Engin Ader retweeted
İKL öğrencileri tarafından protokolünüze su atıldığını, liselilerin seni yuhaladığını neden söylemiyorsun?
İstanbul Kadıköy Lisesinde size huzur yok demiştik. Pozlarınızla liselileri kandıramazsınız.
İKL’de Yusuf Tekin’e ve yandaş okul idaresine karşı Lise Meclisleri var!
📍İstanbul
İstanbul Kadıköy Lisemizi ziyaret ederek öğrencilerimizin derslerine katıldık, sorularını cevapladık.
Gençlerimizin azmi, merakı ve vatan sevgisi, ülkemizin geleceğine duyduğumuz güveni pekiştiriyor. Her bir gencimizi geleceğe en iyi şekilde hazırlamak ve onlara daha iyi imkânlar sunmak için çalışmaya devam ediyoruz.
Sevgili öğrencilerime derslerinde başarılar, değerli öğretmenlerimize çalışmalarında kolaylıklar diliyorum.
Engin Ader retweeted
Fon darbesi diye bir şey yok. İngiliz bakanın beyanıyla da sabit, herkesin gözü önünde ve sizin ekip tarafından organize edilmiş bir vurgun var. Sayın cumhurbaşkanınızın izni inayeti olmaksızın o mevkilere gelemeyecek insanların göz yummasıyla sürdürüldü bu iş. Dümeni bırakın.
“Fon darbesi eğer erken fark edilmeseydi, yani Eylül ayı değilde, Ekim ayına kadar fark edilmeseydi şuanda ne devlet, ne hükümet kalmıştı. Bankalar bile iflas edecekti, zarar şunkinin belkide “50 katı olurdu.
Ülkemiz en az “20 yıl toparlanmazdı.
Ve darbeciler emellerine kavuşmuş olacaklardı.
Fon darbesini erken Fark eden ve önleyen Adalet Bakanımız sayın, Akın Gürlek’e sunsuz teşekkür diyoruz. @abakingurlek
Ne darbesi yahu, kontrolünüz altında yapılan her saçmalıktan mağduriyet devşirmeyi bırakın.
“Fon darbesi eğer erken fark edilmeseydi, yani Eylül ayı değilde, Ekim ayına kadar fark edilmeseydi şuanda ne devlet, ne hükümet kalmıştı. Bankalar bile iflas edecekti, zarar şunkinin belkide “50 katı olurdu.
Ülkemiz en az “20 yıl toparlanmazdı.
Ve darbeciler emellerine kavuşmuş olacaklardı.
Fon darbesini erken Fark eden ve önleyen Adalet Bakanımız sayın, Akın Gürlek’e sunsuz teşekkür diyoruz. @abakingurlek
Tüm CHP'li belediyeleri ele geçiriyorsunuz. CHP'li belediyelerin yargılandığı konular AKP'li belediyeler için dava konusu olmuyor. Bu davalarda herkesi tutuklu yargılıyor mahkemeler. Herkes korkuyor, savcılar dahil.+
Birileri gibi “sütte leke var, bizimkilerde leke yok!” diyerek kimseye dokunulmazlık zırhı giydirilmiyor.
Suç varsa gereği yapılıyor!
Partiden ihraç ediliyor.
Soruşturma açılıyor.
Göz altına alınıyor.
Tutuklanıyor.
Kimseye ayrıcalık tanınmıyor, kimseye kol kanat gerilmiyor, kimseye siyasi kalkan oluşturulmuyor.
Birilerini kurtarmak, iddiaların üzerini örtmek, aklamak ve paklamak için parti kurulup arkasına sığınılmıyor!
Çünkü mesele koltuk değil, ilke meselesi. Mesele şahısları korumak değil, hukukun ve hesap verebilirliğin arkasında durmak meselesi.
