
#İçerikÜreticisi Zalime Hasım, Mazluma kol kanat geren bir inancın neferiyim ☝️ Reklam ve İşbirliği İçin DM Abone Butonu Seni Bekliyor!
Ankara, Türkiye
Joined April 2020
- Tweets45.4K
- Following37.3K
- Followers38.9K
- Likes172K
Pinned Tweet
Korkaklığı bir kefen gibi giymiş bir ümmetin içinde cesur olmak bir delilikse, vallahi ben deliyim!
Bu delilikten şeref duyarım...
Odasına Girdiği Kızının TikTok Videosu Çektiğini Gören Anne, Videoya Hepimizin İçinden Geçen O Eşsiz Katkıyı Sunuyor .🤣
Ellerine Sağlık Abla!
Çocuklarınıza Böyle Durumlarda Şiddet Uygulamayın Diyen Batı Zihinli Uzmanlar, Bu Toprağın Ruhuna Uygun Katkının Caydırıcı Özelliğinden Haberleri Yok.
Psikoloji Biliminin Çaresiz Kaldığı Anlarda Özümüze Dönerek, Öz Kültürümüzde "Böyle Durumlarda Ne Yaparlardı" Diye Araştırarak O Mucizevi Çözümü Keşfedebilirsiniz.
Ata Sözleri Bunun İçin Var. "Kızını Dövmeyen Dizini Döver "
Zonguldak Kilimli Gelik’teki özel maden ocağında (Demir Madencilik) yaşanan grizu patlamasında 3 madenci hayatını kaybetti, 2’si ağır 5 işçi yaralandı. Yaralılardan ikisi yanık nedeniyle entübe edilip Ankara’ya sevk edildi.
Her faciada “işin fıtratında var” demek, yıllardır süren ihmalkarlığı örtmekten başka bir şey değil. “Bir şey olmaz” mantığıyla kurallara uymayan, havalandırma, gaz ölçümü ve denetimi ihmal eden yöneticiler bu ölümlerin asıl sorumlusu.
Zonguldak’ta 1992 Kozlu’da 263 madencinin öldüğü gibi büyük kazalar hâlâ unutulmadı. Metan birikmesi önlenebilir bir risk; kader değil, denetim ve yatırım meselesi. İşçi canı kârın önünde olmalı.
Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, ailelerine sabır, yaralılara acil şifa diliyorum
#patlama
İstanbul Esenyurt’taki Haramidere metrobüs durağında asansörün çalışmaması sebebiyle engelli bir vatandaş, çevredeki yolcuların yardımıyla merdivenlerden taşındı.
Bu ülke adına utanç duyulacak bir durum.
Yetkili olan ilgili büyükşehir,ilçe belediye yada ulaştırma bakanlığı, kim olursa olsun ülkemiz adına utanacağımız bir görüntü.
Siyasi çekişmeler halka hizmete engel olmamalı.
Vay Efendim İktidara bağlı Belediyeler olsaydı bunlar yaşanmazdı demek sorunu çözmüyor.
Çözüm noktası basit aslında.
Belediye Başkanlığı Sistemini kaldırarak, Valiliklere yada kaymakamlıktan bağlamak yada yetki alanlarını daraltmak, hizmet yapmak mecburiyetinde bırakmak.
Türkiye'de son 10 yıldır Belediyelerde hizmet göremiyoruz. En basit Yol ve asfaltlama çalışmaları zayıf, kışa hazırlık olan mazgal temizliği, çevre temizliği bile yapılmaz oldu.
Allah bu millete sabır versin...
Milyarlarca insanı ekranlara bağlayan teknoloji devleri, kendi çocuklarına
adeta bir Orta Çağ rejimi uyguluyor!
Ürettikleri zehrin zihni nasıl çürüttüğünü herkesten iyi bildikleri için kendi evlatlarını bu bataklıktan uzak tutuyorlar:
• Bill Gates: 14 yaşına kadar cep telefonu vermedi.
• Mark Zuckerberg: Televizyon ve bilgisayar ekranı karşısına oturtmuyor.
