISININ SUÇ SAYILMASINI KAMU VİCDANI KABUL ETMİYOR! 10 Ekim Katliamının ardından 11 yıldır adalet arıyoruz. Tüm istihbarat bilgilerine rağmen önlem almayanlar, güvenlik bürokrasisindeki ihmaller, katliama giden yoldaki aranan şahısların Suriye’den sınırı geçip Ankara’ya gelmesindeki denetimsizlik ve sorumsuzluklar ortaya çıkarılmamıştır. Gerçek sorumlular yargılanmamıştır. Bu nedenle vicdanlar rahat değildir. 10 Ekim davasında adalet sağlanmamıştır. Daha vahimi, katliamın ardından devlet; idari, siyasi ve hukuki bütün süreçlerde kendi kusurunu ve sorumluluğunu reddeden bir tutum izlemiş, buna karşı 10 Ekim Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne çağrı yapan Adana Emek Demokrasi güçleri suçlu ilan edilmişlerdir. Mitinge çağrı açıklamasına katılmak gerekçesiyle 11 Arkadaşımıza toplamda 42 yıl ceza verilmiştir. Barış, bizim için bir slogan değil; eşit, özgür ve bir arada yaşama arzumuz, her saldırıda yeniden savunduğumuz bir yaşam biçimidir. Demokrasi, bizim için yalnızca bir yönetim biçimi değil; hepimiz için adalettir; hepimiz için şiddetsiz, eşit ve özgürce bir arada yaşamdır. O gün barış için yan yanaydık! Bugün de barış ve adalet mücadelesinde yan yana olmaya devam edeceğiz! KESK Yürütme Kurulu
8
21
768
SES Van Şubesi / SES Şaxa Wanê retweeted
Halk İçin Bütçe, Demokratik Türkiye talebimizi birlikte yükseltmek için 12 Aralık’ta Ankara’da buluşuyoruz.
This quoted post is unavailable.
5
10
418
SES Van Şubesi / SES Şaxa Wanê retweeted
TÜİK 2026 yılı Ekim enflasyonunu %2,58 açıklarken Büro Emekçileri Sendikası (BES) tarafından açıklanan “Kamu Emekçilerinin Enflasyon Sepeti Araştırması” sonuçlarına göre %3,04 olmuştur. BES hesaplamalarına göre ise 2026 yılı ilk on ayında (2026 yılı Ocak-Ekim birikimli on aylık) emekçilerin enflasyonu %34,57 olmuştur. Yani Kamu Emekçileri 2026 yılının daha ilk on ayında ücretlerinde -19,68 puanlık enflasyon kaybına uğramıştır. Yoksulluğa mahkûm değiliz, emeğimizin karşılığını istiyoruz! Tüm emekçileri ve emeklileri, dayatılan yoksulluğa karşı birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz. #SESimiz30Yaşında
17
24
754
SES Van Şubesi / SES Şaxa Wanê retweeted
Ekim Enflasyonu Açıklandı, Maaşlarımız Buharlaşıyor! İnsanca Yaşamaya Yetecek Ücret, Emekten Halktan Yana Bir Bütçe İstiyoruz!
Ekim Enflasyonu Açıklandı, Maaşlarımız Buharlaşıyor! İnsanca Yaşamaya Yetecek Ücret, Emekten Halktan Yana Bir Bütçe İstiyoruz! TÜİK’in makyajlı verileri bile gerçeği gizleyemiyor! Ekim ayında enflasyon %2,58, yıllık enflasyon %29,77 oldu. Dört aylık enflasyon %8,28’e ulaşırken kamu emekçileri ve emeklilerine temmuz ayında verilen %7’lik zam çoktan eridi. Üstelik TÜİK verilerine göre bile eğitimde yıllık enflasyon %48,86’ya, sağlıkta %43,29’a, konut enflasyonu ise %40,24’e ulaştı. TÜİK verileri yaşadığımız gerçek enflasyonun yarısına bile ulaşmıyor. Sadece son 3 günde akaryakıt ürünlerine gelen zamlar bile tek başına ülkede yaşanan zam yağmurunun TÜİK’in enflasyon verilerini katladığını göstermektedir. 1 Kasım’da benzine 4 lira 10 kuruş, motorine ise 3 lira 60 kuruş zam yapılmasının ardından dün gece de otogazın (LPG) litre fiyatına 9 TL (%23) zam yapıldı. Enflasyon Hedefleri 2 Kat Arttırıldı Ama Maaşlarımız Yerinde Sayıyor! Toplu sözleşme sürecinde %16 olarak açıklanan 2026 enflasyon hedefini %28’e, %9 olarak açıklanan 2027 enflasyon hedefini ise %21’e çıkardılar. Enflasyon hedeflerini “revize” diye arttıranlar2027’de %5+%4’lük maaş zammı ile yetinmemizi bekliyor. Maaşlarımız Eriyor, Vergilerimiz Artıyor, Yoksulluğumuz Büyüyor! BES-AR verilerine göre dört kişilik bir memur ailesinin açlık sınırı 49 bin 809 TL, yoksulluk sınırı 125 bin 744 TL, yalnız yaşayan bir çalışanın yaşama maliyeti ise 81 bin 783 TL! Günledir yüzbinlerce yurttaşın birikimleri fon-borsa soygununu, “asrın vurgununu” konuşuyoruz.  Aslında bir çeşit vergiye dönüşen enflasyonla, her yıl önümüze konan bütçelerle yıllardır bu vurgunun, soygunun adeta türevlerini yaşıyoruz. Bunların sonuncusu olan 2027 bütçe teklifinin TBMM’deki görüşmeleri devam ediyor. Bize Gelince “Bütçe İmkânları Kısıtlı”, Sermayeye Gelince Kaynaklar Sınırsız! İktidar” Bütçede en büyük payı eğitime ayırdık. Bu bütçe refah ve dönüşüm bütçesi olacak”dese de bütçe teklifindeki her rakam bu sözlerin hamasetten ibaret olduğunu ispatlıyor. 2027 bütçe teklifinde gelirler, giderler ve vergiler %44 artırılırken maaş artışları %21’lik enflasyon hedefi ile sınırlanıyor. KDV, ÖTV gibi dolaylı vergilerden, maaşımızdan kaynakta kesilen Gelir Vergisine kadar tüm vergi yükü bize yıkılıyor. Toplanan vergilerin neredeyse yarısı faize, silahlanmaya, KÖİ projelerinin hazine garantilerine ve sermayeye aktarılıyor. Eğitim, sağlık, istihdam, sosyal güvenlik ve yoksulluğun önlenmesine ise yeterli kaynak ayrılmıyor. İnsanca Yaşamaya Yetecek Ücret, Emekten Halktan Yana Bir Bütçe İstiyoruz! Fon-borsa vurgunu gibi yolsuzluklardan, faiz, teşvik, destek, vergi affı, hazine garantisi gibi kaynaklardan beslenenlerin ülkeyi soyup soğana çevirdiği bu düzenden ne işçilere ne kamu emekçilerine ne de emeklilere bir “müjde” çıkmaz. Tek çıkış yolu bu karanlık tabloyu yaratanlardan “müjde” beklemekten değil,toplumun ezici çoğunluğunu oluşturan, yoksulluk ve sefalet dayatılan milyonların birleşik mücadelesinden geçmektedir. Sömürü ve yoksulluk düzenin mağduru tüm kesimlerin omuz omuza verdiği bu mücadeleyi örmek için üzerimize düşen görevi yerine getirmeye devam edeceğiz.