Engin Ader retweeted
Replying to @bilge_k_a
♥️İyi ki dönmüşüm. EN UFAK pişmanlık yok. Siz öğrencilerim ve hoca arkadaşlarımla ‘cennette’ 30 yıl yaşadım…‘İyi’ şeyler yaptık. Aradaki bürokratik/ekonomik sorunlar işin cilvesiydi😊.
Son 5.5 yılda okula yapılanlar ise hem kahrediyor, hem de o güzel yıllara şükrettiriyor…🥹
Bu gariban çocuğun ailesi yok mu? İlk kez ölümünden sonra okulunun, cemaatinin ziyaret edildiği bir kişi görüyorum.
Üsküdar Belediye Başkan Vekilimiz Muhammed Emin Sarıoğlu, şiddetli yağışın ardından su birikintisinde elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden 14 yaşındaki hafız Mahmut Işıldak’ın eğitim gördüğü medreseyi ziyaret ederek taziyelerini iletti.
Henüz 14 yaşında, Kur’an-ı Kerim’i kalbine nakşetmiş bir evladımızı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Mahmut evladımıza Allah’tan rahmet; ailesine, hocalarına ve sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz. Mekânı cennet, makamı âli olsun.
Türk akademisinin genel halinin özeti: güya çok havalı ama boş yapıyor.
This Post is from an account that no longer exists. Learn more
Heyacan sözcüğünü cümle içinde kullanıyorum: 10 gün boyunca imzada bekleyen (ve imzalanmayan) tübitak araştırması bende çok heyecan yarattı.
📚 Bir akademisyenin daha fazla okumak, araştırmak ve üretmek için heyecan duyması, bulunduğu üniversitenin bilim ortamı hakkında da çok şey söyler.
Üniversitelerimizde böyle bir ortamın güçlenmesini, akademik gayretin ve bilimsel başarının takdir gördüğü bir anlayışın hâkim olmasını önemsiyoruz. Çünkü ilim hayatında emek verenin, üretenin ve yeni eserler ortaya koyanın gördüğü takdir, diğer akademisyenlerimiz için de güçlü bir teşviktir.
Tekrar tekrar okumalık. Vicdanı olan, Allah inancı olan, bilinci olanlar, insanlığı olanlar vs vs için de ders almalık!
EKREM İMAMOĞLU SAVUNMASINI ŞU SÖZLERLE TAMAMLADI:
Silivri’den canlı…
Ekrem İmamoğlu:
“Bir mahkeme dışarıdan etkilenmeye ya da bir şekilde tehdit altında tutulmaya bu kadar tabi tutulabilir. Hakkın terazisinde ve milletin vicdanından gücünü almalıdır. Gücünü siyasi talimatlardan alan, masum insanları rehin tutan kumpas kuran bir yapının, asla ne bu mahkemeye ne bu ülkeye ne de bu millete zerre faydası yok. Bu milleti de bu devlette çökertecek bir iş olur.
Bu hukuki ve ahlaki hiçbir meşruiyeti olmayan bir sürecin figüranı olmadım, olmayacağım. Bu salonda nasıl bir karar çıkacağını hep birlikte izleyeceğiz. Süreç devam ediyor. Endişem şudur ki bazı kararlar bu salon kurulmadan önce mi yazıldı? Yoksa süreç içerisinde mi yazılacak? Bunu siz ispat edeceksiniz.
Bu salonda suç yok ve ben kararımı verdim. Bu salonda suçlu yok. Bu salonda siyaset var sandık var milletin iradesi var. Ve benim vereceğim hesap da aradığım adalet de yalnız ve yalnız yüce milletimin vicdanında hakkın şaşmaz terazisindedir. Şunu herkes çok iyi bilsin. Zulmü karşısında boyun eğmek,haksızlık karşısında susmak, bizim inancımızda yoktur.