• Sam Altman: Dijital içeriklerin yanına bile yaklaştırmıyor.
• Evan Spiegel: 7 yaşındaki çocuğuna haftada sadece 90 dk izin veriyordu.
• Steve Chen: Sosyal medya ve özellikle Reels tarzı kısa videoları yasakladı.
Modern çağın kurnazlığı ve ikiyüzlülüğü tam olarak bu! 📱
Peki biz neden çocuk yemeye başlar başlamaz eline akıllı telefon veriyoruz?
Adana Kozan’ın dünyaca ünlü, coğrafi işaretli Kuytucak Narı için üreticiler havada başladı.
İncecik kabuğu, yumuşak çekirdeği ve o kendine has yoğun aromasıyla bilinen bu özel nar, bu yıl da sofraları tatlandırmaya hazır hale getiriliyor.
Geleneksel yöntemlerle hazırlanan hakiki nar ekşilerinin kokusu şimdiden tüm köyü sarmış durumda.
Hem bölge ekonomisine büyük katkı sağlıyor hem de yerel üretimin gücünü gösteriyor.
Aslında Kuytucak Narı'nı ilk defa duydum.
Fakat hakkında çok olumlu referanslar aldım.
👇 Sizce en iyi nar ekşisi hangi bölgeden çıkar?
Kuytucak narını daha önce deneme şansınız oldu mu?
Bingöl’ün Adaklı ilçesinde yüksek kesimlerde yazı geçiren göçer aileler, soğuyan havayla birlikte sürülerini alıp memleketlerine doğru yola çıktı. Yaklaşık otuz gün sürecek bu dönüş, tamamen yürüyerek gerçekleştiriliyor.
Diyarbakır Ergani’den gelen Duyu ailesi de Karalyan Yaylası’ndan ayrıldı. Üç aile, bin civarı hayvanla birlikte Adaklı’dan Kiğı yönüne, oradan Karakoçan ve Kovancılar üzerinden Ergani’ye ilerliyor. Ormanlık ve dağlık arazide hayvanları otlata otlata yürüyorlar. Çocukları okula gönderilmiş, geride kalanlar sürülerin başında.
Yağmur, yükseklerde zaman zaman kar ve dolu, geceleri ayı ve kurt tehlikesi yolculuğu zorlaştırıyor. Araçla taşımak hem maliyetli hem hayvanları yorduğu için yürümeyi tercih ediyorlar. Bu yaşam, kuşaktan kuşağa süren bir geçim biçimi olarak devam ediyor.
Horoz ötüşüyle uyanıp güne "Bugün tavuğumun rızkını taştan mı çıkaracağım, kağıttan mı?" diye başlayan üç koca yürekli Kırgız minik... 😂🤣🤣
Sabah sabah moralimizi zirveye çıkaran, izlerken insanın içini pamuk gibi yapan muazzam bir olay! Kırgızistan'ın o muhteşem dağ manzarasının ortasında üç dünya tatlısı çocuk: Hamza, Abdurrahim ve Elman.
Almışlar kucaklarına birer tavuk, geçmişler yem tepsisinin başına. Sosyal medyadaki modern akımlara öyle bir köy güncellemesi getirmişler ki akıllara zarar!
Oyunun kuralı net: "Taş-Kağıt-Makas" yapılıyor, kazanan tavuğunu açık büfeden doyurma hakkı kazanıyor! Kaybeden ise kucağında tavuğuyla mahsun mahsun sırasını bekliyor. Tavuklar da durumun o kadar farkında ki, arkada adeta "Ulan Hamza düzgün yap şu makası, valla aç kaldık!" der gibi çocukların ellerine bakıyorlar. 😂🤣
Şehirde koşturmacanın içinde birbirini yiyen insanlığa, bir köy yerinde üç çocuk ve üç tavukla mutluluk dersi veriyorlar resmen. Gününüz bu miniklerin neşesi kadar temiz ve şanslı geçsin!
Herkese günaydınlar!
Kalbe dokunan, insanı kendi içine döndüren o muazzam dua:
"Benden Razı Olduğun Hal Üzere Canımı Al ya Rabb'i." 🤲
Maddi dünyanın gürültüsünden uzaklaşıp sadece bu cümleye odaklanmak bile insana farklı bir kapı açıyor.
