İsrail Başbakanı Netanyahu:
"Türkiye ile çatışma peşinde değilim, ancak İsrail'in güvenlik ihtiyaçları bunu gerektirdiğinde de çatışmadan kaçınmam."
Soru: İlerleyen süreçte ne tür önleyici saldırılar görebiliriz? Yakın zamanda Türkiye ile olası bir savaştan bahsettiniz.
Netanyahu:
"Hayır, hayır.
Türkiye ile bir çatışma istemiyorum. Türkiye bizimle bir çatışma istiyor. Erdoğan İsrail'in yok edilmesi gerektiğini, Kudüs'ün onların şehri olduğunu söylüyor.
Osmanlı İmparatorluğu'na geri döneceğini sanıyor. Burada 3.000 yılı aşkın süredir bağlı olduğumuz bir ülkenin bulunduğunu unutuyor.
Osmanlıların burayı ele geçirip 400 yıl boyunca yönettiği 16. yüzyılda değiliz.
Burada bir güç var. Buna Yahudi vatanındaki Yahudi devleti denir."
Eski MI6 Başkanı Sir John Scarlett, Katar'da yapılan Global Security Forum (Küresel Güvenlik Forumu) da konuştu.
Sir John Scarlett:
Husiler ve Devam Eden Savaş
◾️Husiler Yemen'de köklü bir geleneğe sahip. Kendi coğrafyalarını çok iyi biliyorlar ve İran'dan aldıkları silahlarla çok etkili bir isyancı güç haline geldikleri.
◾️Sanırım yine bir tür uzlaşma sağlanacaktır, ancak Husiler kalmaya devam edecekler; yenilgiye uğratılmayacaklar ve öngörülebilir gelecekte Yemen'in büyük bir kısmının kontrollerinde kalmaya devam edecekler.
İran ile Savaş ve Nükleer/Bölgesel Gerilimler
◾️İran'la savaş bitmeyecek, 1994'te İran Güvenlik Konseyi'nden yetkililer ABD ile savaşın kaçınılmaz olduğunu söylemişti. Hürmüz Boğazı ve nükleer zenginleştirme konularında müzakereye dayalı bir yol bulunabilir ancak genel çatışma bitmeyecek.
◾️ABD ve İran her ikisinin de kazanabileceğine inanıyorum; ara seçimler sonrasında her iki tarafın da çatışmayı bitirmenin çıkarlarına uygun olduğunu anlayacak, askeri çatışmaların ardından bir müzakere veya uzlaşı sürecinin önünü açılabilir.
Amerikan Küresel Hakimiyeti ve Gelecek
Soru: Tarihçiler Irak savaşı, Afganistan'dan çekilme ve İran ile yaşananları Amerikan küresel hakimiyetinin sonunun başlangıcı olarak görür mü, görmez mi?
◾️Kesin bir yargıya varmak için erken. Kurallara dayalı uluslararası düzen hem Rusya, Çin hem de kendi kurduğu sistemden güvenini yitiren ABD tarafından sınanıyor. Körfez ülkeleri güvenilirlik konusunda sorular sormaya başladı.
Five Eyes (Beş Göz) İttifakı ve Günümüzdeki Durumu
Soru: Beş Göz (Five Eyes) ittifakı ne yapıyor ve şu an işler nasıl gidiyor? Bilgi verir misiniz?
Eski Avustralya İstihbarat Şefi Nick Warner: Beş Göz; ABD, İngiltere, Avustralya, Kanada ve Yeni Zelanda'nın onlarca yıldır istihbarat ve yetenek paylaşımı yaptığı bir ortaklıktır. Ortak değerlere, stratejik çıkarlara ve kabiliyetlere dayanır, bu beş ülkeye çok iyi hizmet etmiştir ve etmeye devam edecektir.
Sir John Scarlett:
Sadece istihbarat paylaşımı olmuyor, operasyonlar da birlikte yürütülüyor.
Trump'ın İttifaklara ve NATO'ya Etkisi
◾️Five Eyes'ı pek etkilemedi, ABD daha büyük, kalıcı ve anayasal denge mekanizmalarına sahip. NATO açısından ise Avrupalılar çok uzun süre ABD'nin güvenlik garantisine güveniyordu. Rusya tehdidi ve ABD güvenilirliğindeki değişimler savunma harcamalarını artırdı.
Çin, Tayvan ve Asya-Pasifik Dengeleri
◾️Çinliler Tayvan'ın zamanla kendi kucaklarına düşeceğine inanıyor, ABD'nin kararlılığındaki azalmayı görüyorlar ve KMT gibi Pekin ile anlaşmak isteyen siyasi figürler üzerinden etki kurmaya çalışacaklar.
Teknoloji, İstihbarat ve Casusluğun Evrimi
◾️Yeni teknolojiler (yapay zeka, siber saldırılar vb.) savunmayı hücumdan biraz daha kolay hale getirdi, ancak yapay zeka terör grupları tarafından biyotoksin geliştirme gibi tehlikeli amaçlarla da kullanılabilir. İstihbarat teşkilatları her zaman teknolojik değişime ayak uydurdu.
ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, Ortadoğu ve bölgesel sıcak gelişmelerle ilgili konuştu.
Tom Barrack:
İran meselesi
◾️İran'a bakarsanız; hepimizin sevdiği, değer verdiği İran halkı ve temelde 1979'dan beri var olan Şii On İki İmam (İsnaaşeriyye) felsefesi bir teokrasidir. Kötü bir rejim değildir; bununla bir ilgisi yoktur. Hepimizin saygı duyduğu dini bir içerik ve uygulamadır. Ancak Devrim Muhafızları bir hasım haline gelmiştir ve Devrim Muhafızları'nın İsrail ile olan düşmanca rolü bir sorun teşkil etmektedir.
◾️Soru: Bundan çıkarılacak bir ders var mı? İran'ın geleceği İranlılara bırakılmalıdır.
"Yüzde yüz. Yani bakın, şu inanılmaz duruma bakın; eş-Şara ve en-Nusra bir zamanlar yabancı terör örgütleriydi. 8 Aralık'ta, bugün pek çok kişinin bakıp 'Eğer teröristler, devlet destekli terörizm veya yaptırım uygulanan bu kuruluşlardan herhangi biri ilerlemek isterse, neye doğru ilerleyecekler?' dediği şeyin adeta bir poster çocuğu (örneği) haline gelen bir geçiş yaşandı."
◾️Kuzey Afrika... 23 rejim değişikliği yaşadık ve bunların hiçbiri işe yaramadı. Şöyle ya da böyle, bir şekilde Amerikan eli veya etkisiyle başlatıldı. Dolayısıyla, çıkarılan dersler göz önüne alındığında bu mantıklı geliyor mu? Mantıklı gelmiyor.
Müdahale edip kişiyi ya da rejimi değiştirmeye çalıştığımız her an, bu bir hata gibi görünüyor. Ancak şu an uğraştığımız şey, bu ittifakların yarattığı sonuçlardır.
◾️Amerikan politikası, İran'la bir barış anlaşması istediği konusunda net; ancak mesele şu ki güven eksikliği var.
◾️İran'dan nükleer tehdidi yalnızca ABD araya girip ortadan kaldırabilirdi, ancak artık bölge devreye girmeli.