Bu sözleri tekrar edeceğim…Onlar sanıyorlar ki biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki biz sussak tarih susmayacak. Tarih sussa hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Halbuki bizden kurtulsalar vicdan azabından kurtulmayacaklar. Vicdan azabından kurtulsalar tarihin azabından kurtulmayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar Allah'ın gazabından kurtulamayacaklar.
Ne kadar baskı yaparsanız yapın, yargıyı ne kadar sopaya çevirirseniz çevirin bu millet iradesine ve rızkına vurulmak istenen prangaları tarih boyunca söküp atmıştır. Bu millet tekrar söküp atacaktır. Bizler, Cumhuriyetin onurlu mirasına milletin helal hakkına sahip çıkmaktan bir an bile geri durmadık, durmayacağız.
Korkmuyoruz, vazgeçmiyoruz. Anlımız ak başımız dik, bir milim geri adım atmıyoruz. Bu ülkenin meydanlarında, sokaklarında, sandıklarında yeşeren o büyük umudu adliye koridorlarında kurulan kumpaslarla söndürülmesine asla izin vermeyeceğiz.
Çünkü bu ülkenin son sözünü hiçbir iktidar söylemedi,söyleyemeyecek. Hiçbir makam söylemedi, hiçbir kişi söyleyemez. Hiçbir mahkeme de söyleyemez. Son sözü her zaman daima millet söyledi, yine millet söyleyecek. Ve milletin o sözü, Cumhuriyetin temelidir: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
Biz Atatürk'ün öğrencileriyiz. Cumhuriyetin yılmaz bekçileriyiz. Demokrasinin sonsuz savunucularıyız. Siz ne yaparsanız yapın son sözü daima millet söyler. Son hükmü daima ilahi adalet verir.
Bir de hiç kimsenin şüphesi olmasın. Adalet kazanacak. Demokrasi kazanacak. Cumhuriyet kazanacak. Bu aziz millet kazanacak. Ben kendimi hiç kimseye değil aziz milletime emanet ediyorum.
Ne güzel söylemiş Hazreti Ali…
Eğer zalim ısrarla zulme devam ediyorsa bil ki sonu yakındır. Eğer mazlum da ısrarla direniyorsa bil ki zafer yakındır.
Ey halkım Hazreti Ali'nin sözünü tekrar ediyorum: Eğer zalim ısrarla zulme devam ediyorsa bil ki sonu yakındır. Eğer mazlum da ısrarla direniyorsa bil ki zafer yakındır”…
Oturdum okudum bu yazdıklarınızı. Ama şunu söyleyebilirim ki mesele bu ülkenin yönetini devretmemek için “25 senede biriktirilen gücü” kullanmaya çalışmaktır. Ayrıca Adnan Menderes nazik bir siyasetçi değildi :) Dündar Ziya Gültekin’e parçası olduğu kötülüğe rağmen çok üzüldüm.
Dündar Ziya kardeşimizi dün toprağa verdik.
Eşini ve üç evladını geride bırakan Dündar Ziya Gültekin bir görev şehididir. Acımız büyük, sorumluluğumuz ağır.
Kardeşimizi son yolculuğuna uğurlarken sosyal medyada sergilenen korkunç nefret dilini takip edemedik tabi ama bugün gördüklerim karşısında gerçekten hayretler içindeyim. Üzerine bir şeyler söylemek istiyorum;
Belediye meclisinden şahsen tanıdığı Dündar Ziya Gültekin için bir taziye mesajı yayımlayan Yeni Partili bir hanımefendi meclis üyemiz, binlere varan ölüm tehdidi, küfür ve hakarete maruz kaldığını, artık kendi hayatından endişe ettiğini açıklamak zorunda kalmış.
Düşünebiliyor musunuz? Bir insan, tanıdığı birinin vefatının ardından başsağlığı dilediği için ölüm tehditleri alıyor!
Üstelik bu saldırıların arkasında yalnızca sahte hesaplar, troller de yok. Gerçek kimlikleriyle aramızda yaşayan insanlar bu nefretin bir parçası hâline gelmiş durumda.
