Yolsuzluk yapanlar ve onları koruyanlar bu yorumdan anladığımız şu, böyle devam ettikçe yerle bir olan itibarınızı asla ama asla kurtaramayacaksınız. Halk öldüğünüze bile inanmıyor artık.
Replying to @ajansmuhbir1923
Bunlar intihar edecek kadar karakterli değil. Kesinlikle inanmıyorum. Kendini öldü gösterip, basit bir cenaze töreniyle boş tabutu gömecekler. Bu adam hayati yazıcı denen en büyük hırsızlardan birinin en has adamı. Kesinlikle ölmemiştir. Belkide şu an deniz yoluyla kaçıyordur. 🇹🇷
Konuk olarak geldi, 5 yıl çıkmadı, yeniçeri zoruyla atıldı: Demirbaş Şarl'ın Bender'deki deli dolu hikayesi ve İsveççeye miras kalan o türkçe kelime.
1/ Tarih 1709... Poltava Bozgunu’nda Ruslara yenilen İsveç Kralı XII. Karl, yanında kalan birkaç yüz askeriyle Osmanlı topraklarına sığınır. Sultan III. Ahmed onu büyük bir zarafetle karşılar ve "Hz. İsa’ya tapan büyük hükümdarların en şereflisi" unvanını verir.
5/ Çatıya atılan ateşli oklar evi tutuşturur ve Karl dışarı fırlar, mahmuzuna takılıp düşünce yakalanır. Edirne ve Dimetoka’daki ev hapsi 1714’e kadar sürer. Nihayet izin çıkınca Avrupa üzerinden ülkesine döner. Fakat geride sadece bir hikaye değil, çok tuhaf bir miras bırakır.
6/ Bu olağanüstü ve zaptedilemez süreç, İsveç diline ömrü billah unutamayacakları bir kelime kazandırır: Türkçe "kalabalık", İsveççeye "kalabalik" olarak geçer. Ancak anlamı bizim bildiğimizden çok farklıdır; İsveççede "kargaşa ve karmaşa" demektir. Yıllarca uğurlanamayan misafirin yarattığı o büyük kaos, kelimenin kendisiyle dillerinde yaşamaya devam eder.
Adem Metan bunu isim vermeden, AK Parti İstanbul Milletvekili Serkan Bayram’a yazmış.
Paylaşım 3 Ekim sabahı kendi hesabından çıktı; birinin altına yanıt değil, doğrudan gönderi. Halk TV, Cumhuriyet ve Diken, metindeki “milletvekili sıfatıyla doğru bir taş atacağım” ifadesini Bayram’ın o sabah NOW TV’deki Çalar Saat çıkışına bağlıyor.
Bayram o yayında Fatma Betül Sayan Kaya için “Bir sürü insanın, engelli kardeşlerimizin hakkını elinden aldık. Fatma Betül yesin diye mi? Herkes bedelini ödesin. Artık içim acıyor” dedi. Fon dosyasında adı geçen genel başkan yardımcıları, bakan yardımcıları ve bürokratların da temizlenmesi gerektiğini, “partimiz gerçek manada aklansın” diye ekledi. Seçilmiş belediye başkanlarının sabah operasyonla alınmasını da “çağırsan gelir zaten” diye eleştirdi.
Metan’ın itirazı iddianın içeriğine değil, yönteme: sorunu parti içi disiplin mekanizmasına götürmek yerine televizyona taşımak. Aynı gün eski Başbakanlık Basın Müşaviri Cahit Tuz daha sert gidip Bayram için “içimize sızmış Truva atı” ifadesini kullandı.
AK Parti, kendi içinde denetim mekanizmaları olan, gerektiğinde disiplin süreçlerini işleten bir siyasi parti.
Medya mensubu elbette gördüğünü anlatır, eleştirir, kamuoyuna aktarır. Ama parti içinden birinin, üstelik milletvekili sıfatıyla, “doğru bir taş atacağım” derken evin bütün camlarını hedefe koyması başka bir şeydir. Gördüğü problemi önce parti içi mekanizmalarda çözmeye çalışması çok daha doğru olur.