15
25
785
ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZLE BÜYÜYOR, DAYANIŞMAMIZLA GÜÇLENİYORUZ! Eşit, erişilebilir, ücretsiz ve anadilinde sağlık ve sosyal hizmet mücadelesini büyütmek için SES Van Şubesi 12. Olağan Genel Kurulumuzda buluşuyoruz. 30 yıllık emek, demokrasi, barış ve özgürlük mücadelemizden aldığımız güçle; haklarımız, emeğimiz ve geleceğimiz için birlikte direnmeye, birlikte üretmeye ve birlikte örgütlenmeye devam ediyoruz. Geçmişin birikimi, bugünün mücadelesi ve yarının umuduyla tüm üyelerimizi genel kurulumuza davet ediyoruz. 📅 7 Kasım 2026 Cumartesi ⏰ 10.00 📍 Van Barosu Tahir Elçi Konferans Salonu Yaşasın örgütlü mücadelemiz! #SESteÖrgütleniyoruz #SESVanŞubesi #EmekDemokrasiBarış @sesgenelmerkezi
6
1
14
453
SES Van Şubesi / SES Şaxa Wanê retweeted
ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ KAZANIMA, DAYANIŞMAMIZ GÜCE DÖNÜŞÜYOR! Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş Tıp Merkezi’nde sendikamız SES Van Şubesi olarak masaya taşıdığımız 20 talepten 17’sinde anlaşma sağladık. Ek ödemeden kreşe, personel servisinden şiddetin önlenmesine, İSG’den otoparka, dinlenme alanlarından sağlıklı beslenmeye ve çalışma yaşamının demokratikleştirmesi de dahil taleplerimizin büyük çoğunluğu kazanıma dönüştü. Haklarımız için örgütleniyor, birlikte mücadele ediyor, birlikte kazanıyoruz! Mücadeleye devam! #SESimiz30Yaşında
✊ ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ KAZANIMA, DAYANIŞMAMIZ GÜCE DÖNÜŞÜYOR! SES Van Şubesi olarak, Van YYÜ’de yetkili sendika olmanın sorumluluğuyla, üniversite hastaneleri kapsamında pilot uygulama olarak ilk kez Van YYÜ Rektörlüğünde gerçekleştirilen KİK toplantısında sağlık emekçilerinin taleplerini kararlılıkla masaya taşıdık. Görüşülen 20 maddenin 17’sinde mutabakat sağladık! ✊ Bu sonuç; emeğin, dayanışmanın ve örgütlü mücadelenin neler başarabileceğinin somut göstergesidir. Şimdi kazanımlarımızı hayata geçirme ve alınan kararların uygulanmasının takipçisi olma zamanı! Haklarımız için örgütleniyor, birlikte mücadele ediyor, birlikte kazanıyoruz! ✊ YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ! SES VAN ŞUBESİ @sesgenelmerkezi #SES #SESVanŞubesi #YetkiliSendika #KİK #ÖrgütlüMücadele #SağlıkEmekçileri
22
44
1,480
SES Van Şubesi / SES Şaxa Wanê retweeted
KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİNİN ÖNEMLİ BİR PARÇASI OLAN AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI SORUNLARI İLE DİŞ HEKİMLERİNİN AĞIR İŞ YÜKÜ 816 ATAMA İLE ÇÖZÜLMEZ! Halkımız ağız ve diş sağlığı hizmetlerine ulaşmakta güçlük çekerken, MHRS üzerinden 14 günü aşan randevu süreleri oluşurken, yaklaşık 25 bin diş hekimi atama beklerken yalnızca 816 diş hekimi kadrosu açıklanmasını kabul etmiyoruz! Kamuda görev yapan diş hekimleri ağır çalışma koşulları altında, 10-20 dakikalık randevu aralıklarıyla yoğun bir iş yükü taşımaktadır. Buna rağmen halkın sağlık hizmetine erişim sorunu çözülememektedir. Bilimsel verilerden ve toplumun gerçek ihtiyaçlarından uzak bu sağlık sistemini kabul etmiyoruz. Çözüm açıktır: Atama bekleyen diş hekimleri kamuda istihdam edilmeli, sağlık hizmetine erişim kolaylaştırılmalı ve kamuda çalışan diş hekimlerinin insani, bilimsel ve nitelikli hizmet sunabilecekleri randevu aralıkları oluşturulmalıdır. Kaynak yok söylemini de kabul etmiyoruz! Ülkenin kaynaklarını sermaye çevrelerine ve fonlara aktaranlar, söz konusu gençlerin istihdamı ve halkın sağlık hakkı olduğunda kaynak yetersizliğini gerekçe gösteremez. Genç sağlık emekçileri işsizliğe, halkımız sağlıksızlığa mahkûm edilemez! Yeterli diş hekimi ataması istiyoruz! Bu taleplerin hayata geçirilmesi için başta sağlık ve sosyal hizmet emekçileri olmak üzere, meslek örgütlerini, sendikaları, demokratik kitle örgütlerini ve halkımızı ortak mücadeleye çağırıyoruz. Sağlık hakkı ve güvenceli istihdam için birlikte sesimizi yükseltelim, birlikte mücadele edelim! 31.10.2026 SES GENEL MERKEZİ
