Dr. İbrahim Can, CPA (@ICanAdvisory) header
Dr. İbrahim Can, CPA (@ICanAdvisory) profile picture

Finansal Yönetim Danışmanı 𝐈 𝐂𝐚𝐧 𝐀𝐝𝐯𝐢𝐬𝐨𝐫𝐲 𝘍𝘪𝘯𝘢𝘯𝘤𝘪𝘢𝘭 𝘔𝘢𝘯𝘢𝘨𝘦𝘮𝘦𝘯𝘵 𝘈𝘥𝘷𝘪𝘴𝘰𝘳, 𝘗𝘩.𝘋.

ican@icanadvisory.com
Joined February 2014
Dijital Üniversite: linktr.ee/icanadvisory Burada ders veya tavsiye verilmez; bilgi, finansal değere dönüştürülür.
5
12
1
76
92,666
Dr. İbrahim Can, CPA retweeted
Fon kriziyle ilgili yıllarca gündemi meşgul edecek sayısız dava hazırlığı var. Yatırımcıların ve halka açık şirketlerin, şahsen veya avukatları aracılığıyla uzman görüşü (nitelikli adli bilirkişi raporu) taleplerine yetişmeye çalışıyorum. Bu sayede ilgili mali mevzuatın portföy yönetimi veya şirket yönetimi bağlamında finansal yönetim ilişkileri tüm boyutlarıyla yargı makamının bilgisine sunulacaktır. Davacılar yalnız fon mağdurları değil; bu manipülasyondan zarar gören yatırımcılar veya (fonlarda olsun ya da olmasın) halka açık şirketler de olabilir. Davalar ceza, hukuk veya idare; taraflar (davalı veya sanık) ise düzenleyici ve denetleyici kamu mali kurumları, halka açık şirketler, portföy yönetim şirketleri ve bunların yöneticileri olabilir. 📧 ican@icanadvisory.com
11
47
3
192
40,635
Dr. İbrahim Can, CPA retweeted
Fon Vurgunu Maliyeti: Borsa İstanbul tarihinde ilk kez 7 hafta üst üste düşerek tüm piyasa değerinin yaklaşık %35’ini değer kaybetti. 278 milyar Dolar! Birçok büyük şirket %28 ila %65 arasında değer kaybetti. Bu kriz dünyanın en büyük 8. ekonomik krizi olmadan önce patronları, siyasetçileri, kamu mali kurumlarının başkanlarını ve yatırımcıları defalarca uyardım. Ancak sadece abonelerim doğrudan fon nedeniyle veya batırılan şirketlerden zarar görmedi. Şimdi yargı sürecini başlatıp sonuna kadar gitmek lazım. Ve asla öğrenilmiş çaresizliğe geçit yok! Bu kez rasyonel karar alın; kanmayın ve kandırılmayın!
22
110
2
518
30,164
Dr. İbrahim Can, CPA retweeted
Devlet yönetiminde yetki sahibi olsam ilk işim Borsa İstanbul'da işlem gören 587 şirketi muhasebe, finans, yönetim, organizasyon, hukuk ve sürdürülebilirlik konularında denetlemek olur. Denetim sonucunda uygunsuz olanlara hem idari para cezası uygular hem de yatırımcının zararının tazmin edilmesi sonrasında borsa kotundan çıkarılması tedbirini uygularım. Borsa İstanbul sonrasında ISO500 şirketlerine de aynısını uygularım. Bunu mikro ölçekteki işletmelere kadar genişletirim. Bu sayede işletmelerde etkinlik ve verimlilik sağlanırken usulsüzlükler önlenir ve halkın refahı her anlamda yükselir. #bist100 @simgefstk
15
50
5
304
39,356
Fon ve Hisse Senedi Mağdurlarının Dikkatine! 19 Ekim 2025 tarihli aşağıdaki yayında, Borsa İstanbul'da organize mali suçlar kapsamında değerlendirilmesi gereken gelişmelere dikkat çekerek yatırımcıları uyardım ve bütüncül bir denetim mekanizmasının gerekliliğini kamuoyuyla paylaştım. 4 Kasım 2025 tarihinde düzenlenen Sermaye Piyasaları Kongresi'nde, öğrencilerimin ricasıyla birlikte fotoğraf da çektirdiğimiz SPK Başkanına olası piyasa manipülasyonlarına ilişkin uyarılarımı ilettim ve yapay zekâ destekli çözüm modelimi sundum. Aynı kongrede Sn. Mehmet Şimşek de konuşmasında, "Bazı fonlarda manipülasyon yapıldığını biliyoruz." ifadesini kullandı. Halka arz süreçlerinde fiyat tespit raporlarından bağımsız denetim raporlarına, izahnamelerden kurumsal yönetim yapılarına kadar uzanan süreçlerdeki usulsüzlük iddialarına, çıkar çatışmalarına ve olası manipülasyon yöntemlerine ilişkin önemli bilgi ve belgelere sahibim. Özellikle bu süreçlerde danışman, bağımsız yönetim kurulu üyesi veya farklı sıfatlarla görev alan kişilerin siyasi ilişkilerinin, eski kamu görevlisi olduğu dönemdeki resmi işlemlerin ve tüm sorumluluklarının incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Uzman görüşüme teknik çerçevede yasal dayanak olarak ifade