
Time for the world to wake up. STAND with Palestine, East Turkestan, Myanmar muslims under occupation. #stopgenocide #CeasefireforGaza
Mugla, Turkiye & Tampa, FL
Joined July 2010
- Tweets433K
- Following485
- Followers1.9K
- Likes44.9K
🕸️ retweeted
MUHAMMED ALEYHİSSELÂMIN FAZÎLETLERİ - 17
Üstünlüklerinden seksenaltı adedi aşağıda bildirilmiştir:
İmâm-ı Ahmed Kastalânî "rahmetullahi aleyh" diyor ki, birkaç sene hastalık çektim. Doktorlar çâresini bulamadı. Mekkede bir gece Resûlullaha çok yalvardım. O gece rü'yâda bir kimse gördüm. Elindeki kâğıdda, (Burada Ahmed Kastalânînin hastalığı için, Resûlullahın izni ile ilâcı yazılmıştır) okudum. Uyandığımda hastalığım kalmamıştı.
Kastalânî yine diyor ki, bir kızcağız sârâ hastalığına yakalanmıştı. İyi olması için Resûlullaha çok yalvardım. Rü'yâmda bir kimse, kızcağızı hasta yapan cinnîyi bana getirdi. Bunu sana Resûlullah gönderdi dedi. Cinnîye darıldım, bağırdım. Kızcağızı incitmiyeceği için bana yemin verdi, uyandım. Kızcağızın sârâ hastalığından kurtulduğunu haber aldım.
Herkese Lazım Olan Îmân
hakikatkitabevi.net/book.php…
🕸️ retweeted
Büyükler buyurdular ki;
Mübarek Hocamız buyurdular ki; Besmele ne kadar mühim! Efendim, Bismillahillezî lâ yedurru ma'asmihî şey'ün fil-erdı ve lâ fissemâ' ve hüvessemî'ul alîm. Bismillahirrahmanirrahim, öyle bir besmele ki, onu okuyana, karada ve havada hiçbir zarar gelmez. Lâ yedurru ma'asmihî şey'ün fil-erdı ve lâ fissemâ'. Nitekim İmam-ı Rabbani hazretleri talebelerine buyuruyorlar ki; Bu gece buraya bir felaket gelecek, sakın ha herkes okusun. Ne okusun? "Bismillahillezî lâ yedurru ma'asmihî şey'ün fil-erdı ve lâ fissemâ' ve hüvessemî'ul alîm." Hepsi okuyor; fakat bir tanesi uyuyor, unutuyor. O unutunca, haramiler geliyor, bunu soyup soğana çeviriyorlar, ötekilerin hepsi kurtuluyor. İşte buyurdular ki; Bir müslüman tayyareye binerken bunu okusun, yeter. Allah korur efendim.
🕸️ retweeted
İstanbul’da bulunan sahabe kabirlerinin yanına tuvalet açılmış.
Elden ele yayalım bu rezilliğe son verilsin @gul_davut @TC_istanbul
🕸️ retweeted
“Kudüsde Mescid-i Aksâda senelerce tesbih ve ibâdet ile ömrünü geçiren kimse, ibâdetin şartlarını ve ihlâsı öğrenmediği için, bir secdeyi terk edince, öyle zarar etti ki, helâk oldu. Eshâb-ı Kehfin köpeği ise, pis olduğu hâlde, Sıddîkların arkasında birkaç adım yürüdüğü için, öyle yükseldi ki, hiç düşmedi. Bu hâl, insanı hayrete düşürmektedir. Asırlar boyunca, âlimler, bu sırrı çözememiştir. İnsan aklı, bunun hikmetini anlayamıyor.
Âdem aleyhisselâma buğdaydan yeme dedi ve yiyeceğini ezelde bildiği için, yemesini diledi. Şeytânın Âdem aleyhisselâma secde etmesini emreyledi ve secde etmemesini diledi. Beni arayınız buyurdu. Fakat ihlâsı olmayanın kavuşmasını dilemedi. İlâhî yolun yolcuları, (Hiç anlayamadık) demekten başka birşey söyliyemediler. Bizlere ne demek düşer. Onun, insanların iman etmelerine, ibâdet yapmalarına ihtiyâcı yoktur. Kâfir olmalarının ve günâh işlemelerinin Ona hiç zararı olmaz. Mahlûklarına Onun hiç ihtiyacı yoktur. İlmi, zulmetin temizlenmesine, cehli de, günâh işlenmesine sebep yaptı. İlimden iman ve taat doğmakta , cehaletten de küfür ve günâh hâsıl olmaktadır. Taat, çok küçük olsa da, kaçırmamalı! Günâh, pek küçük görünse de, yaklaşmamalıdır!”
[Herkese Lazım Olan Iman]
🕸️ retweeted
MUHAMMED ALEYHİSSELÂMIN FAZÎLETLERİ - 14
Üstünlüklerinden seksenaltı adedi aşağıda bildirilmiştir:
78- Kabrinde, bilmediğimiz bir hayat ile diridir. Kabrinde Kur'ân-ı kerim okur, namaz kılar. Bütün Peygamberler de "aleyhimüssalevâtü vetteslimât" böyledir.