İstisnasız her partide sorun vardır, bundan sonra da olacaktır. Herkes yaşadığı problemi sabah televizyona çıkıp anlatacaksa, parti içi mekanizmalara neden ihtiyaç var?
Medya açısından da ayrı bir not düşmek lazım: Birini eleştireceksek, bunu görevden ayrıldıktan sonra değil, görevdeyken yapabilmek daha kıymetli. Gerçi görevdeyken eleştirince “black list” meselesi çıkıyor; o da bu işin başka bir tarafı.
Yine de üzerinde düşünmeye değer.
"Neredeyse hiç seveni yoktu" tespiti doğruysa, mesele daha da vahim demektir!
Tabanın onaylamadığı, sevmediği ve karşılığı olmayan profillere bunca makam ve mevki hangi kriterle, kimin tercihiyle tevdi edildi?
"Tabanı dinlemedik" itirafı değilse nedir bu? Liyakat ve istişare mekanizmaları bu süreçte nerede kaldı?
Tarihin bilinen ilk organize dezenformasyon (yalan haber) operasyonu, M.Ö. 1274 Kadeş Savaşı'nda gerçekleşti.
Mısır Firavunu II. Ramses, Suriye’ye ilerlerken karşısına iki göçebe çıktı. Göçebeler, "Hitit kralı korkup kuzeye kaçtı, ordu ortada yok" diyerek Ramses'e istihbarat verdi.
Ramses bu habere kanıp ordusunu önden sürdü. Ancak yakalanan iki Hitit casusu işkence altında gerçeği itiraf etti: Hitit ordusu kaçmamış, Mısır ordusunun hemen arkasında pusuya yatmıştı.
Ramses son anda imhadan kurtuldu ama tarih yazıldı:
Savaşlar sadece cephede değil, manipülasyon ve algı yönetimiyle kazanılır. 3200 yıl önce de durum aynıydı, bugün dijital medyada da aynı. Sosyal medyadaki her "istihbarata" Ramses gibi hemen atlamamak lazım.
M.S. 301’de Roma İmparatoru Diocletianus, yükselen enflasyonu durdurmak için tarihin en sert kararnamesini çıkardı: "Tavan Fiyat Fermanı".
Ekmekten ete, berber ücretinden işçi yevmiyesine kadar her şeyin fiyatı sabitlendi. Kurallara uymayıp zam yapanların cezası ise idamdı.
Sonuç mu?
Tüccarlar mallarını pazardan çekti, karaborsa patladı.
Kıtlık başladı, ticaret durma noktasına geldi.
Ekonomik çöküş hızlandı ve ferman birkaç yıl sonra yürürlükten kaldırıldı.
Siyasiler binlerce yıldır aynı şeyi deniyor: İktisat yasalarını emirnamelerle veya cezalarla yönetemezsiniz.
Bu toprakların kaderinde var, ne desek boş.
🛑 Son dakika | DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul görevlerinden ayrıldı.
Peki bunu nasıl okumalıyız.
Tanrıkulu 2 Kasım 2023’ten beri Borsa İstanbul’da bağımsız üye + başkanvekili + Denetim Komitesi başkanıydı. Yani piyasayı denetleyen DDK’nın başkanı, aynı anda denetlenen kurumun yönetim ve denetim kurulundaydı.
Fon krizi patlayınca Erdoğan DDK’yı görevlendirdi; muhalefet “kendi dönemini mi soruşturacak?” deyince gece sitesinden adı silindi. DDK Başkanlığı duruyor.
Neden yetmez:
• Borsa’dan çıkmak, 2023–2026 dönemindeki sorumluluğu silmez. Denetim komitesi başkanıyken fiyat şişmesi, kapalı fon, Özata/Tera ağı büyüdü.
• Asıl çatışma Borsa üyeliği değil DDK başkanlığı. DDK Cumhurbaşkanlığına bağlı; talimatı veren de aynı merkez. Borsa koltuğunu bırakıp DDK’dan piyasayı “bağımsız” incelemek, hakemin kendi maçını bırakıp VAR’a geçmesine benzer.
• Demokrat Parti’nin sorusu yerinde: Borsa yönetiminde olan DDK başkanı, aynı dönemin ihmalini nasıl soracak?