edebilirim ki, ilgili mevzuat açıkça gösteriyor ki, zarara uğrayan fon veya hisse yatırımcılarının sermaye piyasasında işlenen suçlarla ilgili sorumlulukları tespit edilenlerden fon mal varlığı veya tasfiye bakiyesi ile sınırlı olmadan da zararlarının tazminini talep etme hakkı vardır. Bu yasal hak üzerine, fonun temerrüdü ve/veya katılma payı fiyatının açıklanmaması nedenleriyle gerçekleştirilemeyen talimatların dışında kalan hususlar var. Bu hususlar Fon Tasfiye Kanunu'nun eksik kaldığı alanlardır. Bu eksiklikler de yalnızca uzman görüşünde açıklanan teknik ayrıntıların mahkemede hüküm bulmasıyla açıklığa kavuşacaktır. Bunlardan yalnızca birisi olarak fonlarını satış emri veren takasın kesinliği ve fon mal varlığının ayrılığı maddelerine aykırı düzenlemedir. Ayrıca, fon satış emri verildiğinde fonun MKK kayıtlarından çıkışı ve paranın yatırımcı hesabına girişi ile sonuçlanan yedi aşamalı fon satış işleminin her aşamasında 14 Eylül - 17 Eylül aralığında aynı tarih, saat ve dakika olmasına karşın farklı sonuçlarla karşılaşarak parasını alan ya da alamayan yatırımcıların durumu da Fon Tasfiye Yasası ile açıklanmamıştır. Bu nedenle bu ayrımlar yalnızca uzman görüşü ile her yatırımcı ve her fon özelinde ayrı ayrı aktüerya çalışmasıyla tespit edilebilir. Bu süreçler yalnızca kanun maddeleri ileri sürülerek hak talebiyle hakimin kesin hüküm kurmasına yeterli olamayacak kadar karmaşık ve teknik uzmanlık gerektiren bir yargı sürecidir. Bugüne kadar halka açık şirketlerin sahiplerini ve yönetim kurulu üyelerini, kamu mali kurumlarının yöneticilerini ve hukuk birimlerini uyardığım gibi, adli bilirkişilik görevim kapsamında hâkim ve savcılara da çeşitli açıklamalar yaptım; bilgi ve belgeleri sözlü olarak aktardım ve resmî raporlarımla sundum. Şimdi bu çalışmaların yargısal sürece taşınması için yeni bir aşamaya geçiyorum. Yarından itibaren, sahip olduğum bilgi ve takdiri delil niteliğindeki uzman görüşüm ile birlikte ilgili adli mercilere sunarak gerekli suç duyurularının yapılması ve hukuki süreçlerin başlatılması için avukat arkadaşlarımla birlikte harekete geçeceğim. Bu süreçte bilim, liyakat ve etik çerçevesinde uzmanlığıma başvuran hatırı sayılır bir kitle ile birlikte ilerleyeceğim. Amacım yalnızca geçmişte yaşananları ortaya koymak değil; sorumlulukların hukuken tespit edilmesine, mağduriyetlerin giderilmesine ve benzer olayların yeniden yaşanmasını önleyecek yapısal çözümlerin geliştirilmesine katkıda bulunmak. Bu bağlamda kamu yararını amaçılıyorum. Geçmişte uyarılarımı dikkate almayan, beni yeterince tanımadığı veya organize mali suçlarla ilgili olan manipülatörlerin hakkımdaki itibarsızlaştırma girişimlerinden etkilendiği için destek vermeyen yatırımcıların da artık hak arama mücadelesine katılmasını diliyorum. Yargının bağımsızlığına güvenmenizi; hakim ve savcıların basiret, vicdan ve hakkaniyetine güvenmenizi diliyorum. Bunun aksine inanmanız yalnız suçluların faydasına olur ve herkes daha fazla mağdur olur. Kimseye kızgın veya kırgın değilim. Benim meselem kişilerle değil, adaletin tesis edilmesiyle ilgilidir. Tek isteğim, 🇹🇷Türk Milletinin emeğiyle biriktirdiği tasarrufların korunması, sermaye piyasalarına duyulan güvenin yeniden tesis edilmesi ve mağdur yatırımcıların haklarının en kısa sürede, adil ve hakkaniyetli biçimde iade edilmesidir. Bir insanın yıllarca çalışarak ev sahibi olmak için biriktirdiği tasarruflar, hiç kimsenin kişisel çıkarına veya organize suç düzenine kurban edilemez. Kamuoyunun bilgisine sunarım. Notlar: (1) Yargı süreciyle ilgili gelişmeleri abonelerime Salı günü 20:00'de açıklayacağım. (2) Bu süreçte finansal yönetim danışmanlığı (yatırım tavsiyesi değil) kapsamında uzman görüşü talepleri olanlar DM ile değil, ican@icanadvisory.com adresine eposta gönderebilirler.