Suudi Arabistan-Yemen konusu
◾️Başkan, Suudi Arabistan'ı desteklediğini ve lojistik olarak ihtiyaç duydukları desteği sağlayacağını açıkça belirtti. Ancak Amerika'nın başka bir yerde karasal ve kinetik bir savaşa dahil olması sonuçsuz görünmektedir.
◾️Bence Suudi Arabistan çok zor bir pozisyonda. Bakın, Yemen'in tarihi... Bunu, bölgeyi zaten anlayan birine öğretmeye kalkışacak değilim.
◾️Bu kinetik (askeri) tepkiler hiçbir zaman işe yaramadı. İşe yaradığı yok ve muhtemelen işe yarayacak gibi de görünmüyor.
◾️Bence ABD duruma bakıyor ve şöyle diyor: Yine bu Rubik küpü... Müttefiklerimizle İran konusunda bir şeyler yapmaya çalışarak başladık; bu durum Hamas'a, Hizbullah'a ve altı İran milis gücüne yayıldı...
İsrail konusu
◾️Hakkında konuşmaktan kaçındığımız şey şu; bilirsiniz, ben Lübnanlı göçmen bir ailenin çocuğu olarak Yahudi bir mahallede büyüdüm. Her gece Şabat'a giderdim. Amerika'da antisemitizm yoktu, kesinlikle yoktu. Bölgede de çok az antisemitizm vardı; Yahudiler sonsuza dek yan yana var olagelmişti. 1948'deki Siyonizm ise başka bir mesele haline geldi.
Cevap basittir: İsrail'de yaşayan 10 milyon Yahudi var. Eğer İslam'ın yayılım alanını alırsanız; Levant'ı, Körfez'i, Kuzey Afrika'yı, Kafkasya'yı, Orta Asya'yı hesaba katarsanız, orada 1 milyar Müslüman var.
Türkiye-İsrail meselesi
◾️Benim inancım şu ki; İsrail, Türkiye ile gerçek bir çatışmaya tutuşmayacak kadar akıllı bir ülke. Türkiye de bu tehditlerin laf kalabalığına kapılmayacak kadar akıllı. Bu tamamen siyaset.
◾️Türkiye ve İsrail'in bir balayı dönemi vardı; 2000'lerin başında ticaret dengesi iyiydi, gayet iyi anlaşıyorlardı, Türkiye'deki Yahudi nüfusu açısından bir sorun yoktu. Bence şu an çok sert bir siyasi durumun içindeyiz ve tüm bu konuşmaların çoğu sadece laftan ibaret.
◾️Peki hepimizi korkutan şey ne? Bu yol boyunca yaşanabilecek kasıtsız bir kaza. İsrail'in Türkiye'ye 35 kilometre mesafedeki bir hava üssüne düzenlediği bir harekat oldu; iletişim kilitlendi ve sekteye uğradı, bu yüzden Türkiye'ye gelen İsrail jetleri hakkında bilgi verilmedi, bize de bilgi verilmedi. Başka bir Rusya olayı benzeri durum yaşanabilirdi. Türkiye çok hızlı bir şekilde jetlerini havalandırabilirdi ve bir anda kendimizi bambaşka bir durumun içinde bulabilirdik.
Bölgesel konular
◾️Terörün, devlet destekli terörizmin veya bu yaptırım uygulanan kuruluşların herhangi birinin ilerlemesini istiyorsunuz... Ney doğru ilerleyecekler?
◾️Ya 'Hepsini ortadan kaldıracağım; bu listeye giren herkesi tamamen yok edeceğim' dersiniz. Bu pek de iyi bir çözüm değil.
◾️Onlara refaha giden bir yol sunmadığınız sürece hiçbir rakibinizi kendi tarafınıza çekmeye ikna edemezsiniz. Bu yüzden bunun harika bir örnek olduğunu düşünüyorum...
◾️ Ulus devletler pek işe yaramıyor ki bunu her söylediğimde başım belaya giriyor.
Şöyle ki; Sykes-Picot anlaşması 1919'da başladığında, şimdi 'şurada bir savaş başladı, Amerika burada bir sorun yarattı' dediğimiz bu bölgesel alanı aldı ve hiçbir zaman coğrafi olarak o sınırlara bağlı olmamış kabileler ile dinlerin üzerine sınırlar dayattı. Dolayısıyla, eğer refah yoluyla yapamıyorsanız bunu savaş yoluyla yaparsınız şeklindeki kabile çatışması her zaman norm olmuştur ancak bu işe yaramıyor.
◾️ABD artık (Orta Doğu'yu) sahiplenmek istemiyor, sahiplenmesine de gerek yok, değil mi? Orta Doğu'da yaptıklarımızın (ki umarım birçoğu faydalı olmuştur, ancak birçoğu da olmamıştır) sebebi, çatışma ve anlaşmazlığın aslında Batı'nın lehine olmasıydı. Bölge ne kadar kontrolden çıkmış olursa, (Batı) kendi çıkarları doğrultusunda fosil yakıtları o kadar çok manipüle edebiliyordu. Artık böyle bir durum söz konusu değil.
◾️Dolayısıyla, sahiplenmek işe yaramıyor. Kontrol etmek de işe yaramadı; kontrol etmeye çalıştığımız her yer – Libya, Afganistan, Suriye, Irak... Irak ne büyük bir felaket! Demek istediğim, 2003'ten beri Irak ile uğraşıyoruz; 23 yıllık başarısız politikalar ve dahası.
◾️Eğer bu bölgeye Tanrı tarafından kaç peygamberin gönderildiğine bakarsak; değil mi, 55 Hristiyan peygamberimiz var, aşağı yukarı 100'den fazla İslam peygamberimiz var, bir 50 Yahudi peygamberimiz daha var ve bunların hiçbirisi bu durumu çözebilmiş değil. Dolayısıyla, bunu birkaç yıl içinde bizim çözebileceğimizi düşünmek muhtemelen pek olası değil.
ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, Ortadoğu ve bölgesel sıcak gelişmelerle ilgili konuştu.
Tom Barrack:
İran meselesi
◾️İran'a bakarsanız; hepimizin sevdiği, değer verdiği İran halkı ve temelde 1979'dan beri var olan Şii On İki İmam (İsnaaşeriyye) felsefesi bir teokrasidir. Kötü bir rejim değildir; bununla bir ilgisi yoktur. Hepimizin saygı duyduğu dini bir içerik ve uygulamadır. Ancak Devrim Muhafızları bir hasım haline gelmiştir ve Devrim Muhafızları'nın İsrail ile olan düşmanca rolü bir sorun teşkil etmektedir.
◾️Soru: Bundan çıkarılacak bir ders var mı? İran'ın geleceği İranlılara bırakılmalıdır.
"Yüzde yüz. Yani bakın, şu inanılmaz duruma bakın; eş-Şara ve en-Nusra bir zamanlar yabancı terör örgütleriydi. 8 Aralık'ta, bugün pek çok kişinin bakıp 'Eğer teröristler, devlet destekli terörizm veya yaptırım uygulanan bu kuruluşlardan herhangi biri ilerlemek isterse, neye doğru ilerleyecekler?' dediği şeyin adeta bir poster çocuğu (örneği) haline gelen bir geçiş yaşandı."
