Acımı tarif edecek kelime bulamıyorum. Halâ çok güçsüzüm. Ama o kadar yanımda oldunuz ki bir teşekkür etmem gerekiyordu. Acılar gerçekten paylaşılınca dayanılır olabiliyormuş. Bütün Türkiye yavruma ağladınız, gözyaşlarımı sildiniz, iyi ki varsınız. Sanatçı arkadaşlarım eleştirilmiş cenazede yoktular diye ama hem olayın aniliği hem de mekan farklılığı beni yalnız göstermiş olsa da, hemen hepsi aradı sordu.
Siyasetçisi, sanatçısı, sokaktaki vatandaşıyla, her fikir ve düşünceden, her politik partiden insanlar benimle ağladı. Ben evin haşarı çocuğu oldum hep malumunuz. Bazen sizleri kızdırmış da olabilirim ama kimseyi üzme amacı gütmedim hayatımda. Bizler bir aileymişiz oysa, acı yoldan öğrendim. Şimdi evladımdan yadigâr iki kuzumla ilgilenip onlara sahip çıkmak istiyorum. Benim kızım dünya iyisiydi, onu çok özlüyorum. O artık tüm Türkiye’nin kızı, evladı, canı. Ben ondan razıyım, Allah’ta razı olsun. Allah evlatlarınızı ve sevdiklerinizi sizlere bağışlasın. Onlara sarılın benim için, öpün, saçlarını okşayın, sevdiğinizi söyleyin benim için. Kızıma hasretim hiç bitmeyecek. Hepinize çok çok çok teşekkür ediyorum. Kusuruma bakmayın iyi değilim henüz ama torunlarım için biliyorum olmak zorundayım. Aramalarına dönemediğin herkesten çok özür diliyorum. Belki yine bi yerlerde karşılaşmak üzere çok sağolun! 🙏
Laf aramızda bi dahaki seçimi kaybedersek ben de geçicem Ak partiye olm. Kızmaca darılmaca yok. Bu yaştan sonra adliyeydi, karakoldu, Silivri’ydi uğraşamam daha olm! Siz zaten içeri düşünce satıyonuz adamı. 😎
Ak partiye geçeceğimle ilgili iddialar yalandır! Anam yüzüme bakmaz, karım beni boşar! Ya sizler, sizlerin yüzüne nasıl bakarım lan ruh hastası köftehorlar? 🥲
Gerçekten o kadar güzel bir film di ki, kalbimi bıraktım. Hele köpek öyle bir oynamış ki, keşke hayvanlar için de bir oscar kategorisi olsaymış. Hayvanlarla içli dışlı olanlar anlayacaktır beni. İzleyin harika. 😢
“Hiç kimse bu konudan neden bahsetmiyor?” derken bu videoya denk geldim. Muhalif hesaplar hiçbir sebep göstermeksizin kapatılıyor. Yavaşça karartılıyoruz. Geçenlerde değerli hocamız insan hakları savunucusu Prof. Yaman Akdeniz”in hesabı da kapatıldı.
Bu tarz videoları burada yayınlamıyorum ama bu video çok viral oldu, Fon skandalıyla karısını, kocasını neredeyse tanımayanları hicvettim. 😎
Fon vurgununda telaffuz edilen paralara bak arkadaş. Milyar milyar. Garibansan git öl vallahi bak. Hani şu you tube’a çıkıpta gençlere; “başarılı olmak için çok çalışmak lâzım!” Diyen yavşak bazı zengin iş adamlarını tutup teker teker silkmek lâzım aslında!
Fon mağdurlarının paralarını ödemenin en güzel yolu, o paraların bu fonlardan haksızca milyarlık kâr yapanlardan alınarak, mağdurlara fona giriş meblasınca adil şekilde geri ödenmesidir.
Fatma Betül Sayan Kaya ile ilgili iddialar çok ciddi ama ses yok. Böyle bir şey yoksa çıkar dersin ki, “yalan kardeşim hepsi iftira!” Varsa da dersin ki “yaptım ulan yaptım ama sorun bakim niye yaptım, istifa ediyorum?” Ama müsait değilmiş, naapıyon, para mı sayıyon ablam?
