Pinned Tweet
Dilin bilimi, dilbilim
Dil ve dilbilimle ilgili konularda alanın uzmanı olmayan, farklı uzmanlık alanlarının sahiplerinin görüşleri/savları, -ünvanları ne olursa olsun- herhangi bir dilbilimsel tartışmada kanıt olarak gösterilemez.
Which language is the closest to Sumerian and why?
(Quora questions)
Turkish and foreign Turcologists do not claim that Sumerian is Turkic language. Some phonetic and lexical affinities between Sumerian and Turkic suggest that Sumerian, an agglutinative language like the Turkic languages, may have come into contact with a Proto-Turkic variety.
TÜRKÇE "KIR" VE SLAVCA "KRAY"; UKRAYNA
Rusça "kray" (край): kenar (sınır, uç), kenar, kenar, yan, çizgi
Türkçe "kır": kırsal alan, kenar, sınır; düzlük yüksek yer; dağ, tepe
Türkçe iki kelime ses ve anlamca birbirine çok yakın.
"Ukrayna" da (krş. krayina) köken bakımından "sınır ülkesi" karşılığında.
"Kır" neredeyse bütün Türk dillerinde mevcut. Anadolu ağızlarında Kır'dan türeyen kıran, kıraŋ, kırağ vb. sözcükler de var.
SONUÇ: "Kır" muhtemelen pek çok dünya dilini dolaşan gezgin bir kelime.
NOT: Renk adı olan "kır" tamamen farklı, başka bir kelime
Ayrıntılı bilgi için:
academia.edu/116436030/Altay…
ÇOKDİLLİ OSMANLI TAKVİMİ-1911
OTTOMAN MULTILINGUAL CALENDAR-1911
"Selanik'ten 1911 tarihli, çok dilli bir Osmanlı takvimi sayfası: Sol üst kısımda, Osmanlı Türkçesiyle Rumi tarih (7 Nisan 1327) yer almaktadır. Bunun hemen altında, aynı Jülyen tarihine (7 Nisan) ve güne (Perşembe) karşılık gelen bilgiler, 1911 yılıyla birlikte Yunanca olarak verilmiştir. Yanında ise Gregoryen takvimine göre tarih (20 Nisan) ve gün (Perşembe) Fransızca olarak yer alır. Bu iki kısmın üzerinde, muhtemelen ilgili ayın 30 gün sürmesine işaret eden "30" sayısı (iki kez) ile Bulgarca "Nisan" ayı ve "Perşembe" günü görülmektedir. Yunanca kısmın altında ise Ermenice olarak "Nisan" ayı ve "Perşembe" günü yazılıdır. Sağ üst köşede Hicri takvime göre 21 Rebiülahir 1329 tarihi yer alır. En alt kısımda ise 22 Nisan 5671 tarihli İbranice kayıt bulunur; burada (Ladino dilinde) Perşembe gününe ve Pesah bayramına (Pesach) yapılan bir atıf yer almaktadır."
__________________________________
1911 multilingual Ottoman calendar page from Thessaloniki: The upper left shows the Rumi date in Ottoman Turkish: year 1327, Nisan 7 (٧ نیسان ١٣٢٧) The same Julian date (7 April, ΑΠΡΙΛΙΟΣ 7) and day (Thursday, Πέμπτη) appears below in Greek with the AD year 1911 Next to that is the Gregorian date (20 April, AVRIL 20) and day (Jeudi) in French Above these two is the number 30 (twice, purpose unclear probably because the relevant month is 30 days), the month April, (Априлий) and day (Thursday, Четвъртъкъ) in Bulgarian Under the Greek is Armenian, reading April (ԱՊՐԻԼ, april) and Thursday (ՀԻՆԳՇԱԲԹԻ, hingšabtʿi) The upper right shows the Islamic date 21 Rebiülahir 1329 (١٣٢٩ ربيع الآخر ١٢) The Hebrew date 22 Nisan 5671 (22 ניסן 5671) appears at the bottom, mentioning Thursday (in Ladino language) and Pesach (גﬞוגיבﬞיס פסח)."
Kaynak:
en.wikipedia.org/wiki/Langua…
HISTORY
TURKISH IN GREEK LETTERS- OTTOMAN TURKISH
A BILINGUAL HISTORICAL FOUNTAIN INSCRIPTION
OSMANLI TÜRKÇESİ- YUNAN HARFLİ TÜRKÇE
BİR HAYRAT YAZITI
"Sahibülhayrât (İyilikler, hayırlar sahibi)
İçenlere âfiyet,
Yaptırana rahmet.