26
1
43
1,392
✊ ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ KAZANIMA, DAYANIŞMAMIZ GÜCE DÖNÜŞÜYOR! SES Van Şubesi olarak, Van YYÜ’de yetkili sendika olmanın sorumluluğuyla, üniversite hastaneleri kapsamında pilot uygulama olarak ilk kez Van YYÜ Rektörlüğünde gerçekleştirilen KİK toplantısında sağlık emekçilerinin taleplerini kararlılıkla masaya taşıdık. Görüşülen 20 maddenin 17’sinde mutabakat sağladık! ✊ Bu sonuç; emeğin, dayanışmanın ve örgütlü mücadelenin neler başarabileceğinin somut göstergesidir. Şimdi kazanımlarımızı hayata geçirme ve alınan kararların uygulanmasının takipçisi olma zamanı! Haklarımız için örgütleniyor, birlikte mücadele ediyor, birlikte kazanıyoruz! ✊ YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ! SES VAN ŞUBESİ @sesgenelmerkezi #SES #SESVanŞubesi #YetkiliSendika #KİK #ÖrgütlüMücadele #SağlıkEmekçileri
1
18
1
29
1,779
Em wekî Platforma Şaxên KESKê ya Wanê, ji bo pîrozkirina rêveberiya nû ya Rêxistina Parêzgeha Wanê ya Partiya DEMê serdanek pêk anî. Di vê serdanê de me girîngiya hevkarî û piştevaniya hevpar di têkoşîna ked, aşitî, demokrasî û azadiyê de anî ziman û ji rêveberiya nû re serkeftin xwest. KESK Van Şubeler platformu olarak DEM Parti Van İl Örgütü’nün yeni yönetimine hayırlı olsun ziyaretinde bulunduk. Emek, barış, demokrasi ve özgürlük mücadelesinde ortak dayanışmanın önemini vurguladığımız ziyarette, yeni yönetime başarılar diledik.
1
6
331
SES Van Şubesi / SES Şaxa Wanê retweeted
Türk Psikologlar Derneği’ nin 50.yıl kutlamasına Eş Genel Başkanımız Nazan Karacabey ve Genel Hukuk Sekreterimiz Salih Erbaş katıldı. Eşitliğin,kapsayıcılığın, hak savunuculuğunun tarafında olan Türk Psikologlar Derneği’nin 50. Yılını kutluyor ortak mücadeleyi büyütme sözü veriyoruz.
9
32
1,253
SES Van Şubesi / SES Şaxa Wanê retweeted
Basın meslek örgütlerinin çağrısıyla birçok kentte “Sansüre Hayır, Habere Özgürlük” şiarıyla gazeteciler, emek-meslek örgütleri ve yurttaşlar; tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması, kayyum uygulamalarına son verilmesi ve basın özgürlüğünü hedef alan saldırıların durdurulması talebiyle sokağa çıktı. #sansüre_hayır_habere_özgürlük
Basın meslek örgütlerinin çağrısıyla birçok kentte “Sansüre Hayır, Habere Özgürlük” şiarıyla gazeteciler, emek-meslek örgütleri ve yurttaşlar; tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması, kayyum uygulamalarına son verilmesi ve basın özgürlüğünü hedef alan saldırıların durdurulması talebiyle sokağa çıktı. Ankara da düzenlenen eyleme KESK Eş Genel Başkanları Ayfer Koçak, Ahmet Karagöz, Yürütme Kurulu Üyeleri Sevgi Yılmaz, Sema Pınar ve İş Kolu MYK Üyeleri katıldı. Basın özgürlüğünü, halkın haber alma hakkını savunmaya ve gazetecilere yönelik baskılara karşı dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz.
4
14
1,001
SES Van Şubesi / SES Şaxa Wanê retweeted
Antalya Şube Eş Başkanımız Dr. Kaan Taşer'in memleketi Ürgüp'te yapılan cenaze törenine Eş Genel Başkanlarımız Nazan Karacabey, Mehmet Sıddık Akın, Genel Sekreterimiz Ferit Ceylan, MYK üyelerimiz Nursel Yücesoy, Eylem Kaya Eroğlu, SES Nevşehir Şube Eş Başkanlarımız Arif Yıldız, Ürgüp Temsilcimiz Mustafa Sezgin Koçak ve üyelerimiz katıldı. Kaan Taşer'i saygıyla anıyor; ailesine, yakınlarına ve tüm mücadele arkadaşlarımıza baş sağlığı diliyoruz. Anısı mücadelemizde yaşayacak.
1
10
43
1,415
SES Van Şubesi / SES Şaxa Wanê retweeted
Tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin başı sağolsun.