Biz çok şanslı bir nesildik, 80’leri 90’ları gördük. Dünyanın son güzel zamanlarıymış.
Akıllı telefonlarımız yoktu ama walkman’lerimiz vardı.
Günün en güzel şarkılarını karışık kasetlerde toplar, dinlerdik.
Tabletlerimiz yoktu ama atari salonlarımız vardı. Harçlığı toparladık mı koşardık pacman ve galaga oynamaya.
Sokaklarda oynayan nesillerdik. Plastik bir topun varsa kraldın. Oyuncuları seçer, kuralları sen koyardın. Taşlarla yaptığımız kalelerle karşı mahalleyle gazozuna maç yapardık. Sonu hep kavgayla biterdi tabi.
Starbuckslar yoktu, en büyük lüks pastanelerdi. Manitayla orada buluşurduk. Genellikle paramız sadece manitanın yediklerine yeterdi. Biz aşla seyrederdik. :)
Yazlık sinemalarda Cüneyt Arkın, Kemal Sunal filmleri izlerdik. Annelerimizin yaptığı dolmalar sarmalar çekirdekler eşliğinde.
Cumartesi günleri “Kara şimşek” pazar günleri “parliament gece sineması oldumu hayat dururdu sokakta.
Bayramlar bayrama benzerdi. Kurbanda et yerdin, ramazan’da şeker. Komşuluk vardı yemek yaparken kokmuştur diye konu komşuya yemek taşırdık. Misafirliğe pat diye gidilirdi. Misafir geldimi çok sevinilirdi.
Fakirdik ama mutluyduk be.
Halâ temizdi duygular. 80 ve 90’lar ülkede ve dünyada en iyi şarkıların, en iyi filmlerin en iyi kitapların üretildiği zamanlardı. İnsanları gülerken görürdün, surat asarken değil.
Yemekte, gezmekte, misafirlikte ellerimizdeki telefonlara değil, birbirimizin yüzüne bakar, sohbet ederdik.
Bir adresi bulmak, bir date’e çıkmak, bir insanı sevmek bile zahmet isterdi.
Tinder yoktu sağa sola kaydırıp seçmiyorduk, görüyor, peşinden gidiyor, bin dil döküyor, aşk mektupları yazıyor, aşk acısından ağlıyorduk. Ama sevdik mi de tam seviyorduk.
Uzun lafın kısası analog yaşıyor, analog seviyorduk. Lanet olası dijital yoktu. Şimdi ben bunları niye yazdım? Bilmiyorum yazdım işte!
Arkadaş bunlar bu paraları nereden buluyor? Hadi buldun, o gösteriş nedir? Banknotlar merkez bankasından çıkmış gıcır gıcır tuğla gibi. Ayrıca arabada otoparkta para saklamak neyin kafası? Kafamda deli sorular. Şimdi içerde atarsın havanı kara paracı Kara haydar.
Kendimi Kadir İnanır’ın mirastan pay alamamış yeğenleri gibi hissediyorum. Öyle mazlum, öyle kırgın.
Bi yaştan sonra yalnızlık bağımlılık yapıyor. İnsanları çekemiyorsun. Arkadaşlıklar seyreliyor ama kalitesi artıyor. Gereksiz muhabbetler katlanılmaz oluyor. İnsanlara açıklama yapmayı bırakıp özgürleşiyorsun. Anlayan ekime, anlamayan kasıma diyorsun.
Mansur Yavaş’ın açıklamasını okudum da, Muhalif kesimde öyle bir güvensizlik ve paranoya oluşmuş ki artık kimseye inanamıyorlar. Haksız da değiller belki ama geldiğimiz nokta gerçekten düşündürücü!
Yüzümüzü güldürdüler yine Avrupa şampiyonu! 🇹🇷#FileninSultanları