Devletin yönetiminde yetkim olduğunda ilk işim Borsa İstanbul’da işlem gören 587 şirketin yalnız muhasebe ve vergi değil, yönetim kurulu, sürdürülebilirlik, hukuk ve daha fazlasıyla tüm yönleri kapsayan bir denetime alırım dedim. Gereken ceza ve borsadan çıkışı veririm dedim. Bana itiraz edenler “zaten bağımsız denetim var” dedi ama bu bütünsel bir denetim değil! Daha da önemlisi şu ki birkaç gün sonra SPK idari para cezaları Borsa İstanbul disiplin kurulu üyesi veya aracı kuruluş yöneticisine verildi. Bana itiraz edenlerden bun haberlere hiç ses çıkmadı. Hani bağımsız denetim vardı? Bu yeterliydi? Bunların dışında daha kimler ve neler var ama dokunulmuyor. Belki yıllar yıllar sonra açıklanır. #bist100
10
28
2
124
12,736
Bugüne kadar hangi uyarıda bulunduysam uzman olmayanların tüm itirazlarına veya kötü niyetli kişilerin tüm itibarsızlaştırma çabalarına karşın uyarılarım gerçekleşti. Ülkemiz çok büyük kayıp yaşadı. Bu kayıpların büyüklüğü birkaç yıl sonra anlaşılabilecek. Herkes kendisi veya çocuğu için en iyi eğitim ve deneyime sahip olunması için çabalarken neden bunu başarmış uzmanlara itibar edilmiyor, dolandırırlar ilgi görüyor ve bilim insanlarına düşman gibi saldırılıyor?! Lütfen artık ders alın! Söz konusu finans, yönetim ve sürdürülebilirlik olduğunda bunların uygulamalı bilimler olduğu ve mali mevzuatın da özel bir uzmanlık olduğu artık anlaşılsın. Bunların liyakat, etik be bağımsızlıklar uygulandığı meslek finansal yönetim danışmanlığı anlaşılsın. Ülkemiz daha önceki krizlerde de mesleğime büyük ilgi gösterip sonra kısa sürede aynı rutine döndü. Bunu yapmayın! Dolandırıcılardan uzak durun! Uzman olanla olmayanı ayırt etme yetkinliği kazanın! Psikolojik zayıflıklarınızı aşın! Ben dostum; bilim insanıyım! Bana kızmaktan vazgeçin. Daha nasıl anlatabilirim? 14 yıldır sosyal medyada her gün bunları anlattım. Başka hangi meslek böyle bir amme hizmeti yapıyor? Ben hala “bunları kim bilebilirdi” diyenlerin sanki uzmanmış gibi halka seslenmesinden bıktım. Yukarıda saydığım dalların bilim olduğundan bile habersizler. Uzman görüşü (bilirkişi raporu) sunduğum yatırımcılara avukat arkadaşlarımla birlikte yatırımcıların ne hakkı varsa kariyerimin sonuna kadar takipçisi olacağım. Ve emin olun çok genç, çok sağlıklı ve çok güçlüyüm. Emekli olmaya da niyetim yok. Çalışmayı çok seviyorum. Bu nedenle 10 yıl da olsa peşini bırakmayacağım. Çünkü hakim ve savcılara da bilirkişi olarak açıkladığım gibi hepsini ve her şeyi biliyorum! Bağımsız yargıya güvenin. Yargıya güven konusunda bana itiraz etmenizin mağdurlara değil ama suçlulara fayda sağlıyor. Yapmayın!!!