Hayırlı Cumalar
Filipinler'deki bir sağlık merkezinde iğne (aşı) yapılan küçük bir çocuğun, yaşadığı korkuyu yenmek için ezan okuduğu, kelime-i şehadet ve tekbir getirdiği anlar hepimizin içini ısıttı.
Dünyanın bir ucunda, Müslümanların azınlıkta olduğu topraklarda bile çocuklarına İslam’ı, imanı ve sığınma bilincini böylesine özümleten aileler var...
Dönüp bir de kendi ülkemize bakıyoruz:
Türkiye'de başı kapalı annelerin yanında krop giyen kızlarını, "Filenin Sultanları" adı altında spor maskesiyle tamamen teşhir edilen nesilleri görüyoruz.
Kültürel bir savrulmanın ve kimlik erozyonunun tam ortasındayız.
Şimdi kendimize şu can alıcı soruyu sorma vakti:
Biz gerçekten bir Müslüman ülkesi olduğumuzdan ve bu kimliği geleceğe taşıyabildiğimizden emin miyiz?
Eskişehir’in Mihalgazi ilçesinin Belediye Başkanı Zeynep Güneş!
Doğum: 1976, Eskişehir
Eğitim: Sarıcakaya İmam Hatip Lisesi + Sakarya Üniversitesi İşletme Fakültesi
Parti: AK Parti
Görev: 2014, 2019 ve 2024 yerel seçimlerinde seçilerek üç dönemdir Mihalgazi Belediye Başkanı (kesintisiz görevde)
2004 yılında kadın çiftçilerin ürünlerini değerlendirmesi için Mihalgazi Kadınlar Kooperatifi’ni kurdu.
Rümeysa Kadak, Özlem Zengin İle İlgili Eleştiri Getirdiğimiz Birileri Bizi Kadın Düşmanı İlan Etmişti.
Benim Kadınlarla İlgili Bir Sorunum Yok, Bu Toprakların Kültüründen Uzak Olanlarla Meselem Var.
Cumhurbaşkanımız @RTErdogan, Eğer İlla Kadınlara Görev Verecekse Zeynep Güneş Akgün Gibi Bu Toprakların Özünü Bilen, Kendini Bu Topraklara Ait Kadınlara Görev Versin.
Zeynep Hanım Yurt Dışında Okumadığı İçin mi Yada Feminist Olmadığı İçin mi Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Yapılmadı?
Zeynep Hanımın İsminin Önünde Profesör Ünvanı Yok Ama Mangal Gibi Yüreği Var.
Özünü Kaybetmemiş, Şalvar Giyen, Makamına Öyle Gelen Bir Anadolu Kadını.
Biz Böyle Kadınlara Yerine Allah'ın Emirlerini Sorgulayacak Kadar Hadsiz, Feminist Kadınları Ya Bakan Yapıyoruz, Ya da Cumhurbaşkanı Danışmanı Yapıyoruz.
Özlem Zengin İle İlgili Paylaşım Yaptığımda Dikkatimi Çeken Özlem Zengin'i Savunanlar Ak Partide Zengin Diyebileceğimiz Kesimden Gelmesi Herşeyi Özetliyor.
Ak Parti 2028 Seçimlerinde Meclisteki Çoğunluğu Kaybetmek İstemiyorsan Özlem Zengin, Rümeysa Kadak, Müşerref Pervin Gibi Bu Topraklara Ait Olmayan Kadınlara Yerine Zeynep Güneş Akgün Gibi Kadınlara Görev Vermelidir.
"Türkiye’de herkes Müslüman ama kimse Müslümanlığı hayatında uygulamıyor." 🚨
Sosyal medyada son günlerin en çok konuşulan, izlenen ve üzerinde tartışılan sokak röportajlarından biri bu sözlerle gündeme oturdu. Türkiye'de yaşayan Tanzanyalı Yasir Abdullah'ın dışarıdan bir göz olarak yaptığı bu tespitler, adeta toplumsal bir aynayı yüzümüze tutuyor.