2
5
25
2,385
23 Ekim 2011 Van Depremi’nin üzerinden 15 yıl geçti. Yitirdiğimiz canları saygı ve özlemle anıyoruz. Deprem değil, ihmaller öldürür. İhmale mahal vermeyecek kentleşmeler için bilimsel planlama, sağlam yapılar ve kamu yararını esas alan politikalar biran önce hayata geçirilmeli. @sesgenelmerkezi
🤖 Made with AI
6
8
345
Ağız ve Diş Sağlığı Merkezine gerçekleştirdiğimiz ziyarette, alanda yaşanan sorunları ve çözüm önerilerimizi Başhekim Dt. Mehmet Aktaş’la yaptığımız görüşmede dile getirdik. Sağlık hizmetlerinin niteliğinin artırılması, çalışma alanlarında yaşanan sorunların giderilmesi ve daha sağlıklı bir çalışma ortamının oluşturulması için kolektif aklın, diyalogun ve ortak çözüm üretme iradesinin önemini vurguladık. İnanıyoruz ki sorunları sahada tespit eden, sağlık emekçilerinin deneyim ve taleplerini esas alan, halkın sağlık hakkını önceleyen bir anlayışla hem sunulan sağlık hizmetinin kalitesini artırabilir hem de sağlık emekçilerinin ve hizmet alan halkın memnuniyetini birlikte sağlayabiliriz. @sesgenelmerkezi @vanadsm @vanilsaglik
4
17
561
SES Van Şubesi / SES Şaxa Wanê retweeted
ÇOK ÜZGÜNÜZ Antalya Şube Eş Başkanımız Dr. Kaan Taşer'in yaşamını yitirdiğini büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız. Tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin başı sağolsun. SES Genel Merkezi
3
26
3
73
3,098
SES Van Şubesi / SES Şaxa Wanê retweeted
Röportaj: Eş Genel Başkanımız Nazan Karacabey, Cumhuriyet Gazetesi'nden Taylan Gülkanat'a verdiği röportajda sosyal hizmetler alanında yaşanan eksikliklere ve sorunlara dikkat çekti. Sosyal hizmet alanının; kadın, çocuk, yaşlı ve engellilerden toplum ruh sağlığı ve sosyal yardımlara kadar çok geniş bir çalışma ağına sahip olduğunu ancak uzun süredir iktidarın hak temelli değil, yardım ve destek temelli sosyal politikalarına tanıklık ettiklerini söyleyen Karacabey, toplumun vicdanını, adalet duygusunu ve dayanışma kapasitesini anlamak için sosyal hizmetlere bakılmasının yeterli olacağını ifade etti.
Sosyal hizmetlerde sorun bitmiyor: İktidar ‘hak temelli politika’ yürütmüyor cumhuriyet.com.tr/turkiye/so…
16
30
1,097
SES Van Şubesi / SES Şaxa Wanê retweeted
Birinci Basamak Çalıştayımızın Sonuç Bildirgesi Yayınlandı Birinci Basamak Çalıştayımızın Sonuç Bildirgesi Şanlıurfa Şubemizin öncülüğünde yapılan basın toplantısı ile kamuoyu ile paylaşıldı. Basın toplantımız Eş Genel Başkanımız Nazan Karacabey'in açılış konuşması ile başladı. Birinci Basamak Çalıştayı Komisyonu Hazırlık Sekreteryası adına Uğur Gündoğan çalıştay sonuç metnimizi kamuoyu ile paylaştı. Basın toplantısına Genel Sekreterimiz Ferit Ceylan, MYK üyelerimiz Eylem Kaya Eroğlu, Nursel Yücesoy, Şanlıurfa Şube Eş Başkanlarımız Ferhat Demir, Figen Saat, Şanlıurfa Şubesi Yönetim Kurulu üyelerimiz ve temsilcilerimiz katıldı. Sonuç metnimiz linktedir: ses.org.tr/haber-detay/birin… #SESimiz30Yaşında
25
52
1,785
Sarı sendikacılığın emek mücadelesinde yarattığı tahribata karşı çözüm; parçalanmakta değil, dayanışmada ve ortak mücadelededir! #SESteÖrgütleniyoruz
Yetkilendirilmiş Sendikamsı Yapı ile Devlet Güdümlü Sendikanın Emek Mücadelesinde Yarattığı Yıkımın Telafisi İmkânsız! Türkiye’de kamu emekçilerinin örgütlenme ve sendikalaşma mücadelesi büyük emekler ve bedeller ile kazanıldı. Emekçiler 90’lı yıllardan itibaren öncülümüz bu sendikaların tamamı “haklar yasalardan önce gelir” şiarıyla kurulmuş ve meşru hakları için fiili mücadele yürütmüştür. Çünkü o dönemki iktidarlar “memurun sendikası mı olur?” yaklaşımıyla sendikalaşmayı engellemeye çalışmıştır. Elbette bu sendikalar kolay kurulmadı. Kapılarımıza mühürler vuruldu, mühürleri kırdık. Örgütlendiğimiz her yerdeki üyelerimiz sürgüne gönderildi. Sürgün yerlerinde örgütlenerek sendikalarımızı büyüttük. İş yerlerinden meydanlara, alanlara taştık. 90’lı yılların karanlık dehlizlerinde bugünkü KESK’i ve SES’i oluşturan sendikaların üyelerinden onlarca arkadaşımızı faili meçhul cinayetlerde katlettiler. O dönemlerde 3 binin üzerinde il dışı sürgün, binlerce açığa alma ve ihraç, yüzbinlerce soruşturma geçirdik. Bu tarih aynı zamanda Türkiye demokrasi mücadelesinin de tarihidir. Yaşamını yitirmiş tüm öncüllerimizin mücadelesine bağlılığımızı bir kez daha ifade ederken en büyük bedeli yaşamları ile ödeyenleri saygı ile anıyoruz. Bu mücadelenin en önemli kazanımı lügattaki ve fiiliyattaki “kapıkulu”anlamına gelen “memur” kavramından “emekçi” kavramına geçiş oldu. Artık kamu çalışanları kendini “kamu emekçisi” olarak tanımlayıp işçi sınıfının bir bileşeni olduğunu kabul etti. Yükselen kamu emekçilerinin mücadelesi ve sendika kurma hakkı karşısında duramayan, daha doğrusu memurdan/kapıkulu zihniyetinden; soran sorgulayan, mücadele eden ve kendini işçi sınıfının parçası gören kamu çalışanlarından korkan dönemin devlet erkleri bu mücadeleyi bastırmak için bir gecede Türk Kamu Sen Konfederasyonunu kurdular. 