Bu düşmanlık kime yarıyor?
Azerbaycan'ın iç ve dış politikasından duyulan rahatsızlıkları iki ülkenin ilişkilerini dinamitlemek için kullanmak doğru mudur? Başörtüsü hassasiyeti kullanılarak iktidar üzerinde baskı kurulmaya çalışılıyor. Azerbaycan’ın “düşman” ilan edilmesi bekleniyor!
İç politika ile dış politikayı karıştırmamak lazım. İçerideki iktidar-muhalefet kavgasını olduğu gibi dış politikaya yansıtamazsınız.
Bunu sadece Azerbaycan için söylemiyorum. İran'la bile gerektiğinde ittifak yapılır, birlikte hareket edilebilir. Kâğıt üstünde yakın ilişkilerimiz var. Sahada işler farklı yürür. İran resmiyette yanınızda durur, pratikte karşınızda. Gün gelir, çakışan çıkarlar ittifaka döner. Bu olmayacak iş değil. Ama ittifakı da dostluğu da devlet yürütür. Dış politikayı şekillendirenler karar verir. Temel çıkar neyi gerektiriyorsa ona göre hareket edilir. İç çekişmeler üzerinden dış politika belirlenmez.
m.aksam.com.tr/yazarlar/kurt…
Fitnenin başı İran
Sosyal medyada son günlerde Azerbaycan'dan gelen videolar birbiri ardına düşüyor. Okul kapısında ağlayan kız çocukları, başörtülü öğretmenler, "yasağa karşı duruyoruz" diye bağıran kalabalıklar. Görüntüler üst üste binince insan ister istemez "ne oluyor orada?" diye sormaya başlıyor. Ama işin aslı sadece başörtüsü değil. Bu görüntülerle birlikte Aliyev'e, Azerbaycan yönetimine ve Türkiye-Azerbaycan ilişkisine karşı yoğun bir kampanya yürüyor.
…
Türkiye karşıtlığında İsrail ve İran doğal müttefik gibi davranıyor. İkisi de bölgesel hegemonyalarını kaybetme riskiyle karşı karşıya. Ortadoğu'da dengeler değişiyor. Güç kaybı yaşayanlar, Türkiye-Azerbaycan gibi yakın bağları zayıflatmak için fırsat kolluyor. Başörtüsü meselesi de bu fırsatın aracı haline getirildi.
m.aksam.com.tr/yazarlar/kurt…
Devlet istedi, Kandil boşalttı
Metina, örgütün "Medya savunma alanları" adı altında "kurtarılmış bölge" ilan ettiği coğrafyanın tam merkezinde. Şırnak ve Hakkari'ye yaslanan, Türkiye için güvenlik riski taşıyan stratejik bir üslenme alanı. Örgüt, devlet heyetinin talebi üzerine buradaki barınakları boşalttığını duyurdu.
Karayılan "çektik" diyor; ama devletin "gördük" demesi gerekiyor. Çünkü Metina'nın boşaltılması tek başına yeterli değil. Buradan çekilen güçler nereye gitti? Şehirlerdeki hücreler nereye çekildi? Silahlar gerçekten yakıldı mı, yoksa başka bir yerde mi depolandı? Bu soruların cevabı, önümüzdeki günlerde netleşecek. Devletin istihbaratı bu soruların peşinde.
m.aksam.com.tr/yazarlar/kurt…
Öcalan'a “koordinatör üye” formülü
Fon krizi tartışmalarının gölgesinde kalan "çözüm süreci"nde bu hafta yeniden hareketlilik bekleniyor. Gündem İmralı’nın statüsü. “Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu” kuruldu, görev ve yetki alanları belirlendi. Abdullah Öcalan’ın da bu komisyonda yer alması bekleniyor.
Kandil ve DEM’in beklentisi Öcalan’ın bu komisyonun başına geçmesi, yani “koordinatör” olması. Bu görevi Öcalan’ın “statüsü” açısından önemli görüyorlar. Devlet Bahçeli “…barış sürecinde siyasallaşma koordinatörlüğü İmralı'da bulunan kişinin de hakkıdır”
diyerek destek veriyor.
İktidar kanadında bir çekince var; Öcalan’ın bu komisyonda yer almasına onay veriliyor fakat bu sıfat üzerinden kamuoyunda tartışma yaşanması da istenmiyor. Biraz da bu sebeple, yumuşatılmış haliyle “Koordinatör üye” formülü üzerinde duruluyor.
👇
m.aksam.com.tr/yazarlar/kurt…
"FETÖ'cü alçaklardan öğrendikleri taktiklerle ellerine ne tutuşturulsa, doğruluğunu yanlışlığını araştırmadan bize saldırıyorlar."
FETÖ videolarını izleyip dezenformasyon yapıyorlar
“Çamur at izi kalsın" misali fon krizi üzerinden isim toto oynuyor, bakanlık yapmış isimleri tek tek karalayarak dezenformasyon yapıyorlar. Haysiyet cellatlarının yalanlarının ortaya çıkması yatsıyı bulmadı ama attıkları yalan bütün dünyayı dolaştı.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’a iftira atıp akşama kadar üzerinde tepindiler.
Yeni Parti'nin genel başkanı, sözcüsü ve milletvekilleri ve muhalefet medyası fon krizini dezenformasyon kampanyasına dönüştürmeye başladı.
Hatırlayacak olursak, FETÖ'nün Bylock uygulaması ortaya çıktığında da Kemal Kılıçdaroğlu, "İktidarda 120-180 Bylockçu var, açıklamıyorlar; 15 Temmuz'da kontrollü darbe yaptılar" demişti.