◾️Kuzey Afrika... 23 rejim değişikliği yaşadık ve bunların hiçbiri işe yaramadı. Şöyle ya da böyle, bir şekilde Amerikan eli veya etkisiyle başlatıldı. Dolayısıyla, çıkarılan dersler göz önüne alındığında bu mantıklı geliyor mu? Mantıklı gelmiyor.
Müdahale edip kişiyi ya da rejimi değiştirmeye çalıştığımız her an, bu bir hata gibi görünüyor. Ancak şu an uğraştığımız şey, bu ittifakların yarattığı sonuçlardır.
◾️Amerikan politikası, İran'la bir barış anlaşması istediği konusunda net; ancak mesele şu ki güven eksikliği var.
◾️İran'dan nükleer tehdidi yalnızca ABD araya girip ortadan kaldırabilirdi, ancak artık bölge devreye girmeli.
Suudi Arabistan-Yemen konusu
◾️Başkan, Suudi Arabistan'ı desteklediğini ve lojistik olarak ihtiyaç duydukları desteği sağlayacağını açıkça belirtti. Ancak Amerika'nın başka bir yerde karasal ve kinetik bir savaşa dahil olması sonuçsuz görünmektedir.
◾️Bence Suudi Arabistan çok zor bir pozisyonda. Bakın, Yemen'in tarihi... Bunu, bölgeyi zaten anlayan birine öğretmeye kalkışacak değilim.
◾️Bu kinetik (askeri) tepkiler hiçbir zaman işe yaramadı. İşe yaradığı yok ve muhtemelen işe yarayacak gibi de görünmüyor.
◾️Bence ABD duruma bakıyor ve şöyle diyor: Yine bu Rubik küpü... Müttefiklerimizle İran konusunda bir şeyler yapmaya çalışarak başladık; bu durum Hamas'a, Hizbullah'a ve altı İran milis gücüne yayıldı...
İsrail konusu
◾️Hakkında konuşmaktan kaçındığımız şey şu; bilirsiniz, ben Lübnanlı göçmen bir ailenin çocuğu olarak Yahudi bir mahallede büyüdüm. Her gece Şabat'a giderdim. Amerika'da antisemitizm yoktu, kesinlikle yoktu. Bölgede de çok az antisemitizm vardı; Yahudiler sonsuza dek yan yana var olagelmişti. 1948'deki Siyonizm ise başka bir mesele haline geldi.
Cevap basittir: İsrail'de yaşayan 10 milyon Yahudi var. Eğer İslam'ın yayılım alanını alırsanız; Levant'ı, Körfez'i, Kuzey Afrika'yı, Kafkasya'yı, Orta Asya'yı hesaba katarsanız, orada 1 milyar Müslüman var.
Türkiye-İsrail meselesi
◾️Benim inancım şu ki; İsrail, Türkiye ile gerçek bir çatışmaya tutuşmayacak kadar akıllı bir ülke. Türkiye de bu tehditlerin laf kalabalığına kapılmayacak kadar akıllı. Bu tamamen siyaset.
◾️Türkiye ve İsrail'in bir balayı dönemi vardı; 2000'lerin başında ticaret dengesi iyiydi, gayet iyi anlaşıyorlardı, Türkiye'deki Yahudi nüfusu açısından bir sorun yoktu. Bence şu an çok sert bir siyasi durumun içindeyiz ve tüm bu konuşmaların çoğu sadece laftan ibaret.
◾️Peki hepimizi korkutan şey ne? Bu yol boyunca yaşanabilecek kasıtsız bir kaza. İsrail'in Türkiye'ye 35 kilometre mesafedeki bir hava üssüne düzenlediği bir harekat oldu; iletişim kilitlendi ve sekteye uğradı, bu yüzden Türkiye'ye gelen İsrail jetleri hakkında bilgi verilmedi, bize de bilgi verilmedi. Başka bir Rusya olayı benzeri durum yaşanabilirdi. Türkiye çok hızlı bir şekilde jetlerini havalandırabilirdi ve bir anda kendimizi bambaşka bir durumun içinde bulabilirdik.
Bölgesel konular
◾️Terörün, devlet destekli terörizmin veya bu yaptırım uygulanan kuruluşların herhangi birinin ilerlemesini istiyorsunuz... Ney doğru ilerleyecekler?
◾️Ya 'Hepsini ortadan kaldıracağım; bu listeye giren herkesi tamamen yok edeceğim' dersiniz. Bu pek de iyi bir çözüm değil.
◾️Onlara refaha giden bir yol sunmadığınız sürece hiçbir rakibinizi kendi tarafınıza çekmeye ikna edemezsiniz. Bu yüzden bunun harika bir örnek olduğunu düşünüyorum...
◾️ Ulus devletler pek işe yaramıyor ki bunu her söylediğimde başım belaya giriyor.
Şöyle ki; Sykes-Picot anlaşması 1919'da başladığında, şimdi 'şurada bir savaş başladı, Amerika burada bir sorun yarattı' dediğimiz bu bölgesel alanı aldı ve hiçbir zaman coğrafi olarak o sınırlara bağlı olmamış kabileler ile dinlerin üzerine sınırlar dayattı. Dolayısıyla, eğer refah yoluyla yapamıyorsanız bunu savaş yoluyla yaparsınız şeklindeki kabile çatışması her zaman norm olmuştur ancak bu işe yaramıyor.
◾️ABD artık (Orta Doğu'yu) sahiplenmek istemiyor, sahiplenmesine de gerek yok, değil mi? Orta Doğu'da yaptıklarımızın (ki umarım birçoğu faydalı olmuştur, ancak birçoğu da olmamıştır) sebebi, çatışma ve anlaşmazlığın aslında Batı'nın lehine olmasıydı. Bölge ne kadar kontrolden çıkmış olursa, (Batı) kendi çıkarları doğrultusunda fosil yakıtları o kadar çok manipüle edebiliyordu. Artık böyle bir durum söz konusu değil.
◾️Dolayısıyla, sahiplenmek işe yaramıyor. Kontrol etmek de işe yaramadı; kontrol etmeye çalıştığımız her yer – Libya, Afganistan, Suriye, Irak... Irak ne büyük bir felaket! Demek istediğim, 2003'ten beri Irak ile uğraşıyoruz; 23 yıllık başarısız politikalar ve dahası.
◾️Eğer bu bölgeye Tanrı tarafından kaç peygamberin gönderildiğine bakarsak; değil mi, 55 Hristiyan peygamberimiz var, aşağı yukarı 100'den fazla İslam peygamberimiz var, bir 50 Yahudi peygamberimiz daha var ve bunların hiçbirisi bu durumu çözebilmiş değil. Dolayısıyla, bunu birkaç yıl içinde bizim çözebileceğimizi düşünmek muhtemelen pek olası değil.
Mekke Anlaşması'nın tam metni
Mutabık kalınan anlaşmadaki 16 maddenin tam metni şu şekilde;
Madde 1: "Taraflar" birbirlerinin bağımsızlığının, egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve uluslararası alanda tanınan hudutlarının ihlal edilemezliğinin sağlanması ve korunmasını teminen işbirliği yaparlar. "Taraflardan" herhangi birinin toprak bütünlüğünün, egemenliğinin ve uluslararası alanda tanınan sınırlarının tehdit edilmesi veya tehlikeye düşmesi durumunda, "Taraflar" bu tehdit(ler) veya tehlike(ler)i bertaraf etmek maksadıyla gerekli tüm yöntemleri kullanırlar.