2002 de AKP’nin iktidara gelmesi ile birlikte Memur Sen Konfederasyonuna da hormonlu bir büyüme dayatarak adeta dünyada örgütlenme rekorları kırdırıldı. Buda yetmedi. KESK’in gücünü dağıtmak için çok çeşitli oyunlara başvurdular. Toplu sözleşme ikramiyesi ya da sendika destek primi adı altında yapılan tüm uygulamaların alt yapısı, sendika üyelerinin aidatlarının devlet (işveren) tarafından ödenmesi konulu 28.08.2005 tarihli toplu görüşme mutabakat metninin 4. Maddesine dayanmaktadır. Bu talep T. KAMU SEN ve MEMUR SEN’den gelmiş ve “Sendika üyesi olan personele sendika aidatlarından kaynaklanan kayıplarını telafi amacıyla aylık 5 YTL ilave ödeme yapılmasını sağlayacak düzenlemeye gidilmesi” şeklinde mutabakat metnine yansıtılmıştı. KESK, mutabakat metnindeki dördüncü maddeye ilişkin “… İşverenin sendikalar üzerindeki etkisini artıracağından kabul etmiyoruz…” şeklinde çok açık bir ifadeyle şerh oymuştu. Konfederasyonumuz 01.09.2005 tarihinde Uzlaştırma Kurulu’na gönderdiği dilekçede; “…Toplu görüşme mutabakat metninde, sendika üyesi olan personele sendika aidatlarından kaynaklanan kayıplarını telafi amacıyla aylık 5 YTL ilave ödeme yapılmasını sağlayacak düzenlemeye gidilmesiyle ilgili hususa yer verilmesi işveren devletin sendikalar üzerindeki etkisini arttıracağı gibi sendikaların devletten bağımsızlığı ilkesine de gölge düşürmüştür. Konfederasyonumuzun bu hususu kabul etmesi sendikal anlayışı nedeni ile mümkün değildir.” Demiştir. Buna karşı sürekli hukuksal ve demokratik mücadeleyi sürdürmüştür. AKP hükümetleri ile birlikte dünyada hormonlu büyüme rekoru kıran Memur Sen sendikası yetkiyi aldıktan sonra ise sendika aidatına “destek primi” ve “toplu sözleşme ikramiyesi” adı altında işi daha da ileri bir safhaya çevirmiştir. Toplu sözleşme primi almak için ise baraj getirilme çabası başka sendikalara yaşam hakkı vermemek için uygulanan yeni bir yöntem oldu. Bugün insanlar daha işe başlarken işe başlama evraklarının arasına üye formu koyarak iktidar yanlısı sendikaya üye yapma, tüm idareciler ve bürokratların eliyle büyütülmeye çalışma ve idarecileri belirlemede etkili olma dahi yetmeyecek olacak ki defalarca iptal edilen düzenleme (önce yüzde 1, sonra yüzde 2) yeniden gündeme getiriliyor. Sendika aidatları ya da başka isimlerle emekçilerin gözünü boyayarak örgütlenme, korku ve baskıyla yandaşlara üye yapma ile yetkilendirilen sendikamsı yapılarla masaya oturmak sistemin işine geliyor. Tam da bu şekilde oluşturulan TİS masalarından emekçiler lehine sonuç beklemek saflıktır. Nitekim 8 dönemdir (16 yılı kapsayan); yetkilendirilmiş sendikamsı yapı ve devlet güdümlü sendika elele vermiş ve her seferinde emekçileri sefalet ücretlerine mahkûm eden toplu sözleşmelere imza atmaktadır. Bu yapılanlara asla toplu sözleşme denilemez. Çünkü yapılan ücret artışları sürekli reel enflasyonun altında kalmakta ve emekçiler enflasyon farkı almaktadır. Enflasyon oranında (ki TÜİK verileri de yalan diyoruz) zam almak asla kazanım değildir. Aslında 4688 sayılı bu sendika yasasıda bir yasa değildir. Grev hakkı içermeyen, hakem kurulunun ağırlıklı üyelerinin işveren devlet tarafından belirlendiği ve kararının kesin olduğu, özgür pazarlık ve toplu sözleşme hakkının olmadığının bu düzenekten emekçiler lehine karar çıkması mucizedir. Ufak tefek kazanımlarda; mücadeleci sendikaların alanlarda, meydanlarda ve işyerlerinde verdikleri mücadelenin sonucudur. Bu düzenekle kurulan masaya oturmadan işveren devletin enflasyon öngörüsü üzerinden dönemsel olarak vereceği peşin maaş artışları bile emekçilere daha fazla kazandıracaktı. Özellikle bir önceki toplu sözleşmede 8 bin tl ile başlayan, katsayıya bağlanan ve bugün 25 bin tl yi aşan ilave ek zam (emekliliğe yansımayan seyyanen zam) ile kamu emekçilerine emekliliği hayal haline getirdiler. Adeta hükümet ortakları gibi koalisyon halinde TİS masalarında emekçileri sefalete mahkûm eden bu yapıların emekçilere kazandıracağı hiçbir şey bulunmamaktadır. Sendikacılık, iktidarın gölgesinde, masa başında mevzuat hileleriyle alternatifleri yok etmek değildir! Sendikacılık; hastanelerde, laboratuvarlarda, ASM’lerde, sosyal hizmet kurumlarında sahada emekçinin hakkını savunma yarışıdır. Rekabetin olmadığı yerde sarı sendikacılık büyür, emek mücadelesi biter. Halkın sağlık hakkı ellerinden