BSSAH, savunma hakkı ve güvenlik konularında çalışmalar yürüten vatansever gönüllülerden oluşan bir inisiyatiftir.

Ankara
Joined September 2009
“Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır.” — Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 🔗 tccb.gov.tr/haberler/410/163…
3
2
30
7,075
Katliama uğrayan silahsız ve savunmasız atalarımızı rahmetle yâd ediyoruz.
1821-1830 yılları arasında Mora Yarımadasında Müslüman Türk ahali sistematik olarak katledilmiştir. Bu imha politikasına, ibadet yerlerinden medreselere, mezarlıklardan diğer kültürel miras unsurlarına kadar uzanan planlı bir yıkım ve tahribat da eşlik etmiştir. Tripoliçe katliamının 205. yıldönümünde, acımasızca katledilen Müslüman Türk sivil halkı rahmetle anıyoruz.
4
39
292
3,786
Neler oldu:
Dünyaya unutturulan 'Yunan' katliamı: Tripoliçe 23 Eylül 1821’de işgalci Yunan çeteleri, Mora Yarımadası'ndaki Tripoliçe'de kadın, çocuk, yaşlı demeden on binlerce Türk’ü vahşice katletti. Şehir ateşe verildi, katliam 'özgürlük' mücadelesi denilerek meşrulaştırıldı… tr.trthaber.com/1/3028c4ee
1
11
565
12 Eylül 1980 darbesinden sonra oluşturulan darbe hükümeti, dünyanın her yerindeki darbeciler gibi sivil toplumun silahsızlandırılması amacıyla bir dizi düzenleme yaptı ve Türk Milletinin silahsızlandırılması politikasını hayata geçirdi. Ondan sonrasını biliyorsunuz... #12Eylül
1
2
12
1,126
Kutlu olsun. 🇹🇷🇹🇷🇹🇷
1
1
26
943
Avrupa’nın ve Avrupalıların gözlerinin önünde neler olmuştu? Unutmayın, hatırlayın…
Binlerce Boşnak kardeşimizin katledilmesinden sorumlu olan, Srebrenitsa Soykırımı’nın baş faillerinden savaş suçlusu Ratko Mladić öldü. Dünya hayatındaki mahkumiyeti sona ermiş olabilir; fakat ilahi adaletten, mazlumların ahından ve Huzur-ı İlahi’de vereceği o büyük hesaptan asla kaçamayacaktır. 11 Temmuz 1995’te Srebrenitsa’da sadece canlara kıyılmadı; çocukların çocukluğu, babaların ve anaların yarınları, bir ümmetin yüreği ve bir halkın geleceği toprağa gömüldü. Bir zalimin ölmesi, geride kalan yetimlerin ve acılı annelerin gözyaşını dindirmediği gibi, 8 binden fazla aziz şehidimizin hatırasını da unutturamaz. TİKA olarak, Srebrenitsa Soykırım Kurbanlarını Anma Müze'sinde koruduğumuz her belge ve yaşattığımız her isimle bu hafızayı diri tutmayı, hakikatin ve mazlumların yanında durmayı manevi bir borç biliyoruz. Zalimler zeval bulur; fakat şehitlerimizin ruhu ve Srebrenitsa’nın hakikati kıyamete kadar yaşayacaktır. Srebrenitsa şehitlerimizi rahmet ve dualarla anıyorum.
3
3
26
1,646
Malazgirt zaferimizi şükranla ve gururla anıyoruz.