Madde 2: "Taraflardan" herhangi birine yönelik dış kaynaklı bir silahlı saldırı, tüm "Taraflara" yönelik bir saldırı olarak kabul edilir. "Taraflardan" birinin başka bir ülke veya ülke grubu tarafından silahlı saldırıya veya askeri saldırganlığa uğraması halinde, "Taraflar" saldırıya uğrayan "Tarafa" birbirlerine sağlayabilecekleri karşılıklı yardım imkanlarının tamamını kullanarak derhal yardım edecektir. Bu amaçla "Taraflar", Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51'inci Maddesinin tanıdığı meşru müdafaa hakkının kullanılmasını teminen, ihtiyaç duyulan yardımın objektif değerlendirmesini müteakip sağlanacak desteğin kapsam ve niteliğine karar vererek; askeri imkân ve kabiliyetler de dahil olmak üzere mevcut imkanları çerçevesinde işbirliği yaparlar.
Madde 3: "Taraflar", işbu Anlaşma'nın 2'nci Maddesi gereğince savunma, savunma sanayii ve güvenlik alanlarında yakın işbirliği yapar; Silahlı Kuvvetleri arasındaki ilişkileri geliştirir ve savunma alanındaki işbirliğini güçlendirmeye yönelik mutabık kalınan faaliyetleri uygular.
Madde 4: "Taraflar" uluslararası güvenlik konularında düzenli olarak istişarelerde bulunurlar. "Taraflar" hayati çıkarlarını ve ulusal güvenliklerini korumak ve milli güvenliklerine karşı tehdit ve tehlikeleri bertaraf etmek maksadıyla ortak değerlendirmeler temelinde bireysel ve müşterek tedbirler geliştirmek üzere sürekli ve etkili bir şekilde birbirlerine yardım eder ve işbirliği yaparlar.
Madde 5: "Taraflar", bölgesel ve uluslararası istikrar ve güvenliği olumsuz etkileyen terörizmin tüm çeşit ve tezahürleriyle mücadelede operasyonel seviye de dahil olmak üzere mevcut işbirliğini ve müşterek çabaları güçlendirirler.
Madde 6: Savaşta ve barışta "Taraflar", savunma yeteneklerini geliştirmek maksadıyla, savunma kurumları arasında karşılıklı personel değişimi, ortak eğitim programları ve tatbikatlar ile "Tarafların" Silahlı Kuvvetlerinin birlikte çalışabilirliğinin artırılmasına yönelik, konuşlanma ve faaliyetleri teşvik ederler.
Madde 7: Savunma yeteneklerini güçlendirmek maksadıyla "Taraflar" karşılıklı mutabakat temelinde aşağıdaki alanlarda savunma sanayii kurumları arasında teknoloji paylaşımını, ortak teknoloji geliştirilmesini, ortak üretimi ve savunma sanayii kuruluşları arasındaki işbirliğini desteklerler:
a) Savunma alanında ortak üretimin teşvik edilmesi,
b) Uzmanlık gerektiren teknolojilerde ortak Ar-Ge projeleri ile savunma inovasyonunun hayata geçirilmesi,
c) "Tarafların" topraklarında, herhangi bir "Tarafın" uzmanları vasıtasıyla insan kaynağının yetiştirilmesi ve askeri sanayinin desteklenmesi,
d) Savunma sanayii ile savunma Ar-Ge ve inovasyonu alanlarında uzmanlık ve edinilen derslerin paylaşılması,
e) "Tarafların" karşılıklı mutabakata varacağı diğer işbirliği alanları.
Madde 8: "Çekirdek Taraflar", ortak savunmaya stratejik yön vermek, "Taraflar" arasındaki savunma ve güvenlik işbirliğini geliştirmek ve işbu Anlaşmanın uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek engelleri ele almak maksadıyla, "Tarafların" Dışişleri Bakanları, Savunma Bakanları ile Genelkurmay Başkanlarından oluşan "Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi"ni kurar. Komite "Taraflar" arasında dönüşümlü evsahipliğiyle yılda iki defa toplanır. "Tarafların" Liderleri, gerekli görüldüğü takdirde, yılda bir kez toplanabilir.
"Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi", gerekli gördüğü takdirde, alt komiteler kurabilir.
İşbu Anlaşmada öngörülen işbirliği alanlarının uygulanmasına yönelik işbirliği alanlarının uygulanması maksadıyla, gerektiğinde "Taraflar" arasında anlaşmalar veya protokoller müzakere edilir.
"Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi", "Çekirdek Tarafların" oydaşmasıyla, bu Anlaşmaya diğer
"Tarafların" katılımına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve onaylamaya yetkilidir.
"Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi"ne hizmet vermek üzere, merkezi Suudi Arabistan Krallığı'nda bulunan bir Sekretarya ihdas edilir. Sekretarya, Suudi Arabistan Krallığı ile bir merkez anlaşması akdeder. Sekretaryanın işleyişi, teşkilat yapısı ve kuruluşuna ilişkin usul ve esaslar, "Çekirdek Tarafların" oydaşmasıyla bilahare kararlaştırılır.
Sekretaryaya, "Çekirdek Taraflar" arasında dönüşümlü olarak üç yıllık bir süre için görevlendirilen bir Genel Sekreter başkanlık eder. İlk Genel Sekreter Pakistan İslam Cumhuriyeti vatandaşı olacaktır.
Bu maddenin hükümleri, "Taraflar" arasında mevcut askeri işbirliği komitelerinin çalışmalarına halel getirmez.
Madde 9: İstihbarat alanındaki işbirliğini derinleştirmek ve bu doğrultuda gerekli eşgüdümü sağlamak amacıyla "Taraflar", bilgi güvenliği verilerin korunması ve gizliliğe riayet ederek, karşılıklı mutabakata varılan güvenli kanallar üzerinden istihbarat paylaşımında bulunacaktır.
Madde 10: "Taraflar", lojistik destek hizmetlerinin mevcudiyeti ve uyumluluğuna bağlı olarak, barışta, savaşta ve diğer olağanüstü durumlarda, silah mühimmat, yakıt, yedek parça ve diğer teçhizat dahil olmak üzere birbirlerine lojistik destek sağlar.
Madde 11: Uluslararası hukuk ve "Tarafların" ilgili iç hukukları saklı kalmak kaydıyla, "Taraflar", bu Anlaşmanın hükümlerinin uygulanmasında işbu Anlaşmayı hukuki dayanak olarak kabul edecek ve ihtiyaç halinde ilave yasal düzenlemeler önerecektir.
Madde 12: İşbu Anlaşma, "Tarafların" daha önce akdetmiş oldukları uluslararası anlaşmalardan doğan hak ve yükümlülüklerine halel getirmez.
Madde 13: "Taraflar", işbu Anlaşma kapsamında elde edecekleri gizlilik dereceli bilgi ve belgelerin mahremiyetine riayet ederler ve milli mevzuatlara saygı gösterirler.
Gizlilik dereceli bilgi ve belgeler, "Taraflar" dışındaki bir devlet, şirket ya da kişiyle paylaşılmaz.