Yasir Abdullah röportajda çok net ve can acıtıcı sorular soruyor:
• "Neden sadece isimleriniz Müslüman?"
• "Ramazan ayında sokaklarda neden bu kadar rahatça saygısızlık yapılabiliyor?"
• "Neden ibadetler kağıt üstünde kalıyor ve günlük hayatta bu kadar çok küfür, yozlaşma var?"
Bir yabancının gözünden bakıldığında; Türkiye’deki Müslümanlık algısının sadece bir "kimlik etiketinden" ibaret olduğu, dinin getirdiği ahlaki ve pratik değerlerin ise günlük yaşama yansımadığı gerçeği çok sert bir şekilde eleştiriliyor.
Peki, siz bu eleştirilere katılıyor musunuz?
Bir doktor, kadın doktorların hemşire sanılmasına isyan etti.
Doktorum Ben Doktor!
Bu Kadının Bilinç Altında Kesinlikle Eziklik Psikolojisi Var.
Doktor Olsan Ne Olur, Hemşire Olsan Ne Olur. Önce İnsan Olmaya Çalışmalısın.
Karşındaki İnsan Yaşlı Bir İnsan Olabilir, Kafa Olarak Dolu Olabilir, Ailevi Problemi Olabilir, Canı Yanıyor Olabilir....
Sana Hemşire Demişse Ne Olmuş?
Hemşirelik Mesleğini Aşağıladığını Farkına Varmayan Okumuş Bir Cahil.
Bence Erkek Olsun, Kadın Olsun Doktorlara İnsan İlişkileri ve Davranış Dersleri Verilmeli.
Bu Dersler Bu Toprağın Özüne Uygun Olmalı.
Davranış Bozukluğu Yaşayan Sağlık Çalışanları Görevde Kızağa Çekilmelidir
Karşılarındakinin İnsan Olduğunu Unutup Onları Robot Sanıp Öyle Davranıyorlar.
Bu Kadar Kibir, Üstenci Bir Meslek Daha Yoktur.
@drmemisoglu @saglikbakanligi
Dünyaca ödüllü Bitlis karakovan balının hasadı başladı.🐝
Bitlis’in yüksek yaylalarında geleneksel yöntemlerle üretilen ve uluslararası yarışmalarda altın ödül alan karakovan balında hasat sezonu açıldı. Doğal floradan gelen aromasıyla bilinen bu bal, gerçekten kaliteli üretildiğinde hem lezzet hem de içerik açısından değerli.
Ne yazık ki piyasada arılara şeker şurubu verilerek veya bala dışarıdan tatlandırıcı katılarak “hakiki bal” diye satılan ürünler de az değil. Bazı bölgelerde arıların başka yerlere götürülüp orada üretilen balın farklı coğrafi işaretlerle satıldığı yönünde şikayetler de duyuluyor.
Daha önce Bitlis’ten aldığım karakovan balının lezzeti ve kalitesi gerçekten iyiydi. Üreticiyi tanımıyordum ama dürüst ve vicdanlıydı. Bu dönemde böyle esnaf bulmak maalesef zorlaştı. Para hırsı bazılarının gözünü kör etmiş durumda...
Hatay’ın en özel lezzetlerinden Biberli Ekmek ve Künefe’nin geleneksel yapılışını TRT Arşivi’nde buldum.
Yıllar önce çekilmiş o programlarda, Hataylı ustaların kendi elleriyle, kendi usulleriyle anlattığı tarifler var. Ne hazır un karışımı, ne kısayol, ne de “pratik” diye adlandırılan yöntemler… Sadece un, biber, peynir, kadayıf ve o toprakların kendine has dokunuşu.
Biberli ekmek, Hatay’ın sofrasının en samimi hali. Künefe ise sadece tatlı değil; misafire, düğüne, bayrama, hatta bazen sadece “canım çekti” diye yapılan bir ritüel. Bu iki lezzet, Hatay mutfağının kimliğini taşıyor.