1
24
874
Bireysel Silahlanma retweeted
🚀 Savunma sanayiinde yeni mücadele alanı: HIZ Geçtiğimiz günlerde ABD'nin kritik mühimmat stoklarını ve “Arsenal of Freedom” söylemiyle hızlandırdığı füze üretimini değerlendirmiştim. (Okumak için: xitter.cf/RefikISIK/status/20848…) ABD Savaş Bakanlığının son açıklaması bence savunma ve güvenlik bürokrasisinin ve siyasetçilerin kafasında sivil kabiliyetleri de denkleme katan oldukça geniş bir savunma sanayi programının olduğunu gösteriyor. Buna göre Savunma Bakanlığına bağlı yenilik-inovasyon birimi (Defense Innovation Unit) tarafından başlatılan "köprü" (Bridge) isimli Programı, savunma sanayiindeki problemi yalnızca fabrika veya üretim kapasitesi olarak görmenin ötesine geçiyor ve güvenlik izinleri, gizli çalışma alanlarına erişim, teknoloji akreditasyonları, test süreçleri ve satın alma bürokrasisi de birer stratejik darboğaz olarak ele alınıyor. Yani modern savaş ekonomisinde kritik soru: “Kaç füze üretebiliyoruz?" dan “Yeni bir teknolojiyi ne kadar sürede prototipten seri üretime ve savaşçının kullanımına ulaştırabiliyoruz?” şekline dönüşmüş durumda. Yani yönetim, temelde bir hızlandırma kaygısıyla yeni yaklaşımlar belirliyor ve devreye alıyor. ABD'nin yaklaşımı, ikili kullanımı, sivil ve ticari teknoloji kapasitesini, yapay zekâ gibi unsurları tek bir potada eritme mekanizması üzerine kuruluyor gibi. Bu süreçte kamu-özel sektör iş birliği ve hızlı sözleşmeler gibi mekanizmaların kullanılacığı ifade edilmiş. Buradan gerçekten de büyük bir dinamizmin hedeflendiğini anlıyorum. Ayrıca savunma sistemlerinin tedariğinde hem değer yaratma hem de gizli kabiliyetler ve imkanlar oluşturulması süreçlerinde Kongre desteğini de bu süreçlerin bir parçası haline getirme iradesinden bahsediliyor. 📌Burada savunma, ekonomi ve yasama politikaları aynı noktada birleşiyor. Şahsen savunma bütçesinin yeni dönemde kafalardan geçen dinamizme ayak uydurabilmesi için ayrıca çalışılması gerektiğini düşünüyorum. Evet, parlamentoların bütçe süreçleri oldukça dinamik süreçler olsa da çoğu zaman bütçe komisyonları öncesinde oldukça statik süreçlerin eseri oluyorlar. ABD, parlamento ve yasama süreçlerini savunma tedariği hususunda nasıl dinamikleştirecek merakla bekliyorum. Çünkü güçlü bir savunma sanayii aslında iyi mühendislerin ve büyük fabrikaların yanı sıra doğru mevzuatın, hızlı kamu yönetiminin, öngörülebilir bütçenin ve yeniliğe açık bir satın alma sisteminin de neticesidir. 🇹🇷 Bence savunma sanayii konusunda halihazırda çok iyi bir ivme ile yoluna devam eden ülkemiz Türkiye açısından bir sonraki eşiğimiz; Savunma sanayiinde yerlilik oranını artırmanın yanında; girişimden prototipe, prototipten teste, testten seri üretime ve envantere uzanan süreyi mümkün olduğunca kısaltacak bir ekosistem kurmak olacak. Yukarıda da ifade ettiğim gibi bence geleceğimizde caydırıcılığımız; ne kadar hızlı öğrenip ne kadar hızlı üretebildiğimizle de ölçülecek.