alınırken, sağlık ve sosyal emekçileri şiddet sarmalında, ekonomik kriz ve enflasyon altında ezilirken; tek derdi sendikal tekelleşme olanlar bu alanın temsilcisi olamazlar! Bir sendikanın gücü yapay barajlarla değil; alanlarda, işyerlerinde verdiği fiili ve meşru mücadeleyle ölçülür. BASINA SIZDIRILAN HABERLER; SENDİKAL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERE İLİŞKİN BİRÇOK ALEYHTE UYGULAMANIN OLDUĞU, BASKI VE AYRIMCILIĞIN YOĞUNLAŞTIĞI BÖYLESİ BİR DÖNEMDE DAHA DA ÖNEMLİ HALE GELMİŞTİR. Bağımsız sendikaları ve sendikal anlayışı tamamen yok ederek hak temelli mücadele yerine sisteme yedeklenen tek tip sendikacılığın önünü sonuna kadar açmayı hedefleyen bu tablonun “sendika üyeliğinin desteklenmesi’’ ya da “güçlü sendikacılık” olarak yutturulmak istenmesi kabul edilemez. ’Uluslararası, Anayasal ve yasal düzenlemeler çerçevesinde temel hak ve özgürlükler kapsamında güvence altına alınmış örgütlenme ve toplu pazarlık hakkının temin edilmesini sağlamak’ için yapılması gereken ilk iş sendikal hak ve özgürlüklerin, örgütlenmenin önünü daha da tıkayan değil, açan düzenlemeleri, grev hakkı ile tamamlanmış gerçek bir toplu pazarlık sistemini derhal hayata geçirmektir. Demokratik bir sendika yasası için mücadele etmeyen her yapı emekçilerin değil bu sömürü sistemin yanındadır. Anayasa'nın 51. maddesi herkesin dilediği sendikayı seçme özgürlüğünü güvence altına alır. Sağlık ve sosyal hizmet emekçilerini ve tüm kamu emekçilerini baraj korkusuyla yandaş yapılara üye olmaya zorlamak, en temel demokratik haklarımızın gasp edilmesidir. Sağlık ve sosyal hizmet alanı başta olmak üzere tüm kamuda çalışma barışını bozan bu hamlelere geçit vermeyeceğiz! Bunun için SES olarak, tüm sendikaları, konfederasyonları, hangi sendikaya üye olursa olsun tüm kamu emekçilerini her türlü hukuksuzluğa karşı tek ses olmaya, demokratik grev hakkını güvence altına alan, özgür toplu pazarlık hakkı içeren yeni bir sendika yasası için birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz. Başta kamu emekçileri olmak üzere hiç kimse şüphe etmesin ki SES olarak; hukuk mücadelesi de dahil her platformda başta sağlık ve sosyal hizmet emekçileri olmak üzere kamu emekçilerinin hak ve çıkarlarını korumaya devam edeceğiz. Bu sendikamsı yapıların ve sarı sendikaların Türkiye’deki emekçilere ve sınıf mücadelesine verdiği en büyük zarar ve yıkımın başında; sendikal mücadeleye olan inancı zayıflatma olmuştur. Bu sendikalar emekçileri zor aygıtları vb. yöntemler ile üye yapmışsa da aslında eylemsiz ve örgütsüz de bırakmıştır. Fakat unutmamamız gereken bir konu daha var ki bu sendikalardan umudu kesenlerin her gün yeni bir sendika kurması da emekçilerin gücünü parçalamaktan, yeterince bir araya gelememekten başka bir işe yaramamaktadır. Emekçileri 90’lı yılların ortak mücadele ruhu ve direngenliğine yeniden kavuşturmak hepimizin görevidir. Farklılıklarımıza rağmen emekçiler ve hizmet sunduğumuz halkın tüm hakları için söylemde ve eylemde yeniden ve daha güçlü bir birlik sağlayacağımıza inanıyoruz. 90’lı yıllardan itibaren büyük bedeller ile kamu emekçilerinin örgütlenme hakkını kazanan sendikaların ardılı olarak; sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin hak almada, dayanışmada, kollektif mücadeledeki adresi SES’tir. İşkolunda çalışan her emekçi bunu bilir ve iş yerleri çalışmalarında “Gerçek mücadeleyi SES yürütüyor. Gönlümüz SES’ten yana.” Diyorlar. Şimdi SES olarak sadece gönlünüz ile değil fiziki varlığınız ile dayanışmanın ve mücadelenin örgütü SES’li olma zamanı diyoruz. 16.10.2026 SES GENEL MERKEZİ ses.org.tr/haber-detay/dayan… #SESimiz30Yaşında
2
152
Yapay barajlarla, baskılarla ve yandaş sendikacılıkla emekçilerin örgütlenme özgürlüğü gasp edilemez. Grev hakkını güvence altına alan, özgür toplu pazarlığı esas alan demokratik bir sendika yasası için mücadeleyi büyütelim. Sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin mücadele adresi SES’tir. Gelin, umudu örgütleyelim, dayanışmayı büyütelim, mücadeleyi birlikte yükseltelim! #SESteÖrgütleniyoruz