Gizlilik dereceli bilgi ve belgelere erişimin "bilmesi gereken" prensibiyle ve sadece uygun seviyede güvenlik yetkisine sahip kişilere sağlanması temin edilir.
Madde 14: İşbu Anlaşmanın yorumundan veya uygulanmasından doğacak herhangi bir anlaşmazlık, "Taraflar" arasında istişareler ve görüşmeler vasıtasıyla dostane bir şekilde çözülür.
Madde 15: İşbu Anlaşma "çekirdek Taraflar" arasında istişareler ve oybirliğiyle tadil edilebilir.
Madde 16: İşbu Anlaşma, her bir "Tarafın" tabi olduğu usuller uyarınca onaylanacak ve son onay belgesinin "Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi" Sekretaryasına tevdi edildiği tarihte yürürlüğe girecektir.
Türkiye-Libya deniz yetki alanları mutabakatı Libya Temsilciler Meclisi tarafından onayladı.
Libya Temsilciler Meclisinden yapılan açıklamada, Meclisin Bingazi’de toplandığı belirtildi.
Temsilciler Meclisinin Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Türkiye arasında Akdeniz'deki deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin 2019’da imzalanan Mutabakat Muhtırasını oy birliğiyle onayladığı kaydedilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
"Temsilciler Meclisi ayrıca, Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Türk hükümeti arasında imzalanan iki mutabakat zaptının onaylanmasının reddine ilişkin 2020 tarihli (1) sayılı Temsilciler Meclisi Kararını oy birliğiyle iptal etti."
Türkiye-Hafter ilişkileri kötü olduğu dönemde Trablus'taki yönetimle imzalanan anlaşma Libya Temailciler Meclisi tarafından reddedilmişti.
Libya Temailciler Meclisi'nin aldığı bu karar İsrail'in Doğu Akdeniz'deki planlarına güçlü bir darbe olarak değerlendiriliyor.
Suriye'nin Dera Milletvekili Abdülmevla el-Hariri:
◾️Size, evi cephe hattından sadece birkaç kilometre uzakta olan biri olarak konuşuyorum. Keşif uçaklarının ve dronların sesi Dera ve Kuneytra semalarından hiç eksilmiyor.
◾️İsrail rejimi lideri Netanyahu'nun açıklamalarının saldırganca olduğu ve Suriye'nin güneyini tehdit ettiği sizce de malumdur. Kendisi, bölgedeki bazı hainlerden ve iş birlikçilerden destek almaktadır. Benî Maruf (Dürziler) ise komşularımızdır ve Suriye toplumunun ayrılmaz bir parçasıdır.
◾️Bunu aranızda açıkça söylüyorum; biz Havran halkı olarak Süveyde halkıyla birlikte tek bir vücut olduk, komşu ve dost olarak yaşadık. Bu bozguncular, iş birlikçiler ve hainler tarihin çöplüğüne gidecek ve durum eski haline geri dönecektir.
◾️Devletimizin politikasının sabit olduğuna ve Suriye'nin birliğine dayandığına inancımız tamdır. Bir milyon şehit verdikten sonra, ne devlet ne de halk olarak Suriye'nin tek bir parçasının bile koparılmasına, Suriye devleti içinde federal yapıların veya kantonların kurulmasına asla izin vermeyeceğiz.
◾️Biz tek bir devletiz, toplumsal dokumuz tektir. Suriye halkının tüm unsurları, bu devletin çatısı altında eşit hak ve sorumluluklara sahiptir.
◾️Buradan kardeş Arap ülkelerine, dost ve komşu İslam ülkelerine ve tüm dünya devletlerine sorumluluk almaları yönünde çağrıda bulunuyoruz. Netanyahu'yu gerçeklerle yüzleştirmelidirler; zira girişebileceği bu macera ve kumar, tüm bölgeyi ucu açık bir savaşa sürükleyecektir.
◾️Güney olmadan Suriye olmaz, Suriye olmadan da Güney var olamaz. Eğer Netanyahu'nun hastalıklı zihni veya iş birlikçileri Dera ve Kuneytra topraklarına tecavüz etmeye yeltenecek olursa, orada onları bekleyen aslanlar vardır ve mezarları orası olacaktır.
İran için en büyük iç tehdit radikal muhafazakar Payidari Cephesi'dir.
28 Şubat'tan beri ülkede devam eden İsrail ve Amerika karşıtı gösterileri, rakip hatta düşman olarak gördükleri cepheyi zayıflatmak için kullanıyorlar.
Payidari Cephesi, Ruhani'yi hedefe oturtarak, gösterileri istismar etmek suretiyle Mesud Pezeşkiyan hükümetini zayıflatmaya hatta devre dışı bırakmaya çalışıyorlar.
İran Eski Cumhurbaşkanı Ruhani'nin evinin önünde toplanarak eylem yapan radikal muhafazakar mezhepçi cephe, şimdi de meydanlarda mahkeme kurarak Ruhani'yi yargılıyor.
Onlara sorsan İran'daki en güçlü Velayet-i Fakih destekçisi kendileri, onlardan daha iyi Velayet-i Fakih'in mesajını anlayan kimseye yok ve Velayet-i Fakih'in en büyük savunucusu ve koruyucuları bunlar.
İran'daki bu radikal muhafazakar cenahın zararı sadece kendi ülkelerine değil; Zehirli fikirleri ile Türkiye, Irak, Lübnan başta olmak üzere on binlerce insanı zehirliyor, radikalleştiriyor ve marjinalleştiriyorlar.
İran dışındaki diğer ülkelerde Payidari Cephesi'nin düşüncelerini benimseyen bir kitlenin oluşması, o ülkeler için bir zaman sonra güvenlik sorunu haline gelecektir.
Kuveytli meşhur mütefekkir Dr. Abdullah en-Nefisi:
“On yıl önce Suudi Arabistan’daki kardeşlerimizi Husilerin kötülüklerine ve Mekke ile Medine’ye yönelik oluşturduğu tehlikeye karşı uyardığımız gibi, bugün de onları Trump ve Netanyahu’ya karşı uyarıyoruz.
Zira onlar, Suudi Arabistan’a İbrahim Anlaşmaları’na katılmayı kabul ettirmek için mevcut ‘Husi fitnesini’ bir baskı aracı olarak kullanmak istiyorlar.”
İsrail Başbakanı Netanyahu, ABD Başkanı Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin videosunu yayınladı.
Netanyahu:
"Bu inanılmaz destek için çok müteşekkirim. Özgür dünyanın ve Amerika'nın inanılmaz bir lideri oldunuz. Açık ara, İsrail'in Beyaz Saray'da sahip olduğu ve olacağı en büyük dostsunuz. Ve tüm medeniyet sizin bu cesaretinizle cesaret buluyor. Donald, bitirmemiz gereken bir iş var; bunu söylediniz ve birlikte bitireceğiz. Bunu bitireceğiz ve bunu başka kimse yapmayacak."
Donald Trump:
"Aslında bunu kendi başıma ben hazırladım. Birilerinin yazıp koyduğu bir şey değildi, benim tarafımdan hazırlandı. Sen bir savaşçısın; kendi ülken ve muhtemelen başkaları tarafından haksızlığa uğradın ama bu gülünç duruma rağmen sana haksız davranıldı. Ama sen harika bir savaşçısın ve bunu kanıtlayacağız... Bunu çok yakında kanıtlayacağız. Müthiş bir insan olduğunu düşünüyorum Bibi. Bunu yapacağını biliyordum, aslında büyük bir zafer elde edeceğini düşünüyorum. Yanımda görmek istediğim adam sensin Bibi."