🚀Stoklar mı tükeniyor, üretim mi hızlanıyor? ABD’nin kritik hava ve füze savunma mühimmatlarının stokları ile savunma sanayiinin üretim kapasitesi büyük bir hararetle tartışılıyor. Bu tartışma; savunma ve güvenlik çalışmalarını, ekonomi politiği, bütçe süreçlerini ve siyasal iletişimi aynı zeminde buluşturuyor. ABD Savaş Bakanı Hegseth, aşağıdaki gönderisinde haber kuruluşunun ekrandaki altyazıya ve ABD'nin hava savunma sistemlerinin mühimmatlarının kritik seviyede(- %80) azaldığını ifade eden habere sert biçimde itiraz ediyor. Ancak Hegseth, bu tepkisinden hemen önce Lockheed Martin ve Northrop Grumman’ın PAC-3 MSE ve THAAD sistemlerinin üretimini hızlandırmaya yönelik açıklamalarını “Arsenal of Freedom” mesajıyla paylaşmıştı. İlk bakışta iki anlatı birbiriyle çelişiyor gibi görünüyor: Bir tarafta “kritik stoklar azalıyor” iddiası, diğer tarafta “üretim tarihî ölçekte artırılıyor” mesajı… Oysa bir adım geriden baktığımızda her iki anlatının aynı anda doğru olabileceğini görürüz. Bir ülke aynı anda: ◾️Kritik mühimmat stoklarının önemli bölümünü tüketmiş, ◾️Üretim kapasitesini tarihî seviyelere çıkarmaya başlamış, ◾️Buna rağmen kısa vadede operasyonel açık vermeye devam ediyor olabilir. Çünkü savunma planlamasında üç farklı kapasite vardır: Mevcut stok başka, yıllık üretim hızı başka, kriz anında üretimi büyütebilme kapasitesi ise başka bir meseledir. Lockheed Martin, 10 Nisan’da PAC-3 MSE üretimini hızlandırmak amacıyla 4,7 milyar dolarlık bir sözleşme duyurdu. Şirket 24 Haziran’da ise THAAD üretimini dört katına çıkarmayı hedefleyen, yedi yıllık ve 35 milyar dolara kadar ulaşabilecek bir anlaşma açıkladı. Northrop Grumman da 3 Ağustos’ta kritik füze önleyici parçalarının üretimini artırmaya yönelik toplam değeri 3 milyar doları aşan iki çok yıllı çerçeve anlaşma ilan etmişti. Bu gelişmeler Hegseth’in paylaşımlarını yalnızca bir savunma politikası duyurusu olmaktan çıkarıyor. Paylaşımların zamanlaması, Amerikan yönetiminin büyüyen mühimmat stoku tartışmasının karşısına üretim kapasitesi, yeniden sanayileşme ve kontrol anlatısını yerleştirdiğini düşündürüyor. Burada klasik bir siyasal iletişim ve karşı-çerçeveleme görüyoruz: ◾️Olumsuz çerçeve: Amerikan cephanesi kritik ölçüde azalıyor. ◾️Karşı çerçeve: Amerika savaş sanayiini harekete geçiriyor. ◾️Siyasi slogan: Arsenal of Freedom. ◾️Somut dayanak: Lockheed Martin, Northrop Grumman ve diğer üreticilerle yapılan çok yıllı anlaşmalar. ◾️Hedeflenen algı: Sorunun farkındayız, sanayi tabanını büyütüyor ve süreci kontrol ediyoruz. Hegseth burada yalnızca mühimmat üretiminden söz etmiyor; tartışmanın hangi kelimeler ve kavramlar üzerinden yürütüleceğini de belirlemeye çalışıyor. Ancak parlak slogan, meselenin maddi zorluklarını ortadan kaldırmıyor. Fabrika kurmak, uzman personel yetiştirmek, katı yakıt motoru, arayıcı başlık, elektronik bileşen ve patlayıcı madde üretimini artırmak kısa sürede mümkün değildir. CSIS’ye göre bazı önemli mühimmatların üretim süreleri dört yılı aşabilir; yeni üretim kapasitesi için gerekli sermaye yatırımlarının devreye alınması bile 18–24 ay sürebilir. Dolayısıyla asıl stratejik soru şudur: Amerikan