5
10
46
4,302
Borsa İstanbul Genel Müdürü Korkmaz Enes Ergun, fon soruşturması kapsamında "rüşvet almak" ile "örgüt üyeliği" iddiasıyla gözaltına alındı. (Anadolu Ajansı)
15
31
1
89
4,375
Fon Vurgunu Maliyeti: Borsa İstanbul tarihinde ilk kez 7 hafta üst üste düşerek tüm piyasa değerinin yaklaşık %35’ini değer kaybetti. 278 milyar Dolar! Birçok büyük şirket %28 ila %65 arasında değer kaybetti. Bu kriz dünyanın en büyük 8. ekonomik krizi olmadan önce patronları, siyasetçileri, kamu mali kurumlarının başkanlarını ve yatırımcıları defalarca uyardım. Ancak sadece abonelerim doğrudan fon nedeniyle veya batırılan şirketlerden zarar görmedi. Şimdi yargı sürecini başlatıp sonuna kadar gitmek lazım. Ve asla öğrenilmiş çaresizliğe geçit yok! Bu kez rasyonel karar alın; kanmayın ve kandırılmayın!
22
110
2
518
30,164
Dr. İbrahim Can, CPA retweeted
Fon Tasfiye Yasası ile bugün olağanüstü fon tasfiyesi sürecinde ilk ara ödemeler başladı. Atlas, Pusula ve Tera kapsamında 7 fonda 235.705 yatırımcı için 29,3 milyar TL yatırımcıların hesabına yatacak. Ancak, bugün 1 milyon TL'ye kadar ödeme yapılacağının açıklanmasına karşın Fon Tasfiye Yasası m.4(2)'ye aykırı şekilde azami 250 bin TL ve kime neye göre ödeme yapıldığı anlaşılamayan şekilde ödeme yapıldığı için piyasada yine güven tartışması yaşandı. Bu ara ödeme, #PBLK durumundaki yatırımcıların yalnızca %51,17’sine ulaşmıştır. Ancak yatırımcıların yarıdan fazlasının ödeme almış sanki çoğu kişinin mağduriyeti giderilmiş gibi yanıltıcı bir tablo oluşturabilir. Çünkü tasfiye sürecinde öncelikle en küçük sermaye tutarına, 1 milyon TL’ye kadar olan yatırımlara ve PPF’lere öncelik verilmektedir. Dolayısıyla, kısmen de olsa parasını geri alabilen yatırımcıların oranının %50’yi aşması, mağduriyetin boyutunu tek başına ortaya koymaz. Gerçek tabloyu değerlendirebilmek için yatırımcı sayısının yanı sıra sermaye büyüklüklerini de dikkate almak ve ödemeleri bu ölçütlere göre incelemek gerekir. Bana göre en önemlisi şu ki, hisse yoğun fonların tasfiye sürecinde hisselerin adil değerle piyasa nasıl karşılık bulacağıdır. Çünkü #BIST1OO özellikle 17 Eylül'den beri #FonVurgunu tartışmaları, soruşturma haberleri ve yabancı finans kuruluşlarının uyarılarıyla çok ciddi değer kaybetmeye devam ederken hisselerin nakde dönüşmesi için gerekli alıcılar nasıl bulunacak ve hangi fiyat gerçekten adil değer olacak? Zira, Fon Tasfiye Yasası "fon pay sahiplerinin ortak menfaatini gözeterek mümkün olan en yüksek ekonomik değerin elde edilmesi amacıyla gerekli özeni gösterir" diyor. Tabii bu özen gösterilmediğinde bu kez yine sorumlular hakkında nasıl bir yargı sürecinin söz konusu olacağı en azından bu yeni kanuna eklenmedi. Belki önümüzdeki yıllarda yargı süreçlerinde yeni yeni kanunlarla yamalar yapılmaya devam edilir. Ancak kesin olan şu: Son birkaç haftadır uzman görüşü talebiyle tarafıma ulaşan kıymetli avukatlar ve nitelikli yatırımcı statüsündeki fon mağdurları, yargı süreçlerini sonuna kadar takip etme ve haklarını arama konusundaki kararlılıklarını son derece net bir biçimde ortaya koyuyorlar. Yatırımcılardan fon veya hisse yatırımlarına ilişkin usulsüzlüklerle ilgili yargıya başvurmak üzere uzman görüşü desteği almak isteyenler DM ile değil, ican@icanadvisory.com adresine e-posta gönderebilirler.