Yetkilendirilmiş Sendikamsı Yapı ile Devlet Güdümlü Sendikanın Emek Mücadelesinde Yarattığı Yıkımın Telafisi İmkânsız! Türkiye’de kamu emekçilerinin örgütlenme ve sendikalaşma mücadelesi büyük emekler ve bedeller ile kazanıldı. Emekçiler 90’lı yıllardan itibaren öncülümüz bu sendikaların tamamı “haklar yasalardan önce gelir” şiarıyla kurulmuş ve meşru hakları için fiili mücadele yürütmüştür. Çünkü o dönemki iktidarlar “memurun sendikası mı olur?” yaklaşımıyla sendikalaşmayı engellemeye çalışmıştır. Elbette bu sendikalar kolay kurulmadı. Kapılarımıza mühürler vuruldu, mühürleri kırdık. Örgütlendiğimiz her yerdeki üyelerimiz sürgüne gönderildi. Sürgün yerlerinde örgütlenerek sendikalarımızı büyüttük. İş yerlerinden meydanlara, alanlara taştık. 90’lı yılların karanlık dehlizlerinde bugünkü KESK’i ve SES’i oluşturan sendikaların üyelerinden onlarca arkadaşımızı faili meçhul cinayetlerde katlettiler. O dönemlerde 3 binin üzerinde il dışı sürgün, binlerce açığa alma ve ihraç, yüzbinlerce soruşturma geçirdik. Bu tarih aynı zamanda Türkiye demokrasi mücadelesinin de tarihidir. Yaşamını yitirmiş tüm öncüllerimizin mücadelesine bağlılığımızı bir kez daha ifade ederken en büyük bedeli yaşamları ile ödeyenleri saygı ile anıyoruz. Bu mücadelenin en önemli kazanımı lügattaki ve fiiliyattaki “kapıkulu”anlamına gelen “memur” kavramından “emekçi” kavramına geçiş oldu. Artık kamu çalışanları kendini “kamu emekçisi” olarak tanımlayıp işçi sınıfının bir bileşeni olduğunu kabul etti. Yükselen kamu emekçilerinin mücadelesi ve sendika kurma hakkı karşısında duramayan, daha doğrusu memurdan/kapıkulu zihniyetinden; soran sorgulayan, mücadele eden ve kendini işçi sınıfının parçası gören kamu çalışanlarından korkan dönemin devlet erkleri bu mücadeleyi bastırmak için bir gecede Türk Kamu Sen Konfederasyonunu kurdular. 2002 de AKP’nin iktidara gelmesi ile birlikte Memur Sen Konfederasyonuna da hormonlu bir büyüme dayatarak adeta dünyada örgütlenme rekorları kırdırıldı. Buda yetmedi. KESK’in gücünü dağıtmak için çok çeşitli oyunlara başvurdular. Toplu sözleşme ikramiyesi ya da sendika destek primi adı altında yapılan tüm uygulamaların alt yapısı, sendika üyelerinin aidatlarının devlet (işveren) tarafından ödenmesi konulu 28.08.2005 tarihli toplu görüşme mutabakat metninin 4. Maddesine dayanmaktadır. Bu talep T. KAMU SEN ve MEMUR SEN’den gelmiş ve “Sendika üyesi olan personele sendika aidatlarından kaynaklanan kayıplarını telafi amacıyla aylık 5 YTL ilave ödeme yapılmasını sağlayacak düzenlemeye gidilmesi” şeklinde mutabakat metnine yansıtılmıştı. KESK, mutabakat metnindeki dördüncü maddeye ilişkin “… İşverenin sendikalar üzerindeki etkisini artıracağından kabul etmiyoruz…” şeklinde çok açık bir ifadeyle şerh oymuştu. Konfederasyonumuz 01.09.2005 tarihinde Uzlaştırma Kurulu’na gönderdiği dilekçede; “…Toplu görüşme mutabakat metninde, sendika üyesi olan personele sendika aidatlarından kaynaklanan kayıplarını telafi amacıyla aylık 5 YTL ilave ödeme yapılmasını sağlayacak düzenlemeye gidilmesiyle ilgili hususa yer verilmesi işveren devletin sendikalar üzerindeki etkisini arttıracağı gibi sendikaların devletten bağımsızlığı ilkesine de gölge düşürmüştür. Konfederasyonumuzun bu hususu kabul etmesi sendikal anlayışı nedeni ile mümkün değildir.” Demiştir. Buna karşı sürekli hukuksal ve demokratik mücadeleyi sürdürmüştür. AKP hükümetleri ile birlikte dünyada hormonlu büyüme rekoru kıran Memur Sen sendikası yetkiyi aldıktan sonra ise sendika aidatına “destek primi” ve “toplu sözleşme ikramiyesi” adı altında işi daha da ileri bir safhaya çevirmiştir. Toplu sözleşme primi almak için ise baraj getirilme çabası başka sendikalara yaşam hakkı vermemek için uygulanan yeni bir yöntem oldu. Bugün insanlar daha işe başlarken işe başlama evraklarının arasına üye formu koyarak iktidar yanlısı sendikaya üye yapma, tüm idareciler ve bürokratların eliyle büyütülmeye çalışma ve idarecileri belirlemede etkili olma dahi yetmeyecek olacak ki defalarca iptal edilen düzenleme (önce yüzde 1, sonra yüzde 2) yeniden gündeme getiriliyor. Sendika aidatları ya da başka isimlerle emekçilerin gözünü boyayarak örgütlenme, korku ve baskıyla yandaşlara üye yapma ile yetkilendirilen sendikamsı yapılarla masaya oturmak sistemin işine geliyor. Tam da bu şekilde oluşturulan TİS masalarından emekçiler lehine sonuç beklemek saflıktır. Nitekim 8 dönemdir (16 yılı kapsayan); yetkilendirilmiş sendikamsı yapı ve devlet güdümlü sendika elele vermiş ve her seferinde emekçileri sefalet ücretlerine mahkûm eden toplu sözleşmelere imza atmaktadır. Bu yapılanlara asla toplu sözleşme denilemez. Çünkü yapılan ücret artışları sürekli reel enflasyonun altında kalmakta ve emekçiler enflasyon farkı almaktadır. Enflasyon oranında (ki TÜİK verileri de yalan diyoruz) zam almak asla kazanım değildir. Aslında 4688 sayılı bu sendika yasasıda bir yasa değildir. Grev hakkı içermeyen, hakem kurulunun ağırlıklı üyelerinin işveren devlet tarafından belirlendiği ve kararının kesin olduğu, özgür pazarlık ve toplu sözleşme hakkının olmadığının bu düzenekten emekçiler lehine karar çıkması mucizedir. Ufak tefek kazanımlarda; mücadeleci sendikaların