savunma sanayiinin üretim hızı, savaş alanındaki mühimmat tüketim hızına yetişebilecek midir? Bu mesele yalnızca askeri değildir. Çok yıllı siparişler, bütçe ödenekleri, Kongre kararları, nitelikli istihdam, teknoloji yatırımları ve tedarik zincirleri nedeniyle aynı zamanda bir ekonomi politik ve yasama meselesidir. Bence ABD’de izlediğimiz süreç, savunma sanayii tabanını büyütmeyi, kritik üretimi ülke içinde güçlendirmeyi ve askerî gücü sürdürülebilir bir endüstriyel kapasiteye dayandırmayı amaçlayan daha geniş bir büyük stratejinin parçasıdır. Yani ABD'de izlediğimiz şeyin, aslında yeniden endüstrileşme ve bununla birlikte ekonomiyi geliştirme, istihdamı artırma programı olduğunu düşünebiliriz. Nihayetinde endüstride, teknolojide, savunmada ve ekonomide "lider bir ülke meydana getirme" büyük stratejisinin "grand strateji" devrede olduğunu ifade etmek yanlış olmayacaktır. Modern caydırıcılık, yalnızca depoda kaç füze bulunduğuyla değil; kullanılan mühimmatın hangi hızda ve hangi teknolojik bağımsızlık düzeyinde ve hangi ekonomide yeniden üretilebildiğiyle ölçülür. 🇹🇷Türkiye açısından çıkarılacak ders açıktır: Kritik mühimmat stokları; alt yüklenici derinliği, yerli ara malı oranı, nitelikli insan kaynağı ve uzun süreli bir çatışmanın tüketim hızını karşılayabilecek üretim kapasitesiyle birlikte değerlendirilmelidir. Bir ekonomist olarak diyebilirim ki savunma bütçesinin başarısı da yalnızca harcanan toplam kaynakla değil, bu kaynağın ürettiği sürdürülebilir savaş ve caydırıcılık kapasitesiyle ölçülmelidir.
2
5
858
Bireysel Silahlanma retweeted
Macaristan’da düzenlenen Büyük Hun-Türk kurultayı ikinci gününden. (Foto: Anadolu Ajansı)
1
2
8
383
Kaçırılan 30 kadını kurtaran Tatarkan.👏 “Derhal silahlanarak atına atlayan Tatarkan yola çıkarak arkadaşlarına yetişir…” Karaçay-Malkar Destanı, Cilt 9, Syf. 34.
Replying to @RefikISIK
Türk destanlarının özetlerini okumak ve değerlendirmek isterseniz, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı'nın web sayfasındaki E-Yayınlar başlığında bulunan ve ücretsiz yayınlanan 9 ciltlik TÜRK DÜNYASI DESTANLARI ve HALK HİKÂYELERİ ANSİKLOPEDİSİ'ne göz atabilirsiniz.
1
1
6
1,301
Atıcılık, olimpik bir spor branşıdır.
4
16
1,266
Bireysel Silahlanma retweeted
Eskiden özgürlük ve güvenlik kavramları terazinin hep bir birine karşı kutuplarında konumlandırılıyorlardı. O yaklaşımlara göre güvenlik için özgürlüklerlerden vazgeçiliyordu. Oysa özgürlük ve güvenlik, her türlü tehdide karşı birlikte ve yan yana tek bir kutupta bulunurlar.
3
1
6
3,355
1. ve 2. karede: Kıbrıslı Türkler ve derme çatma kısa menzilli av tüfekleri… 2. ve 3. karede: eoka teröristleri ve silahları; tabancalar, yivli tüfekler, makineli tüfekler ve havan topları… 1950’den 1974’e kadar tablo böyleydi. Farkı görebiliyor musunuz?
3
6
53
2,661
Sivil silahlanma, milli güvenliğin ilk ve son kalesidir.
“Ayşe tatile çıktı.” 20 Temmuz 1974’te kahraman Türk askeri; tarihe geçen çıkarma ve hava indirme harekâtıyla Kıbrıs Türkü’nün varlık mücadelesine yetişmiş, adaya barış ve güven getirmiştir.Kıbrıs Türkü’nü yalnız bırakmayan Şehitlerimizi rahmetle, Gazilerimizi minnetle anıyoruz.