Netanyahu:
"Peki, size şunu söyleyeyim: İttifakımızın birlikte harika şeyler başarabileceğimizi kanıtladığını söyleyebilirim. Hâlâ bitirmemiz gereken bir iş var. Genişletebileceğimiz bir barış var çünkü eminim ki gücümüz — biliyorum ki gücümüz başka ülkeleri de getiriyor (açık bir hatta olduğumuz için detaylandırmak istemiyorum) ama hepimiz biliyoruz ki sizin liderliğiniz altında bir araya getirdiğimiz o tarihi İbrahim Anlaşmalarını genişletebiliriz. Ve Amerika'daki insanlar bilmeli ki, siz karşı karşıya oldukları en büyük tehlikeye, yani nükleer silahlara sahip bir İran'a karşı dik durdunuz. Buna izin vermeyeceğiz."
İsrail Maliye Bakanı Smotrich:
"Öncellikle rejimler çok sık değişir. Bu arada, Erdoğan'ın halefinin ondan daha az antisemitik ve daha az tehlikeli olacağından hiç de emin değilim. Bu yüzden geniş bir yetenek yelpazesinde tekrar hazırlıklı olmalıyız. Türkiye'nin çok ama çok büyük bir ordusu var. Ve bu durumun etkilerini analiz etmemiz gerekiyor. Detaya girmek istemiyorum."
Soru:
"Türkiye'den bir komutan bizimle birlikte olacak mı?"
Smotrich:
"Detaya girmek istemiyorum, lütfen."
BAE Devlet Başkanı Muhammed Bin Zayed'e yakın siyasal bilgiler profesörü Abdulhalik Abdullah:
"Yemen açmazının askeri bir çözümü yoktur.
Çözüm şudur:
1- Güney Arap Devleti'nin stratejik bir müttefik olarak Körfez ülkeleri tarafından toplu olarak tanınması.
2- Kuzey Yemen'in kendi iç savaşlarıyla baş başa bırakılması.
3- Aciz durumdaki Kuzey hükümetine verilen desteğin durdurulması.
4- Sana'daki Husi otoritesiyle ikinci bir duyuruya kadar ne savaş ne de barış halinde, hiçbir şekilde iletişim kurulmaması.
5- Çözüm budur ve bundan başka çözüm yoktur."
BAE, Yemen'i bölüp Güney Yemen'e her yönüyle çökme planından vazgeçmemiş görünüyor.
BAE'nin, Yemen konusunda Suudi Arabistan ile yaşadığı anlaşmazlığın temelinde bu plan vardı.
Suudi Arabistan ve BAE, Yemen'de Savaşıyor: Nedeni, hamleler ve tarihi süreç
BAE ile Suudi Arabistan arasında yaşanan vekil çatışması yeni değildir. Yemen krizinin başında bugüne iki devlet arasında bir rekabet vardır.
BAE ile Suudi Arabistan, Yemen'in geleceği ile ilgili taban tabana zıt politikalara sahiptir. Dolayısıyla hem siyasi rekabet içerisindedirler hem de zaman zaman vekil güçler üzerinden sahada çatışmaya girmektedirler.
BAE, Yemen'in 1990'lı yılların öncesindeki gibi iki devletli bir Yemen istemektedir. Güney'de kendi kontrolünde bağımsız bir devlet kurmaya çalışmaktadır. Suudi Arabistan ise Ensarullah'ın kontrolünde olmayan birleşik bir Yemen istemektedir. Riyad, bölünmüş bir Yemen'i kendi ulusal güvenliğine tehdit olarak değerlendirmektedir.
(xitter.cf/RBursa/status/94904540…)
BAE destekli Güney Geçiş Konseyi ile Suudi Arabistan destekli Mansur Hadi güçleri arasında Ocak 2018'de şiddetli bir çatışma yaşanmış, BAE destekli güçler Aden'de hükümete ait binaları ele geçirmişti.
Hatta Cumhurbaşkanlığı Sarayı dahil BAE destekli güçlerin eline geçmiş.
Bu çatışmada dikkat çeken husus, Maaşık Sarayı'nı Suudi Arabistan ve Sudan özel kuvvetleri, BAE destekli Hizam el-Emni güçlerine karşı beraber korumaya çalışmış ancak muvaffak olamamışlardı.
(xitter.cf/RBursa/status/95790847…)
2018 yılı BAE'nin dış operasyonlarının zirveye çıktığı yıldır.
BAE bir taraftan Mısır-Sudan arasındaki tartışmalı Halayib bölgesini işgal ederken diğer taraftan Yemen'in Meyyun ve Sokotra adalarını işgal etmeye başladı. İki adaya da askeri üsler kurdu, adayı insansızlaştırmaya çalıştı.
2018'de BAE, Sokotra adasına 5 bin asker konuşlandırdı.
BAE'nin koordinasyonunda Mısır, teknolojik silahlarla ve zırhlı araçlarla donatılmış bir grup askeri Eritre sınırına konuşlandırdı. Bunun üzerine Sudan, Sudan-Eritre sınırına asker sevk etti. BAE ve Mısır'ın Eritre hamlesi, Sudan'a Sevakin Adası mesajıydı.
Sudan'da 18 Aralık 2018'de ekonomik nedenlerle başlayan gösteriler 11 Nisan 2019'da askeri darbe ile sonuçlandı. Ömer el-Beşir iktidarı sona erdi.
(xitter.cf/RBursa/status/94904540…)
BAE ile Suudi Arabistan'ın arasındaki bir diğer fikir ayrılığı ise Islah Partisi'dir. BAE, 2016-2018 yılları arasında Yemen'in güneyinde çoğu Islah Partisi'ne yakın 28 önde gelen ismi suikastla öldürmüştür.
(xitter.cf/RBursa/status/10655784…)
BAE ve İran 2019 yılında Ortak Sahil Gücü adında bir toplantıda bir araya geldi.
İran'ın ABD İHA'sını düşürmesi sonrası BAE'li yetkililer gizli bir toplantıda bir araya geldi. Dubai Emiri Şeyh Maktum, bu toplantıda ülkenin dış politikasını sert bir şekilde eleştirdi.
BAE, Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu'ndaki gücünü azalttı. İran ve Ensarullah bu gelişmeyi olumlu buldu.
Dönemin İran Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Mahmud Vaizi, Orak Sahil Gücü toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, "BAE ile Suudi Arabistan'ın Yemen konusunda farklı görüşlerinin olduğunu" açık bir şekilde belirtti.
Bu dönemden sonra BAE, Ensarullah'la mücadeleye değil Islah ve Suudi Arabistan'ın varlığı ile mücadeleye ağırlık verdi.
(xitter.cf/RBursa/status/11569183…)
Türkiye, Yemen üzerinden BAE'yi sıkıştırma hamlesi tüm bu gelişmelerden sonra 2020 yılına denk gelir.
Türkiye, Islah Partisi ve Yemen'deki aşirletlerle ortak hareket ederek BAE'yi zor duruma soktu.