alanlarda, meydanlarda ve işyerlerinde verdikleri mücadelenin sonucudur. Bu düzenekle kurulan masaya oturmadan işveren devletin enflasyon öngörüsü üzerinden dönemsel olarak vereceği peşin maaş artışları bile emekçilere daha fazla kazandıracaktı. Özellikle bir önceki toplu sözleşmede 8 bin tl ile başlayan, katsayıya bağlanan ve bugün 25 bin tl yi aşan ilave ek zam (emekliliğe yansımayan seyyanen zam) ile kamu emekçilerine emekliliği hayal haline getirdiler. Adeta hükümet ortakları gibi koalisyon halinde TİS masalarında emekçileri sefalete mahkûm eden bu yapıların emekçilere kazandıracağı hiçbir şey bulunmamaktadır. Sendikacılık, iktidarın gölgesinde, masa başında mevzuat hileleriyle alternatifleri yok etmek değildir! Sendikacılık; hastanelerde, laboratuvarlarda, ASM’lerde, sosyal hizmet kurumlarında sahada emekçinin hakkını savunma yarışıdır. Rekabetin olmadığı yerde sarı sendikacılık büyür, emek mücadelesi biter. Halkın sağlık hakkı ellerinden alınırken, sağlık ve sosyal emekçileri şiddet sarmalında, ekonomik kriz ve enflasyon altında ezilirken; tek derdi sendikal tekelleşme olanlar bu alanın temsilcisi olamazlar! Bir sendikanın gücü yapay barajlarla değil; alanlarda, işyerlerinde verdiği fiili ve meşru mücadeleyle ölçülür. BASINA SIZDIRILAN HABERLER; SENDİKAL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERE İLİŞKİN BİRÇOK ALEYHTE UYGULAMANIN OLDUĞU, BASKI VE AYRIMCILIĞIN YOĞUNLAŞTIĞI BÖYLESİ BİR DÖNEMDE DAHA DA ÖNEMLİ HALE GELMİŞTİR. Bağımsız sendikaları ve sendikal anlayışı tamamen yok ederek hak temelli mücadele yerine sisteme yedeklenen tek tip sendikacılığın önünü sonuna kadar açmayı hedefleyen bu tablonun “sendika üyeliğinin desteklenmesi’’ ya da “güçlü sendikacılık” olarak yutturulmak istenmesi kabul edilemez. ’Uluslararası, Anayasal ve yasal düzenlemeler çerçevesinde temel hak ve özgürlükler kapsamında güvence altına alınmış örgütlenme ve toplu pazarlık hakkının temin edilmesini sağlamak’ için yapılması gereken ilk iş sendikal hak ve özgürlüklerin, örgütlenmenin önünü daha da tıkayan değil, açan düzenlemeleri, grev hakkı ile tamamlanmış gerçek bir toplu pazarlık sistemini derhal hayata geçirmektir. Demokratik bir sendika yasası için mücadele etmeyen her yapı emekçilerin değil bu sömürü sistemin yanındadır. Anayasa'nın 51. maddesi herkesin dilediği sendikayı seçme özgürlüğünü güvence altına alır. Sağlık ve sosyal hizmet emekçilerini ve tüm kamu emekçilerini baraj korkusuyla yandaş yapılara üye olmaya zorlamak, en temel demokratik haklarımızın gasp edilmesidir. Sağlık ve sosyal hizmet alanı başta olmak üzere tüm kamuda çalışma barışını bozan bu hamlelere geçit vermeyeceğiz! Bunun için SES olarak, tüm sendikaları, konfederasyonları, hangi sendikaya üye olursa olsun tüm kamu emekçilerini her türlü hukuksuzluğa karşı tek ses olmaya, demokratik grev hakkını güvence altına alan, özgür toplu pazarlık hakkı içeren yeni bir sendika yasası için birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz. Başta kamu emekçileri olmak üzere hiç kimse şüphe etmesin ki SES olarak; hukuk mücadelesi de dahil her platformda başta sağlık ve sosyal hizmet emekçileri olmak üzere kamu emekçilerinin hak ve çıkarlarını korumaya devam edeceğiz. Bu sendikamsı yapıların ve sarı sendikaların Türkiye’deki emekçilere ve sınıf mücadelesine verdiği en büyük zarar ve yıkımın başında; sendikal mücadeleye olan inancı zayıflatma olmuştur. Bu sendikalar emekçileri zor aygıtları vb. yöntemler ile üye yapmışsa da aslında eylemsiz ve örgütsüz de bırakmıştır. Fakat unutmamamız gereken bir konu daha var ki bu sendikalardan umudu kesenlerin her gün yeni bir sendika kurması da emekçilerin gücünü parçalamaktan, yeterince bir araya gelememekten başka bir işe yaramamaktadır. Emekçileri 90’lı yılların ortak mücadele ruhu ve direngenliğine yeniden kavuşturmak hepimizin görevidir. Farklılıklarımıza rağmen emekçiler ve hizmet sunduğumuz halkın tüm hakları için söylemde ve eylemde yeniden ve daha güçlü bir birlik sağlayacağımıza inanıyoruz. 90’lı yıllardan itibaren büyük bedeller ile kamu emekçilerinin örgütlenme hakkını kazanan sendikaların ardılı olarak; sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin hak almada, dayanışmada, kollektif mücadeledeki adresi SES’tir. İşkolunda çalışan her emekçi bunu bilir ve iş yerleri çalışmalarında “Gerçek mücadeleyi SES yürütüyor. Gönlümüz SES’ten yana.” Diyorlar. Şimdi SES olarak sadece gönlünüz ile değil fiziki varlığınız ile dayanışmanın ve mücadelenin örgütü SES’li olma zamanı diyoruz. 16.10.2026 SES GENEL MERKEZİ ses.org.tr/haber-detay/dayan… #SESimiz30Yaşında
5
9
220