21
35
2
132
24,235
Fon meselesinde yapılması gereken, teknik uzmanlık temelinde ortaya konulan değerlendirmeleri dikkate almak ve mağdurların hak arama süreçlerini doğru teknik bilgi ve hukuki yöntemlerle yürütmelerine katkı sağlamaktır. Ne var ki mesele, bazı sanıklar hakkındaki iddialar ve kişiler üzerinden yürütülen tartışmalarla magazinleştirilerek asıl amacından uzaklaştırılıyor. Oysa yanlış bir yaklaşımda ısrar etmek, mevcut zararı gidermediği gibi daha da derinleştirir. Çünkü kamuoyunda fon meselesi tartışılıyor gibi görünse de tartışmanın odağı giderek teknik ve hukuki gerçeklerden uzaklaşıyor. Böylece mağdurların dikkatleri hak arama süreçlerinde ihtiyaç duydukları bilgi, delil ve hukuki stratejilerden başka yönlere çekiliyor. Bunun sonucunda belirsizlik, bilgi kirliliği ve psikolojik yıpranma artarken, sermaye piyasalarında yaşanan organize mali suçların aydınlatılması ve sorumluların hesap vermesi de güçleşiyor. Unutulmamalıdır ki doğru gündemin yanlış bir bağlamda tartışılması, yalnızca psikolojik bozukluk, genel sağlık riskinin yanı sıra zaman, para ve enerji kaybına neden olmaz; hak arama mücadelesinin etkinliğini de zayıflatabilir. Bu nedenle uyarımın doğru anlaşılmasını özellikle rica ediyorum: Meseleyi kişiselleştirmek ya da dezenformasyon değil, teknik ve hukuki zeminde tutmak; tartışmayı büyütmek değil, mağdurların haklarını koruyacak doğru sonuçlara ulaşmasını sağlamak zorundayız. Bazıları konunun uzmanı olmadığı gibi en hızlı, en çok, en yeni haber akışı sağlamak konusunu aşırı zorlayarak ciddi bir kirliliğe yol açıyor. Oysa meselenin ilk gününden itibaren yapılması gerekenleri defalarca anlattım. Öngörülerim ve uyarılarım şu ana kadar gerçekleşti. Sonrasına ilişkin söylediklerim de öyle olacaktır. Kamuoyunun bilgisine önemle sunarım.
4
16
53
3,318
Fon Tasfiye Yasası tartışılırken konuyla doğrudan bağlantılı olmasa da geçmişten bir olay aklıma geldi. 1986 yılında işçi, memur ve askerlere konut edindirme desteği sağlamak amacıyla Konut Edindirme Yardımı (KEY) uygulaması hayata geçirildi. Bu kapsamda çalışanların ücretlerinden yapılan kesintiler ve işveren katkılarıyla bir fon oluşturuldu. Yaklaşık 10 yıl boyunca çalışanların ve işverenlerin katkılarıyla biriken fonun uygulaması 1 Ocak 1996 tarihinde sona erdirildi. 1999 yılında tasfiye süreci başlatıldı. Nihayet 2008 yılında çıkarılan yeni bir kanunla hak sahiplerine nakit veya hisse senedi yoluyla ödeme yapılmasının önü açıldı. KEY krizi, devlet eliyle toplanan fonların gayriresmî yollarla piyasaya ucuz kredi olarak dağıtılması ve hak sahibi kayıtlarının düzgün tutulmaması nedeniyle patlak vermiştir. 8 yıl boyunca maaşları zorunlu olarak kesilerek fona aktarılan çalışanların alacaklarının %81'i ödenmedi. Vatandaşın hakkı olan kendi parasının %19'u ise iki kamu bankasında faiz gelirine endeksli bloke edildi. Ancak bu bankaların faiz oranları diğerlerinden belirgin bir biçimde düşük tutuldu. Vatandaş bir kez daha zarara uğratıldı. Tabii hemen sonra bu bankalardan birinin genel müdürünün dönemin en büyük siyasetçisiyle ilişkili şekilde 5 milyon Dolar rüşvet aldığı çok uzun süre gündem oldu. Belki diyebilirsiniz ki, "Aman canım, kaç yıl önceki olayın şimdi paylaşılmasının ne önemi var?" “Geçmişi hatırlamayanlar, onu yeniden yaşamaya mahkûmdur.” (George Santayana) Ve ülkemizde tarihsel sosyoloji çok zayıftır. Çünkü kimse okumaz ve sadece başkalarından duyduğu ya da akıl aldığı kadarıyla bildiğini sanır ve bunu yeterli görür. Buna karşın asla uzmanlık satın almaz. Çünkü uzmana verilen para lüzumsuz olmanın ötesinde ahmaklıktır. Bu da kültür haline gelerek toplumsal davranış kalıplarını oluşturur ve yaşanan ekonomik krizlerin nesiller boyu devam etmesine neden olur. Türkiye, ne yazık ki, finans ve yönetimin uygulamalı bilimler olduğunu; hem şirketlerin yönetiminde hem de devlet idaresinde bu alanların siyasi tercihlerden ziyade teknokratik bir yaklaşımla ele alınmasının kamu yararına hizmet edeceğini nesiller boyunca yeterince kavrayamadı. Oysa bağımsız bilim insanları ve yönetim danışmanlarının liyakat, etik ve hukuk ilkeleri doğrultusunda karar alma süreçlerine katkı sunması, toplumsal fayda ve sürdürülebilir kalkınma amacıyla ekonomik değer yaratmanın temel koşullarındandır. Bu anlayış yerleşmediği sürece dolandırıcılık, vurgun, yolsuzluk, ekonomik kriz ve yoksulluk; siyasi parti, şirket veya dönem değişse de varlığını sürdürmeye devam edecektir. Danışman isimli kitabımdan Türkiye'deki ekonomik krizleri açıkladığım bölümde sunduğum görseli de ek bilgi olarak paylaşıyorum.