CHP’li ve Yeni Partili isimlerin çok büyük bir kısmının, kendi kitlelerinin tepkisinden çekinerek bir taziye mesajı bile paylaşamadığını görüyoruz.
Öyle bir noktaya gelmişiz ki, bir insanın ölümünün ardından başsağlığı dilemeye “cesaret edebilenler”, olağanüstü erdem sahibi insanlar gibi sunuluyor.
Oysa bir insan vefat ettiğinde başsağlığı dilemek, temel insani sorumluluklarımızdan biridir. Bunun bile istisnai bir davranış, cesaret örneği, hatta yüksek bir erdemlilik sayılması, içinde bulundukları vicdani çöküşün ne kadar derinleştiğini gösteriyor.
Siyasi eleştiri yapılabilir, ama görevi başındaki bir insanın ölümünün ardından, kapkara bir dille nefret kusmak bambaşka bir şey!
Şunu herkes iyi bilsin;
bu yaşananları Üsküdar’daki bir seçimle açıklayamazsınız. Mesele bundan çok daha derin, çok daha köklü. Karşımızda, yıllardır farklı şekillerde kendini gösteren, artık neredeyse her şeyi kuşatan bir nefret var.
Dar ağacında “Milletime kırgın değilim” diyebilen bir nezaket abidesini, bu toprakların çıkardığı en nazik siyasetçiyi, Adnan Menderes’i idam eden, aradan bunca yıl geçmesine rağmen kendisine hala nefret besleyen bir zihniyetten söz ediyoruz. İstesek bunun gibi onlarca örneği bir çırpıda sayabiliriz.
Kendi pavyonunda çalışan kadınların maaşını bile belediyeye ödeten, yarı yaşından küçük bir belediye çalışanıyla otelde basılan bir başkana destek eylemi yapan kadın kolları başkanı örneğinde olduğu gibi,
kendi içlerindeki hemen her şeyi -hırsızlık, yolsuzluk dahil- normalleştiren, yanlışları görmezden gelen, hatta savunmak için seferber olan bir siyasi anlayışla karşı karşıyayız.
Konu kendi taraflarına gelince her şeyi savunabilenler, bir insanın vefatının ardından en temel insani duyguyu göstermeyi bile çok görüyor.
CHP’den AK Parti’ye geçen bir belediye başkanı ya da meclis üyesi olduğunda hakaretlerin, küfürlerin ve nefret kampanyalarının ardı arkası kesilmiyor.
Peki AK Parti’den CHP’ye geçen isimler olmadı mı, olmuyor mu? Milletvekilleri, vaktiyle bakanlık, hatta başbakanlık yapmış isimler için aynı nefret dilini görüyor muyuz? Hayır.
İşte aramızdaki fark bu. Siyasette seviye, duruş ve kalite meselesi tam da burada ortaya çıkıyor.
Elbette biz de kendi içimizdeki yanlışlarla hesaplaşacağız. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve bu davanın fedakâr neferlerinin emeklerine gölge düşüren kim varsa onlarla yüzleşecek, gerektiğinde bu anlayıştan söküp atacağız. Kendi yanlışlarımızı görmezden gelmek gibi bir lüksümüz yok
ama iki gündür şahit olduğumuz bu kapkara nefretin sebebi dün de aynıydı, bugün de…
Mesele bir seçim değil.
Mesele Üsküdar Belediyesi de değil. Mesele, bizim var olmamız, bu davanın, bu siyasi iradenin var olmasıdır.
Bunu çok iyi bilin, sevgili kardeşlerim.
Dündar Ziya Gültekin gibi, bu davanın tüm neferlerine olan borcumuz da bu nefreti unutmamak; bu karanlıkla mücadele etmek ve var olmaktan asla vazgeçmemektir.