BAE ise hem medya hem de Libya ve Sudan üzerinden Türkiye'ye karşılık vermeye çalıştı. Hatta Sky News Arabic, ÖSO'nun Libya'ya taşındığını anlatan "Erdoğan: Libya'nın Kabusu" isimli bir belgesel yayınladı.
(xitter.cf/RBursa/status/12627701…)
(xitter.cf/RBursa/status/13715242…)
BAE, Sokotra Adası halkının Mansur Hadi hükümetine isyan etmesi için ciddi çalışmalar yürüttü. Adadaki Hadi güçlerinden 3 Tugay isyan etti ve BAE destekli Güney Geçiş Konseyi'ne katıldı.
(xitter.cf/RBursa/status/12500124…)
Türkiye'nin 2020 yılında oyuna dahil olmasından bir yıl sonra 2021 yılında aşiretler ve kabileler BAE aleyhinde gösteriler düzenlemeye başladı. Sokotra Adasındaki gösteriler BAE'yi zor durumda bıraktı ve adadaki gücünü azaltmaya mecbur etti.
(xitter.cf/RBursa/status/14652741…)
BAE ile Suudi Arabistan arasındaki rekabetin tek nedeni Yemen'de egemen olmak istemek değildir. BAE ile Suudi Arabistan, Arap coğrafyasının ağabeyi olma kavgasına tutuşmuştur. Bugün yaşanan gerginliğin ve vekalet savaşının temel nedeni budur.
Yemen Ensarullah Hareketi (Husiler) Siyasi Büro Üyesi Ali el-İmad (@ali_ali_alimad ), Türkiye'ye yönelik bir video yayınladı.
Talebesi olmaktan her zaman iftihar ettiğimiz Zavendikli Mustafa Efendi Hocamızın Rahmet-i Rahmân'a vasıl olmasının 17. sene-i devriyesi münasebetiyle, kıymetli hocamıza Hüda-i Zülcelal'den rahmet diliyorum.
Mekânı cennet, makamı âli olsun.
Mekanı cennet, makamı âli olsun.
Ezher Şeyhi Ahmed et-Tayyib:
"Arap ve İslam coğrafyasının kalbi Mısır’dan ve şerefli Ezher-i Şerif’ten, tüm Arap ve İslam ülkelerindeki bütün kardeşlerimize kardeşlik ruhunu, din, kan ve dil bağlarını ön planda tutma; hikmetin sesini yüceltme; akıl ve diyalog diline başvurma; halkların imkânlarını tüketen ve masumların canlarına kıyan her türlü savaş, çatışma, yıkım ve sabotaj eylemlerinin acil ve kapsamlı bir şekilde durdurulması yönünde acil ve kardeşçe bir çağrıda bulunuyoruz.
Aynı zamanda, Yüce Allah’ın "Eğer müminlerden iki grup birbiriyle savaşırsa aralarını bulun" (Hucurat Suresi, 9. ayet) buyruğunu gerçekleştirmek üzere; Arap ve İslam dünyasının çeşitli ülkelerinden, samimi akil ve bilge kişilerden, hayır, barış ve istikrar sevdalılarından oluşan acil bir arabuluculuk ve sakinleştirme komitesinin kurulmasını çağrısında bulunuyoruz. Bu komite, alevlenen krizlerin ve çatışmaların fitilini acilen söndürmek, bakış açılarını (görüşleri) yakınlaştırmak, aynı dinin ve ümmetin evlatları arasındaki mevcut anlaşmazlıkları sonlandırmak; Araplara güçlerini ve egemenliklerini koruyacak, evlatlarının kanını, halklarının imkânlarını ve gelecek nesillerini güvence altına alacak bir şekilde görev üstlenmelidir.
Bununla birlikte Ezher-i Şerif, bu mübarek komitenin çabalarını desteklemek için elinden gelenin en iyisini yapmaya tamamen hazırdır; kanın heder edilmesini önlemek, masumların canlarını korumak ve kamu yararını üstün tutmak amacıyla tüm tarafların bilgeliğine ve anlaşmazlıkları aşıp geçmişin sayfasını kapatma kudretine olan inancımız tamdır.
Mevla Azze ve Celle’den Arap ve İslam ümmetimizi her türlü kötülükten ve felaketten korumasını, bölgemizi savaşların ve çatışmaların felaketlerinden uzak tutmasını niyaz ederiz."
Ensarullah (Husiler) Siyasi Büro Üyesi Muhammed el-Buhayti'nin kardeşi siyasetçi-yazar Ali el-Buhayti:
◾️Abdülmelik el-Husi mezhepçi ve ırkçı (soy/hanedan odaklı) bir şahsiyettir ve Yemenli kabileler ile bölgeler arasındaki çelişkiler üzerinden oynamayı çok iyi bilir.
◾️Abdülmelik el-Husi’nin yandaşları, onun İranlı Rehber'den (Hamanei) bile daha üst bir mertebede olduğuna inanıyorlar.
◾️Bir Husi sorumlusu, kendisi ve mahiyeti için sadece gat satın almaya günlük yaklaşık 1.000 dolar harcıyor.
◾️Husi milislerinin liderleri 3 ila 4 kadınla evleniyor ve aşırı bir lüks içinde yaşıyor.
◾️Husi milisleri, "Savaşın, cennete gideceksiniz" sloganı altında kandırılmış unsurları ölüme sürüklüyor.
*Muhammed el-Buhayti'nin kardeşi Ali el-Buhayti, muhalif olmadan önce Ensarullah'ta görev yapmış bir isimdir.
İran Uzmanlar Meclisi (Meclis-i Hubregan) Üyesi radikal muhafazakar Ayetullah Rahim Tevekkül, ABD ile yürütülen müzakereler konusunda yetkilileri tehdit etti:
"Sizin dilinizden söylüyorum:
Silahı dolduruyoruz. Seri atış moduna alıyoruz. Yanı başımıza koyuyoruz. Bir elimiz de işte bu tetikte.
Onurumuza/izzetimize aykırı bir iş yaparsanız, her biriniz için bir şarjör boşaltırız.
Bu saldırılardan birinde Fordo, düşmanın hücumuna uğradı. Adını bile söyleyince midemin bulandığı bu adam dedi ki: 'Evet, bazı tahribatlar yapıldı. Bu tahribat de ağırdı ve bunları düzeltmek zaman alacak'.
Bunları ne diye söyledin?
Bu sözlerle ne demek istedin?
Yani 'Düşman! Vurduğun yer tam da burasıdır. Biz buradan darbe aldık. Buradaki bazı cihazlarımız hasar gördü'.
Bu lafı ne diye söyledin?
Müzakere halindeler. Kendi kısıtlı akıllarınca bu sorunu çözmek için müzakereye gittiler.
Müzakere zamanında bile bizi yine yaptırıma tabi tuttular. Siz durumdan ne kadar da habersizsiniz/uzaksınız!
Fransa'daki bir aptal da çıkmış, 'Her iki tarafın da sabırlı olmasını ve dikkat etmesini istiyoruz' diyor.
Cidden, insan bu kadar mı binek bir hayvan (eşek) olur!
'Dikkat edin, sabırlı olun'muş! Yahu adamlar bizi vurdu! Bu kadar tahrip ettiler, bombaladılar. Siz zillet içinde olabilirsiniz ama İran milleti izzetlidir. Siz korkuyorsunuz ama millet meydanın ortasında dimdik duruyor.