2
8
34
5,090
Fon Tasfiye Yasası ile bugün olağanüstü fon tasfiyesi sürecinde ilk ara ödemeler başladı. Atlas, Pusula ve Tera kapsamında 7 fonda 235.705 yatırımcı için 29,3 milyar TL yatırımcıların hesabına yatacak. Ancak, bugün 1 milyon TL'ye kadar ödeme yapılacağının açıklanmasına karşın Fon Tasfiye Yasası m.4(2)'ye aykırı şekilde azami 250 bin TL ve kime neye göre ödeme yapıldığı anlaşılamayan şekilde ödeme yapıldığı için piyasada yine güven tartışması yaşandı. Bu ara ödeme, #PBLK durumundaki yatırımcıların yalnızca %51,17’sine ulaşmıştır. Ancak yatırımcıların yarıdan fazlasının ödeme almış sanki çoğu kişinin mağduriyeti giderilmiş gibi yanıltıcı bir tablo oluşturabilir. Çünkü tasfiye sürecinde öncelikle en küçük sermaye tutarına, 1 milyon TL’ye kadar olan yatırımlara ve PPF’lere öncelik verilmektedir. Dolayısıyla, kısmen de olsa parasını geri alabilen yatırımcıların oranının %50’yi aşması, mağduriyetin boyutunu tek başına ortaya koymaz. Gerçek tabloyu değerlendirebilmek için yatırımcı sayısının yanı sıra sermaye büyüklüklerini de dikkate almak ve ödemeleri bu ölçütlere göre incelemek gerekir. Bana göre en önemlisi şu ki, hisse yoğun fonların tasfiye sürecinde hisselerin adil değerle piyasa nasıl karşılık bulacağıdır. Çünkü #BIST1OO özellikle 17 Eylül'den beri #FonVurgunu tartışmaları, soruşturma haberleri ve yabancı finans kuruluşlarının uyarılarıyla çok ciddi değer kaybetmeye devam ederken hisselerin nakde dönüşmesi için gerekli alıcılar nasıl bulunacak ve hangi fiyat gerçekten adil değer olacak? Zira, Fon Tasfiye Yasası "fon pay sahiplerinin ortak menfaatini gözeterek mümkün olan en yüksek ekonomik değerin elde edilmesi amacıyla gerekli özeni gösterir" diyor. Tabii bu özen gösterilmediğinde bu kez yine sorumlular hakkında nasıl bir yargı sürecinin söz konusu olacağı en azından bu yeni kanuna eklenmedi. Belki önümüzdeki yıllarda yargı süreçlerinde yeni yeni kanunlarla yamalar yapılmaya devam edilir. Ancak kesin olan şu: Son birkaç haftadır uzman görüşü talebiyle tarafıma ulaşan kıymetli avukatlar ve nitelikli yatırımcı statüsündeki fon mağdurları, yargı süreçlerini sonuna kadar takip etme ve haklarını arama konusundaki kararlılıklarını son derece net bir biçimde ortaya koyuyorlar. Yatırımcılardan fon veya hisse yatırımlarına ilişkin usulsüzlüklerle ilgili yargıya başvurmak üzere uzman görüşü desteği almak isteyenler DM ile değil, ican@icanadvisory.com adresine e-posta gönderebilirler.