Durum tam olarak budur. Sonra “ölünün arkasından konuşuyorsunuz” diye kınama ve ahlak dersleri. Ahlak dersini kimden alacağınıza çok dikkat etmek gerekiyor.
Üsküdar'da halkın seçimle işbaşına getirdiği CHP'li belediyeyi nasıl AKP'ye geçirdiklerini tekrar hatırlayalım:
- Sinem Dedetaş'ı tutukladılar
- İlk başkanvekili seçimini CHP'li aday kazandı ama seçimi mahkemede iptal ettirdiler
- 4 CHP'li meclis üyesini vaat/tehditle kendilerine geçirdiler
- 2 meclis üyesini tutuklattılar
- Başkanvekilliği seçimini tutuklanan üyelerin gözaltında olduğu güne koydular
- Sonra 2 CHP'li belediye meclis üyesini daha kendilerine geçirdiler
- Seçimi "kazandılar"
Bu şekilde kendine belediye geçirten ve bunda bir sorun görmeyen insanlar şimdi millete ahlak dersi vermeye kalkıyor.
Engin Ader retweeted
Öncelikle Allah'tan rahmet ailesine başsağlığı dileyelim.
Beyefendinin vefatı ile Üsküdar da başkanlık için yeniden seçim yapılacak
Ancak seçim günü oy vermesin diye gözaltına alınan üç üye şu anda serbest
Şimdi o üç üye yeniden hapse atılacak mı?
Hazırlansınlar mı??
Hırsızlıktan tutuklu olmadığını 5 yaşında çocuk bile biliyor. Siz de biliyorsunuz ama işinize gelmiyor. Neyse konumuz bu değil, yemiş gibi yapalım. Huzur içinde yatsın Dündar Ziya Gültekin.
Gerçekten çok ilginç yorumlar var!
Üsküdar Belediye Başkan Vekilimiz Dündar Ziya Gültekin'in Anadolu Otoyolu'nda geçirdiği trafik kazası sonucu vefat ettiğini derin bir teessürle öğrendim.
Dündar Ziya kardeşimizin kederli ailesine, yakınlarına, AK Partimize ve Üsküdarlı hemşehrilerimize başsağlığı dileklerimi iletiyorum.
Mekânı cennet olsun.
Engin Ader retweeted
Eğer iktidar olmayı planlıyorsanız bu tipleri partide barındırmayın @eczozgurozel. Ne İzmir'de ne de başka yerde.
Halk o meydanlara böyle tipler koltuk sahibi olsun diye toplanmadı.
Yeni Parti İzmir il başkanı, İzmir belediye başkanının seçmen iradesini hiçe sayarak iktidar partisine geçmesine siyah karanfil bırakmak dışında tepki gösteremediği için İzmirlilerin yoğun eleştirileriyle karşılaşmıştı. Sanırım il kongresine tek aday olarak girmek istediği için tüm ilçe başkanlarından imzalı destek toplamış. Böylece ülkede kurumsal siyaset adeta çökertilirken, kendi işini yapmayıp parti içi siyasete odaklanan siyasetçilere güzel bir örnek olmuş.
Yeni Parti, büyük umutlarla, tabanının sesini ve enerjisini siyasete kanalize etme vaadiyle kuruldu. Ama ne yazık ki birçok ilçe kongresine il yönetiminden veya daha yukarıdan gelen baskılarla tek adayla gidildiğini görüyorum. Bu durum, tüm üyelere ön seçimde oy kullanma hakkını pratikte geçersiz kılıyor. CHP'deki bu kötü yönetim pratiklerinin Yeni Parti'ye taşınması, mücadeleyi parti içine hapsederken muhalefetin tabanını örgütleme ve harekete geçirme imkânını kısıtlıyor.
Engin Ader retweeted
16 Ekim 2026, 13:15 Boğaziçi Bilgisayar Müh. Binası
#TunaTugcuyuBekliyoruz


