TRT Arşivi’nde bu kayıtların duruyor olması çok kıymetli. Çünkü tarifler zamanla unutuluyor, ustalar ebediyete uğurlanıyor, sonraki nesiller ise bazen sadece “Instagram tarifi” ile yetiniyor. Arşivde kalan bu belgeler, aslında bizim kültürel hafızamız.
Bu noktada asıl mesele şu: Bu tarifleri sadece izlemek yetmez. Kültürümüzü yaşatmak, doğru şekilde tanıtmak ve coğrafi işaret/patent koruması altına almak gerçekten değerli. Çünkü Biberli Ekmek de Künefe de sadece “yemek” değil; Hatay’ın, Türkiye’nin ve hatta bölgenin gastronomi kimliğinin parçası.
Başka ülkelerde benzer isimlerle piyasaya sürülen ürünler görüyoruz. Oysa asıl usul, asıl malzeme, asıl pişirme yöntemi burada. Bunu belgelemek, arşivlemek ve korumak hem kültürel hem ekonomik bir mesele.
Sizce bu tarz arşiv kayıtlarının daha fazla gün yüzüne çıkarılması ve coğrafi işaret süreçlerinin hızlandırılması gerekir mi? Hatay’ın başka hangi lezzetlerinin de bu şekilde belgelenmesini istersiniz?
#Hatay
Akım Adı Altında Gençlere İstediklerini Yaptırıyorlar.
Gençler Hiç Düşünmeden Digital Çağın Mankurtlaşmış Birer Gönüllü Askerine Dönüşüyor.
Çok Etkileşim Alınca Kolay Yerden Para Kazanınca Yada Ünlü Olunca Teklifler Yağacağını Sanan Bu Zavallı Beyinleri Bu Hale Getirenler Ailelerdir.
Bir Aile Okula Giden Çocuğuna Neden Akıllı Telefon Alır?
Arkadaşlarının Var Benim Çocuğum Geri Kalmasın, Üzülmesin Diye Düşüneceğine, Akranları Yüksek Not Alıyor Çocuğumu Nasıl Derslere Yoğunlaştırabilirim Diye Kafa Yorsa Belkide Ülke Olarak Cahillikten Kurtulacağız.
Bu Şekilde En Fazla Düşünenin Anneler Olduğunu Gözönüne Alırsak Çocuğuna İyilikten Çok Kötülük Yaptığını Farkında Bile Değil.
Ülke Olarak Gün Geçtikçe Yetiştirilemeyen Gençler Olduğu Cahiller Çöplüğüne Döndük.
Mesele Cahil Olmaları Değil, Kendilerini Alim Sanmaları...
Kreşe Kedi Köpek Götürmek Hangi Hastalıklı Ruh Halinin Projesi?
Bu Hayvanların Taşıdığı Mikroplardan Etkilenecek Çocukların Bedeli Kime Yüklenecek?
Çocuğunu Bu Kreşe Yolluyan Anne Baba, Bu İşi Yapanlar Gibi Hasta Ruhlu Değilse Şikayetçi Olur, Hesap Sorar.
Bunlar Hayvan Sevgisi Aşılamıyorlar, Bilinç Altlarına Kedi Köpek Tapıcılığı Aşılanıyor. Tarikatlarına Yeni Askerler Yetiştiriyorlar
Gelmiş Geçmiş En Duygusal Şarkılardan Biri.
Murat Göğebakan Şarkıyı Söylemiyor, Adeta Yaşıyor.
Bir Yardım Çığlığı Gibi, Dünya da Yaşayan İnsanlara Karşı Bir İmdat Çağrısı.
Keşke İnsanlar Bu Kadar Kötü Olmasa!
Keşke İnsanlar Bu Kadar Bencil Olmasa!
Keşke İnsanlar Bu Kadar Yormasa!
Daha Yaşanır Bir Dünyada Yaşardık...
👮🏻♀️ Bursa'da okulda görev yapan kadın polisimizin, bir öğrencinin ayakkabı bağcıklarını bağlamasına yardım etmesi gönüllere dokundu
Emniyet Teşkşkatımızda Çok Şükür Gönüllere Dokunan Vicdanlı Polisleriniz Var.