Ḫa İstavri (rahmetli için) İstavroz"
Source: Yusuf Gürsey (RIP)
BENZEMİYOR AMA AYNI
"Вӑл юлташӗсенчен пулӑшу ыйтрӗ" (İnternet)
/Vӑl yultaşӗşesençen pulӑşu ıytrӗ/
O yoldaşlarından yardım istedi)
Türkiye Türkçesine neredeyse hiç benzemeyen bu Çuvaşça cümlenin bütün sözcükleri ve ekleri Genel Türkçe sözcüklerin seslik ve biçimlik bakımdan % 100 dengi.
vӑl=o, yultaş= yoldaş (arkadaş) Tatarcadan alınma,
pulӑş- = oluş- (< bolış-) 'yardım etmek', ıyt-= ay(ı)t- 'söylemek; sormak'
"At least 68 killed in Spanish high-speed train crash, as prime minister says 'whole country is grieving'" (BBC)
"İspanya'da yüksek hızlı tren kazasında en az 68 kişi hayatını kaybetti; başbakan 'tüm ülke yas tutuyor' dedi" (BBC)
We, the Turkish people, share the sorrow of the Spanish people.
El pueblo turco comparte el dolor del pueblo español.
Türk halkı olarak dost İspanyol halkının acısını paylaşıyoruz.
@espan
"TUHAFİYE"NİN "TUHAF" ÖYKÜSÜ
Yıllar önce 1990'ların başlarında, görev yaptığım kuruma Özbekistan'dan bir heyet gelmişti, o zaman henüz her iki taraf da birbirine yabancı, ortak anlaşma zemini oldukça dardı.
Heyetin başındaki yetkili, etrafındaki Türk görevlilere "tuhfa tuhfa" diyerek bir şeyler anlatmaya çalışıyordu, ama doğaldır ki konuyu pek anlayan olmamıştı.
O dönemde Türkoloji doktorası yapan genç bir eleman olarak heyetin mihmandarıydım.
Özbek heyet başkan beni görünce, Özbekçe "Sizin heyetin başkanına bir 'tuhfa' getirdim, ne zaman nerede verelim?" mealinde bir şeyler söyledi.
Anahtar, "TUHFE (Özbekçe TUHFA)" kelimesiydi. Divan edebiyatı metinlerinde, eser adı olarak da çokça geçen bir kelime.
Bu kelimenin anlamı bilinmeyince, ne söylersen söyle o an için sonuca ulaşmak mümkün değildi.
Ben de bizim görevlilere tuhfe'nin "hediye, armağan" demek olduğunu ifade ederek bu küçük krizin atlatılmasına br ölçüde katkı sağlamış oldum.
Ardından "TUHFE"yi biraz daha araştırmak istedim.
Güzel ve tuhafça bir hikaye idi.
Türkçe Sözlük'e göre;
"TUHAFİYE", "Çorap, mendil, eldiven gibi giyim ile kurdele, dantel gibi giysi süsüne yarar şeyler".
"TUHAF" 1. Acayip 2. Şaşılacak, garip 3. Güldürücü 4. Gülünç 5. Anlaşılmaz
TUHFE ise eskimiş bir sözcük olduğu için Türkçe Sözlük'te yer almıyor.
Her üç kelime de türevdeş, yani aynı kökten geliyor, müştak ya da İngilizce karşılığıyla "cognate".
Devellioğlu "TUHFE" için "1. hediye, armağan 2. yeni çıkma, hoşa gider, güzel şey" karşılıklarını veriyor.
Tuhfe ile Arapça sözlüklerdeki bilgiler de aynı, ilaveten tuhfe'nin, "thf" kökünden "armağan etmek" kökünden geldiği ve bizde bulunmayan "sanat nesnesi, sanat çalışması" da hatta "şaheser, başyapıt" anlamları da kaydediliyor.
İlgi çekici bir nokta Sami'deki TUHFECİ biçimi, yani hediyelik, ufak tefek süslü şeyler satan adam, çorap, mendil, tabaka gibi şeylerin satıldığı süslü bir dükkanın sahibi.
TUHAF, Arapça kurallara göre TUHFE'nin çoğul biçimi.
Anlamca hediyenin özeliklerinden biri de ilginç, farklı, değişik, nadide ve de garip olması. Dolayısıyla Bu tür nesnelerin genel adı, çokluk biçim TUHAF'a -İ(Y)E eklenerek TUHAFİYE biçiminde türetilmiş.
Kelimenin çokluk biçimi olan TUHAF ise günlük dilde, hediye/armağanın makbulünün farklı olma beklentisinden hareketle Türkçeye özgü bir anlam kazanmış.
Tabii ilginç bir şekilde bu anlam olumsuz çağrışımları ağır basan bir anlam olmuş.
Tuhaf bir başka durum da TUHAFİYE(Cİ) kelimesini Ş. Sami'nin yanı sıra Arapça sözlüklerde bulamamam.
Ben mi bulamadım, yoksa Arapçada gerçekten böyle bir kelime yok mu (dilbilimsel boşluk) o da Arabistlerin görevi olsun.
Ama sanırım burada Arapça "-iye" ile yapılan kelimelere örnekseme var. Bu ekle kelime genel bir anlam kazanmış.
"Tuhaf" ama şunu da ilave edeyim, Osmanlı döneminde Arapça kurallara göre üretilmesine rağmen kimi Arapça sözcükler Arapçada yok veya Araplar Türklerden almış.
Mısırlı bir Arap arkadaşımız "Tuhafiye" kelimesini Arapçada kullanmadıklarını ifade etti.