21
35
2
132
24,235
#Binance'ın siber saldırı sonucu 6,3 milyar dolarlık kaybı doğruladı. Bu gelişme, yıllardır anlattığım önemli bir gerçeği yeniden gündeme getiriyor: Blockchain teknolojisi, tek başına güvenlik garantisi değildir. 2018'de Türkiye'de kripto paralar gündeme geldiğinde, blockchain teknolojisini kripto paralarla özdeşleştiren ve bunları "asla kırılamaz" diye tanıtan çok sayıda kişi vardı. Bitcoin'in fiyat artışlarının da sonsuza kadar süreceğini düşünenler az değildi. Televizyon yayınlarında bu yaklaşımları sorguladığımda felaketleri yaşamadan anlayamayanlar yine ad hominem tercihinde olmuştu. Oysa anlatmaya çalıştığım gerçekler şunlardı: ▪️ Blockchain'in güvenliği, kripto para platformlarının ve kullanıcı hesaplarının da güvenli olduğu anlamına gelmez. ▪️ Platform yöneticileri veya kripto para projelerinin sahipleri güveni kötüye kullanarak yatırımcıları zarara uğratabilir; bunun örnekleri yaşandı. ▪️ Kuantum bilgisayarlar, Bitcoin'in dayandığı mevcut kriptografik güvenlik yöntemleri için gelecekte ciddi bir tehdit oluşturuyor. Henüz Bitcoin'in şifrelemesi kırılmış değil. Ancak bu konuda ciddi bir ilerleme var. ▪️Kripto varlıkların izinin sürülemeyeceği ve suç gelirlerinin uluslararası hukuk yoluyla takip edilemeyeceği düşüncesi de doğru değil. Bu konuda da resmi çalışmalarla kazandığım olumlu deneyimler var. Finansal yönetim danışmanlığı, yalnızca yatırım tavsiyesi vermek veya fon yönetmek değildir. Finans; teknoloji, yapay zekâ, hukuk, strateji, muhasebe, denetim, yönetim bilimleri ve davranış bilimlerinin ve çok daha fazlasının birlikte değerlendirilmesini gerektirir. Bu sayede riskler yönetilir, krizler veya kayıplar yaşanmadan önlenebilir ve finansal değer yaratılabilir. Akılcı olan bunu anlamak ve liyakati tercih etmektir.
2
24
3,135
Yatırımcıları yıllardır uyardığım önemli bir tehlikeye yeniden dikkat çekmek istiyorum. Sosyal medyada ve televizyonlarda, grafiklere birkaç çizgi çizerek hisse fiyatı tahmini yapan, yatırımcıya kazanç vadeden ve hisse pazarlayan kişiler var. Bunların bazıları, sermaye piyasalarında yaşanan manipülatif faaliyetlerin parçası hâline gelebiliyor. Teknik analiz, grafiğe iki çizgi çizerek fiyat tahmininde bulunmak değildir. Teknik analiz tek doğru değildir. Bilimsel güvence sunan bir yöntem de değildir. Finansal analiz, matematiksel yöntemler ve finans teorileri hakkında ciddi bilgi gerektirir. İleri düzey uygulamalarda kantitatif modeller ve yapay zekâ da kullanılabilir. Üstelik hiçbir analiz yöntemi kesin doğruluk ve kazanç garantisi vermez. Ancak öyleymiş gibi kesin konuşmak hem etik dışı hem de suçtur. Bir kişinin profilinde SPK lisansı olduğunu belirtmesi yatırım tavsiyesi vermesine yeterli olmadığı gibi paylaşımına "Yatırım tavsiyesi değildir" yazması, hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. İçeriğin niteliğine, amacına ve fiillerine göre SPK yaptırımları ve adli süreçler gündeme gelebilir. Nitekim 17 Eylül sonrasında gündeme gelen fon skandalıyla bağlantılı olarak çok sayıda kişi hakkında yargı süreçleri yürütülüyor. Yeni soruşturmalar ve dosyalar da gündeme geliyor. Düşünün: Henüz 19 yaşında, 200 bin takipçisi olan biri profilinde "YTD – Reklam ve iş birliği için DM" yazıp halka arzlar hakkında kaç gün tavan yapılacağını açıklayabiliyor. Hatta yatırımcılara ne zaman satış yapacaklarını kendisinin söyleyeceğini iddia edebiliyor. Asıl sorun, toplumun gerçek uzmanlığı, etik değerleri ve haksız kazançları birbirinden yeterince ayıramaması. Kriz çıktıktan sonra geçmişi tartışmamak değil, geçmişteki hataları doğru analiz edip ders çıkarmak zorundayız. Aksi hâlde aynı ekonomik kayıpları tekrar tekrar yaşarız. Unutmayalım: Finansal okuryazarlık yalnızca hangi hisseyi alacağını bilmek değildir; kime güvenmemek gerektiğini de bilmektir. Bunun için hukuk ve etik vazgeçilmezdir! Ben kamu yararı için bu konuları ücretsiz anlatmaya 14 yıldır devam ediyorum. Sizlerden de ricam, hâlâ bu tehlikelerin farkında olmayan insanları bilgilendirmeniz ve bu mesajı paylaşmanızdır. Piyasaların güvenilirliği yalnızca düzenleyici kurumların değil, hepimizin sorumluluğudur. Aynı şekilde hukuk kuralları ile adaletin tesis edilmesi yalnız yargı makamlarının değil, tüm milletin ortak vatandaşlık görevidir.