Eskiden Polislerden Çok Korkardım, Bilinç Altımızda Hep Bir Korku Vardır.
Hatta Anne Babalarımız Bizi Polise Vermekle Korkuturdu.
Çok Şükür Bugün Halkı İle İç İçe Yaşayan, Ön Yargıları Yıkmış, Halkı Kucaklamış Bir Emniyet Teşkilatımız Var.
Vesile Olanlardan Allah Razı Olsun
@EmniyetGM
@SiberayEGM
Özlem Zengin!
Doğum: 9 Eylül 1969, Tokat (bazı kaynaklarda Niksar belirtilir)
Ebeveynler: Salih ve Nimet Zengin
Çocuk: 3 çocuk annesi.
Serbest avukat olarak çalıştı.
1998-2001 yılları arasında Kanal 7’de yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlendiği Hayatın İçinden programını hazırladı.
2003’te AK Parti İstanbul İl Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi; tanıtım ve medya başkanlığı yaptı.
2012-2015 yılları arasında AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı oldu.
2015’te 25. Dönem İstanbul Milletvekili (kısa süre), 2018’de 27. Dönem Tokat Milletvekili ve 2023’te 28. Dönem İstanbul Milletvekili seçildi.
2016-2018 yılları arasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başdanışmanı olarak görev yaptı.
2021-2022 arasında AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı yaptı.
Temmuz 2018’den bu yana (kısa bir ara hariç) AK Parti Grup Başkanvekili olarak görevine devam etmektedir.
Özlem Zengin, lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamlamış ve 1990 yılında mezun olmuştur. Yüksek lisansını da Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde (Din Sosyolojisi alanında) yapmıştır.
Merak Ettiğim Özlem Zengin Okuldan Mezun Olduktan Sonra 2 Yıl Amerika'da Yaşamış.
Basına Yansıyan Herhangi Bir Eğitim ve İş Konusu İle İlgili Bir Bilgi Yok. 2 Yıl Boyunca Amerika'da Niçin Bulundu?
Ak Parti Tabanından Bir Kişi Tarafından Dahi Sevilmeyen Bu Hanfendiyi Cumhurbaşkanımız @RTErdogan, Tabana Rağmen Başköşeye Oturmuştur.
Cumhurbaşkanımız @RTErdogan'ın Kaldırttığı İstanbul Sözleşmesinin Yılmaz Savunucusu, LGBT'li Filimini 2 Kez İzledim Diyecek Kadar Kibirli, Hiç Bir Dönem Görevsiz Bırakılmaması Tesadüf mü?
Psikolojik Ruh Durumunu İncelediğinizde Bir Anadolu Kadınından Çok Buram Buram Kibir Kokan Tarzda Konuşmalarına Şahit Olursunuz.
Bütün Tokat İl ve İlçelerini Gezin Böyle Bir İnsan Bulamazsınız.
Aksine Tokat İnsanı Cana Yakın,Misafirperver, Sıcak Kanlı İnsanlar.
Bir Öğretmen Kızı Olmasına Rağmen Sanırsın Padişah Kızı.
Oysa Öğretmen Çocuğu Dediğin Halktan Olur, Halka Yakın Olur...
Yerel Yönetimleri Görevini Denetleme Yetkisi Valililerdedir.
Yerel Yönetimler Görevini Yapmadığı Zaman Valililer Arayıp Uyarabilir.
Teyzemizin Yaptığı Şey Elbet Kıymetli Ama Asıl Görevlerini Yapmadıkları Zaman Görevini İhmal Suçu İşlemiş Olmuyorlar mı?
Vali Beyin Yaptığını Popülite Kovalamak Olarak Görüyorum.
Ne Oldu Şimdi Vali Bey Bu Ablamızı Ziyaret Etti?
Ne Değişti? Sorunlar Çözüldü mü?
Bir Ülke Yada Bir Şehir Böyle Popülüte Peşinde Koşarak Yönetilmez
Bu Tür Hareketler Sorunları Halı Altına Süpürmekten Öte İşe Yaramaz