15 Temmuz FETÖ darbe girişimini sulandırmak için atmadık yalan, iftira bırakmamışlardı.
Bugün de aynı şekilde herkesi "fon çuvalına" koyarak kirletmeye, kurunun yanında yaşı da yakmaya çalışıyorlar. Referansları, kaynakları, bilgilendirildikleri merkez ise FETÖ'nün yurt dışındaki YouTube hesapları.
m.aksam.com.tr/yazarlar/kurt…
“Tera'yı 2027'nin ortalarında patlatacaklardı…”
Özgür Özel’in grup konuşması kelimesi kelimesine, noktası virgülüne kadar yurt dışındaki firari FETÖ'cü YouTuber'ların Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı, ailesini, kardeşlerini, yeğenlerini hedef alan yayınların birebir kopyası.
…
CHP'yi ele geçiremeyince Yeni Parti'yi kuran Özgür Özel, tıpkı 17-25 Aralık'ta Kemal Kılıçdaroğlu'nun yaptığı gibi FETÖ'nün Meclis'teki sözcülüğüne soyunmuş görünüyor.
Mesele “yolsuzluk”, “fon dolandırıcılığı” parantezine sıkıştırılamayacak kadar büyük bir hadise. Uluslararası tarafı da var. Ülkenin ekonomik-siyasal istikrarını sarsmayı hedeflediler. Borsa çöktü ama buradan çıkan paralar dolara yönelmedi. İstenen kargaşa çıktı ama dolar şokuna dönüşecek bir panik yaşanmadı.
…
Fon dolandırıcılığının merkezinde Tera’nın sahibi olan Tezmen ailesi var. Ailenin hikayesi 1990’lardaki Telekom soygunundan el ettikleri paralarla kaçtıkları Brüksel’e kadar uzanıyor.
…
"Tera'yı 2027'nin ortalarında zaman ayarlı bir bomba gibi patlatmayı planlıyorlardı. Tıpkı 15 Temmuz hain darbe girişiminde olduğu gibi zamanı öne çekmek zorunda kaldılar. Cumhurbaşkanımızın çok erken reaksiyon vermesi, ekonomiyle ilgili çok süratli önlemler alması, süreci iyi yönetmesi krizin yayılmasını ve Türk ekonomisi için yıkıcı sonuçlar üretmesini engellemiştir."
👇
m.aksam.com.tr/yazarlar/kurt…
İsrail’in patlattığı çağrı cihazları
ve fon krizi
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ve onun temsil ettiği dünya görüşünün, devlet politikasının ve dayandığı sosyolojinin gözden düşürülüp bertaraf edilmesi İsrail açısından son derece hayati önem taşıyor.
Fon skandalının, Erdoğan'ın BM'de İsrail'i dünyada yalnızlaştırdığının ve İsrail Başbakanı Netanyahu'nun soykırımcı bir figür olduğunu uluslararası sistemde tasdik ettirdiğinin hemen ertesinde, BM dönüşünde patlak vermesinin tesadüf olduğunu sanıyorsak gerçekten kendimizi kandırırız. İsrail, fon krizini de tıpkı Lübnan'daki çağrı cihazlarında olduğu gibi zaman ayarlı biçimde patlatmıştır.
Fon skandalının arkasında yolsuzluk kadar, Erdoğan'ın Filistin politikasını hedef alan bir İsrail operasyonu da var.
Unutmayın; Filistin devletini veya iki devletli çözüm modelini dünyada samimi olarak savunan artık Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Türkiye'sinden başka hiçbir devlet ve güç kalmadı. Filistin devletinin kurulması, "Büyük İsrail" projesinin ve İsrail'in bölgesel hegemonyasının da sonu anlamına geliyor.
m.aksam.com.tr/yazarlar/kurt…
Fon krizi ve casusluk faaliyeti
Fon skandalını kimin ve hangi gücün muhalefete hediye ettiğini düşünmemizin de bir sakıncası olmasa gerek.
Zamanlama çizgisi şöyle: Fon krizi 16 Eylül'de patladı; o gün birçok fon, yatırımcıların geri ödeme taleplerini karşılayamadığını açıkladı ve borsa sert düşüş yaşadı.
22 Eylül'de beklendiği üzere Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın BM konuşması gerçekleşti. İsrail ve Netanyahu aleyhinde çok sert bir konuşmaydı; İsrail delegasyonu salonu terk etti.
25 Eylül: SPK (Sermaye Piyasası Kurulu), Özata Denizcilik hisselerindeki manipülatif işlemler nedeniyle 11 kişi hakkında suç duyurusunda bulundu.
Fon krizinin siyasal bir skandala dönüştürülmesi ise Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ülkeye dönüşüne denk getirildi. Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre, 26 Eylül'de Fatma Betül Sayan Kaya ile eşinin ticari kayıtlarını ve 2,2 milyar liralık işlemlerini ifşa etti.
Yeni Parti'ye bu bilgi ve belgeleri servis eden yapının ise fon dolandırıcılığıyla ilgili ilk yayınları yapan, konuyu ilk duyuran ve bilen yurt dışındaki FETÖ yapısı olduğu ortaya çıktı.
MASAK'ın alt yapısına sızma olduğu ise sonradan yapılan soruşturmada ortaya çıktı; siyasi casusluk soruşturması başlatıldı.
Bu tabloda fon skandalının içinde İsrail parmağının olmadığını düşünmek elbette mümkün değil. Yolsuzluklar elbet gözden kaçmamalı; aksine soruşturma daha da derinleştirilmeli ki ucunun İsrail'e kadar uzandığı ve meselenin milli güvenliği tehdit edecek nitelikte bir casusluk faaliyeti olduğu da görülebilsin.
m.aksam.com.tr/yazarlar/kurt…
