BIST100 açısından anlamı: Piyasa bunu “temizlik” değil “kriz yönetimi tiyatrosu” okur. Bugün endeks zaten %-2,8 kapattı. Denetleyenin denetlenenden kopması gecikmeli ve yarım kaldı; güveni geri getirmez.
Türkiye Gündem
Fon / borsa
• Nihat Zeybekci: “Maalesef devletin ihmali var.” Kendi 4 şirketinin Tera TP2’de parası kaldığını söyledi.
• Fon soruşturması 5. dalga: 34 yeni gözaltı. Toplam 217 şüpheli, 56 tutuklu.
• Borsa günü %-2,79 kapattı. BIST 100: 11.947.
• BES’e de sıçradı: açık emeklilik fonlarından 6,67 milyar TL çıkış.
İç politika
• T24 sitesine “Ailem Güvende” soruşturmasıyla erişim engeli.
• Dilan Polat, cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla gözaltında.
• CHP, 5 belediye başkanını tedbirli disipline sevk etti; 3 belediyeye ihraç.
• MGK toplandı.
• YRP İstanbul Milletvekili Bekin görevinden ayrıldı.
Dünya
• Flydubai FZ1073 (Dubai–Tel Aviv): kokpitte pilot diğerini bıçakladı, uçağı düşürmeye çalıştı. Yolcular müdahale etti, Suudi Arabistan’a indiler.
• ABD, 23 yıl sonra Irak’tan son askerini çekti.
• İngiltere Başbakanı Burnham: RAF Fairford olayında “İran’ın parmağı var” dedi.
• ABD Yüksek Mahkemesi, Trump’ın üçüncü ülkeye sınır dışı politikasını geçici olarak açtı.
Diğerleri
• Afra Saraçoğlu ve Aras Bulut İynemli’nin uyuşturucu test sonuçları açıklandı.
• Sakarya’da sel: 4 kişi kurtarıldı, okullar tatil.
• İstanbul dahil 20 ile sarı kodlu sağanak.
Fuat B. retweeted
bizim taht kavgaları ve neticeleri kader planında çok enteresan kırılmalara yol açıyor..Cem sultan ve çocukları..
Doria ailesi ile ilişkiler....
Replying to @TanKaganC1
Kastedilen aile büyük ihtimalle Doria (D’Oria) ailesi.
Tarihi kayıtlar şöyle:
Cem Sultan’ın bilinen eşi Gülşirin Hatun’dur. Ailesi hakkında güvenilir kaynaklarda net bir soyluluk veya İtalyan bağlantısı yoktur; saray çevresinden bir kadın olduğu kabul edilir.
Popüler anlatılarda karıştırılan asıl bağlantı oğlu Şehzade Murad üzerindendir. Murad, Rodos’tayken Maria Concetta Doria adlı bir İtalyan kadınla evlenmiş, Hristiyan olmuş, Papa VI. Alexander tarafından vaftiz edilerek “Pierre” adını almış ve papalık prensi unvanı verilmiştir. Bu evlilik Cem Sultan soyunun Avrupa’da devam eden Hristiyan kolunun başlangıcıdır.
Doria ailesi 12. yüzyıldan itibaren Ceneviz Cumhuriyeti’nin dört büyük patrici ailesinden biridir (Doria, Spinola, Fieschi, Grimaldi). Akdeniz ticareti, gemicilik ve bankacılıkta çok güçlüydüler. En ünlü üyeleri Amiral Andrea Doria’dır; İmparator V. Karl’ın hizmetinde Ceneviz’i yeniden düzenlemiş, donanma komutanlığı yapmıştır. Aile bugün de İtalya’da soylu hatları (Doria-Pamphili-Landi vb.) ve Malta’daki Said / Said-Zammit kolu üzerinden devam eder.
Cem soyundan geldiklerini söyleyen bu kol 2001’de Osmanoğlu ailesine başvurmuş, Hristiyan ve papalık prensi olmaları nedeniyle resmi soyağacına alınmamıştır.
Netanyahu konuşurken salonu terk eden ülkeleri videolaştırmışlar. Çok dokunaklı