Bu millet bu bombardımanlardan sonra nasıl oldu da meydanı terk etmedi, dimdik durdu ve sloganlar attı ki düşmanın kendisi 'Biz ne halt ettik! Bir süredir insanları liderlikten uzaklaştırmaya çalışıyorduk, oysa şimdi herkes yine liderliğin arkasında toplandı' dedi."
Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Besic Teşkilatı Komutanı Hüseyin Taib:
"Amerikalılar savaşa neden girmiyor? Biri söylediğim gibi geri çekilmiş olmaları, ikincisi ise yeni aşamadaki savunma yöntemimizin öngörülemez olmasıdır.
Hangi noktada, hangi araçlarla, ne zaman...
Bu yüzden bakın, Amerikan istihbarat sistemlerinin çoğu dünyada resmen şunu açıklıyor: İran'ın bir sonraki muhtemel savaştaki yanıtı öngörülemez, sadece tahminde bulunuyorlar."
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi:
"Bakın, bizim şartlarımız tamamen açıktır. Yedi günlük bir plan çerçevesinde, Amerikan tarafına sunulmuştur. Onların bazı görüşleri vardı, sundular ve biz şu anda bunları inceliyoruz. Ancak bize göre bu plan hâlen masadadır.
Eğer Amerikan tarafında gerçekten bir samimiyet varsa —ki yoktur— Hürmüz Boğazı'nın açılmasına giden yol, tamamen net bir güzergâhtır. Eğer bu şartlara uyarlarsa, altıncı günde Hürmüz Boğazı açılacaktır ve yedinci günde esas müzakereler başlayacaktır.
Öne sürdüğümüz bu şartlar hiç de garip veya olağanüstü şartlar değildir; bunu daha önce de söylemiştim. Hepsi, ABD'nin daha önceki mutabakat muhtırasında ve diğer müzakerelerde üstlenmeyi kabul ettiği şartlardır.
Bunlar tamamen adil şartlardır.
İnanıyoruz ki ABD Hürmüz Boğazı'nın açılması konusunda bir irade gösterirse, birkaç gün içinde bu şartları yerine getirebilir ve Hürmüz Boğazı da açılmış olur."
İran'ın yeni Savunma Bakanı, Mehrdad Ahlaki Kitapçı oldu.
İran Parlamentosunda bugün yapılan oylamada Mehrdad Ahlaki, 277 oyun 237’sini aldı. 15 milletvekili ise red oyu kullandı.
Ahlaki, 28 Şubat’ta düzenlenen ilk ABD-İsrail saldırılarında öldürülen Aziz Nasırzade’nin yerine göreve getirildi. Nasırzade’nin ölümünün ardından Mecid İbnü’r-Rıza, Savunma Bakan Vekili olarak görev yapmıştı.
Parlamentonun onayını aldıktan sonra ilk açıklamasını yapan Ahlaki, ABD’nin İran’a karşı “Bombaların Anası” olarak bilinen GBU-43/B Massive Ordnance Air Blast (MOAB) bombasını kullanma ihtimaline karşı İran’ın gerekli tedbirleri aldığını söyledi.
Ahlaki gazetecilere yaptığı açıklamada, “Böyle bir eyleme karşı koymak için gerekli tedbirleri aldık ve çalışmalarımızı güvenle sürdürüyoruz.” dedi.
Ahlaki ayrıca ABD Başkanı Donald Trump’ın, Amerikan güçlerini bölgeden güvenli bir şekilde çıkarabilme konusunda endişelenmesi gerektiği uyarısında bulundu.
Ahlaki: “Bir bomba atarsa, güçlerinden kaç tanesini bölgeden yatay şekilde çıkarmak zorunda kalacağını görsün.”
İranlı din adamı İsmail Ramazani: Ey Taklit Mercileri! Azerbaycanlı mazlum kız çocukları için bir şey yapın!
İmam Rıza Haremi'nde vaaz veren bir süre devlet televizyonunda sabit program konuğu olan İranlı din adamı Hüccetu'lislam ve'l Müslimin İsmail Ramazani:
"Ülkemizde bugünlerde yaşanan yoğun gündem ve gürültü arasında, toplumumuzun inançlı ve dindar kesiminin gözünden kaçan üzücü bir haber var: Azerbaycan’da başörtülü kız çocuklarının ve kadınların eğitim sisteminden mahrum bırakılması.
Başörtülü öğretmenler eğitim kurumlarından ihraç ediliyor. Masum Müslüman kız çocukları, sınıfların içinden aşağılanarak dışarı çıkarılıyor. O masum yavrular, diğer öğrencilerin arasından gözyaşları ve feryatlarla ayrılmak zorunda kalıyor.
Altı ya da yedi yaşlarındaki bir kız çocuğunun, otuz-kırk sınıf arkadaşının önünde sınıftan çıkarıldığını gören, insanlık ve şeref sahibi herkesin yüreği yanar.
Bu süreç, çok yakında başörtülü kadınların kamu kurumlarına girişlerinin yasaklanmasına ve sosyal hizmetlerden mahrum bırakılmalarına kadar varacaktır.
Aşağılanmışlık ve dışlanmışlık duygusu, çok geçmeden Azerbaycan’ı bu kadınlar için bir hapishaneye dönüştürecektir.
İran İslam Cumhuriyeti yönetimi; bazı yetkililerin Allah’ın dinine yeterince bağlı olmaması ve diğer ülkelerin iç işlerine müdahale etmeyi yasaklayan uluslararası hukuk kuralları gibi engellerle karşı karşıyadır.
Bununla birlikte şu soruyu düşünmek gerekir: Eğer dünyanın firavunlara özgü ve vahşi kurallarına boyun eğecek olsaydık, o hâlde biz bu devrimi neden yaptık?
Her ne olursa olsun, devletimizin eli kolu bağlıysa bile dindar halkımızın eli kolu bağlı değildir.
Allah’ın, halk nezdindeki itibarlarını kendilerine bir emanet olarak verdiği büyük taklit mercilerinden ve âlimlerden ricam, Azerbaycan’ın uğursuz yönetimine ve onun aldığı bu karara karşı protesto gösterileri düzenlemeleridir.
Başörtüleri ve dinleri uğruna böylesine zor bir duruma düşürülen o kız çocukları ve kadınlar, İran’da kendileri için çarpan yüreklerin olduğunu görsünler.
Öte yandan, İranlı kadınları başörtüsüz ve iffetsiz hâle getirmek için planlar yapanlar da başka bir ülkede başörtüsünü savunmak için milyonlarca insanın ayağa kalktığını görsünler. Böylece, İran’da kendi amaçlarına ulaşmak için halkın coşkun bir deniz gibi ayağa kalktığını görmekten duyacakları endişeyle umutlarını yitirsinler.
Ey kıymetli taklit mercileri! Ey muhterem âlimler! Ey onurlu ve dindar insanlar!
Bir şey yapın!
Eğer başka bir adım atılamıyorsa, hiç değilse protesto gösterileri düzenleyin, sesinizi yükseltin. Belki sesimiz, kuşatılmış durumdaki o mazlum kız çocuklarına ulaşır da yürekleri biraz olsun huzur bulur."