1
2
22
1,512
52 yıl önce #20Temmuz1974’te; Kıbrıslı Türklerin, tecavüzlere ve soykırıma karşı yokluk içinde var olma mücadelesi verdiği topraklara barış götüren kahraman Türk Milletine mensup olmanın gururunu yaşıyoruz. 📌Silahsız toplumlar hayatta kalmak için yardım gelmesini beklerler.
İki fotoğraf karesinde de hafif silahları görüyorsunuz. 1️⃣ Kıbrıslı Türklerin, Rum teröristlerin katliamlarından korunmak için ilkel şartlarda yaptkları derme çatma silahlar. 2️⃣ İsviçrelilerin sahip olabildiği yasal silahlar. 📌 İsviçre, hiç işgal edilmedi, hiç darbe görmedi.
1
4
25
1,520
İki farklı toplumun tehdit karşısındaki refleksleri: 1️⃣ Selanik: Kolordu komutanı 26 Bin askerine silah bıraktırdı. Silahları ve şehri Rumlara teslim etti. Sivillerin silahı da direniş isteği de yoktu. 2️⃣ İsviçre: Sivillerin neredeyse tamamı silahlı ve vatanı savunmaya hazır.
2
7
1
31
2,920
İki fotoğraf karesinde de hafif silahları görüyorsunuz. 1️⃣ Kıbrıslı Türklerin, Rum teröristlerin katliamlarından korunmak için ilkel şartlarda yaptkları derme çatma silahlar. 2️⃣ İsviçrelilerin sahip olabildiği yasal silahlar. 📌 İsviçre, hiç işgal edilmedi, hiç darbe görmedi.
25
77
10
941
461,417
Elimizdeki son istatistiklere göre 10 yıllık bir zaman aralığında ülkemizde İşlenen suçların %93.38’inin kayıtsız(ruhsatsız) ateşli silahlarla, kesici ve delici aletlerle işlendiği bilinmektedir. Bugün bu oranın daha da arttığı düşünülmektedir.
2
1
48
13,845
15 Temmuz 2016 darbe girişiminde Şehadete eren kardeşlerimizi rahmetle anıyor, Türk Milletinin birlik ve beraberliğine halel getiren, medeniyete, adalete, liyakata, temel hak ve özgürlüklere savaş açarak ülkemizi yozlaştıran her haini tek tek lanetliyoruz...
1
1
5
1,007
📌
12 Eylül 1980 darbesinden sonra oluşturulan darbe hükümeti, dünyanın her yerindeki darbeciler gibi sivil toplumun silahsızlandırılması amacıyla bir dizi düzenleme yaptı ve Türk Milletinin silahsızlandırılması politikasını hayata geçirdi. Ondan sonrasını biliyorsunuz... #12Eylül
1
7
877
Hiçkimsenin darbe yapamayacağı ülke: İsviçre
İsviçre’de neredeyse her evde birden çok silah bulunmaktadır. Bu durum İsviçrelileri tedirgin etmez zira İsviçreliler, silahlar sayesinde müreffeh ve mutlu bir hayata sahip olduklarının farkındadır. İsviçre’de neredeyse her kentte ve kasabada açık hava poligonu bulunur öyle ki bu poligonlardan birinin atış hattında yoğun bir trafiğin aktığı bir taşıt yolu bulunur ama hiçbir İsviçreli “güvende hissetmiyoruz” demez çünkü bilir ki silah caydırıcılıktır, talim yapmak vatanı, özgürlüğü ve zenginliği müdafaa etmeye hazır olmayı sağlar. Talim yapmak, silah kültürünü besler ve geliştirir. İşte bu nedenlerle İsviçre’nin kişi başı milli geliri 100.000 dolar mertebesindedir. İşte bu yüzden İsviçre, dünyanın en zengin ailelerine ev sahipliği yapar. İşte bu yüzden dünyanın en zengin, en nitelikli göçmenleri İsviçre’ye göçmek ister. Güvende hissettiğimiz ve zenginleştiğimiz bir hayat mümkün. #İsviçreGibiOL #SilahlanVeSavun
6
755