1
7
1
20
3,036
Fon meselesi ile ilgili süreç de dahil abonelerimle iletişim için abonelik yeni bir özellik geldi. Artık tüm aboneler yalnız benimle sınırlı kalmayarak grup sohbetinde birbiriyle de görüşebilecek. Bunu iki yıldır X’ten talep ettim ama daha yeni yaptı. Başka özellikler de var. Ancak en önemlisi gizlilik korunuyor.
2
13
3,131
Dr. İbrahim Can, CPA retweeted
Cumhuriyet, milletin egemenliğidir. Demokrasi ise yalnızca oy kullanmak değil, milletin ortak geleceği için bilinçli ve sağduyulu kararlar alabilmesidir. Güçlü ve güvenli bir devletin, sürdürülebilir ekonomik ve toplumsal kalkınmanın temeli; siyasetin ötesinde, bilimin, liyakatin ve teknik uzmanlığın yani teknokrasinin rehberliğidir. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun! 🇹🇷
1
9
49
3,258
Türkiye’nin tüm sorunları karşısında “yapacak bir şey yok” diyerek öğrenilmiş çaresizliğe teslim olmak yerine, Atatürk’ün düşüncesiyle “Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim” diyebilenleri Dijital Üniversite projeme davet ediyorum.
6
8
38
4,181
Dijital Üniversite: linktr.ee/icanadvisory Burada ders veya tavsiye verilmez; bilgi, finansal değere dönüştürülür.
5
715
Dünya Bankası'nın Küresel Kriz Uyarısı: Sorun Yalnızca İşsizlik Değil Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga’nın dikkat çektiği tabloya göre, önümüzdeki yıllarda gelişmekte olan ülkelerde iş gücüne katılacak 1,2 milyar genç için yalnızca 400 milyonluk bir istihdam potansiyeli bulunuyor. Bu uçurum, ekonomik ve toplumsal istikrar açısından ciddi bir risk oluşturuyor. Banga, yapay zekâ ve dijital altyapının sağlık, tarım, eğitim, lojistik ve finans gibi sektörlerde verimliliği artırarak yeni ekonomik fırsatlar yaratabileceğini vurguluyor. Ancak asıl mesele, teknolojinin varlığı değil, insanlık için nasıl bir değer ürettiğidir. Bana göre sorun, iş gücü arzı ile istihdam arasındaki dengesizlikten çok daha derindir. Üniversite mezunlarının sayısı artarken bilgiyi ekonomik ve toplumsal değere dönüştürme yetkinliği aynı ölçüde gelişmiyor. Şirketlerde de bilimin yönetim ve karar süreçlerindeki rolü yeterince benimsenmiyor. Bilimsel bilgi değer yaratmak için kullanılmadığında verimsizlik, kaynak israfı ve kısa vadeli kazanç arayışı öne çıkıyor. İnsan, doğa ve sermaye sömürülüyor; etik ve hukuk ihlalleri normalleşirken bugünün kazançları geleceğin yıkımına dönüşebiliyor. Üstelik “Herkes böyle yapıyor” düşüncesi, bu döngüyü küresel ölçekte besliyor. Çözüm, şirketler için bilimsel yönetim danışmanlığı; bilimsel yönetimi, liyakati, etiği ve hukuku yönetim kurulunda karar alma süreçlerinin merkezine yerleştirmektir. Çünkü finans, tek başına para kazanmak değil, yönetim kararlarının ekonomik sonucudur. Bu kararlar toplumsal refahı ve sürdürülebilirliği de artırabilir, dar bir azınlığın kısa vadeli kazancı uğruna geniş kitleleri uzun vadeli yoksulluğa da sürükleyebilir. Sürdürülebilir kalkınmanın gerçek ölçüsü, yalnızca ne kadar üretildiği veya kazanıldığı değil; yaratılan değerin insanlığa ve geleceğe ne kattığıdır.
4
9
2,289