79- Dünyanın her yerinde Resûlullaha "sallallahü aleyhi ve sellem" salevât okuyan müslümanları işiten melekler, kabrine gelip haber verirler. Kabrini hergün binlerce melek ziyâret eder.
80- Ümmetinin amelleri ve ibâdetleri her sabah ve akşam kendisine gösterilir. Bunları yapanları da görür. Günah işliyenlerin affolması için duâ eder.
Herkese Lazım Olan Îmân
hakikatkitabevi.net/book.php…
Huzur Pınarı
huzurpinari.com
🕸️ retweeted
“Dört mezhebin hali, bir şehir ahalisinin haline benzer ki, önlerine çıkan bir işin nasıl yapılacağı kanunda bulunmazsa, o şehrin eşrafı, ileri gelenleri toplanıp, o işi kanunun uygun bir maddesine benzeterek yaparlar. Bazen uyuşamayıp, bazısı devletin maksadı, beldeleri tamir ve insanların rahatlığıdır der. O işi, rey ve fikirleri ile, kanunun bir maddesine benzetir. Bunlar, hanefî mezhebine benzer. Bazıları da, devlet merkezinden gelen memurların hareketlerine bakarak, o işi, onların hareketine uydurur ve devletin maksadı, böyle yapmaktır derler. Bunlar da, Mâlikî mezhebine benzer. Bazıları ise kanûnun ifadesine, yazının gidişine bakarak, o işi yapma yolunu bulur. Bunlar da, Şâfi’î mezhebi gibidir. Bir kısmı ise, kanûnun başka maddelerini de toplayıp, birbiri ile karşılaştırarak, bu işi doğru yapabilmek yolunu arar. Bunlar da, Hanbelî mezhebine benzer. İşte şehrin ileri gelenlerinden her biri, bir yol bulur ve hepsi, yolunun doğru ve kanuna uygun olduğunu söyler. Kanunun istediği ise, bu dört yoldan biri olup, diğer üçü yanlıştır. Fakat, kanundan ayrılmaları, kanunu tanımadıkları için, devlete karşı gelmek için olmayıp, hepsi kanûna uymak, devletin emrini yerine getirmek için çalıştıklarından, hiçbiri suçlu görülmez. Belki, böyle uğraştıkları için, beğenilir. Fakat, doğrusunu bulan daha çok beğenilip, mükâfat alır.
Dört mezhebin hâli de böyledir. Allahü teâlânın istediği yol, elbette birdir. Dört mezhebin ayrıldığı bir işte, birinin doğru olup, diğer üçünün yanlış olması lazımdır. Fakat, her mezheb imâmı, doğru yolu bulmak için uğraştığından, yanılanlar afv olur. Hattâ sevâb kazanır. Çünkü, Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), (Ümmetime, yanıldığı ve unuttuğu için ceza yoktur) buyurdu. Bu ayrılıkları bazı işlerde olup, ibadetlerin çoğunda, yani Kur’ân-ı kerîmin ve hadîs-i şerîflerin açık olarak bildirdikleri ahkâmda ve inanılacak şeylerde, aralarında tam birlik bulunduğundan, birbirini kötülemezler.”
[Fâideli Bilgiler]
🕸️ retweeted
Büyükler buyurdular ki;
Çok mühim olduğu için aklıma geldi, Mübarek Hocamızın bir sohbetinden naklen söylüyorum. Bir gün bir zât şâh-ı Nakşibend hazretlerinin sohbetine gitmiş. O da haftanın veyahut da ayın belirli günlerinde sohbet yaparmış. Gittin gittin, gitmedin, kaybettin. O gün de o, köyünden kalkmış sohbete gelip oturmuş. Aradan yarım saat geçmiş, bir saat geçmiş, birbuçuk saat geçmiş, şâh-ı Nakşibend hazretleri tek kelime etmemiş. Sadece sükût edip, önüne bakmış. Bu artık nereden cesaret bulduysa, efendim, bir şey söyleyebilir miyim, demiş. Allah Allah, buyur, buyurmuşlar. Ben ta uzaktan geldim. Bir-birbuçuk saattir oturuyorum, hiçbir nasihat vermediniz, hiçbir şey söylemediniz. Ben şimdi köyüme gideceğim, ne öğrendin, anlat bize diyecekler. Ben ne diyeceğim efendim, demiş. Hocamız buyurdular ki; Bu, cesaret işi. Söylenir mi büyük bir zâta? Ama vatandaş söylemiş. Mübarek buyurmuş ki; Eğer bizim sükûtumuzdan bir şey anlamıyorsan, konuşmamızdan da bir şey anlayamazsın. Ve Hocamız izah ediyorlar; Neden sustu şâh-ı Nakşibend hazretleri? Orada ne faydalar teşekkül etti efendim. Güneş, herkese ışık veriyor, enerji veriyor ve hayat devam ediyor. Evliyaların kalbi de cenab-ı Peygamberin 'aleyhissalatü vesselam' kalbinden çıkan, müteselsilen kendi kalplerine kadar gelen, aynı manevi bir güneş gibidir.

























